Gündem
  • 22.9.2004 12:42

SAYGI ÖZTÜRK IRAK GERÇEĞİNİ YAZDI... IRAK'TA TÜRKLERİ TÜRKLER ÖLDÜRÜYOR!...

SAYGI ÖZTÜRK

 

Irak’ta öldürülen Türk vatandaşlarının sayısı 50’e ulaştı. Her gün yeni “kaçırma” haberleri birbirini izliyor. Ekranlara yansıyan vahşet görüntüleri de bu gidişle önlenecek gibi gözükmüyor. Ne yazık ki, Türk vatandaşlarına yönelik eylemlerin içinde yine Türk vatandaşları da bulunuyor.

 

Afganistan, Bosna, Çeçenistan’dan sonra, radikal dinci örgütlerin yeni “Cihad Bölgesi” diye nitelendirdiği yer Irak. O yüzden dünyanın değişik ülkelerinden Irak’a gidenler arasında Türk vatandaşları da bulunuyor. Bunların bir bölümü Amerikalılara karşı “din adına” mücadele verirken, asıl çoğunluğu ise belli şirketleri bölgeden uzaklaştırmak amacıyla mafya yöntemlerini uyguluyor.

 

Türkiye’de El Kaide örgütü adına bombalı eylemleri gerçekleştiren ve 58 kişinin ölümüne yol açan Habip Aktaş Irak’ta ne geziyordu. Aktaş ve 7 arkadaşının Irak’ta olduğu başından beri istihbarat birimleri tarafından biliniyordu. ABD saldırısı sonucu öldüğü belirtilen Aktaş’ın, kasetini de basına arkadaşları verdi. Bu ölüme şüpheyle bakılıyor ve DNA testi olmadan Habip Aktaş’ın öldüğüne güvenlik birimleri inanmıyor. Aktaş kendisini öldü gösterip etrafındaki takipten mi kurtulmak istiyordu? Güvenlik birimlerinin yetkilileri bu olasılığı göz ardı etmiyor...

 

Kerkük’te oturan ve can güvenliği nedeniyle adını açıklamadığım bir Irak vatandaşı telefonda şunları söyledi:

 

“Burada kimse kimsenin umurunda değil. Kimsenin can güvenliği yok. Ne zaman, nerede bir bomba patlayacağı ya da merminin nereden geleceği hiç belli değil. Kimlerin ne zaman kimi kaçıracağını da bilen yok. Karışıklık ve kargaşa hakim. Burada yalnız Türk şoförleri değil Suriye, Ürdün ve diğer ülkelerden de şoförler olmasına rağmen, daha çok Türk şoförleri hedef alındı. Bunun nedeni de Türkiye’nin buradan kazanç elde etmesini istemiyorlar. O yüzden, daha çok Türk şoförleri kaçırılıyor, öldürülüyor, Irak’tan çekilmeleri isteniyor.”

 

AMERİKA YARI YOLDA BIRAKIYOR

Uluslar arası Nakliyeciler Derneği’nin bir yetkilisi, ilginç bilgiler aktardı. Özellikle ABD şirketlerine mal götüren şoförlerin güvenliğinin sağlanması için toplantılar yapıldığını belirttiler. Bu toplantılarda, Türkiye’nin istekleri arasında, sınırdan itibaren araçların konvoy halinde ABD askerleri tarafından korunması istendi.

 

Gerçekten ABD askerleri, Bağdat’a yük taşıyan Türk sürücülere eşlik etti. Ancak, mallar boşaltıldıktan sonra ABD, “ne haliniz varsa görün” dercesine mal götüren sürücüleri, dönüşte korumasız bıraktı.

 

Türk makamlarının “şoförlerimizin can güvenliğini sağlayın” isteklerine verilen cevap “konvoyun önüne, arkasına eskort veririz. Gerisine karışmayız” deniliyor. Yani kimsenin can güvenliği sağlanamıyor. Türk şoförler tam hedef durumuna geldi. 

 

ABD askerlerine “önce kendi can güvenliğiniz” talimatı verilmiş. O yüzden, konvoyun koruması sırasında, saldırı olsa bile, önce ABD askerleri konvoyu bırakıp bir an önce olay yerinden uzaklaşmaya çalışıyor. Bunun da son dönemlerde hayli örneği görüldü. Saldırı başlayınca ABD askerleri en seri bir biçimde olay yerinden ayrılıyor.

 

 

Çöl ortasında silahsız ve korumasız kalan Türk şoförleri kaçırılıyor. Kaçırılanlar bir yana bir de yollarını kesen silahlı kişilere haraç veriyorlar. Artık, bunlar dayanılacak gibi değil. Bugün Irak’a her gün 4 bin civarında araç giriş-çıkış yapıyor. Haraç vermeden yollarına devam edemeyen Türk şoförleri gerçekten zor durumda.

 

Irak’ta olup bitenlere, Türkmen kentinin yerle bir edilmesine karşı da duyarsız kalındı. Sınırımıza 70 kilometre uzaklıktaki Türkmen kenti Telafer’de “insanlık dramı” yaşanırken, Türkiye’de alabildiğine bir duyarsızlık yaşandı. Belki bu konuda tek ses veren İşçi Partisi (İP) oldu.

 

TELAFER’DE BİR ŞEY OLMADI MI?

ABD ve Kürt Peşmergelerin günlerce abluka altına aldığı ve ağır silahlarla adeta yerle bir ettikleri Telafer’de, açıklanan rakamın kat kat üstünde insan öldüğü belirtiliyor. Yüzlerce kişi hala kayıp. Enkaz kaldırılmadığı için buralardan kaç ceset çıkacağı da bilinmiyor. Binlerce hayvan telef oldu. Yani Telafer’de büyük kayıplar yaşandı.

 

Telafer’de bunlar yaşanırken, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, gülümseyerek Türkmenlere yönelik bir olayın meydana gelmediğini öne sürdü. Dışişleri Bakanlığı, basında yer alan haberleri “Telafer’de hiçbir şey olmadı” diye yalanladı. Ne zaman, Genelkurmay Başkanlığı’nın açıklaması oldu, ardından, gülümseyen bakan, alabildiğine sert açıklamalar yaptı.

 

Telafer’de olanlara karşı sesini yükseltmesi beklenenler sessiz kalırken, İP Ankara İl başkanı Hüseyin Karanlık ve partililer, ABD Büyükelçiliği önünde basın açıklaması yaptı ve saldırıları protesto etti. İstanbul’da ise “Irak’la ve Türkmen Direnişiyle Dayanışma Nöbeti” geceli-gündüzlü sürdürüldü. Diğer partilerin ilgisizliği karşısında, İP’nin yaptıkları Türkmenlerin yüreğine su serpmeye yetti. Sahi, nerede mangalda kül bırakmayan diğer partiler? Böyle bir günde ses vermeyecekler de ne zaman ses verecekler? Yoksa onlara göre de mi Telafer’de her hangi bir şey yok?

 

TÜRKİYE, KARŞISINDA MUHATAP BULAMIYOR

Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ise gelişmeler karşısında çaresiz. Çünkü karşılarında Irak yönetimi yetkisiz. Onlardan fazla bir beklentileri de yok. Türkiye, Türk sürücülere ve araçlarına zarar verilmemesi için bazı öneriler sundu. Ancak geçen dönemde görüldü ki bunlar da işe yaramadı.

 

Örneğin Türk TIR’larına Irak’a girişte Irak plakası takılması ve önerilen önlemler arasında. Ancak bu konuda da hiçbir gelişme olmadı. Yine Türkiye’nin istekleri arasında, taşınan malların TIR bölgesi oluşturulup malların her türlü güvenlik önlemi alınan bu alanlara bırakılması, oradan taşımasının da Iraklılar tarafından yapılması da yer alıyor. Ne yazık ki bu öneriye Irak makamlarından cevap bile gelmedi. Daha doğrusu yetkililer karşısında muhatap bulamıyor, ileriye dönük adım atamıyor.

 

Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ise Irak’ta Türk şoförlerinin kaçırılması ya da öldürülmesinin mümkün olduğu kadar basında yer almamasını istiyor. Haberleri basında yer aldıkça, Irak’ta kaçırma ve öldürme eylemlerini gerçekleştirenlerin daha azdığı ve eylemlerini artırdıklarını vurguluyorlar.

 

HER GÜN YENİ ÖRGÜT

Irak’ı “Cihad Bölgesi” ilan eden radikal dinci örgütlerin merkezi konumuna gelen Irak’ta, hemen her gün değişik isimle yeni bir örgüt çıkıyor. Bunlar da seslerini duyurmak için etkili eylemler yapıyor. İşte bu örgütlerin militanları arasında Türkiye’den gidenlerin sayısının da az olmadığı biliniyor. Afganistan’da 200’ün üzerinde Türk vatandaşının bulunduğu anımsanırsa, Irak’ta bu sayının kat kat fazla olduğu değerlendiriliyor.

 

Dinci örgütlerin yanı sıra, orada dini kullanıp çıkar amaçlı faaliyette bulunan grupların az olmadığı biliniyor. Birer mafya örgütü gibi çalışanların asıl amacı orada haraç alıp para kazanmak, ya da rakip firmaları uzaklaştırmaya dönük. Türk firmalarını mümkün olduğu kadar Irak’tan çıkarmak için politika izleniyor. Örgütlerin arkasında yabancı ülkelerin firmalarının olduğu hatta bazılarının bunu “devlet politikası” olarak izlediği de uzmanlar tarafından belirtiliyor.

 

Irak’tan her gün köktü haberler geliyor. Müthiş bir Türkiye düşmanlığı başlamış. Türk firmaları ve Türkiye’den gelenler istenmiyor. Orada yılların ihmaline uğramış Türkmenlere, Kızılay’ın yardım götürmesi bile engellenmeye çalışılıyor... Konuştuğum Irak vatandaşı olup bitenleri anlatırken, “burada olup bitenler anlatmakla olmuyor. Burada olanları öğrenebilmek için yaşamak lazım” diyor.

Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 22:57

İLGİLİ HABERLER