Dünya
  • 13.4.2003 11:26

ŞOK İDDİA!... SADDAM'IN 50 BANKA HESABI VAR

LONDRA (İHA) - İngiliz gazetelerinde bugün yer alan haber ve yorumlarda, Irak'taki savaşın muhtemel sonuçları irdelendi. Saddam Hüseyin'in Danışmanı General Emir Hammadi El Sadi'nin teslim olması ve Irak'ın geleceği, gazetelerin ana konularını oluşturdu. İngiliz gazeteleri Iraklı silah uzmanı Emir Sadi'nin yakalanmasını manşetten duyurdu. Times haberi, ''Kitle imha silahlarını bulma yolunda koalisyonunun eline geçen en büyük fırsat: Saddam Hüseyin'in baş bilim danışmanı Bağdat'ta Amerikan kuvvetlerine teslim oldu'' diye aktardı. Independent gazetesi de, General Emir Sadi'nin İngiltere'de eğitim gördüğünü, eşi Alman olan General'in Alman televizyon ekibinin kamerası önünde Amerikalılara teslim olduktan sonra Saddam Hüseyin'in nerede olduğunu bilmediğini söylediğini yazdı. KARO YEDİLİSİ Amerikan askerlerine, aranan 55 Iraklı liderin fotoğrafları basılı iskambil kağıtlarının dağıtıldığını yazan Independent, Emir Sadi'nin fotoğrafının ''karo yedilisinde'' bulunduğunu da ekledi. Gazetenin birinci sayfasında ise Irak'ın yağmalanan kültür mirasıyla ilgili bir haber yer aldı. Independent'ın Bağdat'taki muhabiri Robert Fisk, yağmacıların kendi ülkelerinin kültür mirasını kırıp döktüklerini, Irak Ulusal Arkeoloji Müzesi'ndeki tarihi eserlerin on binlerce parça halinde yerlere saçıldığını yazdı. Gazete, ''Asurlular, Babilliler, Sümerler, Medler, Persler ve Yunanlılardan kalan tarihi eserler... Bulundukları raflardan yere atılmış, tuzla buz olmuş, on binlerce parçaya ayrılmış, ayaklarımızın altında eziliyor. Beş bin yıllık mermer heykel kaideleri, taş heykeller, seramikler... Tarih boyunca Bağdat'ı hedef alan her kuşatmaya, her istilaya dayanmışlar, ta ki Amerikalılar bu kenti kurtarmaya gelene kadar. Kırıp dökenler, Iraklılar... Kendi ülkelerine ait binlerce yıllık uygarlığın kanıtlarını yok ettiler'' dedi. GİZLİ BELGELERİN İDDİASI Sunday Telegraph gazetesi, değişik bir haberi manşete taşıyarak, ''Bağdat'ta ele geçirdiğimiz son derece gizli belgeler savaştan önceki aylarda Rusya'nın Saddam Hüseyin yönetimine istihbarat sağlayarak yardım ettiğini ortaya koyuyor'' dedi. Gazetenin iddiasına göre Rusya, İngiltere Başbakanı Tony Blair'in batılı devlet başkanları ile yaptığı özel görüşmelerin ayrıntılarını Iraklılara bildirdi. Gazetenin sözünü ettiği belgelerden birini 2002 yılının Mart ayında Iraklı bir istihbarat subayının yazdığı rapor oluşturdu. Iraklı subay, Rus kaynaklarından, Tony Blair'in İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi ile Roma'da yaptığı görüşmenin ayrıntılarını elde ettiğini yazdı. 27 Kasım 2000 tarihli bir belgede ise batı ülkelerinde bulunabilecek kiralık katillerin listesinin Rus kaynaklarından sağlandığı belirtildi. Observer gazetesinin Bağdat'taki muhabiri de kendi bulduğu belgeleri anlatarak, ''Irak İstihbarat Örgütü'nün merkezinde bir masanın üzerinde bulduğum kırmızı kaplı defterde, 23 Eylül tarihli, elle yazılmış notlara göre, istihbarat görevlilerine, kitle ihma silahlarına ait bilgiler içeren bilgisayarları ve belgeleri evlerine götürüp saklamaları emri verilmiş. Aynı defterde Birleşmiş Milletler'in silah denetçilerine nasıl davranılması gerektiği konusunda da talimat var. Denetçilerle konuşurken yumuşak başlı olun, sesinizi yükseltmeyin ve ne söylediğinize dikkat edin'' dedi. SADDAM HÜSEYİN'İN SERVETİ NEREDE? Times gazetesi ise başka bir sırrı ortaya çıkardığını öne sürdü. Gazete, 75 yaşındaki İsviçreli bankacı Elio Borradori'nin, Saddam Hüseyin'e, yaklaşık 50 banka hesabı ve vergi cennetlerinde kurulan 300'den fazla ''off-shore'' şirketten oluşan bir finans örgütünün yürütülmesinde danışmanlık yaptığını yazdı. Gazete, ''Banka hesaplarından birinin kod adı 'Şeytan'. Bu hesaplarda Saddam Hüseyin'in 20 yıl boyunca silah satın alırken ya da petrol satışı sırasında topladığı komisyonlar birikmiş durumda. Ayrıca 90'lı yıllarda Birleşmiş Milletler'in uyguladığı petrol karşılığında insani gereksinimler almasına izin veren program sırasında topladığı sanılan rüşvetlerin de bu hesaplarda bulunduğundan kuşkulanılıyor. İngiltere'de, Başbakanlık'taki bir yetkili Saddam Hüseyin'in 1991 yılındaki ilk Körfez Savaşı'ndan bu yana, 2 milyar dolara yakın para harcayarak, 50 kadar saray ve lüks konut yaptırdığını söyledi'' dedi. TALAN İŞİ ZORLAŞTIRACAK Observer gazetesinde ''Saddam'ın milyarları'' başlıklı bir haberde ise Saddam'ın topladığı servetin miktarına ilişkin tahminlerin 1 milyar dolar ila 20 milyar dolar arasında değiştiği belirtildi. Habere göre, Bağdat'ta hükümet binalarındaki evrakların talan edilmesi bu servetin izinin bulunmasını zorlaştıracak. Mali kazanımların peşinde koşan bir başka grubun ise Irak'ın yeniden yapılandırılması sırasında ihale kapmaya çalışan şirketler olduğu belirtildi. Gazete, ''En büyük ihaleler Amerikan şirketlerine verilecek ama İngiliz şirketleri o ihalelerde taşeronluk rolü üstlenebilir. İngiliz şirketleri, Ortadoğu'nun en hızlı gelişen ekonomisi olacağı tahmin edilen Irak ekonomisinden pay kapmak istiyor'' dedi. Times gazetesi, Saddam Hüseyin iktidara gelmeden önce, 1970'lerde Irak ekonomisinin Türkiye ekonomisinin yarısı kadar, yani yılda 100 milyar dolarlık bir ekonomi olduğunu yazdı. Savaştan önce günde 2 milyon varil petrol üreten Irak'ın kısa sürede tekrar bu miktara ulaşabileceği ve bir yıl içinde de günlük üretimin 6 miyon varile yükselebileceği belirtildi. Gazete, bunun yılda 10 - 15 milyar dolar arasında bir gelir anlamına geldiğine dikkat çekti. ''OPEC HAYATTA KALABİLİR Mİ?'' Irak'ta petrol üretiminin artacak olması herkes için iyi bir haber olmayabileceğini belirten Observer gazetesi, dünya petrol sanayiinin bazı uzmanları OPEC'in hayatta kalıp kalmayacağı sorusunu sordu. Gazetede görüşleri aktarılan Oxford Enerji Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Robert Mabro, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü OPEC'in önemini kaybedeceği yolundaki tahminleri abartılı olduğu yorumunu yaptı. ''OPEC'in sonu geliyor şeklindeki tahminler 44 yıldır yapılıyor. OPEC ile bu örgüte üye olmayan başka petrol ülkeleri ve tabii ki petrol şirketleri fiyatların çok aşağılara düşmesinden yana değil'' diyen Robert Mabro, Irak'ın da petrolden kazanacağı gelire gereksinim duyacağını ve OPEC'in dağılmasının söz konusu olmadığını belirtti. Mabro'nun görüşlerine karşılık bir başka uzmanın sözleri de aktarıldı. Global Enerji Araştırmaları Merkezi'nden Julian Lee fiyatların düşmekte olduğunu, dünya piyasalarında petrol fazlası bulunduğu şeklindeki görüşün hakim olduğunu, fiyatların daha da düşebileceğini söyledi. Observer'ın haberinde OPEC'in petrol fiyatlarını varil başına 22 ila 28 dolar arasında tutmak istediği belirtildi. MUHTEMEL YENİ TEHLİKELER Observer'ın köşe yazarlarından David Aaronovitch, ''Dünyanın en güçlü askeri cihazı birkaç bin yağmacıyı durduramıyorsa, öncekinden daha iyi bir ulusu nasıl kuracak?'' diye sordu. Bunun için öncelikle sabır gerektiğini belirtti ve Irak'ın bu aşamada avantajları da olduğunu ileri sürdü. Yazar bu avantajların, savaşta tamamen tahrip edilmemesi ve zengin doğal kaynakları bulunması olduğu yorumunu yaptı. Observer yazarı, Amerika'nın her dediğini yapacak, Amerikan şirketlerine para kazandıracak bir rejim kurulmasının Ortadoğu açısından yol açacağı tehlikeleri Amerikalıların da bildiğini belirtti. Yazara göre, yolsuzluğa batmış bir kukla rejim kurulursa, Arapların öfkesi, muhalefeti asla ortadan kalkmayacak. Ama demokratik bir rejim kurmayı başarırlarsa, bunun bölge için bir model oluşturacak. Bu projenin ihmal edilemeyecek kadar önemli sonuçları olacağını o yüzden herkesin işbirliğine yanaşması gerektiğini belirten Observer yazarı, bütün önemli devletlerin katkısı ve hoşgörüsünün yanı sıra, Iraklıların da cesaretine ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. TEK YANLI TUTUM Observer'ın başyazısında ise savaşın başlatılmasındaki zafiyetin şimdi kendini gösterdiği, Irak'ın savaşa gerekçe gösterilen kitle imha silahlarının bir an önce bulunması gerektiği belirtildi. Yazıya göre bir başka öncelik de yağmaların sona ermesi, asayişin sağlanması. Bu yönde Amerikan ordusunun bazı adımlar atmaya başladığını belirten gazete, Washington yönetiminin savaşı başlatırken gösterdiği tek yanlı tutum alma eğilimini artık terk etmesinin şart olduğunu, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler gibi kurumların katkısından yararlanması gerektiğini yazdı. Irak'ın yeniden yapılandırılmasında başarı ve devamlılığın sağlanması için tek çarenin Birleşmiş Milletler'in devreye girmesi yönünde Washington'un ikna edilmesi olduğunu belirten Observer, bu noktada İngiltere'ye büyük iş düştüğünü kaydetti. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 19:47

İLGİLİ HABERLER