TALAT: "HEDEFİMİZ HAZİRAN SONUNDA MÜZAKERELERİ BAŞLATMAK"
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde (ASAM) "Kıbrıs'ta Çözüm Arayışları" konulu bir konferans verdi. Kıbrıs'ın bütünleşme sürecinde Rum lider Papadopulos'un uluslararası toplum tarafından "umutsuz vaka" olarak görülmesi nedeniyle seçimleri kaybettiğini belirten Talat, AKEL lideri Dimitris Hristofyas'ın ise kalıcı bölünme tehlikesine dikkat çeken bir seçim kampanyası yürüttüğünü söyledi. Kosova'nın bağımsızlığını ilan
etmesi ve sonrasında Rusya Cumhurbaşkanı Putin'in Kıbrıs'ı hatırlatarak Avrupa'yı iki yüzlülükle suçlamasını da tetikleyici bir etken olarak gösteren Talat, "Bu Rum halkında ciddi bir silkiniş yarattı. Üçüncü beklenen birinci, birinci beklenen üçüncü oldu. İlk turda Papadopulos elendi" dedi.
"Bu yepyeni bir süreç. Hem 7 Temmuz'dan esinleniyor hem de bizim zaman limiti isteğimiz" diyen Talat, yeni dönemde uzlaşmaya daha açık tavır sergilendiğini işaret etti. "Temsilcilerimiz bir araya geldi. Daha önce 1,5-2 yıl süren çalışmalardan sonra tek bir komitenin adını bile belirleyemezken, hem isimlerini hem gündemlerini saptadık" diyen Talat, olumsuzlukların tamamen ortadan kalkmadığını ifade etti. Talat, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu her şeyin güllük gülistanlık olduğunu göstermiyor. Bundan sonraki sürecin yapıcı biçimde bizi sonuca götüreceğini söylemek için çok erken. Papadopulos'un yarattığı anlayışın etkisi henüz bilinmiyor. O nedenle şimdiden bir şey söylemek mümkün değil."
21 Mart'ta ve bugün bir araya gelen çalışma gruplarının müzakere grubu statüsünde olmadığını belirten Talat, "Ortak veya ayrı ayrı liderlere raporlar hazırlayacaklar. 3 ay sonra liderler sonuçlardan yararlanıp ilerlemeye çalışacak. Teknik komiteler gündelik meseleleri görüşecek. Vardıkları sonuçlar liderlerin onayından sonra uygulamaya konulacak" diye konuştu.
TALAT HAZİRAN SORUNDA MÜZAKERELERİ BAŞLATMAYI HEDEFLİYOR
"Hedefimiz Haziran sonunda müzakerelere başlamak" diyen Talat, iki kesimli iki toplumlu devlet fikrinin tartışma konusu bile olamayacağını ve bundan hareketle "Virgin Birth-Bakire Doğum" olarak adlandırdıkları yeni bir oluşumu desteklediklerini söyledi. "Yeni yapının nasıl ortaya çıkacağı ciddi tartışma konusu olacak" diyen Talat, Rumların federal bir transformasyonu benimserken KKTC'nin kısa bir süre için bile olsa dünya tarafından tanınmasının ardından kurucu devlet olarak yeni devlete dahil olmak
istediğini söyledi. "Başarılı olursak hem Kıbrıs Türklerinin gelecek belirsizliğini ortadan kaldırırız hem Kıbrıs Rumlarının endişelerini ortadan kaldırırız. Hem de Türkiye'nin AB üyeliği yolunda Kıbrıs sorunu ortadan kalkmış olur. Umarız yaşadığımız 4-5 yıllık cendere, belirsizlik ortadan kalkar" şeklinde konuşan Talat, barış yanlısı çabalarını sürdüreceklerini yineledi.
"Henüz emin değilim. Olumlu değişiklikler, sinyaller var. Geleneksel olarak AKEL çözümü savunuyor. Ama nasıl bir çözüm o başka bir şey. Söylediklerini yapacak mı, yoksa genel eğilime yenik mi düşecek? Geçmişte AKEL iktidar olmadı, o nedenle durum aynı değil" diyen Talat, kafasında çözüme ilişkin çok sayıda soru olduğunu anlattı.
"Emekli bir diplomattı, şimdi değişen ne?" sorusu üzerine Talat, "Önceden kendi pozisyonları nedeniyle Türkiye'yi bile esir alabileceklerini düşünüyorlardı. Başka alternatiflerin de olabileceği, sürekli negatif politikayla sadece Kıbrıs'ın kalıcı bölünmesinin gerçekleşeceği endişesi ilk kez bu kadar güçlü hissedildi. Tarihte KKTC'nin tanıması ilk kez konuşuldu. Eskiden bu bir tabuydu. Söylemek mümkün bile değildi. Bu genel politika değişikliğine dönüştü mü? Onu ben de merak ediyorum" şeklinde konuştu.
"Virgin Birth" anlayışının bir Rum katılımcı tarafından eleştirilmesi üzerine Talat, 60'lı yıllarda Kıbrıs devletinin kurumlarının Rumlar tarafından işgal edildiğini ve Türklerin tüm kurumlardan atıldığını söyleyerek, "24 saatliğine bile olsa benim devletimi tanıyın. Bunu ileride Rum tarafı gasp etmeye kalkmasın. Virgin Birth bizim iddiamız değil. BM'nin son olarak Annan Planı'yla ortaya koyduğu anlayışın doğrudan doğruya kendisidir" dedi.
Aynı katılımcının "Türk ordusundan bazı generallerin 'biz onaylamadan olmaz' yaklaşımı içinde olduğunu" iddia etmesi üzerine ise Talat, "Türk ordusundan birinin böyle bir şey söylediğini duymadım. Zaten Türkiye ile birlikte çalışıyoruz. Ortaya koyduğumuz mutabık kaldığımız görüşlerdir. Niye derseniz iki temel nedeni var: Her konuda bizi kayıtsız şartsız destekleyen tek ülke. Bu konuda da desteğini istiyoruz. İkincisi 60'daki uluslararası Kıbrıs Anlaşması'na göre garantör devlet olarak taraflardan biri
olan Türkiye imza koymak durumunda. Ama Kıbrıs'ın iç yapısı ve düzenlemeler bütünüyle Kıbrıslı Rumlar ve Türkler arasında" diye konuştu.
KIBRIS MESELESİ AB YOLUNDA TÜRKİYE ALEYHİNE KULLANILIYOR
Kıbrıs meselesinin Türkiye üzerinde baskı unsuru olarak kullanıldığını kaydeden Talat, "AB sürecinin Kıbrıs'la doğrudan ilgisi olduğunu inkar edemem. Fiilen birbirini etkiliyor. Kıbrıs Rum yönetiminin AB üyesi olması bunu sağlıyor" dedi.
2012'deki Kıbrıs AB Dönem Başkanlığı için şimdiden yorum yapmanın gereksiz olduğunu söyleyen Talat, "O zamana kadar bu sorun çözülmez veya bir ilerleme olmazsa 'çözüm mümkün değil' sonucuna bile varılacaktır. Hristofyas'a 'ya bu sorunu biz çözeceğiz ya da bölünmeyi imzalayıp mühürleyeceğiz' dedim. O da 'farkındayım' dedi" diye konuştu. Talat, barışı erteleme eğiliminde olan liderin Hristofyas değil Papadopulos olduğunu da söyledi.
Erdoğan'la bugünkü toplantısının sorulması üzerine Talat, "Durumu değerlendirdik. Sadece Kıbrıs sorunu değil, hemen her konuda görüş alışverişinde bulunduk. Yapılan çalışmalarla ilgili ekonomi konuları dahil bilgi verdim" yanıtını verdi.
Konferansın sonunda ASAM Başkanı Faruk Loğoğlu, Talat'a bir plaket verdi. Yarın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından kabul edilecek olan Talat, ayrıca Dışişleri Bakanı Ali Babacan başkanlığındaki heyetle de bir araya gelecek.