Asayiş
  • 21.4.2009 11:14

SUİKAST LİSTESİ ŞİFRELİ MEKTUPTA!

Danıştay saldırısının dünkü duruşmasında davanın Ergenekon ile
birleştirilmesine karar verildi. Sanık Alparslan Arslan’ın saldırgan
tavırlarıyla zaten olaylı başlayan duruşma, birleştirme kararının
açıklanmasının ardından bir kez daha karıştı. Sanıklar birbirlerine
tekme yumruk saldırdı

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın ikinci duruşmasına
tutuklu sanıklar Alparslan Aslan, Erhan Timuroğlu, Süleyman Esen,
Osman Yıldırım, İsmail Sağır ve Tekin İrşi ile sanık avukatları ve
müdahil avukatları katıldı. Bazı Danıştay üyelerinin de izlediği
duruşmadaki izleyiciler arasında Arslan’ın babası İdris Arslan ile
annesi Porsor da yer aldı. Mahkeme Başkanı Hasan Şatır’ın celse
arasında bazı sanıkların tahliye talebinde bulunduğu, Arslan’ın
avukatının da müvekkilinin ruh ve sinir hastalıklarına sevk
edilmesine ilişkin talep dilekçeleri verdiğini belirtmesinin
ardından, Ergenekon davası sanıklarından Veli Küçük’ün avukatı
Zeynep Küçük’ün de dilekçe gönderdiğini kaydetti.

Küçük: Birleştirilmesin

Küçük’ün dilekçesinde, iki davanın birleştirilmemesini istediği
öğrenildi. Esas hakkındaki görüşünü açıklayan Cumhuriyet Savcısı
Kubilay Taştan, Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin bozma ilamına uyulması
ile İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin birleştirme yönünde
muvafakatlarının sorulmasına karar verilmesini talep etti. Sanık
avukatlarının önceki celse Yargıtay kararına yönelik taleplerini
tekrar etmelerinin ardından, heyet ara karar vermek üzere duruşmaya
ara verdi. Heyetin salondan ayrılmasından yaklaşık 5 dakika sonra
yine eşofman üstü ile duruşmaya geldiği görülen Alparslan Arslan,
bir anda ayağa kalkarak bağırmaya başladı.

Annesine ’Defol’ dedi

“Başörtüsünü yargılayanları keserim, lan şe...” diyen Arslan, diğer
sanıklara ve müdahil avukatlarına yönelik “Memleketin yarısı i...
ya, şe...” şeklinde küfürlerini sürdürürken, salondaki jandarmalar
Arslan’a müdahale etti. Sakinleştirilmeye çalışılan Arslan’a
izleyici sıralarındaki annesi Porsor Arslan da, “Alparslan” diye
seslenince, anne oğul bir an göz göze geldi. Arslan, bu sırada
annesine “defol” diye bağırdı. Karga tulumba salondan çıkarılan
Arslan’ın sesleri, salon dışındaki mahkumların bulunduğu bölümde de
duyuldu. Bu sırada annesi görevlilere “Yanına gidemez miyim? Belli
ki sıkıntılı” dedi. Görevlilerin bunun mümkün olmadığını söylemesi
üzerine de, “Ama başka sırtları sağlam insanlara ohooo... Kim yaptı
belli değil. Üç yıldır böyle” şeklinde tepki gösterdi.

Size kaç para verdiler?

Müzakeresini tamamlayan heyet yaklaşık 15 dakika sonra salona döndü.
Ara kararı açıklayan Mahkeme Başkanı Şatır, Yargıtay 9. Ceza
Dairesi’nin bozma ilamına uyulmasına karar verildiğini belirtti.
Cumhuriyet savcısının da bu yöndeki görüşü doğrultusunda, dosya
kapsamı, delil durumu Yargıtay bozma kararındaki gerekçelere ilişkin
yapılan değerlendirmeye göre, dosyanın İstanbul 13. Ağır Ceza
Mahkemesi’nde birleştirilmesine karar verildiğini açıkladı. Başkan
Şatır kararı açıkladığında salon ikinci kez karıştı. Sanıklardan
Erhan Timuroğlu, jandarmalar tarafından arka sırada ayrı tutulan
Ergenekon davası gizli tanıklarından Osman Yıldırım’a yönelerek, “Bu
şe... itirafçının söyledikleri yalan” diye bağırdı. Yıldırım da,
Timuroğlu’na küfürler ederek, “Size kaç para verdiler?” dedi. Heyet,
olaylarla ilgili tutanak düzenledi. Alparslan Arslan’ın avukatının
müvekkilinin ruh ve sinir hastalıkları hastanesine sevk edilmesine
ilişkin talebi de reddedildi.

YİNE OLAY ÇIKARTTI


'Başörtüsünü yargılayanı keserim lan!’

İlk duruşmadaki gibi saç-sakal traşı olmadan ve eşofmanla gelen
Alparslan Arslan, dün de olay çıkarttı. Bir anda ayağa fırlayıp,
“Başörtüsünü yargılayanları keserim” diye bağırmaya başladı.
Jandarmalar Arslan’ı güçlükle salondan çıkardı. Arslan, geçtiğimiz
günlerde de cezaevindeki hücresini ateşe verdiği için, kamu malına
zarar vermekten 3 yıl 4 ay hapse mahkum edilmişti.

Şifreli mektup yazıp suikast listesi vermişti

Danıştay’In Ergenekon’la birleşmesiyle sonuçlanan süreç, Osman
Yıldırım’ın cezaevinden yazdığı mektupla başlamıştı. Danıştay davası
sanıklarından olmasına rağmen daha sonra verdiği ifadelerle
Ergenekon davasının gizli tanıkları arasına giren Yıldırım’ın
“şifreli” mektubu da Ergenekon dosyasına girmişti.

Yıldırım’a göre, mektupta yer alan resimler, Susurluk’un uzantısı
olan Ergenekon’un hedefinde olan kişileri temsil ediyordu. Osman
Yıldırım, iddiaya göre yakından tanıdığı İbrahim Genç adlı kişiden
şifreli yazı yazmayı öğrenmişti. Savcının dikkatini çekmek isteyen
Yıldırım, Genç’ten öğrendiği bu şifreli tekniği kullanarak
cezaevinden mektup yazdı. Danıştay saldırısıyla ilgili bir suçunun
olmadığını anlatmak isteyen Yıldırım, yazdığı şifreli mektupta,
Ergenekon yapılanmasının eylem yapacağı kişileri gösterdi.

’Suç İslamcılara yıkılacaktı’

Şifreli mektup, Yıldırım’ın düşündüğü gibi savcının eline ulaştı.
Osman Yıldırım’ın ek ifadesi alındı. Yıldırım, savcı Zekeriya Öz’e
verdiği ifadesinde şifreli yazılardaki kişilerin Susurluk’un
uzantısı olan Ergenekon’un hedefindeki kişiler olduğunu, kendisinin
bu kişilere karşı bir eylemi olacak olsa cezaevi idaresine bunu
açıkça vermeyip gizli olarak gönderdiğini savcıya anlattı.

Osman Yıldırım amacını, şifreli mektuptaki karikatür ve resimlerde
anlattığı kişilerin, Ergenekon örgütü tarafından öldürüleceğini
söylemek olduğunu da ifade etti. Yıldırım, bu isimlerden herhangi
birisine düzenlenecek olan eylem veya suikastın İslami kesim
üzerinde kalacağını ve yönetimde bulunan hükümetin uzaklaştırılması
için kullanılacak bir malzeme olacağını, bütün bunları çözdüğünü ve
bilmelerini istediği için yazılan mektup Ergenekon belgelerinde yer
aldı.

’Bu isimler öldürülecekti’

Süleyman Demirel, Deniz Baykal, Erdoğan Teziç, Vural Savaş, Şener
Eruygur, Kemal Anadol, Kemal Gürüz, Bekir Coşkun, Emin Çölaşan,
Tuncay Özkan, Sabih Kanadoğlu, A. Necdet Sezer, Cumhuriyet Gazetesi,
Türkan Saylan, Mustafa Süzer, ABD Elçiliği, Tülay Tuğcu, Orhan
Pamuk, Joost Lagendijk.

Kanlı saldırıdan Ergenekon’a...

DANIŞTAY KANA BULANDI: 17 Mayıs 2006 - Danıştay 2. Dairesi üyelerine
yönelik silahlı saldırı düzenlendi. Danıştay üyesi Mustafa Yücel
Özbilgin öldürüldü, 4 yüksek hakim yaralandı. Saldırgan avukat
Alparslan Arslan olayın ardından binadan çıkamadan gözaltına alındı.

20 Mayıs 2006 - Ergenekon sanıklarından Muzaffer Tekin, Zekeriya
Öztürk ve emekli astsubay Mustafa Öztürk Danıştay saldırısıyla
ilgili olarak gözaltına alındı. Üç kişi de Ankara’ya getirilerek, 4
gün sonra nöbetçi mahkemece serbest bırakıldı.

TEKİN SERBEST KALDI: 14 Temmuz 2006 - Danıştay ve Cumhuriyet
Gazetesi’ne yönelik saldırılara ilişkin iddianame hazırlandı.
Olayların türbanla ilgili olduğu belirtilerek, “Anayasal düzeni
cebren değiştirmeye teşebbüs” ve “silahlı örgüt kurma” suçlarından 9
kişi hakkında açılan davanın sanıkları arasında gözaltına alınıp
serbest bırakılan Muzaffer Tekin, Zekeriya Öztürk ve Mustafa Öztürk
yer almadı.

11 Ağustos 2006 - Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava görülmeye
başlandı.

ERGENEKON BAŞLADI: 12 Haziran 2007 - İstanbul Ümraniye’de bir
gecekonduda 27 el bombası bulunmasıyla İstanbul Başsavcılığı’nca
daha sonra “Ergenekon” adı verilecek soruşturma başlatıldı.

13 Şubat 2008 - Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Ergenekon
soruşturmasını yürüten İstanbul Başsavcılığı’ndan Ergenekon ile
Danıştay saldırısı arasında bağ olup olmadığına karar verebilmek
için istediği belgelerin incelemesini tamamladı. Mahkeme, 455
sayfalık sanık ifadelerinden oluşan belgelerde bağlantı tespit
etmeyerek, kararını açıkladı. Kararda, saldırının türban kararı
nedeniyle yapıldığı belirtildi.

YILDIRIM GİZLİ TANIK: 12 Mart 2008 - Sanıklardan Osman Yıldırım,
cezaevinde görüştüğü Ergenekon soruşturması savcılarına,
saldırılarda kendilerini Veli Küçük ve Muzaffer Tekin’in
yönlendirdiğini ileri sürdü. Yıldırım, gizli tanık yapıldı.

25 Temmuz 2008 - İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Ergenekon
soruşturmasını tamamlayarak dava açtı. İddianamede, örgütün
eylemleri arasında Danıştay 2. Dairesi üyelerine yönelik silahlı
saldırı ile Cumhuriyet Gazetesi’nin bombalı saldırıya uğraması da
yer aldı.

DAVALAR BİRLEŞTİ: 17 Aralık 2008 - Yargıtay 9. Ceza Dairesi,
Danıştay cinayetiyle ilgili Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin
kararını bozdu ve dava dosyasının Ergenekon dosyasıyla
birleştirilmesini istedi.

23 Mart 2009 - Yargıtay’ın bozma kararının ardından ilk duruşma
yapıldı ve sanıkların bozmaya uyulup uyulmaması yönündeki görüşü
soruldu.

20 Nisan 2009 - Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay kararına
uyulmasını ve dosyanın İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde
birleştirilmesine karar verdi.

Güncellenme Tarihi : 14.5.2016 22:53

İLGİLİ HABERLER