Rumlar cami kundakladı, Kıbrıs Türkü ayakta
LEFKOŞA - Cumhurbaşkanı Eroğlu, KKTC'de temaslarda bulunan Anamur Turizm ve Kültür Derneği'ni kabulü sırasında, gazetecilerin sorusu üzerine, Limasol'daki Köprülü Hacı İbrahim Ağa Camii'nin kundaklanmasını değerledirdi.
Eroğlu, "Anlaşma yapmaya çalıştığımız bir zamanda böyle davranışlar, tabi ki bizim 'Rumlar uzlaşma istemez' deyişimizde haklı olduğumuzu göstermesi bakımından önemli. Cami yakma eylemine katılanlara teessüflerimi bildirmek isterim" dedi.
Kundaklanmanın, Rumların, Müslüman ve Türkleri hazmedememelerinin güzel bir göstergesi olduğunu ifade eden Eroğlu, konuyla ilgili elde ettiği bilgilere göre, camiyi yakmaya çalışanların neden olduğu yangın sonucunda kapının tamamen yandığını ve caminin içerisinin de yangından etkilendiğini söyledi.
Paskalya kutlamaları içerisinde papazların verdiği vaazlardan esinlenen bazı kişilerin camiyi yakmaya yeltendiğini kaydeden Derviş Eroğlu, "Bu doğru bir hareket değildi. Bu, hala daha, KKTC insanının Rum halkına güvenmemesindeki nedenlerinde haklı olduğunu ortaya çıkarıyor" diyerek şöyle devam etti:
"Camiye, cansız bir varlığa, sırf Müslümanların ibadet yeridir diye zarar vermeye kalkmak, insanlıkla bağdaşmaz. Ama maalesef Rum tarafı, bu gibi hareketleri ilk defa yapmadı. Geçmişte de camilerimiz yıkılmış, ibadet eden insanlarımız kurşunlanmıştır. Rum zihniyeti budur."
-B planı tartışması-
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Kıbrıs müzakereleriyle ilgili Türk basınında yer alan "B Planı" haberleriyle ilgili sorular üzerine de, müzakerelerin henüz kopmadığı bir zamanda bunu tartışmanın doğru olmadığını belirtti.
BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un 19 Nisan'da vereceği kararı beklediklerini ifade eden Eroğlu, karara göre müzakerelere devam edip etmeme konusunda yetkili organlarıyla bir tavır belirleyeceklerini söyledi.
-"2014'de su akışının başlaması Kıbrıs Türküne hayat katacak"-
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ayrıca, Anamur'dan 2014'de gelecek suyun, Kıbrıs Türküne hayat katacağının altını çizdi. Eroğlu, kabuldeki açıklamasında, Kıbrıs Türkünün Anamur ile teşkilat yıllarına dayanan gönül bağları bulunduğunu hatırlatarak, günümüzde ise Anamur'dan KKTC'ye su getirilmesi projesinin başlatıldığını kaydetti.
Türkiye'den suyun gelişiyle kuraklıktan kurtulacaklarını, hatta sulu ziraata geçebileceklerini ifade eden Eroğlu, gelecek suyun turizm ve üniversite sektörüne de katkısı olacağını söyledi.
Derviş Eroğlu, Anamur ile KKTC arasında ulaşım bakımından bir bağın kurulmasının fevkalade önemli olduğunu vurguladı.
Anamur Turizm ve Kültür Derneği Başkanı Fuat Uğur da derneğin bu yıl içerisinde gerçekleştirdiği faaliyetleri ve KKTC ile müşterek çalışma imkanları oluşturulmasına yönelik istek ve önerilerini dile getirdi.
Uğur, Anamur'un kaynak sularının yakın bir gelecekte yavru vatan Kıbrıs'a ulaştırılmasından dolayı tüm yöre halkının büyük bir mutluluk duyduğunu belirtti. Uğur, Anamur'daki bir parka Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın adının verileceğini kaydetti.
Anamur'un KKTC'ye en yakın nokta olmasına rağmen bugüne kadar ekonomik ilişkilerde istenilen düzeyde gelişme sağlanamadığını kaydeden Uğur, "KKTC tarımına hayat verecek su temini projesinin tamamlanmasıyla birlikte tarımda ortak üretime ve yatırımlara yönelik bilgi birikimimizi ve ekonomik imkanlarımızı paylaşmak mümkün olabilecektir" dedi.
"Cami daha önce 5 kez saldırıya uğramış"
KKTC Din İşleri Başkanı Doç. Dr. Talip Atalay, Kutlu Doğum Haftası ve Paskalya'nın yoğun olarak kutlandığı bir zamanda, Kıbrıs Rum kesiminin Limasol kentinde bulunan Köprülü Hacı İbrahim Ağa Camii'nin benzin dökülerek yakılması girişimini üzüntüyle karşıladıklarını belirterek, Rum Ortodoks Kilisesi'nden saldırıyı kınamasını beklediklerini söyledi.
Atalay, olayla ilgili olarak AA'ya yaptığı açıklamada, ibadethanelerin güvenli yerler olduğunu, oraya sığınan insanlara dokunulmayacağını ifade ederek, Rum tarafında herhangi bir Türk yetkilinin olmadığını, Rum makamlarının kendilerine emanet edilen ibadete açık bir camiyi kundaklamaya açık bir pozisyonda bırakmasının son derece esef verici ve üzücü olduğunu vurguladı.
Bölgedeki Müslüman cemaatten aldıkları bilgiye göre, aynı caminin beşinci kez kundaklandığını, bu durumun daha da üzüntü verici olduğunu ifade eden Atalay, caminin Cuma akşamı kundaklandığını, cami cemaatinin haber vermesi ile dün akşam bilgileri olduğunu, tam teyit etmeden de basına bilgi vermek istemediklerini kaydetti.
-Badanayla kapatılmak istenmiş-
Bölgedeki Din İşleri Dairesi'nin temsilcisinden aldığı bilgiye göre, Kıbrıs'taki Köprülü ailesine ait vakfın yaptırdığı, tarihi Türk camisinin girişindeki 40 kadar merteğin yanarak kömür olduğunu, girişin her an çökebileceğini, caminin tamir edilinceye kadar ibadete kapatılacağını kaydeden Atalay, Rumların, yangını kimseye haber vermeden camiye badana yaptığını, olayın bu şekilde kapatılamayacağını, benzinle kundaklamanın söz konusu olduğunu söyledi.
-Minare havaya uçurulmak istendi-
Saldırının zamanlamasının da üzücü olduğunu dile getiren Atalay, Müslümanların Kutlu Doğum Haftası'nı, Rumların da Paskalya'yı kutladığına işaret ederek, bu saldırının beşinci olduğunu, 15 gün kadar önce de yakılan ve içine tüp gaz konan araç lastiğinin minarenin altına atıldığını anlatarak, "Lastik patlasın ve minare yıkılsın diye. Fakat lastik çok alev almadığı için patlamadan kalmış. Saldırıların sistematik bir şekilde yapıldığı gözüküyor. Benzinle tutuşturulduğu anlaşılıyor. Panjurlar yanmış, giriş kısmı tümden yanmış, girişte 40 kadar mertek yanmış, çatı çökmek üzere ve cami kullanılamaz halde. Giriş çatısı her an çökebilir korkusu yaşanıyor" diye konuştu.
-Kiliseden kınama beklentisi-
Rum Kilisesi'nin bu olaya sevineceğini düşünmediğini ifade eden Atalay, zaman zaman görüştüğü Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu 2. Hrisostomos'a, "Bizim inancımız ve geleneğimiz hiç bir ibadethaneye saldırıyı hoş görmez, ibadethanelerin emin yerler olduğunu düşünür ve ona göre muamele etmek isteriz ve buna göre de muamele beklemeyi arzu ederiz" sözlerini aktardığını söyledi.
Atalay, "Sayın Hrisostomos'dan konuyla ilgili bir kınama ve kendi toplumunu uyarma konusunda duyarlılık ve açıklama bekliyorum. Destek açıklaması. Duyarlı davranacağını düşünüyor ve birşeyler yapacağına inanıyorum" dedi.
Kıbrıs Rum kesimindeki saldırının, Avrupa'da artış gösteren ırkçılıktan etkilenmiş olabileceğini, ancak Rum tarafının bu konuda Avrupa'ya ihtiyacı olmadığına işaret eden Atalay, Kıbrıs'ta 1963'ten bu yana yaşanan pek çok sorun olduğunu kaydetti.
Geçmişte Baf Camii'nin tümden havaya uçurulduğunu, güney Lefkoşa'daki Bayraktar Camii'nin de yakın zaman da bile saldırıya uğradığını anımsatan Atalay, Rum tarafında böyle bir gelenek bulunduğunu söyledi.
-"Tekrar hortlamasın"-
Rum tarafındaki camilerin Rumların, kuzeydeki kiliselerin de Türk tarafının kültürel mirası olduğunun altını çizen Talip Atalay, şöyle konuştu:
"Biz ibadethanelerin tartışma konusu olmaktan kesinlikte çıkmasını istiyoruz ve camilerimizin korunmasını istiyoruz. Ne bir camiye ne bir kiliseye bu adada herhangi bir sadırı olmasın. Avrupa ve dünyada yükselen ırkçılık dalgası bunu tetikliyor olabilir mi- Tabi ki olabilir ama adadaki tarihi gelenek açısından bakarsanız, özellikle 1960 sonrası olaylar açısından, zaten Avrupa'da böyle şeyler yokken ya da kalkmışken, burada böyle şeyler vardı. Biz bunların tekrar edilmesini, hortlamasını istemiyoruz."
Atalay, güvenlik açısından bir sorun yoksa insanların kendi inançlarına ait kutsal mekanlara girip çıkışlarında bir zorlanmanın olmaması ve kutsal mekanların korunması gerektiğini kaydetti.
-"Tansiyonu düşürücü bir ol oynamamız lazım"-
Kıbrıs'ın fethinde bayrak dikilmesi nedeniyle tarihi önemi bulunan, güney Lefkoşa'daki Bayraktar Camii'nin de zaman zaman saldırıya uğradığını anlatan Atalay, yakın bir zamanda caminin kilidi kırılarak soyulduğunu, bu olayın bir kaç kez tekrarlandığını, Rum makamlarının bu konuda daha duyarlı olması gerektiğini söyledi. Atalay şunları kaydetti:
"Bir şekilde toplumlar arasındaki tansiyonu düşürücü bir ol oynamamız lazım bizim. Siyasetin de ateşini düşürücü bir ol oynamamız lazım. Bu konularda hem kilisenin hem de Rum yetkilerin duyarlı davranacağını, özellikle barış görüşmelerinin sürdüğü şu süreçte, zannederim ilişkileri tamir eder. Ama bu tarz olaylar ilişkilerimizi kolay onarılamayacak şekilde zedeler. Biz zedeleyici bir ilişki biçimine katkı sunmak istemeyiz. Din İşleri Başkanlığı olarak barış ve kardeşliğe katkı sunacak eylemelerde ve söylemlerde bulunmakta fayda görürüz."
Güncellenme Tarihi : 22.3.2016 18:44