SAĞLIK-İŞ GENEL BAŞKANI BAŞOĞLU: ''HER BİR İLERLEME RAPORU ASLINDA TÜRKİYE'Yİ ADIM ADIM TESLİM ALMA RAPORUDUR''
YUSUF ZİYA ERARSLAN
ANKARA- AB Komisyonu tarafından onaylanarak açıklanan 2003 Türkiye İlerleme Raporu'nunu değerlendiren Sağlık İşçileri Sendikası (Sağlık-İş) Genel Başkanı Mustafa Başoğlu, ''Her bir ilerleme raporu aslında Türkiye'yi adım adım teslim alma raporudur'' dedi.
Başoğlu, sendika genel merkezinde bugün düzenlediği basın toplantısında, Avrupa Birliği'nin (AB) Türkiye'nin sorunlarını çözüp, ülkeye ekonomik rahatlık sağlama amacında olmadığını ileri sürerek, ''Bugüne kadar milletimizi birbirine bağlayan bağları kopararak Kürt soyundan gelen Türk vatandaşları Kürtçü azınlık, müslüman inancında olan alevi vatandaşlarımızı dini azınlık, Türkçe'den başka dille eğitim yapmayı kültürel hakların korunması olarak tanımlayıp Türkiye'nin üzerine yürüyen Avrupa Birliği, daha önce bir çok defa söylediğim gibi, Türkiye'yi rahatlatıp sorunlarını çözme amacını taşımıyor'' diye konuştu. Başoğlu, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün raporu gerçekçi bulmasının AB'nin işini kolaylaştırdığını kaydetti. ''Türkiye'nin AB kaderini, İtalyan Prodi veya Alman Werhougen'e teslim etme eğiliminde olanlar, Türk milletinin hakkını koruduğunu iddia edemezler'' diyen Başoğlu, şunları söyledi:
''Berlusconi'nin Türkiye'ye güler yüz göstererek, 'Merak etmeyin bizdensiniz' diyerek ekonomik çıkar sağlaması, Simitis ve Papadopulas'un ise bizimkilerle oynayıp samimi komşu görüntüsü sergileyerek Türk dostu olduklarını kanıtlamaya çalışmaları ise ne yazık ki açıklanan ilerleme raporuna yansımamaktadır. Son raporla sadece Türkiye'nin iç işlerine karışılmıyor, bazı diplomatik cümleler arkasına gizlenilerek milli davamız olan Kıbrıs'tan vazgeçmemiz isteniyor. Geçtiğimiz günlerde Başbakan Erdoğan'ın Cumhuriyetin 80. Yılı nedeniyle Çankaya'daki kabülde İngiltere Büyükelçisi ile yaptığı tartışma son olarak Belçika Başbakanı'nın Türkiye'yi ziyaretinde söyledikleri son ilerleme raporu ve diğer AB yetkililerinin açıklamalarından, 'KKTC'den vazgeçmezseniz daimi üyeliği unutun' anlamı çıkıyor. AB'nin Kıbrıs konusundaki şartı ilk değildir. Daha önce 1983te yapılan Keponhagg Zirvesi'nde Kıbrıs Rum Yönetimi özel bir kararla AB genişleme kapsamına dahil edilmiş ve 1997 yılındaki Lüksemburg Zirvesi'nde ise Türkiye'nin Kıbrıs sorununda gerekli yaklaşımı göstermediği Yunanistan tarafından iddia edilerek üyeliğimize karşı çıkılmıştır. Son rapordaki Kıbrıs şartı ile ilgilili olarak 'daimi üyelik için Kıbrıs'ta çözüm şarta bağlanmaktadır' demek ise sadece kendimizi oyalamaktır. Türkiye'ye yönelik bu tehdide, Kıbrıs Rum Kesimi AB daimi üyesi olduktan sonra Türk askerinin Kıbrıs'ta işgalci durumuna düşeceği yönünde bir başka tehdit daha eklenmektedir. Birliğin en güçlü devleti ve ekonomik destekçisi olan Federal Almanya Hristiyan Demokrat Parti Genel Sekreteri Meyer, 'Türkiye'nin üye olmasıyla AB yönetilemez hale gelecektir' diyor. AB Türkiye'yi zayıflatmak, güçsüz bırakmak istiyor. Şehit kanları üzerine Rum salyası akıtılamaz. AB yetkilileri, ekonomik zorluklarımıza bakıp Türkiye'yi sirk maymumuna çevirmek istiyor. Hükümetin buna izin vermemesi gerekir''.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 20:59