TACİZCİ SATRANÇ HOCASINA REKOR CEZA TALEBİ
İtalyan Pippa Bacca’nın tecavüz edilerek öldürülmesi, Türkiye’de taciz ve tecavüz suçlularının gerektiği kadar ağır cezalandırılmadığı tartışmasına neden oldu. Ancak satranç hocası Halil Sertaç Dalkıran’ın iki kız öğrencisini taciz ettiği iddiasıyla başlatılan soruşturma, rekor ceza istendi; 21 yıla kadar hapis
Türkiye’yi utandıran İtalyan Pippa Bacca’nın tecavüz edildikten sonra öldürülmesi, taciz ve tecavüz suçlarına gerektiği kadar ağır cezalar verilmediği tartışmalarına neden oldu. Türkiye’de bu taciz ve tecavüz suçlarının işlenme sıklığı, cezaların caydırıcı olmadığı yorumlarına neden oluyor. Ancak VATAN’ın sürmanşetten duyurduğu İstanbul Satranç Geliştirme Merkezi ve Müzesi Başkanı, Uluslararası Fide Satranç Hakemi ve Yazarı Halil Sertaç Dalkıran’ın iki küçük kız öğrencisine cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla başlayan soruşturma, rekor ceza istemiyle sonuçlandı.
Cezayı artıran nedenler
Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı, 3 ay tutuklu kalan Dalkıran’a, “Çocuğun cinsel istismarı” suçundan 21 yıla kadar hapis cezası istendi. Çocukların Dalkıran’ın öğrencisi olması ve taciz suçunun birden fazla işlenmesi nedeniyle cezayı yarı ve dörtte üç oranında da artırdı. VATAN’ın haberiyle kamuoyuna yansıyan cinsel taciz soruşturması, satranç dünyasında şok etkisi yaratmıştı. Kadıköy Cumhuriyet Savcısı Zafer Tekir’in hazırladığı iddianamede, olay şöyle anlatıldı:
“Dalkıran’ın sahibi olduğu Kadıköy Satranç Geliştirme Merkezi’ndeki öğrencileri F.S (10) ve K.D’ye (12) (Mağdur olmamaları için isimlerin baş harfleri değiştirilmiştir) ilgi duymaya başladı ve diğer çocuklardan daha yakın davrandı. 2007 yılı Temmuz ayı içerisinde satranç oynayan küçük F.S’nin arkasına geçip, önce oyunu izliyormuş gibi davrandı. Sonra küçük kızın askılı kıyafetinin içine elini soktu. 24 Temmuz 2007’de satranç eğitiminin verildiği binanın çalışma odası olan asma katına çağırarak iki yanına oturttuğu küçük kızlara kendisini sevip sevmediklerini ve buna benzer başka sorular sordu. Küçük kızları öpüp okşadı.”
Savcı Tekir, dosyadaki delillerin Dalkıran’ın atılı suçları işlediğine dair yeterli şüpheyi oluşturduğunu belirterek davayı açtı.
Nasıl ortaya çıktı?
Cinsel taciz iddiaları F.S.’nin annesinin bir başka veliyle birlikte Sertaç Dalkıran’la yaptığı bir görüşme sırasında şüphe uyandıran sözlerle ortaya çıkmıştı. Diğer velinin “Satranç oynamanın ergenliği çabuklaştırdığı” sözlerine karşı çıkan F.S.’nin annesi, kızının ergenliğini etkilemediğini söyledi. Bunun üzerine Dalkıran “F.S.’nin de K.D.’nin de ergenliğe girdiğini” ifade etti. Bu sözler F.S.’nin annesini şüpheye düşürdü. Akşam kızına en çok hangi öğretmenlerini sevdiğini soran anne, her zamankinden farklı olarak Sertaç Dalkıran’ın ismini duyamayınca endişelerinde haklı olduğunu anladı. Bunun üzerine kızına yaşadıklarını anlatması için teşvik eden anne, kızının öğretmeninden gördüğünü iddia ettiği taciz olayını öğrendi.
F.S.’nin arkadaşı K.D.’nin de aynı şeyleri yaşadığını anlatması üzerine aileler biraraya gelerek çocuklarını pedagoga götürdü. Pedagog Güzide Soyak yaptığı terapi sonrası rapor hazırlayarak Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. Pedagog Soyak, ailelelerin de savcılığa suç duyurusunda bulunmak üzere olduklarını öğrendi.
Soyak: Güven duyguları zedelendi
Soyak’ın soruşturma dosyasına giren raporunda da şu tespitler yeralıyor: “...Çocuklar öğretmenleri tarafından uğradıkları tacizde büyük sıkıntı yaşamışlardır. Güven ilişkileri bozulmuş, arkadaşlarını kaybetme korkusuna kapılmışlardır. Tüm bunların sonucu olarak çocuklarda akut stres bozukluğu gözlenmiştir. İlerleyen dönemlerde travma sonrası stres bozukluğuna dönüşmesi beklenebilir. Sevdikleri insanın hayal kırıklığına uğratması ve onların zorlaması, istememelerine rağmen onun isteklerini yerine getirmek, güven duygularını zedelemiş ve kendilerine yönelik suçluluk gelişmesine neden olmuştur.”
(VATAN)