Spor
  • 18.9.2009 02:17

SPOR YAZARLARINDAN G.SARAY'A BÜYÜK ÖVGÜ

Efsane dönüyor! /İLHAN SÖYLER/HÜRRİYET

BİR şarkısın sen ömür boyu sürecek... Dünkü Galatasaray, 2000 yılında UEFA Kupası’nı kazandıran o efsanevi takımı hatırlatıyordu.

Yıllar su gibi akıp gidiyor. Ama Emre Aşık, geçen bunca zamana meydan okumaya devam ediyor. Rakip hücumlarında en kritik anlarda ya kafasını ya ayağını ya da vücudunu koydu. Bravo sana Emre Aşık! Her zaman her zaman hazır bir asker olduğunu bir kez daha gösterdi.
Geçmiş yıllarda Galatasaray’ın başına defalarca çorap ören orta sahadaki açıklar bu sefer yoktu. Çünkü, Mehmet Topal ve Mustafa Sarp, açılan her gediği çabucak sarıp sarmaladı. Bu ikisi sadece defans yapmakla kalmadı; fırsat buldukça hücuma da destek verdi. Helal olsun size....
Elano’nun vücudunda oksijen eksikliği olduğu ayan beyan ortada. Ama bir kurt gibi. Avını nasıl avlayacağını iyi biliyor. Attığı birinci gol bu avcılığının eseriydi. İkinci golde de rakip defansın oynaklığını gördü, tıpış tıpış topa vurdu, rakip kaleci de bunu tıpış tıpış izledi.
Sabri, Panathinaikos takımının en hızlı ve tehlikeli adamı olan Sebastian Leto’yu adeta saha çizgisinden dışarı attı. Ona top oynama şansı vermedi.
Kewell, Panathinaikos savunmasını yerle bir etti. Kendini kanada hapsetmedi, ihtiyaç olan her yere koştu.
Bu güzel sözleri ne yazık ki Keita için söyleyemeyeceğiz. Bezginliğe alışmış olacak ki, fazla çabalamadı. “Acaba boşluk bulabilir miyim” diye yoklama çekmekten başka bir şey yapmadı.
Kim ne derse desin, Galatasaray kaleci seçmeyi biliyor. Her gelen yabancı kaleci “abide” gibi oluyor. Simovic’le başlayıp Taffarel, Mondragon, De Sanctis ile devam eden bu geleneğin son temsilcisi Leo Franco. Arjantinli, Galatasaray için Milli Piyango’dan çıkan bir ikramiye gibi.
Rijkaard, en kritik zamanda şefliğini gösterip, yanlış tele basan Emre Güngör’ü kenara alarak, Uğur Uçar’ı oyuna soktu. Bozuk giden ritmi de böylece yeniden düzene soktu.
Dün hayatımda ilk kez altı hakemli bir maç izledim. Ama kale arkalarındaki bu hakemlerin oyuna katkı yapıp yapamadığını, orta hakemle nasıl bir ilişkileri olduğunu anlayamadım.

Tuttuğu altın oldu /ERMAN TOROĞLU


ÖNCELİKLE şunu söylemek lazım ki, olimpiyat statlarında kesin olarak futbol maçı oynanmıyor.


Atina’daki stat şehrin çok uzağında. 20 dakikalık yolu, taksiyle 1.5 saatte ancak gidiyorsunuz. Tribünler de sahaya hakim değil.

Dün akşam iki takım da kötü futbol oynadı. Maçın neticesine bakan, eğer seyretmemişse aldanır. Hani bir laf vardır; “Bir şey kısmettten çıkınca uçkur dokuz yerden koparmış” derler. Panathinaikos’un durumu da aynen öyle. Galatasaray’ın vurduğu gol oldu. Yani tuttuğu altın oldu. Onlarınki de cacık...

Maç 2-0 dan 2-2’ye dönecekken, inanılmaz bir şans golüyle 3-0 oldu.

G.Saray lider çıkar

Maçın geneline baktığınız zaman Panathinaikos, Galatasaray’ın rakibi değil. Bizimkiler her hatlarıyla onlardan daha iyiler. Anlaşıldı ki, G.Saray büyük hata yapmazsa bu gruptan lider çıkar. Ondan sonraki maçlarda da esas rakipleriyle boy ölçüşür. Dün karşısında çok rahat bir rakip olmasına rağmen atılan toplarda çok pozisyon verdiler. Kim oynarsa oynasın, Galatasaray’ın yumuşak karnı bu sene arka ortası. Hücumda mutlaka bir şeyler yapıyorlar. Baros’a zamanlaması doğru top atıldığında ilk çıkışta bütün defansı oyundan düşürüyor. Ama 10 saniye geç kalırsanız haliyle ofsayta düşüyor.

Dünkü maçlarda ilk defa çizgi hakemi uygulaması yapıldı. Aut çizgisindeki hakem, bulunduğu yerdeki takım hücum ettiğinde ceza alanında rahat rahat geziyor. Yani neredeyse orta hakemin vazifesini yapıyor. Top geldiği zaman kendini ceza sahası dışına atıyor. Başarılı olur mu bilmem. Benim ümidim yok. Çünkü bu işlerde nerde çokluk orda b..luk...

Şimdi bu hakemler kulaklıkla maçın hakemine penaltıyı bile üfleyebilecekler. Yani hakemin aklını karıştıracaklar. Ancak bir avantajı var. Yeni uygulama hakemin koşu yönünde göremediği pozisyonlarda, elle oynamalarda, itmelerde çekmelerde ve ceza alanında kendini atan futbolcular konusunda avantaj olabilir. 

Umut arttı /KANAT ATKAYA


FUTBOLDA şans biraz da oynamak isteyenin veya doğruları yapmaya çalışanın yanında oluyor galiba.


Atina seferi öncesinde Galatasaray’da manzara belliydi: Stoper mevkiinde arıza var, defans sarsılabilir, Arda yorgun. Yani genel beklentiler Galatasaray’ın utanç vermeyen bir yenilgi veya beraberlikle dönmesinin yeterli olacağı yönünde.
Goller harikaydı

Grubun en zor maçını başta oynamak kimilerine göre dezavantaj. Kimilerine göre avantajdı falan filan... Tabi bu arada “tribün baskısı” acayip olacak tarzı göz korkutmalar da cabası. Fakat Galatasaray, maça öyle bir başladı ki, öyle bir noktada gol attı ki, hem tribünleri hizaya getirdi. Hem de rakibi demorilize etti. Panathinaikos’un toparlanması için 15-20 dakika geçmesi gerekti. Bu süreçte de Galatasaray, Mustafa Sarp ve Emre Aşık gibi futbolcularının ekstra performansıyla ayakta kaldı. İlk yarıyı önde bitirmek büyük avantajdı, ikinci yarının başında skoru ikiye katlamak harikaydı.

G.Saray’ın Avrupa macerasına 3 gollü bir deplasman galibiyetiyle başlaması ve bunu sorunlu gözüktüğü bir maçta becermesi taraftarın umudunu daha da arttıracağa benziyor. Panathinaikos’un attığı gol skorsal açıdan bir nevi adeletin yerine gelmesi oldu. Panathinaikos’un bu kadar kaçırıp bir tane atamasa o da kendi içinde bir ayıp olurdu. Klasik tabirle: Nazar boncuğu!

Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 15:04

İLGİLİ HABERLER