SPOR YAZARLARI G.SARAY'I YORUMLADI!.. EYVAH EYVAH EYVAH 3
Levent TÜZEMEN: Etkisiz, kalitesiz, çaresiz!
Napolyon, "Şansı olanın horozu bile yumurtlarmış" demiş. Ama Galatasaray'ı futbol şansı öylesine terk etmiş ki; horozun yumurtlamasını geçtik, tavuğu bile kısırlaştırır.
G.Antep ikinci yarının başından bu yana en etkisiz futbolunu oynadı ve Galatasaray'a maç boyu "Gel bana gol at" dedi. Baskılı oynayan, pozisyon arayan oyunu ileri iten hep Galatasaray'dı. Baros gibi bir golcü karşı karşıya üç pozisyonu gole dönüştüremedi. Servet'in uzatmada attığı kafanın gol olmayıp direğe çarpması futbol şansının Galatasaray'ı terk ettiğinin belgesiydi. G.Antep'li oyuncuların zamanı çalmak ve Galatasaray'ın temposunu düşürmek için kendilerini yere atmalarına Türk hakemliğinin Avrupa'ya açılan en önemli penceresi Cüneyt Çakır'ın göz yumması kalitesine yakışmadı.
Kupadan elenmeyi sadece şanssızlığa ve hakeme bağlamak da yanlış.
Bunlar ayrıntı. Galatasaray'ın kadro yapısının yetersiz ve kalitesiz olduğu acı bir gerçek. Birçok oyuncu Bank Asya Ligi'nde bile oynayacak kapasitede değil. Bu tür oyuncularla Galatasaray'ı donatmak bir yönetim zaafiyetidir. Ucuz etin yahnisi yavan olur derler; ligdeki sıralama ve alınan 11 yenilgi kadro kalitesinin ne kadar kötü olduğunu kanıtlıyor.
HAGİ, POLAT'A DA DİKLENDİ
Yönetimin Hagi de ısrar etmesi bugünkü çöküşün tuzu biberi oldu. Bir teknik adamın sistemi olmaz mı? Galatasaray 4-3-3 oynamaya çalışıyor ama beceremiyor. Rijkaard döneminde de bu sistem işlemedi. Bu sisteme takılmak ve ısrar etmek tamamen Hagi'nin, "Rijkaard yapamadı ama ben yaparım" dik kafalılığıdır. 4 milyon Euro'ya alınan Yekta'yı kulübede oturtup, taraftarın ıslıkladığı Ayhan'ı oynatmak, Cana'yı istememesine rağmen stopere koyup, Neill'i ön liberoya mahkum etmek, Hagi'nin kendisine, "Herkesi yerinde oynat" uyarısını yapan Adnan Polat'a resmen diklenmesidir.
Şampiyon Gerets'i gönderen, devrim olarak nitelendirdiği Rijkaard'ı kovan başkan Polat'ın, ilk yarı sonunda Misimoviç'e kafayı takan Hagi'nin arkasında durmasına şaşıyorum.
Ligde sıradan takım haline gelen Galatasaray, Avrupa'ya gitmek için tek dal olarak tutunduğu kupadan da elendi. Galatasaray'ı hiç böyle çaresiz, etkisiz ve kalitesiz görmemiş olan taraftarın maç sonu isyanı haklıydı.
Rıdvan DİLMEN: Arzulu ama karmakarışık
Hagi, ne yaptıysa olmadı... Hem Galatasaraylı futbolcular hem de Gaziantepliler oyun içerisinde muhtemelen şaşırmıştır. Bu güzelim statta Avrupa Şampiyonluğu'nu hedefleyen Galatasaray'ın seneye Avrupa Kupaları'nda olabilmesi için mutlak kazanması lazım. Gaziantep direndi, pas yaparak oyunu tutmayı istiyorlardı ama bunu yeterince yapamadılar. Ve hemen hemen sıfır pozisyonla maçı bitirdiler. Bu, ilk maçtaki skorun da getirdiği bir oyundu. Tekrar başa dönelim... Futbolcular neye mi şaşırdı? Hagi niye mi ne yaptıysa olmadı? Galatasaray ilk yarı 4-3-3 oynadı. İkinci yarı sistemi değiştirdi; 4-2-3-1, hatta 4-1-4-1 gibi de kaldılar, olmadı. En son uzatmayla birlikte son 8 dakika sol beksiz oynayıp Servet'i de santrfor yaptı; olmadı. Elyasa'nın 90 dakika boyunca karşısında dört farklı oyuncu vardı. Önce Stancu vardı. Sonra Culio geçti oraya... Sonra Yekta... Pino... Ne Elyasa'ymış be!
TELAŞ VE HEYECAN BİTİRDİ
Lucas Neill'in yanına bakalım. Ayhan başladı, Culio devam etti, Yekta bitirdi. Aslında maçın özeti de burada yatıyor. Telaş ve heyecan, olgun atakları engelledi. İlk yarıda Baros ile iki tane net pozisyonu var Galatasaray'ın... Uzatmanın ilk dakikasında da Servet'in direkten dışarı giden kafa vuruşu... Sonuçta evindeki skoru yeterli gören, pozisyon üretemeyen Gaziantep'e karşı (Tolunay Hoca buruk sevinmiştir, tanıyorum onu) Galatasaray'ın müthiş arzusuna, konsantrasyonuna rağmen karmakarışık düzeniyle giden maç ve sezon...
Gaziantep takımında Dany Nounkeu çok iyi bir oyuncu. F.Bahçe maçındaki çabukluğuyla, burada kapanırken de hem yüksek toplarda hem de sezgileriyle çok beğendim. Aman Cenk dikkat! Sen yetenekli bir oyuncusun. İyi oyuncusun. Büyük oyuncu olma adayısın henüz.
Büyük oyunculuk işi sadece topa vurmak değildir, hakemlerle ilişkilerin de iyi olacak. Bu zor maçı Cüneyt Çakır ciddi hata yapmadan tamamlamayı başardı.
Metin TEKİN: Ve sezonun bitişi
Açıkçası Galatasaray için bence sezonun en önemli maçında tribünlerin dolu olmaması hepimize 'acaba neden?' diye sordurdu. Galatasaray taraftarının en önemli maç olmasına rağmen ümidi yok muydu? Sonuç belki onları haklı çıkardı ama sahaya bakınca ilk yarı dengede giden bir oyun ve Galatasaray'ın bulduğu 2-3 pozisyon vardı. İkinci yarının başından itibaren 4-3-3'ten 4-1-4-1'e dönen Galatasaray tempoyu da artırarak önemli bir baskı kurdu. Pozisyon belki yoktu ama bütün oyunu Gaziantep'in sahasına yıkan ve zorlayan bir Galatasaray vardı. Ama aynı şekilde buna cevap verebilen savunma anlayışlı bir Gaziantep'le karşı karşıyaydılar. Gerçekten futbol anlamında zevkli bir 45 dakika izledik. Belki kalite yoktu ama oyun temposu bize bu zevki verdi. Galatasaray Pino ve Yekta gibi hücum silahlarını da kullandı ama bir türlü skoru bulamadı.
Bütün bunları anlatıyoruz ama 90+1'deki Servet'in pozisyonu gol olsa bütün bunları bir tarafa atabilir ve Galatasaray turu yakalayabilirdi. Futbol böyle bir oyun işte... Bazen anlar bütün kaderinizi belirleyebiliyor.
Servet'inki de öyle bir pozisyondu.
AYHAN'A YAPILAN YANLIŞ
Ayhan-Yekta değişikliğinde Ayhan'a yapılan protesto beni gerçekten çok üzdü. Evet takım başarısız olabilir, hatta bütün bir sene de kaybedilebilir ama taraftarın geçmişteki emekleri hiçe sayıp bunu bir oyuncu üzerinden göstermesi hiç de adaletli değil.
Dün akşam turu geçen taraf Gaziantep'in futboluna baktığımızda belki hiç oyunu ele geçiren, oynayan taraf değildi ama Galatasaray'ın tempolu baskısına direnebilen ve oyunu dengede tutabilen bir anlayışları vardı. Gaziantep'in kadrosu bu sene kupayı kazanma anlamında iddialı. Değişen lig trendimizi de düşünürsek gelecek yıl sezonun en önemli takımlarından biri olmaya aday. Elden kupa da kaçtıktan sonra artık sezon sonunu getirmek çok zor Galatasaray için. Kulüp kendi içinde bir takım sorgulamalara gidecektir. Cüneyt Çakır'a gelince Beşiktaş-Fenerbahçe derbisindeki yetersiz performansından sonra rahatlamış ve kendine gelmiş gibiydi.
Ben dün akşam Çakır'ı beğendim. Bu da Türk futbolu için çok önemli.
SON ÇIKAN IŞIKLARI SÖNDÜRSÜN
YAŞAR YALÇIN
Ligde şampiyonluk ümitlerini kaybeden G.Saray için Avrupa yolunda tek ümidi kupaydı. Bu maçtan alınacak kötü bir sonuç ise başkan Adnan Polat, Adnan Sezgin ve Hagi için yol ayırımı olacaktı. Bir çok futbolcunun kaderi de bu maça bağlıydı. Bunun bilincindeki futbolcular maç başlar başlamaz işi sıkı tuttuklarını gösterdi. Özellikle Baros ve arkadaşları, Hagi'yi rahatlatacak pozisyonları cömertçe harcadı. 22. dakikada Baros topu kalecinin üzerine vurdu. 34'te ise Ayhan'ın pasında Çek yıldızın vuruşu bu defa da defansa çarpıp kornere çıktı. Gol yollarında gecenin şanssız ismi Baros 38'de ceza sahası içinde topla buluştu, şut çekmek yerine çalıma kaçınca Galatasaray bir golden daha oldu. 40'ta ise Culio'nun kornerinde ceza sahası içinde topu önünde bulan Servet, sert vurdu ama kaleci topu çizgiden çıkardı. Sarı-kırmızılılar 2. yarıya da hızlı başladı. Stancu'yu bu kez Baros'un arkasına alan Hagi, turu geçmek için galibiyeti isterken bu yarıda da futbolcuları istekliydi. 66'da Culio'nun serbest atışında ceza sahası içinde Kazım'ın vuruşu defanstan geri gelirken, 72'de Stancu'nun ceza sahası dışından şutu az farkla auta çıktı. 90'da ise Servet kafayı vurdu, top üst direğe çarpıp auta çıktı. Bu pozisyon G.Saray'ın da kaderi oldu. Ligden sonra kupaya da veda edildi. Taraftar maç sonu yönetimi istifaya davet ederken, yönetim ise kurban olarak taraftara Hagi'yi vermenin hesaplarına başladı.
BÜLENT TULUN: Fatura yönetime
Sahada beyaz formayla oynayan Gaziantep takımına sarı-kırmızı forma giydirseniz herkes G.Saray zannederdi. Oyunun hakimi bütün maç boyunca kırmızı-siyahlılardı.
İstediği gibi top dolaştıran, basan, oyunu dinlendiren hep Gaziantepspor'du.
Özellikle savunma ve orta sahasındaki oyuncuların müthiş bir performans gösterdiği Gaziantepspor, bileğinin hakkıyla Galatasaray'ı eledi. Transfer ettiği ve tam isabet sağladığı tüm yabancı oyuncuları sahadaydı. Bu da ne kadar doğru işler yaptıklarının bir göstergesiydi. Galatasaray'da ise ikinci yarıda rakip sahaya oyunu yıkmak doğruydu ama babadan kalma doldur boşaltlarla artık modern futbolda bir yere varmanız olası değil.
Sağ bek Lucas'tan orta sahada oyun kurucu, orta saha oyuncusu Cana'yı savunmacı yaparsanız, santrfor olarak transfer ettiğiniz ve bir çuval para verdiğiniz Stancu'yu da sol açık oynatırsanız futbol denen oyunda da bunların cezası fazlasıyla kesilir.
Nerede yanlış yaptık!
Sabri'nin oyunun başında sakatlanması her ne kadar bütün düzeni bozduysa da bunun tedbirini almak da, futbolun içinde olan bu tip süprizlere doğru müdahale etmek de teknik heyetin görevidir. Hafta içinde sıkıntıların futbolcuların sinirlerini bozduğu bir ortamda, yalanlanan kavgaların doğruluğu kurtarıcı olarak oyuna alınan Pino'nun tüm lakayt davranışlarıyla doğrulanmış oldu.
Ezici bir farkla orta sıraların da aşağısında seyredilen Süper Lig'deki durumdan sonra tek Avrupa çıkışı olan kupaya da veda edilmiş olundu. Bu, son senelerde yaşanmayan bir durum.
Bu durumdan en çok üzüntü duyan muhakkak ki Galatasaray taraftarı ama bu kulübü yönetenlerin de empati yaparak "Acaba nerede yanlış yaptık?" diye oturup düşünmeleri lazım.
Yaşanan bu kara sezonun sonuçları değişik şekillerde yönetenlere fatura edilecektir.