Medya
  • 29.12.2004 10:29

SERDAR TURGUT'TAN, TÜRKİYE İÇİN FELAKET SENARYOLARI...

SERDAR TURGUT - AKŞAM TÜRKİYE'NİN EN KRİTİK YILI GELİYOR Genellikle yeni bir yıl yaklaşırken insana mutluluk veren, güzel laflarla dolu tahminler yapmak adettendir. Ancak ne yazık ki ülkemiz için çok da sevimli bir yeni yıl gelecek gibi gözükmüyor. Hatta diyebilirim ki 2005 yılı Türkiye Cumhuriyeti'nin karşı karşıya kalmış olduğu en kritik yıllardan biri olacak maalesef. Gerçeği görelim ki zayıf yakalanmayalım istiyorum; çünkü ben ülkemizin gelecek tehlikeleri çok rahatlıkla atlatma potansiyeline sahip olduğunu düşünüyorum. 1- Birçok insan tarafından komplo teorisi olarak nitelendirilen plan 2005 yılı içinde uygulamaya konacak. 2005 yılı ülkemizin bölünmeye aktif olarak çalışılacağı yıl olacak. Bunun sinyallerini birçok yönden sürekli olarak veriyorlar, ne yazık ki bizim ülkemizde bu sinyalleri algılamakta zorlanıyor insanlar. Dünya dış politika tarihinde bir sinyalin bu kadar açık ve net verilmesine de pek rastlanmamıştır. Durum böyleyken ülkemizde bazı insanların bu açık niyet bildirimini tartışmaya bile değer bulmamaları çok ama çok ilginçtir. Bu insanlar sanki bazı dış güçlerin ajanıymışlar gibi tavır almaktadırlar. 2- Bir numaralı tespitle bağlantılı olarak 2005 yılı Türkiye'nin tüm kırmızı çizgilerinin iptal edilmeye uğraşıldığı, renginin beyazlaştırılmaya çalışılacağı yıl olacaktır. Güneydoğu, Kıbrıs sorunu bizim yıllarca savunduğumuz görüşler dışında 'halledilmeye çalışılacaktır'. 3- Kırmızı çizgilerimiz dış güçlerce ayaklar altına alındıkça Türkiye'de büyük siyasi çalkantılar da yaşanacaktır yeni yılda. Çünkü, bu kırmızı çizgilere Avrupa Birliği'nin arkasına saklanıp iç işbirlikçi olarak saldıranların karşısına gayet tabii ki bu çizgilere ilkeli bir şekilde sahip çıkan güçler dikilecektır. Bu nedenle 2005 yılında iç siyasette büyük fırtınalar kopmaması mümkün değildir. Şu gerçeği herkesin görmesi gerekir: Türkiye'de ordunun iç politikaya müdahale etmemesi olabilecek şey değildir. Açıkça söyleyelim bu müdahalenin olmamasını istemek doğru da değildir. Şuna dikkat edelim: Türkiye üzerinde niyetleri bulunan tüm dış güçler en fazla saldırıyı bu noktaya yoğunlaştırarak yaparlar. 2005 yılında TSK'nın iç siyasette ağırlığının daha da artacağını göreceğiz. Bu da Avrupa Birliği ile aramızda kriz yaratacaktır. Geleceğı kesin olan bu krizde AB isteği yönünde tavır alan iç güçler son derece zor durumda kalacaktır. 4- 2005 yılı ülkemizde milliyetçi tavra sahip siyasetin yıldızının tekrar parladığı yıl olacaktır. Çünkü dış güçlerın ülkemiz üzerindeki gerçek niyetleri deşifre olmaya başlamıştır ve bu nedenle yeni yıl tepki yılı olacaktır. Yükselmeye başlayacak milliyetçi tavırları hangi parti sahiplenirse o parti parlamenter muhalefeti oluşturacaktır. Eğer bu duyguları sahiplenenler de ortaya çıkmazsa gerçek Muhalefet işlevinin parlamento dışı güçler tarafından daha güçlü üstlenildiği görülecektir. Bu da iç siyasetteki çalkantıları daha da arttıracak bir etki yapacaktır. Görünen o ki 2005 yılında ülkemizde iç siyasi dalgalanmaların durulması pek de mümkün değildir. Kendini AB'ye çok bağladığı için hükümetin sallanması da ihtimal dahilindedir. 5- Barış ve demokrasi kaynağı olarak yorumlanan Avrupa Birliği son derece planlı bir şekilde Türkiye'yi bir savaşın içine itmek için çalışmaktadır. Bunu da su krizi yaratarak sağlamaya çalışacaklar. AB'nin bastırması üzerine Türkiye'nin su kaynaklarını İran, Irak ve Suriye'nin kullanımına açması ve bu kararla hemen aynı anda PKK'nın yeni partisinin startının verilmesi birbiriyle bağlantılı iki olay olarak görülmelidir. Dünya güçleri Türkiye'nin su kaynaklarını Kürtlere verme planını hazırlamışlardır. Kuzey Irak'taki Kürt oluşumunun başka kaynaklardan çizilen bayrağında da sembol olarak Fırat ve Dicle'nin kullanılması aslında oynanmak istenen oyunun en net göstergesidir. Dış kaynaklar 'Kürt kartı'nı böylesine açarak son derece tehlikeli ve bölgeyi ateşe atacak bir oyun oynamaktadırlar. Türkiye'nin oyuna karşı açabileceği kartlar gayet tabii ki vardır. Bunlardan bir tanesi de İsrail kartıdır. Bu kartı dikkatlı açtığımızda bize oynanabilecek bir oyunu rahatlıkla bertaraf edebiliriz. Anlayacağınız ne yazık ki problemli bir yıla girmek üzereyiz. Ancak 'önce vatan' demeyi bildiğimiz takdirde aşamayacağımız tehlike de yoktur. 2005 yılı bence dünyanın Türkiye ile oyun oynanamadığını göreceği yıl da olacaktır. O nedenle ben mutluyum. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 23:32

İLGİLİ HABERLER