TALAT AP'DE KIBRIS İÇİN 'MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜ'NÜ KONUŞTU!..
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıslı Türkler'in hiçbir zaman hiçbir Hıristiyan kültür varlığını bilinçli olarak tahrip etmediği konusunda güvence verebileceğini söyledi.Avrupa Parlamentosu'nda (AP) Liberal Grup tarafından düzenlenen “Madalyonun Öbür Yüzü: Kıbrıslı Türkler'e Ses Vermek” konulu seminerde konuşan Mehmet Ali Talat, Kıbrıslı Türkler'in, AB ile bütünleşebilmek için rejimlerini ve siyasal yapılarını değiştirdiklerini hatırlattı.
“KKTC'de AB vizyonu galebe çalmıştır. Çok şey değişmiştir” diyen Talat, AB'nin sözlerini tutmamasına karşın Kıbrıslı Türkler'in büyük çoğunluğunun AB vizyonunu koruduklarını bildirdi. Talat, Rumlar tarafından reddedilen Annan Planı'nın “bir dünya mühendisliği harikası” olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dünya diplomasisi Kıbrıs sorununu çözmek için biraraya gelerek ve birbiriyle alakalı birçok unsuru biraraya getirerek Annan Planı'nı ortaya çıkardı. Bu sadece Birleşmiş Milletler'in bir çalışması değildi. Türkiye'nin AB üyeliğiyle de bağlantılıydı. Fazla derine girmek istemiyorum ama zamanlama ve içerik bakımından son derece önemli bir eylemdi.”
Ada'yı tek başına temsil etmek için Annan Planı'nı reddeden Kıbrıs Rum kesiminin, AB'ye katılım sürecinde yazdığı mektuplarla, o zamanki BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ı ve AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'i aldattığını belirten Talat, Annan'ın BM'ye sunduğu raporda, Kıbrıs Rum kesiminin tutumundan kaynaklanan düş kırıklığını dile getirdiğini, Verheugen'in de daha sonra AP'de yaptığı bir konuşmada “aldatıldım” diyerek bu durumu kayıtlara geçirdiğini vurguladı.
“Kıbrıs'ta çifte değil, onlarca, yüzlerce standart var” diyen Talat, “Lokmacı kapısının açılması için ilk adımları biz attık. Çok önceden bizim taraftaki duvarı yıkarak Rumlar'ın bahane ettiği köprüyü kaldırdık. Sonra bir gece yarısı Rumlar kendi duvarını yıktı. Bütün dünya Rum tarafına teşekür kuyruğuna girdi. Dediler ki (Duvarı yıkarak askeri mevzinizi kaldırmanıza teşekkür ederiz.) BM kararına bile askeri mevzinin kaldırılması girdi. Oysa Rumlar mevziyi kaldırmadı ki. Yıktılar, fakat aynı yere daha güzelini yaptılar. Bütün dünyadan da teşekkür aldılar” diye konuştu.
Kıbrıslı Türkler'in sesinin duyulmamasının bu tür tuhaflıkların yaşanmasına neden olduğunu kaydeden Talat, Avrupa'da bir ülkeyle herhangi bir temas kurmaları durumunda “Rumlar'ın ertesi gün bütün diplomatik yollarla çuvallanarak tabiri caizse o devletin anasından emdiği sütü burnundan getireceğini” dile getirdi. Talat, “Sadece Annan Planı'nda değil, AB'nin 2003 yılında yürürlüğe giren Nice Anlaşması'nda da AP'de 2 koltuk Kıbrıslı Türkler için öngörülmüştü. Annan Planı'nı reddeden Rumlar, AP'deki 2 koltuğumuzu da işgal ediyor. Dünyada bir başka örneği var mı? Bir toplum karşıtları tarafından temsil edilsin” dedi. Talat, daha sonra şunları kaydetti:
“AP'ye Güney Kıbrıs girmiş olmasına rağmen, AP Eğitim ve Kültür Komitesi'nde Kuzey Kıbrıs'taki kültür varlıkları konuşulmaktadır. Ama ne gariptir ki bizim konuşulduğumuz toplantıda biz yokuz.”
MERKEL'E YANIT
Almanya Başbakanı Angela Merkel'in dün Brüksel'de dinlerarası diyalog toplantısının ardından KKTC'deki kültürel varlıkların ve Hıristiyan varlıkların tahrip edildiğini söylemesine de değinen Talat, “Önce şunu sormak lazım. Rumların başpiskoposu toplantıdaydı. Kıbrıslı Türkler Müslüman olduğuna göre temsilcileri neredeydi? AB, dinlerarası diyalog toplantısına bizi neden çağırmadı? Kıbrıslı Türkler'i de mi Hıristiyan görüyorlar. Böyle bir AB kriteri mi var? Oysa Almanya'daki Müslümanlar'ın temsilcisi toplantıdaydı. Demek ki sadece bize yönelik” diye konuştu.
“Kıbrıslı Türkler'in olmadığı yerde konuşmak kolaydır. Kıbrıslı Türkler hiçbir zaman hiçbir Hıristiyan varlığını bilinçli olarak tahrip etmemiştir. Bunun güvencesini verebilirim” diyen Talat, KKTC'de 2 bin civarında kilise ve benzeri tapınağın olduğunu, İslamiyette caiz olduğu için bunların bir kısmının cami ve ibadet yeri olarak kullanıldıklarını hatırlattı. Talat, cami olarak kullanılmayanlardan bir kısmının ise zamanın getirdiği tahribata maruz kaldığını ifade ederek, “Bunlardan bazılarının ikonları malesef kaçırılarak yurtdışına satıldı. Bundan büyük üzüntü duyduk. Ama bilinmeli ki bilinçli tahribat olmadı. Kurtardığımız ikonları müzalerde muhafaza ediyoruz” dedi.
KKTC'deki kültürel varlıkların korunması için UNESCO'ya ya da AB'ye başvurduklarında Rumlar'ın “yasadışı devlet” gerekçesiyle her türlü engellemeyi yaptıklarını vurgulayan Talat, “istiyorlar ki hem köpek tok olacak. Hem de ekmek bütün olacak. Bu nasıl olur?” diye sordu.
Kuş gribi için yaptıkları tatbikata Kıbrıs Rum kesimini de çağırdıklarını, fakat yine “yasadışı devlet” gerekçesiyle “red” yanıtı aldıklarını hatırlatan Talat, “Kuşlar biliyor. Yasadışı ülkeye gelip hastalık alıp yasal ülkeye bulaştırmıyor” dedi.
AP Liberal Grup Başkanı Graham Watson ise, Kıbrıs'ta kapsamlı çözüme ulaşılması için AB'nin etkin rol oynaması gerektiğini belirterek, Türkçe'nin AB'de resmi dil olmasını kabul etmesi için Kıbrıs Rum kesimine, Kıbrıs'taki askeri varlığını azaltması için de Türkiye'ye eşit oranda baskı yapılmasını istedi.
AP Kıbrıslı Türkler ile Temas Grubu Üyesi Karin Resetarits ise, Kıbrıs'ta şimdiye dek kapsamlı çözüme ulaşılamamasının AB'nin başarısızlığı olduğunu ifade ederek, “Annan Planı'nın 2004 yılında Rumlar tarafından reddedilmesi AB'de şok yarattı ve bu 3 yıldır sürüyor” diye konuştu. AB'nin, barış birliği ya da barış projesi gibi tanımlandığını hatırlatan Resetarits, Kıbrıs'taki durumun bu tanımlarla uyumlu olmadığına dikkati çekti.
Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 19:10