'SARI KIZ OPERASYONU, ÇOK MANİDAR!..'
Danıştay’ın hakkındaki türban kararı Alparslan Arslan’ın silahlı saldırısına gerekçe gösterildi. Türkiye onun türbanını okul dışında takıp takamayacağını aylarca tartıştı. Siyasiler, hukukçular, medya hep onu yazdı ve konuştu. Şimdi o konuşuyor:
DANIŞTAY 2. Dairesi’nin, hakkında okul dışında türban ile dolaşmasının yasal olmadığı yönünde verdiği kararın Alparslan Aslan’ın saldırısına gerekçe yapılan öğretmen Aytaç Kılınç, "Başörtüsü konusunda benim kesin kurallarım yok" dedi.
İlköğretim öğretmeni Aytaç Kılınç, Haftalık Tempo Dergisi’ne konuya ilişkin ilk kez konuştu.
Türban konusu, Danıştay saldırısı ve yaşadıklarına yer verdiği kitabı hakkında açıklamalarda bulunan Kılınç, "Başımı gerektiği zaman açarım, gerektiği zaman da kapatırım" diye konuştu.
Öğretmen Kılınç ilk kez konuştuğu Tempo Dergisi’nin muhabirinin sorularını özetle şöyle cevapladı:
Başınızı örtme kriteriniz nedir. Hangi zamanlarda ve yerlerde örtersiniz?
Benim öyle kesin kurallarım yok başörtüsü konusunda. Örneğin evimin önüne gelen gazetecilerin karşısına bir keresinde başım açık çıkmıştım. Buna benim dışımda kimse karar veremez. Sokakta bakkala giderken de başım açık olabilir. Ben taassubun her çeşidine karşıyım. İnsanların birbirine benzemesinden de nefret ederim. Bu nedenle beni de bir kalıba sokmalarını istemem. Örtünmek kişisel bir tercihtir. Kabul edin ya da etmeyin ama içinde yaşadığımız sistemde kılıf kıyafet yönetmeliği diye bir şey var. Yani memur olmak isteyen birisi bu yönetmeliği de uygulamak zorunda olduğunu biliyor. Daha sonradan bunun için yaygara koparmanın bir anlamı yok.
Siz başörtüsü mü, türban mı demek istiyorsunuz?
Tercihim başörtüsü. Benim başımı örtmek için kullandığım örtünün ve bağlama şeklimin türbanla ilgisi yok.
Üniversitelerde yaşanan türban sornunu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Devlet memurları için kılık kıyafet yönetmeliği var. Bu kesinlikle tartışılamaz. Ancak bildiğim kadarıyla öğrenciler için böyle bir durum yok. Üniversite yönetimleri belirliyorlar bu kriterleri. Ama türbanla girilmeyecek diye kural varsa da buna uymalı.
Herhangi bir cemaat ya da tarikatla bağlantınız var mı?
Kesinlikle bağlantım yok. Zaten olsaydı ya polis ya da basın bunu ortaya çıkarırdı.
Etkilendiğiniz bir dini akım ya da lider?
Ben Allah’la kul arasına bir başkasının girmemesi gerektiğine inanıyorum. Benim günahım, sevabım kendime ait. Başkasını ilgilendirmez. Kuran’ın Türkçe’sini baştan sona dört kere okudum. Orada mesaj açık. Bir aracıya ihtiyaç duymadan İslam’ı anlayıp yorumlayabileceğimi gördüm.
Beş vakit namaz kılıyor musunuz?
Kılıyorum desem yalan söylemiş olurum. Farz olarak kabul edilen dini kuralların tamamını eksiksiz olarak yerine getiriyorum dersem de yalan olur. İş yaşamının yoğunluğu bunları yapmamı maalesef etkiliyor. Bana göre, İslam’a göre önemli olan iyi bir insan olabilmek, evrensel değerlere saygılı olmak.
Danıştay saldırısını öğrendiğinizde ne düşündünüz?
Elbette herkes gibi çok üzüldüm. Ama daha çok üzüldüğüm, bu saldırının benim davamla ilişkilendirilmesi oldu. Neredeyse katilmişim gibi davranıldı. Benim davam hukuki bir davaydı. Siyasi bir yanı yoktu. Ben bunu yaparken başörtüsü sorunu yaşayanların bayraktarlığını da üstlenmek istemedim.
Kitabınız ne zaman yayınlanacak?
Bu konuda net bir tarih veremiyorum. Çeşitli yayınevleriyle görüşüyorum. Öğretmenin adı yok", "Kötü Örnek", ya da "Operasyonun Adı Sarı Kızdı. Alparslan Aslan Öyle Diyor" olabilir. Son isim dikkat çekici. Evet polisin Alparslan Aslan’ı yakaladığı operasyonun adı "Sarı Kız" olduğunu öğrendim. Benim de sarışın olduğumu düşününce bu çok manidar geliyor.
AKP bir kez bile aramadı
Aytaç Kılınç, türban tartışmalarında AKP’nin kendisiyle ilişki kurup kurmadığı yönündeki soruya şu cevabı verdi: Televizyon ekranlarında, uzaktan herkes çok konuştu benim hakkımda. Ne kadar haklı bir davayı yürüttüğümü söylediler. Ama ne AKP ne de başka bir yerden beni arayıp bir kere bile ne durumdasın diye sormadılar. Benim yaşadıklarım kadın karşı ciddi bir ayırımcılıktı ay zamanda. Ama beklemiş olmama rağmen AKP’den kimse benimle bağlantı kurmadı. Türbanı bu kadar çok tartışan ve tartıştıran AKP’nin beni aramamasının nedenini bilmiyorum, ama açıkçası çok da merak ediyorum.
Operasyonun adı Sarı Kız
Danıştay’ın hakkında aldığı türban kararı, Alparslan Arslan tarafından yapılan silahlı saldırının gerekçesi olarak gösterildiği için eleştirilere hedef olan öğretmen Aytaç Kılınç, yaşadıklarını anlattığı kitabını yayımlamaya hazırlanıyor.
Danıştay 2’nci Dairesi, 9 Şubat 2006’da öğretmen Aytaç Kılınç’ın okul dışında türban ile dolaşmasının yasalara aykırı olduğu yönünde karar verdi. 17 Mayıs 2006’da ise Danıştay 2’nci Dairesi’ne silahlı saldırıda bulunan Alparslan Arslan, bunu Daire’nin türban kararını protesto etmek için gerçekleştirdiğini söyledi. Kılınç, saldırıyı kesinlikle onaylamadığını ve mücadelesini hukuk çerçevesinde sürdürmek istediğini söyledikten sonra sessizliğe gömüldü.
Kılınç, Tempo Dergisi’nin bugün piyasaya çıkan sayısındaki röportajında, başına gelenleri başkasının ağzından aktardığı bir kitap yazdığını anlattı. Kılınç, kitabına ’Öğretmenin Adı Yok’, ’Kötü Örnek’ ya da ’Operasyonun Adı Sarı Kızdı. Alparslan Arslan Öyle Diyor’ koymayı düşündüğünü söyledi. Kılınç, "Son isim dikkat çekici. Evet, polisin Alparslan Arslan’ı yakaladığı operasyonun adının ’Sarı Kız’ olduğunu öğrendim. Benim de sarışın olduğumu düşününce bu çok manidar geliyor" dedi. İşte Kılınç’ın kitabından bazı notlar:
İĞNE BATINCA
Kılınç, Alparslan Arslan’ın duruşmasına gidip gitmemekteki kararsızlığını şöyle anlatıyor: "Perşembe akşamı. Tarihi dava yarın. Hálá kararsız. Acaba gitsem Danıştay üyeleri, hukuçular ne düşünür? Rahmetli Özbilgin’in oğlu da orada olacak. Arslan’ın ailesi de gelir muhtemelen diye düşündü." Aytaç, yazının devamında ayağına 10 santim uzunluğunda bir yorgan iğnesi battığı için duruşmaya katılamamasını şu cümlelerle aktarıyor: "Ayağının üzerine basması imkansızdı. Acaba bu, bana gitmemem için verilen bir uyarı mıydı diye düşündü. Gitmeyeceğim diye düşündü. Artık istese de gidemezdi."
VAKİT’İN ARABASINDA
Kitabın, en ilginç bölümlerinden biri de Danıştay’ın kendisi ile ilgili kararını açıkladığı gün başına gelenleri anlattığı satırlar. Okul çıkışında bekleyen gazetecilerden kurtulmak için bir arkadaşı, kendi arabasıyla onu uzaklaştırmayı teklif ediyor ama o aceleden yanlışlıkla Vakit Gazetesi’nin arabasına biniyor ve onların ısrarıyla Vakit’in bürosuna gidiyor. Kılınç, kitapta "Yeryüzünde kimse yanlışlıkla bindiğine inanmaz ama kendisi biliyor ya bunun böyle olduğunu" diyor.
Memursan başını aç
AYTAÇ Kılınç türban konusunda kesin kuralları olmadığını söylüyor. Kılınç, "Evimin önüne gelen gazetecilerin karşısına bir keresinde başım açık çıkmıştım. Buna benim dışımda kimse karar veremez. Sokakta bakkala giderken de başım açık olabilir. Ben taassubun her çeşidine karşıyım. Ama kabul edin veya etmeyin memursan kılık kıyafet yönetmeliği var. Sonradan bunun için yaygara koparmanın anlamı yok. " diyor.
/Hürriyet
Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 03:55