Spor
  • 4.11.2007 09:10

SPOR YAZARLARINDAN DERBİ MAÇ YORUMLARI..

LEVENT TÜZEMEN/SABAH

Zico ve Ertuğrul Sağlam'ın, takımlarını iki ön libero ile derbiye sürmesi <ı>"Önce <ı>kaybetmeyeyim" anlamındaydı. Beşiktaş, Bobo ile erken gol bulurken, pozisyonun yaratıcısı Matias Delgado idi. Gol sonrası Beşiktaş alan savunması yapmaya başladı. Orta alanını defansına yakın tutan Beşiktaş, rakibinin en büyük silahı olan ayağa pas organizasyonuna fren koydu. CisseKoray ikilisi rakibi karşılamada başarılı idi ama topu oyuna sokmakta pasif kalıyorlardı. Fenerbahçe'de Deniz Barış baskı altında kolay top kaybediyor, Aurelio orta alanı tek başına idare ederken, hücuma da destek oluyordu.
Günümüz futbolunda beklerini hücuma çıkaramayan takımlar pozisyon üretmekte zorlanır. Fenerbahçe pozisyon üretemiyordu. Çünkü Burak ve Serdar Özkan'ın baskısından kurtulamayan Carlos hücuma çıkamıyor, Vederson kolay top kaybettiği için de Carlos'un hücuma çıkarken attığı deparlar etkisiz kalıyordu. Beşiktaş, top rakibindeyken iyi kapanıyor, Delgado tek başına hücuma akıllı toplar taşıyor ve Bobo da Lugano-Edu ikilisinin önünde duvar olup, kolay top tutuyordu. Fenerbahçe'nin beyni Alex fizik güç yetersizliğinden olacak oyuna etki edemiyordu. Duran toplardan gol atmak Fenerbahçe'nin bir başka silahıydı. Alex-Aurelio-Deivid işbirliğinde sarı-lacivertliler bir ölü toptan beraberliği yakaladı.
Deivid'in arka direkte kendisini unutturması ve vurduğu kafa zekası ie becerisinin ürünüydü. <ı>Gol <ı>sonrası <ı>Beşiktaş <ı>skoru <ı>koruma <ı>telaşına <ı>düştü, <ı>Serdar <ı>ÖzkanBurak <ı>ikilisi <ı>orta <ı>alana <ı>destek <ı>için <ı>içeri <ı>girerek <ı>oynamaya <ı>başlayınca <ı>genç <ı>yıldız <ı>Gökhan <ı>Gönül <ı>kanatlardan <ı>etkili <ı>gelmeye <ı>başladı.

SAĞLAM GEÇ KALDI
İkinci yarıda Beşiktaş aynı oyun planı ile oynamaya devam edince Fenerbahçe, Carlos ve Gökhan'ın ileri sık çıkması ile bol pozisyon üretmeye başladı. Fener baskısı 59'da golü getirdi, Deivid'in sert şutunu kaleci Hakan elinden kaçırınca Semih affetmedi. <ı>Ertuğrul <ı>Hoca, <ı>futbol <ı>bilgisi <ı>derbiye <ı>yetecek <ı>kapasitede <ı>olmayan <ı>Burak'ı, <ı>Higuain <ı>ile <ı>değiştirmekte <ı>geç <ı>kaldı. Fenerbahçe skor avantajını eline geçirdikten sonra etkili pas yapmaya başladı. Beşiktaş daha çok pozisyon buldu, hatta kazanabilirdi. Ama Bobo, Beşiktaş'ı adeta hançerledi, <ı>ilk <ı>yarıda <ı>Burak'a <ı>topu <ı>çıkarmaması <ı>egoistçeydi, <ı>ikinci <ı>yarı <ı>da <ı>boş <ı>kaleye <ı>golü <ı>atamadı. <ı>Genç <ı>Batuhan'ın <ı>Hugain'e <ı>pas <ı>vermeyip <ı>"Golü <ı>ben <ı>atayım" <ı>hırsı <ı>şımarıklığının <ı>eseriydi.

KAZIM KANAT/SABAH

Şunu iddia etsem; <ı>"Erken <ı>gol <ı>Beşiktaş <ı>için <ı>avantaj <ı>değil, <ı>dezavantaj <ı>oldu" ne dersiniz? Biliyorum ki; hadi canım sen de dersiniz. Hatta golün erkeni veya geçi mi olurmuş dersiniz. Yani bu düşünce ile alay edersiniz!...
Oysa gerçek şudur; Böyle büyük maçlar Beşiktaş'ın erken gol atması dezavantajdır. Neden derseniz, şunu derim; Delgado'nun araya bıraktığı harika topu Bobo gol yaptığı an çok şey değil, her şey değişti.
Ne değişti derseniz şunlar derim;
1-Zico, tüm riskleri alarak, " <ı>şablon <ı>taktikten" vazgeçerek takımını hücuma çıkardı.
2-Sağlam, skoru korumak için, <ı>" geriye yaslanan" takımını ileri çıkaramadı.
Peki ne oldu? Elbette beklenen oldu. Beşiktaş bu kadar geriye yaslanırsa gol kaçınılmazdı. Onca kaçan pozisyondan sonra, Beşiktaş kornerden yani bir ölü toptan gol yedi. Soru şuydu; Deivid'in şutunu TandoğanArıkan ikilisi böyle mi önlemeliydi? Bu iki golden sonra skorda denge sağlandı.
Sonrasında oyun Zico ve Sağlam'ın kontrolünden çıktı. Daha sonra da maç, <ı>'kontratak <ı>savaşına" dönüştü.
Maçın kaderini ise kurşun asker gibi <ı>"Önce <ı>rakibi <ı>yok <ı>et" felsefesiyle oynayan iki takımın ön liberoları baş rolü oynadı. Beşiktaş'ın iki ön liberosu <ı>(Avcı-Cisse), F.Bahçe'nin büyük baskısına direnemediler. Oyuna çıkan iki Fener liberosu <ı>(Aurelio <ı>ve <ı>Barış) maça damga vurdular.
İlk 45 bittiğinde iki soru vardı;
1-Tello oynasaydı ne olurdu? <ı>(Tello <ı>yok <ı>diye <ı>sistem <ı>değişti)
2-Gökhan Zan sakatlanmasıydı ne olurdu? <ı>(Çünkü; <ı>Diatta <ı>oyuna <ı>girdi <ı>ve <ı>Beşiktaş <ı>yine <ı>yüksek <ı>toptan <ı>gol <ı>yedi)
İkinci 45'te iki pozisyon maçın kaderini değiştirdi;
A-Beşiktaş, hücuma çıkarken topu kaptırdı, kontra yedi. Kaleci Arıkan topu sektirince elbette altı pasların kralı Semih affetmedi. <ı>(Bu <ı>gol <ı>Fener'in <ı>dirilişi <ı>oldu)
B-F.Bahçe hücuma çıkarken, Mathias Delgado topu kaptı. Üç savunmacıyı çalımla geçti. Bu çalımı kaleci Demirel'e atabilir di, atmadı. Sonra da topu dışarı attı. <ı>(Bu <ı>Beşiktaş'ı <ı>moral <ı>olarak <ı>çökertti!..)
Beşiktaş
egoizminden kaybetti. Önce Bobo sonra da Karadeniz "Ben atayım, kahraman olayım" diye pas vermediler. Bu takıma ihanet.
MESAJ: Hakemler her maçtan önce <ı>(Milletvekillerinin, <ı>mecliste <ı>yaptığı <ı>gibi) <ı>"Bu <ı>maçı <ı>dürüst <ı>ve <ı>tarafsız <ı>yöneteceğiz" diye namus ve şerefleri üzerine yemin etmeli. Bu görüşümden kim ne anlarsa!

GÜRCAN BİLGİÇ/SABAH

Sahaya "büyü" bozmak için çıkan bir Fenerbahçe takımı vardı. Üçüncü dakikada gelen şok gol bile onları tedirgin etmedi. Beşiktaş'ın moralli başlangıcı, peşinden agresif baskıyı da getirdi. Orta sahayı kalabalık tutup yakın oynayarak, rakiplerinin büyük maçlardaki en önemli silahı olan tempoyu düşürdüler. Şutlar dışında etkilerini yok ettiler ama oyunun kontrolünü de, güzel kurdelalı bir hediye paketi ile Fenerbahçe'nin eline verdiler. Onlar da büyüye inanmış ve altı senedir tekrarlanan "mucizenin" peşine düşmüşlerdi. Deivid'in golüyle birlikte Fenerbahçe maçın hem "ağabeyi", hem de "gösteri merkezi" oldu. Ardı ardına net pozisyonlar buluyorlar, Gökhan Gönül ismindeki genç, herkese "harmandalı" oynatıyordu. Maç berabere gidiyor, tribünler ise derbi keyfini yudumluyorlardı.

EVRİMİN RENKLERİ DEĞİŞİYOR
Belki Tello'nun sakatlığından olacak Ertuğrul hoca kanatları bırakıp, hücum planını göbekten kurguladı. Özellikle rakibinin sağ kanadını hedef seçip, kalecisi Hakan'dan da degajlarını bu bölgeye kullanmasını istemişti. Bobo ile net gol şansları bulmalarına rağmen, şans meleğini sahaya indirtemediler.
Saracoğlu'nda bazı şeylerin sonu geliyor. Sezona farklı damgalar vuruluyor. Bu sezon Şampiyonlar Ligi çıkışı ile Avrupa kulvarına "ışık" getirdiler. Her maçı farklı oynuyor, ezber bozuyorlar. Stada gelen Beşiktaş'ın ise en büyük silahı 'altı senedir kaybetmemesi.'
Futbolun dününü değil, bugününü yaşayarak evrimin renklerini değiştiren kulüp oluyor Fenerbahçe

SIKINTILAR DA YOK DEĞİL
Bunlar rakiplerinde olmadığından maça gelen Fenerbahçe seyircisi de, sahada oynayan futbolcusu da kazanacağını bilerek koşuyor.
Bu tablo içinde sıkıntılar da yok değil. Örneğin Deivid golü atmasa, hangi takımdan oynadığına karar veremeyeceğiz. Sakatlıktan çıkan Deniz Barış istekle koşuyor ama çok hata yapıyor. Alex için tabelanın kalkması, aslında komutan Tümer'in tekrar Genel Kurmay Başkanlığı'na getirilmesi. İki oyuncusunu da alkışlatıyor Zico.
Dediğimiz gibi bazı ezberler bozuldu. Beşiktaş Saracoğlu'nda yenildi.

AHMET ÇAKAR/SABAH

49 gün Süper Lig'de maç verilmeyen Arzuman derbiye atandı. Deivid'e ikinci sarı kartı göstermesi gereken Arzuman, uydurma bir faulle Beşiktaş'ın golünü de yedi.

Merkez Hakem Komitesi derbiye İsmet Arzuman'ı atadı, ortalık ayağa kalktı. Çünkü İsmet Arzuman ligin beşinci haftasından bu yana Süper Lig'de maç yönetmemişti. En son 15 Eylül'de düdük çalmış ve dün geceye kadar, yani 49 gündür MHK onu Süper Lig'den mahrum etmişti. Ama ne hikmetse sonbahar geçti, kışa girdik ve nihayet Arzuman derbiye atandı.
İddia ediyorum dünyanın hiçbir ülkesinde böylesine kritik bir derbiyi yönetecek bir hakem 49 gün bekletilmez. "Ne olacak canım!" derseniz dün geceki olaylar olur. Arzuman, MHK'nın yaptığı bu saçma sapan atama yüzünden baskı altında kalır. Bilinçaltı, yorgunluk dakikalarında Arzuman'ı etkiler. Yanlışları doğru, doğruları da yanlış olarak görmeye başlar. Maçta hakemlik yönünden iki kırılma noktası var.
İlki maçın bitmesine yaklaşık 20 dakika kala Deivid'in yaptığı bir faul. Karar çok net bir sarı kart olması gerekirken Arzuman'ın bilinç altı ona bunu sarı kart olarak göstertmedi. Oysa ki, bu kart Deivid'in ikinci sarı kartı olacaktı ve oyundan atılacaktı.
İkincisi ise son dakikadaki o talihsiz pozisyon. Bobo ile Gökhan Gönül topa yükseliyorlar, Bobo'nun sol kolu yükselmek açısından yukarı doğru kalkıyor. Dirsekle itme ya da çekme yok. Ama Arzuman, maalesef bir faul yaratıyor. Pozisyonun devamında da Beşiktaş'ın beraberlik golü geliyor.

7 HAFTA NADASA BIRAKINCA
Maç boyunca böylesine pozisyonları oynatan Arzuman <ı>"Aman <ı>son <ı>saniyede <ı>bir <ı>şey <ı>olmasın" deyip faulü yaratıveriyor. Aynı Arzuman maç boyu çok da tuhaf kararlar verdi. Mesela Cisse'ye kendini aldattığından dolayı sarı kart veriyor, ama benzeri pozisyonlarda sarı kartını kullanmıyor.
Sonuç olarak Arzuman da bir insan. Ona kızamıyorum. Kabahat onda değil, onu 48 gün nadasa bırakıp kurtlar sofrasına atan MHK'dedir.
Böylesine provokatif, hatalı, böylesine bilgi ve deneyimden yoksun bir tayini yapan MHK'yı kınıyorum.

İsmail ER/HÜRRİYET

Arzuman Beşiktaş’ı pusuya düşürdü

DERBİ maça damgasını hakem İsmet Arzuman vurdu. Son saniyelerdeki Gökhan-Bobo mücadelesine anlam veremediğim bir düdük çaldı, Higuain de nefis gol attı. Hakem, arzu ettiği bir şekilde maçı sonuçlandırdı. Beşiktaş’ın 3 puanını düdüğü ile pusuya düşürerek katletti.

Şükrü Saracoğlu Stadı’nda Cisse ve Bobo’nun dışında kendi yerinde oynayan Beşiktaşlı futbolcu yoktu. Delgado, kafasına göre takılıyor, pozisyon bulursa da değerlendirmeye çalışıyor. İlk yarıda Beşiktaş’ın oyun formatı daha baskılıydı. Maçın genelinde ortaya çıkan tablo, siyah beyazlı savunmanın adam paylaşımında ve topla çıkışta hala çok hata yaptığını ve bu durumun artık kronik hastalık haline geldiğini gösterdi. Bu hastalığın bir an önce tedavi edilmesi şart. Futboldan anlayan doktorların devre arasında takıma kazandırılması şart.

Büyük takımların sistemlerinde saat başı değişim olmaz. Avrupa’nın önde gelen ekiplerine bakın, uzun zamandır uyguladıkları bir sistem vardır ve bu da genelde 4-4-2’dir. Türkiye’de ise milli takım teknik direktörü dahil, her maçta yeni bir sistem arayışı sürüp gidiyor. Ne bulacaklar ben de merak ediyorum. Gerçi sonuç ortada. Deivid ve Semih’in attığı gollerde kişisel hatalar ön plandaydı. Derbilerde kişisel hata yapanları yetişmesi için staja yollarlar. Beşiktaş’ta, gönderilecek değil, antrenmana bile çıkması yasaklanacak birçok oyuncu var.

Kulübedeki farklılık

Maçın devre arasında iki takımın yedek kulübesine baktım... Zico’nun yanında Gana Milli Takımı Kaptanı Appiah ve Türk Milli Takımı’ndan Tümer, Ertuğrul Sağlam’ın yanında ise Higuain, Ricardinho ve alt yapının gururları İbrahim Kaş, Mehmet Sedef ve Batuhan oturuyor. Kulübedeki bu farklılık bile maçın neden böyle bittiğini anlatmaya yetiyor. Galatasaray’dan sonra Fenerbahçe’ye de yenilen Beşiktaş için, "Allah sonunu hayırlı etsin" diyorum.

Paraları sokağa atıyorlar

Can BARTU/HÜRRİYET

 DERBİ maçları hep zordur. Kimin ne oynadığı önemlidir. Renklerin rekabeti hep stresli olur. Fenerbahçe 1-0 geriye düşmesine rağmen, oyunun hakimi. En güzel tarafı da bozulmadılar. Demekki takımın kendisine itimatı var. Fenerbahçe, oyunun hakimi olmasına rağmen çok top kaybeden bir takım. Fenerbahçe, Beşiktaş’tan daha fazla top kaybıyla oynuyor.

Derbi maçlarda önemli olan kazanmak. Fenerbahçe, böyle bir rakibi yenerek çarşamba günü Şampiyonlar Ligi’nde oynayacağı maç öncesi moral kazandı. Oyuncuların kendilerine olan güvenleri artacaktır. Alex’in fantazisi yüzünden iki tane çok önemli gol kaçtı. Takımda en çok koşan, çalışan oyunculardan biri Deivid’di. İyi oynamamasına rağmen Vederson, çok koştu, çok çalıştı.

Beşiktaş’a bakıyorsun. Yedikleri iki gol var, olacak iş değil. Kalecileri Hakan ve sakatlanan Gökhan’ın yerine giren Diatta’nın boyları 1.90. Kule gibi bu iki oyuncu ve defanstaki diğer isimler, o kafayı nasıl vurdururlar, anlamıyorum. İkinci golde kaleci yatmışsa, topu tutması lazım. Rakibin önüne bırakmayacaksın. Bırakırsan, kalende golü görürsün.

Beşiktaş’ın aldığı yabancıların takıma fazla bir katkısı yok. Delgado’nun dışındakiler standart oyuncular. Onları fazla yüceltiyoruz gibime geliyor. Bobo’nun golü güzel ama daha kolayını dışarıya attı. Koyunun olmadığı yerde keçiye Aburrahman Çelebi derler. Böyle bir gol kaçar mı? Cisse, Higuain ne yapar? Tello’nun özelliği ne? Orta yapıyormuş. Yapacak tabii, işi bu. Orta yapan bir oyuncu süper olur mu?

Yabancı tercihleri yanlış

Beşiktaş, seyircisiyle, şansının da yaver gitmesiyle Liverpool’u yener. Hatta 2-0’dan Trabzonspor’u da yener. Ancak bu Fenerbahçe maçı, tabii ki farklı olur. Beşiktaşlı oyuncular Trabzon’da stresli değil, burada stresli. Çünkü Fener’le oynuyor ve ezeli rakibine yenilmek istemiyorlar.

Ben her zaman söyledim, gene söylüyorum. Bu yabancıları nereden bulup almışlarsa anlamıyorum. Bakıyorsunuz, doğru dürüst katkıları yok. Delgado’nun klası var, tamam. Ya diğerleri...

Fenerbahçe’nin yabancıları ellerinden geleni yapıyorlar. Alex’i sahada göremedim. Sakatlığı tam olarak geçmediği için olmalı, Zico onu oyundan çıkardı. Bu yabancı oyuncuları daha güçlü olmak için alıyorlar. Bir sürü de para harcıyorlar. Beşiktaş, 5 senedir parasını sokağa atıyor.

Fenerbahçe defansına da birkaç sözüm var. Batuhan’ı kaçırmaları akıl alır değil. Edu ile Lugano’nun aralarına, arkalarına, yanlarına atılan her top tehlikeli. Batuhan’ın kaçırdığı gole bakın. Şampiyonluğa giden, Avrupa’da oynayan takımın Bobo ve Batuhan’ın yakaladığı poziyonları gol yapması lazım. Demekki, oyuncu seçimlerinde yanlış yapıyorlar.

Gökhan ve Arzuman

Altan Tanrıkulu/HÜRRİYET

 SÜREKLİ hücumu düşünen, orta alanda pres yapmaktansa, hızlı akınlarla gole gitmeyi amaçlayan iki takımın maçı vardı dün sahada.. Hem de çok erken bir golle başlayan.. Belki de maçı güzelleştiren, saha içindeki rekabeti artıran bu goldü. Beşiktaş bilinen oyun planıyla oynayacak, Koray’la rakibin beyni Alex’i etkisiz kılacak, Semih’e boş alan bırakmayacak, Delgado’yu da serbest adam olarak oynatacaktı..

Zico’nun da Sağlam’ın da ilk 45 dakika düşündüğü hemen her şey yerli yerine oturdu.. Yeteri kadar gol hücumu oluştu. Beşiktaş’ın maç boyu en iyi oyuncusu olan Delgado takımı çok iyi yönetti. Onun pasında Bobo’nun attığı mükemmel organizasyon golünün dışında yine bu oyuncuyla iki kez gole yaklaştı. Fenerbahçe Deivid’in golü dışında Gökhan’ın bindirmeleri ve Alex’in şutlarıyla etkili oldu.

Gökhan Gönül demişken, Fatih Terim’in bu oyuncuyu Norveç maçında oynatmasını öneririm. Çünkü çok sık ileri çıkan Riijse’nin arkasına sarkıp gollük akınlar geliştirebilir. Ayrıca PSV maçında görüldü ki Farfan gibi çabuk adamlara da iyi markaj uygulayabiliyor.

* * *

Gökhan Zan’ın erken sakatlanışı belki de Beşiktaş’ın yediği korner golünde etkili oldu. Alex öyle yerlere öyle toplar atıyor ki, Gökhan gibi bir zamanlama ustası da olmayınca Deivid’in işi topu boş kaleye göndermek oldu. İkinci yarının ilk onbeş dakikasında tempo düşer gibi oldu. Sonra Fenerbahçe Gökhan, Vederson ve Carlos’un bindirmeleriyle üstünlüğü ele aldı. Golü istiyordu artık sarı-lacivertli ekip. Sağlam, iyi bir hamle yapmalıydı. Mesela Ricardinho girebilir, top daha çok ayakta kalabilirdi.. Yapmadı. İkinci gol geldi.. Ve yine ölü toptan.. Ve yine sezonun Fenerbahçe adına en değerli oyuncusu Deivid’in içinde bulunduğu bir pozisyondan..

Ardından Bobo’nun kaçırdığı inanılmaz fırsat Beşiktaş’ı sarstı. Alex’in çıkışı, Higuain’in girişi oyunun gidişini değiştirdi.

Fenerbahçe İnter’i yenmiş, grubunda yenilgisiz durumda.. Beşiktaş geçen sezonun finalisti Liverpool’u devirmiş.. Böyle iki takıma sahip bir lige de böyle bir derbi yakışırdı zaten.. Ancak iki takımın da hücuma çıkarken yaptığı pas hatalarını gözden geçirmesi gerek. Çünkü Liverpool da PSV de bu tip pozisyonları çok kolay cezalandırabilecek oyunculara sahipler.

Hakem İsmet Arzuman bir-iki ufak detay dışında ilk yarıyı mükemmel yönetti. Topun oyunda kalmasına çaba gösterdi. Basit faullere düdük çalmadı. Tempo yükseldi, sahadaki futbolcular dahil herkes bir ara oyunun Şampiyonlar Ligi seviyesine yükseldiğini gördü.. Son saniyede iptal ettiği gol ise ortalığı karıştırdı. Sanırım yıllarca tartışılacak bir olaya da damgasını vurdu Arzuman..

İki tarafın seyircisinin de takımlarına verdikleri destek çok iyiydi. Ama Fenerbahçe taraftarı yenik duruma düşülmesine rağmen maçı bırakmayarak futbolcuları ekstra motive etti.

Zor galibiyet /SELÇUK YULA/TAKVİM

Fenerbahçe, Beşiktaş'ı yakalayıp önüne geçmesi için mutlak 3 puan alması gereken maçta 3. dakikada yediği golle sarsıntı geçirdi. Burda golü atan Bobo kadar mükemmel asist yapan Delgado'yu da alkışlamak gerekir. Yalnız savunmada Lugano neden Delgado'nun üstüne çıktı yada Edu, Bobo'yu neden bu kadar rahat bıraktı sorularını sormak gerekir. Bobo zaten savunmayı devamlı şekilde zorlayan adamdı.
Ertuğrul Sağlam özellikle Fenerbahçe'yi kanatlardan durdurmayı planlamış. Bu düşüncesinde haklı. Çünkü sağda Gökhan'ı, solda Roberto Carlos'u boş bırakacak olursan başına büyük dertler alırsın. Beşiktaş bir de orta sahadaki ikili oynayan Aurelio ile Deniz'i sürekli pres yaparak Fenerbahçe'nin o bölgeden oyun kurmasını engellemeye çalıştı. Burada önemli olan takımın can damarı Alex'e top gelmesini engellemekti. Zaman zaman başarılı oldular. Zaman zaman olamadılar. Olamadıkları anlarda zaten çok zor pozisyonlara düştüler. Fenerbahçe'nin ani çıkışları hep net pozisyonlarla sonuçlandı. Gökhan'ın mükemmel driplinglerle getirip Alex'e bıraktığı topun gol olmaması mucizeydi. Yine Semih'in getiripte Alex'in vuruşuyla tamamlanan sonra da Deivid'i kafasıyla gol olan pozisyon vardı ki (gerçi ofsaytı) bu pozisyonların dakikalarına bakıldığında 40 ve 41'i gösteriyordu. Fenerbahçe 1-0 yenik durumdayken boş alan bulamadığı dakikalarda yine ölü vuruşlarla sonuca gitmeye çalıştı. 1-2 denemeden sonra 29. dakikada Alex'in korneri, ön direkte Aurelio'nun kafasıyla sonrada arkada Deivid'in kafasıyla birleşince beraberlik golü geldi. Bu Samandıra'da defalarca çalışılmış bir kombinasyondu.
İkinci 45 dakikada da oyun bazında çok fazla değişen birşey olmadı. Maç genelde ortada giderken yine bir ölü vuruş skoru değiştirdi. Roberto Carlos'un frikiği Lugano'nun kafasından Deivid'in önüne düştü. Deivid'in güzel vuruşu kaleci Hakan'dan döndü. Orada biten Semih bildiğimiz vuruşlarından birini yapınca Fenerbahçe üstün duruma geçen durum oldu.
Şu bir gerçek ki her iki takımda istediği futbolu ortaya koyamadılar. F.Bahçe açısından baktığımızda bundan en büyük etkenin Deniz ve Alex'in iyi gününde olmadıklarını söyleyebiliriz. Deniz çok pas hatasıyla oynadı, Alex ise sonucu değiştirecek hareketlerden uzaktı.
Zico'nun bu iki oyuncuyu değiştirmesi normaldi.
Maçın kırılma noktası 72. dakikada Bobo'nun kaçırılması imkansız golü kaçırmasıydı. 2-1 galip olan bir takımın arkadan 30-40 metre bırakması hiç de normal değil. Aman PSV maçında aynı hatalara düşmeyelim. Adamlar affetmez. Sonuç olarak Fenerbahçe çok uzun yıllar sonra Kadıköy'de ezeli rakibini yenerek bir istatistiğin daha yıkılmasına neden oldu.

Ateşin tadı/HAKKI YALÇIN / FOTOMAÇ

Fenerbahçe, daha maçın başında yediği golle öldü sanılırken, sonraki dakikalarda verdiği mücadeleyle, Beşiktaş'a 2 gol atarak dirildi. Fenerbahçe'nin rakibini yakması için, önce ateşin tadını olması gerekiyordu belki.

***


Maçın 3. dakikasında Delgado'nun harika ara pasına Bobo'nun vuruşunda, Fenerbahçeli nöbetçiler ortada yoktu. Bu golün sarı-lacivertlileri kamçılayacağını düşündüm. Oysa ilerleyen dakikalarda da Fenerbahçe defansının berbat görüntüsü devam etti. Orta alan rakip alana sızmakta zorlanırken, Semih'e Bobo'nun attığı gole ilham veren pasların da geçersiz olduğunu gördük. İlk çeyrekte, Fenerbahçeli bütün futbolcuların ayakları kendilerine ait değildi. Bir kedi kadar sataşamıyorlardı geceye. Ta ki, Deivid'in kafa vuruşunun kaleci Hakan'ın bacaklarının arasından geçtiği pozisyona kadar.

***


Bu dakikadan sonra Fenerbahçe'de yıldızlar geceye soyundu. Alex'in art arda kaçırdığı iki pozisyon var. Vuruşları pek yakışıklı değildi. İlk yarıda sahadan topla futbolcu gibi çıkan tek adam Gökhan Gönül'dü... Adam eksiltme ve topu kullanma ustalığı tam puandı. Ve takım aşkının dili vardı ayaklarında... Buna karşılık Burak harbiden sefildi.

***


İkinci yarıda Beşiktaş'ın top kayıpları tavan yaptı. Orta alandaki didişmenin kimseye bir şey kazandırmayacağı havası esiyordu. Biraz Roberto Carlos esiyordu sahada, biraz Delgado... Ama Fenerbahçe'nin dün geceki ölü toplardan gol üretme sanatı ikinci golü getirdi. Bu pozisyonda ilk kez Semih doğru zamanda, doğru yerdeydi. Bir gerçek var, Semih asla Fenerbahçe'nin santrforu değil. Galiba attıkları, gelecekte alacaklarının bedeli olacak.

***


Maçın son dakikaları Fenerbahçeli taraftarların yüreğinin ağzına geldiği dakikalardı. Hele genç Batuhan'ın kaçırdığı bir pozisyon var ki, sanki ayaklarına uyku hapı katılmıştı ve takımının hayallerini denize döktü. Dün gece iki takım da futbol olarak ortaya bir şey koymadı. Birbirini yaralayan iki ezeli rakibin, futbolu düşünecek halleri de pek yoktu galiba.

***


"Maçın en korkak adamı kimdi?" derseniz, "İsmet Arzuman'dı" derim. Onun çaldığı düdükler, dilini bilmediği yabancı bir ülkede, adres sormaya benziyordu. Yanlışları çoktu ama maçın son dakikasında Beşiktaş'ın sayılmayan golünden önce faul çaldığını gördük. Faul müydü derseniz. Bazı kararların doğru olup olmadığını tartışmak için, gol olmasını beklememek gerek. Dün gece sahada bir hakem ölüsü vardı ama... İsmet Arzuman'ın dün gece belki de en doğru kararı buydu. Beşiktaşlı yöneticiler çalınan düdükten sonra kendilerine verilmesi gereken bir armağanı beklemek yerine, forvet oyuncularına gözlerini açmayı öğretsinler. Kaybettiklerini daha kolay kazanırlar!






Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 15:47

İLGİLİ HABERLER