Saddam Hüseyin ''Kaçtı'' söylentilerini yalanlarcasına Bağdat’ta sokağa çıkmıştı ya...İşte orada devlet başkanını görmek için koşturan Iraklılardan biri sarı - kırmızılı eşofman giymişti. Eşofmanın göğsünde GS amblemi vardı.
Sırtında ise ''Galatasaray'' yazısı...
Herkesin izlediği görüntüdeki bu ilginç ayrıntıyı Star fark etti. Ekrana yansıyan, GS’nin UEFA kupasını kazandığı yıl kullandığı eşofmandı. Iraklı Cimbomlu belki o zaman edindiği eşofmanı hala üzerinde taşıyordu.
***
Türkiye’den bir takımın Batı’daki başarısının Müslüman dünyayı nasıl gururlandırdığının bir başka örneğini Suriyeli gazeteci Hüsnü Mahalli, Post Express’te İlhami Algör’e anlatmıştı (15 Ekim 2002):
Galatasaray Süper Kupa’yı kazandığında, Suriye’nin Kamışlı kenti kışlasında bir asker, sevincinden tankına binip havaya ateş açmıştı.
Mahalli, Türkiye dünya kupasında maç kazanırken de Arap aleminin çalkalandığını söylüyor ve ekliyordu:
''İbrahim Tatlıses için Şam’da, Halep’te, Beyrut’ta, Fas’ta, Cezayir’de 1 milyon insan toplarsınız. Adam seviyor işte...''
***
Cimbomlu Iraklının ekranda görünmesinden 2 gün önce Türk Dışişleri Bakanı, ülkesinin Irak’a karşı ''saldırganlar koalisyonu''nda saf tuttuğunu açıkladı. Daha önce ''Bağdat bombardımanında ölecek çocukları düşündükçe uykularının kaçtığını'' söyleyen Abdullah Gül, Bağdat bombardımanında çocuklar ölürken, ABD’nin baskısıyla Ankara’daki Iraklı 3 diplomatı ''istenmeyen adam'' ilan ederek kovdu.
''Bu savaş meşru değil'' diyen Cumhurbaşkanına, ''Bu bizim savaşımız değil'' diyen Genelkurmay’ına, ''Savaşa hayır'' diyen kamuoyuna, ''Biz bu savaşta yokuz'' diyen Meclis kararına, Bağdat’ta ölen çocukları düşündükçe uykusu kaçan Dışişleri Bakanı’na, savaş haberi izlemeye dayanamayan Bayan Erdoğan’a, işgalciye yumurta yağdıran Urfalılara rağmen, Türkiye ''Koalisyondayız'' açıklaması yapabiliyor.
''Türkiye koalisyonda''ysa, önceki paragrafta saydıklarım kim peki?..
Onlardan ayrı bir Türkiye mi var?
***
Öyle bir coğrafya düşünün ki; Kamışlı’da Galatasaray şerefine tank ateşlenir.
Bağdat’ta sarı kırmızılı eşofman giyilir.
Halep’te geceleri Türk televizyonu izlenir.
Tahran kahvelerinde İbrahim Tatlıses dinlenir.
Lakin ne hikmettir ki Türkiye, bu avantajını saygın bir bölge gücü olmakta kullanacağına, kendi doğusuna sırtını dönüp gayrimeşru bir saldırganlığın hizmetine giriyor.
ABD Dışişleri Bakanı’nı görünce Köşk’ü, Meclis’i, halkı hiçe sayıp ''Koalisyondayız'' açıklaması yapıyor.
''Hiçbir şey istemedi'' denilen Colin Powell gider gitmez, dünyanın omuz silktiği bir dayatmaya boyun eğip komşusunun diplomatlarını kovuyor.
***
Bu saldırı sonunda Bağdat düşebilir, yerine Amerikan patentli bir kukla rejim geçebilir. Ama dün televizyonda izlediğimiz, elleri havada teslim alınırken ağlayan kızın, başı poşetli esir babasına sarılan oğlanın, gözünün önünde ana babası ve kardeşleri katledilen Iraklı yetimin öfkesi dindirilebilir mi?
Onların yarın birer intihar komandosuna dönüşmesi, Bağdat’tan binlerce Bin Ladin yetişmesi engellenebilir mi?
''Basra harap olduktan sonra'' Türkiye, sarı - kırmızı eşofmanlı adama ''Sizi bombalayan koalisyonunda biz de vardık'' diyebilir mi?
Can Dündar
milliyet
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 19:45