'RİJKAARD SAÇMALIYOR ADNAN POLAT GÖZ YUMUYOR!..'
Usta kalem Hıncal Uluç, bu hafta yine gündeme damgasını vuracak açıklamalarda bulundu.
İşte o açıklamalar...
Haftanın sürprizi, Galatasaray’dan geldi. Sivas maçı geçen sezonun bir devamı gibiydi ve sarı-kırmızılı ekip, deplasmanda 2-1 mağlup oldu. Takım içindeki problem ve eksiklerin bir dışı vurumu olarak değerlendirebilir miyiz? Ayrıca maç sonrası Rijkaard’ın Hiddink ve yönetimi hedef alan ilginç açıklamaları da vardı.
Rijkaard saçma sapan laflar etti. Milli maçta Hiddink, kendi vatandaşı Hiddink, ‘Fenerlileri az oynatmış, Galatasaray’ın adamlarını çok oynatmış!’
Diyelim ki doğru; bu hafta Galatasaray’ın Avrupa maçı var, ardından da Bursa maçı var. Demek ki Bursa maçından da umudu kesecek Galatasaraylılar.
Galatasaray’ın 3 futbolcusunun milli maçta 90 dakika oynaması, hafta içinde takımı böylesine sarsıyorsa 14 futbolcunun 90 dakika oynaması yıkar. Avrupalı bir hocanın ve haftada iki maça alışkın bir hocanın, “Vay bizim adamları niye 90 dakika oynattın” diye milli takımın hocasına çatması garip!..
Yönetime imalarda bulunuyor. “Transferler yapılmadı, edilmedi” diye… Geçen sene senin elinde Galatasaray tarihinin en iyi kadrosu vardı. Ne yaptın!.. Fenerbahçe’nin 10 puan gerisinde kaldın. Bu konuda şikayet edecek sonuncu adamsın Türkiye’de!.. Hangi futbolcunun değerini bildin, hangisini oynattın!.. Galatasaray’ın elindeki futbolculardan hangisi sen geldiğinden bu yana, ileriye gitti? Geçen seneye göre Galatasaray’ın bütün adamları daha kötü top oynuyorlar.
Adamı fizik olarak hazırlamamışsın, teknik olarak geriye düşürmüşsün, ondan sonra diyorsun ki kadro eksik! “Kadrom eksik” diyen adama şimdi soruyorum: Maçın Galatasaray mağlup duruma düştükten sonra, takımı kurtarmak için ikinci yarıda Mehmet Batdal’ı aldı oyuna, santrfor, arkadan Milan Baros’u aldı oyuna, santrfor... Galatasaray’ın biri eski, biri yeni iki santrforu kenarda otururken, sahaya santrforsuz çıkan adamın, “Benim eksiğim var” diye şikayet etme hakkı var mı? Sen elindekilerden yararlanmayı bilmiyorsun. Hadi, kadroda olmasalar, oyuna girmeseler tamam... Ama kenarda oturuyorlar ve oyuna alıyor ikisini de... ‘Kurtarıcı’ diye oyuna aldığı iki tane santrfor kenarda otururken, santrforsuz başlıyor oyuna ve arkadan diyor ki “Benim kadrom eksik” diyor.
Üstüne de iki santrforu oyuna soktuktan sonra onlara pas verecek tek adamı, kanattan ya da ortadan orta yaparak ya da ara pası atarak, onları gol pozisyonuna sokabilecek tek adamı, Arda’yı dışarı alıyor. Bunu yapan bir cehaletin, “Benim kadrom eksik” deme hakkı var mı? Mehmet Batdal’ı anlamayan, Milan Baros’u anlamayan, Arda’yı anlamayan bir adama kimi, neyi vereceksin!.. Dünya karmasını versen sen olacak!.. Dani Alves, Xabi Alonso, Messi olsa ne olacak!..
Ama tekrar söylüyorum, bunu söylemekten dilimde tüy bitti; Rijkaard’ı eleştirmek boş laf, bu adamı futbolu bilmediğini, anlamadığını geçen sene her maçta gösterdi, her maçta... Koca Galatasaray’ı, Avrupa şampiyonu olabilecek kadroyu, Fenerbahçe’nin 10 puan gerisinde bıraktı. Fener şampiyon olsa neyse, 10 puan fark atan Fenerbahçe şampiyon da olamadı. Geçen senenin alay konusu olan Fenerbahçe’nin 10 puan gerisinde kaldı Galatasaray. Allah’tan Fenerliler timsah yürüyüşü yaptılar da Galatasaray kurtuldu. Yoksa Galatasaray ile alay edecekti Türkiye!..
43. dakikada yaşanan pozisyon ile ilgili neler söyleyeceksiniz? Rijkaard, hakemin verdiği hatalı faul kararı sonrası çılgına döndü ve o serbest vuruş golle sonuçlandı.
Elmalarla armutları karıştırmamak lazım. Yani, bir hakem bir korner kararını yanlış verebilir. Bir hakem bir frikik kararını yanlış verebilir. Bunu tartışırsın. Ama hakem ‘auta, korner verdi’ diye golü yemen mi lazım? Faulü Neill yapmadı, Neill’e yapıldı açık. Ama Galatasaray’ın duran toptan yediği kaçıncı gol bu ya! Sen bir teknik direktör olarak 18’in içine ortalanacak bir duran topta savunmanın nerede durması gerektiğini hala anlatamadıysan, hakeme sövsen ne olacak, sövmesen ne olacak!
Diyelim doğruydu hakemin kararı... Neill faulü yapmış. Neyi değiştiriyor bu!.. O zaman Galatasaray ‘haklı yenilmiş olacaktı’ öyle mi? Her duran top ortasında Galatasaray savunması şaşkına dönüyor.
Galatasaray’ın, 2-0’dan 2-2’ye getirdiği Belgrad karşılaşmasını düşünün. Adam utanmadan “Biz 2-0’ın üstüne yatacağımıza ‘gol atacağız’ diye hücuma gittik. Taçları hızlı attık, autları hızlı attık. O yüzden 2 gol yedik. 2-2 oldu” dedi.
Allah’tan kork. Yediğin iki gol de duran toptan. İki duran topta da 18 içinde 8 Galatasaraylı var. Bırak öyle ileri gideni falan. 8 Galatasaraylı var. Adam “İleri gittik, açıldık, ondan golü yedik” diyor. Farkında değil.
İki Avrupa maçında duran toptan gol yemiş, farkında değil. Farkında olmadığı için de Sivasspor maçında bir tane daha yiyor. Ondan sonra da hakemi tartışıyor. Yan hakemi “Sen yanlış verdin” diye gırtlaklamaya gidiyor. Penaltıyı da ters verebilir hakem ne olacak! İlle de yenilmen mi lazım! Emre Çolak’a yapılan hareket de penaltıydı. Ama verilmedi.
Sivas-Galatasaray maçının hakemleri pek parlak değildi.
Özellikle bu maçın hakemi parlak değildi. Bunu Galatasaray’dan ayırarak söylüyorum.
1- Belli ki hakemlerimiz Dünya Kupası’nı iyi izlememişler. FIFA’nın, Dünya Kupası’ndaki hakemlere verdiği yorumun farkında değiller. Rakibi oynatmamaya yönelik taktiği hissettiğin anda kartlarını çıkarmaya başlayacaksın.
Bucaspor’da Bülent Uygun’un, Sivasspor’da Mesut Bakkal’ın taktiği oydu. Topu hücuma sokmak isterken faul ile durduruluyorsun. Ama nerede olursa olsun. Hakemlerimiz bunun farkında değil. Farkında olunması lazım ki futbol oynamak isteyen takım, oynayabilsin.
Televizyon 9 maçı da veriyor. Aynı gün arka arkaya dört saat ekran başında kalıyoruz. Dört saat maç seyrediyorsun “keçiboynuzu”. Üç tane pozisyon yok. Niye? Çünkü pozisyona girmeyi önleyen teknik direktörler iş başında ve hakemler, bu teknik direktörlerin, bu taktiklerine prim tanıyorlar.
2- Ölçüsüz, kontrolsüz dalışlar topa değsin değmesin, rakibe değsin değmesin, her zaman sarı karttır. Çünkü rakibi sakatlar. Hakemlerimiz de farkında değil, yorumcularımız da farkında değil.
‘Ama ayağın üstünden atlayabilir.’ Niye atlasın? Adamın işi atılan çelmeden atlamak değil, topu sürmek. Oğuz Sarvan, bu hakem yorumunu kafalara yerleştirmeli. Oynamak isteyeni koruyacaksın. Oynatmamak isteyeni de affetmeyeceksin. Faulün derecesi önemli değil.
Bir şey daha var. Gazetelerde fotoğrafı da yayınlandı. Bucaspor-Beşiktaş karşılaşmasında Erkan korner atışını çizginin dışında kullandı.
Şimdi “Televizyon tek başına ceza sebebi değildir” diyoruz. Niye? Çünkü bütün maçları televizyonda izleyemiyoruz. Şimdi öyle değil. Bu sene bütün maçları televizyon naklen yayınlıyor. Bütün maçların kaydı federasyonun elinde var.
Kornerin atıldığı köşede yan hakem yok. Yan hakem karşı köşede. Orada yan hakemin olmadığını bildiği için iki kere bir karış dışarıdan attı. Bu nedir? Uzakta olan hakemin görmeyeceğini bilerek aldatmaktır. Hakem aldatmanın cezası ne? Sarı kart. İki kere aldatmanın cezası ne? Kırmızı kart. Orada kırmızı kartlık bir suç var.
Hakem görmediği için bu kartlar maçta çıkmadı. Ama milyonlarca insan gördü ve bu kayıtlar federasyonun elinde. Derhal müdahale edilip, bunlara ekrandan ceza verilmesi uygulaması başlamalı ki hakem aldatmalarını asgariye indirelim. Bu çok tipik bir örnek. Futbolcunun bu ‘5 santimlik kara geçme’ düşüncesini de anlamak mümkün değil.
Yarın 5 santimlik bir fark yüzünden birisi sarı kart görebilir. Sarı kart görürse ne olacak? ‘Öbürü bir karış dışarıdan attı, ceza falan vermediniz, şimdi bana sarı kart veriyorsunuz’ demeyecek mi? Hele o ikinci sarı kart ise kırmızıya dönüşüyorsa ve itiraz etse, haksız mı? Onun federasyonda artık bütün maçların kayıtları elinde olduğuna göre ‘Ey ahali, kendinize gelin. Öyle çaktırmadan yumruk atmak, dirsek atmak gibi hareketlere başvurmayın. Hakem atlayabilir ama ekran atlamaz. Gördük mü cezayı bastırırız’ demesi lazım.
SABAH
Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 04:22