SUSTALI BIÇAĞIMI İKİ KEZ KALBİME SOKUP ÇIKARDIM
İSTANBUL - ''Ergenekon'' davasının tutuklu sanıklarından emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin, ''Hiçbir şey yoktan var edilemez. Ne kadar gayret ederlerse etsinler, 'yok' olan bu örgütü var edemeyecekler'' dedi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, 2 saat süreyle çapraz sorguya alınan Tekin, savunmasını dikkatle ve sabırla dinleyen mahkeme heyetine şükranlarını sunduğunu belirterek, ''Sığınacağım liman Türk adaletidir, burada olmaktan büyük huzur duydum'' şeklinde konuştu.
İddia makamının taraflı davrandığını ileri süren Tekin, ''Hiçbir şey yoktan var edilemez. Ne kadar gayret ederlerse etsinler, 'yok' olan bu örgütü var edemeyecekler'' görüşünü dile getirdi.
Daha önce ifadesi alınan sanıklardan Ali Yiğit'e kırgın olmadığını anlatarak, Fransızların ''Aslanın sırtından geçinen aslana yem olur'' şeklinde bir sözleri bulunduğunu anımsatan Tekin, Yiğit'e hitaben ''Yol yakınken doğruyu bulsun'' dedi.
Tekin, savcı Mehmet Ali Pekgüzel'in, ''Danıştay saldırısı davası sanıklarından Alparslan Arslan ile ilişkilerini'' sorması üzerine Arslan ile 3-4 kez görüştüğünü, ancak olay tarihinden 1,5 yıl öncesine kadar hiç görüşmesi olmadığını söyledi.
Pekgüzel'in, ''Yanlış anlamadıysam 3-4 kere yüz yüze görüştünüz, ayrıca telefon görüşmeleriniz var'' sözlerine Tekin, ''Doğrudur, görüşmüşümdür. Kandil ve bayramlarda mesaj atmışızdır'' yanıtını verdi.
Savcı Pekgüzel'in, kayıtlara göre 31 adet telefon görüşmeleri bulunduğunu, son görüşmeyi 16 Kasım 2005'te, olaylardan 6 ay kadar önce yaptıklarını belirtmesi üzerine de Tekin, ''Kesinlikle irtibatım yok, niye gizleyeyim'' dedi.
Engin Bağbars'ı da kesinlikle tanımadığını ifade eden Tekin, bu kişinin tanık ifadesini ''yalan söylediği'' gerekçesiyle kabul etmediğini söyledi.
Tekin, Kuddusi Okkır ile ilişkisinin boyutuna ilişkin bir soruyu yanıtlarken, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi'ni Mayıs 2005 sonlarına kadar izleyip ayrıldığını, Okkır ve diğer bazı kişileri o hareketten tanıdığını söyledi.
Okkır'ın bir gün kendisini ziyaret ederek, ''Devletin yeniden yapılanması için öneriler'' dokümanını verdiğini anlatan Tekin, Okkır ile o tarihten sonra görüşmediğini ve dokümanın bürosunda olduğunun bile farkında olmadığını kaydetti.
Savcı Pekgüzel, ''Beyanlarınızda, hiçbir sivil toplum örgütü içinde yer almadığınızı söylediniz, ama Kemal Kerinçsiz'in iş yerinde yapılan aramada bulunan Büyük Hukukçular Birliği'nin basın açıklamasında imzanız var. Bu ne anlama geliyor?'' sorusuna Tekin, ''Hatırlamıyorum, ama imzam varsa benimdir. Hiçbir sivil toplum örgütünde yoktum. Tek başıma inandığım doğruların peşinden gittim'' cevabını verdi.
Muzaffer Tekin, savcı Pekgüzel'in, Danıştay saldırısının gerçekleştiği 17 Mayıs 2006'da ve sonrasında ne yaptığını sorması üzerine de Danıştay olayına ilişkin alınan ifadesinin dosyaya konulmadığını ileri sürdü.
Olayın olduğu gün, Zekeriya Öztürk ve diğer bazı kişilerle bürosunda olduğunu anlatan Tekin, aralarında söz konusu saldırgan için ''meczuptur'' diye konuştuklarını söyledi.
Akşam saatlerinde ise eşinin aradığını ve polislerin evi bastığını söylediğini belirten Tekin, o zaman da çevresindekilere ''Beni bu olayın içine, Türkiye Cumhuriyeti'nde kimse sokamaz. Bir cümle basında ismim çıksın, bunu taşımam canıma kıyarım'' dediğini aktardı.
Ertesi gün bir televizyon kanalında, olayda adının geçtiğini gördüğünü ifade eden Tekin, ''(Bu çok büyük bir çuval hadisesi. Ben bu çuvalı başıma geçirmeyeceğim) dedim. Bu intihar olayı öyle gerçekleşti. Sustalı bıçağımı Kelime-i Şehadet getirerek iki kez kalbime sokup çıkardım'' dedi.
Tekin, bir başka soruyu yanıtlarken de Sedat Peker ile ilişkilerinin sosyal bir ilişki olduğunu ve Peker ile Fikri Karadağ'ı kendisinin tanıştırmadığını belirterek, 2002'de düzenlenen ''Öztürkler Gecesi''ne eşi ile katıldığını dile getirdi.
Tekin, Karadağ'ı en son 2005'in Haziran ya da Temmuz ayında orduevinde gördüğünü kaydetti.
İddianameyi 4 kez okuduğunu söyleyen Tekin, ''Bu iddianame psikolojik savaş. Beyniniz zayıf olsa 'Acaba ben suçlu muyum?' psikozuna girersiniz'' dedi.
Tutuklu sanıklardan Veli Küçük'ün kızı ve avukatı Zeynep Küçük, Tekin'e, Veli Küçük ile tanışıklığının boyutunu sordu. Tekin, ''23 senedir ben sivil olamadım, kopamadım o ortamdan'' diyerek, Küçük'ün elini öptüğünü anlattı.
Tekin, Danıştay olayından sonra bir Paskalya Günü, Patrikhane'de de Küçük'ü gördüğünü, fakat ayrı yerlerde oturduklarını ve 5 dakika dahi konuşmadıklarını söyledi.
Bu arada söz alan tutuklu sanıklardan Oktay Yıldırım'ın, ''Hayatınızda hiç yeşil renkli küçük soda şişesi gördünüz mü, bu soda şişesinin üzerine fünye takılıp, içine patlayıcı koyduğunuzda el bombası gibi patlar mı?'' sorusu üzerine Tekin, ''Patlar'' dedi.
Tutuklu sanık Muzaffer Tekin, üye Hakim Hasan Hüseyin Özese'nin sorusu üzerine de Beykoz Çayırbaşı'nda evi olmadığını, ancak Mahmut Öztürk'ün olduğunu söyledi.
Duruşmaya, Muzaffer Tekin'in çapraz sorgusunun ardından bir süre ara verildi.
Bu arada, tutuksuz sanıklardan İbrahim Benli ve Ali Yasak'ın başladıktan sonra katıldığı duruşmada, tutuklu sanıklardan Aydın Yüksek rahatsızlığı nedeniyle salondan götürüldü.