RUSYA İLE NATO ARASINDA YARIN ROMA DEKLARASYONU İMZALANACAK
KAYNAK : Haber Vitrini
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya ve NATO arasındaki ilişkilerin niteliğini yükseltecek ve yarın Roma'da imzalanacak Rusya-NATO belgesinin çok önemli olduğunu belirtti.
Putin, bugün Hükümet üyeleriyle yaptığı toplantıda, ''çok önemli olan bu belgeyle birlikte, Rusya-NATO ilişkileri niteliksel olarak bir üst aşamaya çıkacak'' dedi.
ABD Başkanı George Bush'un Rusya temaslarının çok başarılı geçtiğini ve Bush'un temasları sırasında Rusya'nın bu ülkeyle işbirliğini artıracak mutabakatlara şimdi de Rusya-NATO belgesiyle devam edileceğini belirten Putin, ''böylece Rusya'nın da uluslararası güvenliğe ek bir katkısı olacak'' dedi.
Bu belge, ''Roma Deklarasyonu'' olarak adlandırılacak. Bu deklarasyon ile kurulacak ''Rusya-NATO Konseyi'nde (RNC), bu belgenin hazırlanması için son aylarda taraflar arasında yapılan müzakerelerde belirlenerek listesi yapılan belirli uluslararası konularda ortak karar alınacak ve uygulanacak.
Rus kaynaklarda göre bu listeye, ''uluslararası terörizm ve 21'inci yüzyıla özgü diğer yeni uluslararası tehditlerle mücadele, kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi, kriz yönetimi ve ortak barışı koruma operasyonları'' da dahil.
Kremlin Sarayı'nın adı açıklanmayan bir yetkilisi İtar-Tass'a yaptığı açıklamada, ''Roma Deklarasyonu'nun imzalanması, Rusya ve İttifak arasındai ilişkilerin düzeyinin artırılması yolunda sadece bir ilk adım olacak'' dedi, ''yeni kurulacak işbirliği mekanizmasının etkinliğinin ve işlevselliğinin, dönemin siyasetçilere, diplomatlara ve askerlere bağlı olacağını'' kaydetti.
SSCB'nin dağılmasının ardından NATO'nun, Doğu Bloku'nun eski ülkelerini ittifaka üye olarak almaya veya bu ülkelerle Barış İçin Ortaklık (BİO) planı kurmaya başlaması Rusya'yı başlangıçta rahatsız etti.
NATO'nun genişlemesine, yarın taraflar arasında yeni bir anlaşma imzalanacak olmasına karşın hala karşı olan Rusya, BİO sürecine de diğer ülkelerle eşit koşullarda girmek istemedi.
Rusya, kendisinin dev bir nükleer güç olduğunu, uluslararası ilişkilerde belirleyici bir konumunun bulunduğunu, bu nedenle NATO ile ortaklığının eşit koşullarda olması gerektiğini, kendi güvenliğini ilgilendiren konularda NATO kararlarını veto edebilmesi gerektiğini belirtiyordu. Rusya bir yandan da, Varşova Paktı'nın dağılmış olmasından ötürü, NATO'nun, siyasi kanadının ağırlığının artması, siyasi bir örgüte dönüşmesi gerektiğini savunuyordu.
Beş yıl önce imzalanan işbirliği anlaşması ile NATO Rusya'ya veto hakkını vermedi, ancak bir danışma mekanizması kuruldu.
Rusya'yı tatmin etmeyen bu danışma mekanizması, Kosova'daki gelişmeler üzerine Batı'nın Yugoslavya'da bombardımana başlaması sonucu etkisiz kaldı. Rusya, ''NATO'nun bu tip operasyonlarıyla ilgili kararlarda bizim de belirleyici rol oynamamız gerektiğini savunuyorduk. Bu görüşümüz kabul edilmedi ve Kosova'daki durum da haklılığımızı ortaya çıkardı'' diyerek, NATO'nun, kendisine danışma gereği bile duymadığı gerekçesi ile mekanizmadan çekildi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, iktidara gelmesinin ardından Batı ile yeniden yakınlaşmaya başladı ve (19+1) denilen bu danışma mekanizması yeniden canlandırıldı. 11 Eylül'deki saldırının ardından da İngiltere başbakanı Tony Blair'in önerisiyle Rusya'nın yıllar önce istediği ''NATO ile eşit koşullarda işbirliği'' tezine doğru NATO taviz verdi ve belirli konularda da olsa Rusya'ya NATO kararlarında söz sahibi olma hakkı veren, (19+1)'in terkedilerek 20'li formata geçilmesini öngören Roma Deklarasyonu hazırlandı.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 16:59