Yaşam
  • 16.9.2002 09:02

TANJU ÇOLAK VE MÜNİR CEYLAN, HADEP’E NEDEN GİRMEDİ ?...

KAYNAK : Haber Vitrini Tanju Çolak siyasetten, HADEP’li Münir Ceylan ise futboldan olabildiğince uzak iki insandı... Ancak cezaevinde başlayan dostlukları öyle derinleşti ki, önce iş ortaklığına ardından da ortak siyasi eylemlere soyundular... Federico Garcia Lorca, "Erkeğin erkeğe erkekçe verebileceği hüznün dostluğundan başka ne olabilir ki" dese de, Münir Ceylan-Tanju Çolak ilişkisi iki erkeğin birbirine başka şeyler de verebileceğini gösteriyor. Biri eski Petrol-İş sendikası başkanı bir solcu, yazılarından ötürü cezaevinde yatmış bir düşünce adamı ve şimdi de HADEP Parti Meclisi üyesi. Diğeri Türkiye’nin unutulmaz golcülerinden, altın ayakkabılı Tanju Çolak. 90’lı yıllarda önce bir "yasak aşkın", sonra bir "kaçak Mercedes’in" sanığı. Bu iki adamın cezaevinde başlayan dostluğu, zaman içinde önce iş ortaklığına, sonra ortak siyasi eylemlere sürükledi onları... Ve geçtiğimiz günlerde Tanju Çolak’ın HADEP genel merkezine gitmesi ile bu ilişki tekrar manşetlere taşındı. Onlar ise Kürt sorununun en keskin olduğu dönemde başlayan dostluklarıyla topluma önemli bir mesaj verdiklerini belirtiyorlar. Sizin dostluğunuzu nasıl tanımlamalı? Neden birliktesiniz? Münir Ceylan: Ben de bilmiyorum nasıl anlatacağımı. Ama giderek yoğunlaşan bir sevgi. Hani insan böyle birine ısınır ya. Bu işte. Tanju Çolak: Bence bu kader. Ben kader arkadaşlığı, kader dostluğu diyorum buna. Bu dostluğunuz yüzünden özel çevrelerinizde eleştiri alıyor musunuz? T.Ç.: Benim Karadenizli oluşum, Münir abinin Kürt kökenli oluşu, siyasi kimliği; benim zaman zaman eleştiri almama neden oluyor. Ama Münir abiyi dünya iyisi, dünya görüşü çok ileri olan biri, bu memlekette bir arada yaşamayı savunan biri olarak anlattığımda ikna oluyorlar. M.C.: Ben cezaevinden çıkınca Tanju ile benimki gibi bir dostluğu topluma yaymak için bir "Barış Zinciri" projesi yaptım. Tanju bu eyleme geldi ve bir konuşma yaptı. Yani Tanju’nun yaptığı yüreklilik, benimki değil. Ama ben de Tanju’ya zarar gelmemesine dikkat ediyorum. Sezen Aksu’nun "Türkiye Şarkıları" konseri hâlâ tartışılıyor. Siz ise Kürt sorununun çok keskin olduğu bir dönemde arkadaşlığınızı sergilediniz. Biriniz Kürt yurttaşların sözcüsü, diğeri Türk milliyetçiliğinin arka bahçesi yeşil sahaların kralı. Çekinmediniz mi? T.Ç.: Ben Münir abiyi tanıdığımda Türkiye’nin sorunlarını bilmezdim. O zamana kadar çok da okumamıştım. Çünkü ben bir futbolcuydum. Ama cezaevinde Münir Ceylan’la tanışmam beni bir vatandaş olarak değiştirdi. Biz daha 1994-95 yılında Türk ve Kürt insanının bir arada olabileceğini topluma ifade ettik. Birbirinizden neler öğrendiniz? T.Ç.: Benim hayatım futboldu. Hayatım boyunca siyaset yapmamıştım. Ben Münir abiye sorardım "İdeoloji nedir?" diye. M.C.: Benim hayatımın büyük bölümü siyaset. Ben bugün iş adamı olarak bir şeylerle uğraşıyorsam bu Tanju olduğu içindir. Tanju da siyasetle uğraşıyorsa ben olduğum içindir. Peki, iş hayatında birlikte neler yapıyorsunuz? M.C.: Bir toplu konut projesi yürütüyoruz birlikte. İnşaat işi. Tanju Bey, siz başka işler de kurdunuz galiba... T.Ç.: Ben futbolu erken bıraktığıma, bıraktırıldığıma inanıyorum. Marjinal yaşadığım için oldu bu. Cezaevinden çıktıktan sonra Siirt Jetpaspor’a teknik direktör olarak gittim. Oraya sevgiyi aşılamaya gittim. Çocuklardan bir takım kurdum orada. Onları dağlardan, kahve köşelerinden kurtardım. Siirt’te çok güzel şeyler yaptım. Ama sonra istediğim gibi bir iş bulamadım futbol alanında. Bu sebeple iş hayatına atıldım. Önce bir ecza deposu kurdum Samsun’da. Şimdi 35 kişi çalışıyor orada. Sonra bu Angora Taç Otel’e yüzde 50 ortak oldum. Şimdi bununla uğraşıyorum. Üç ay evvel de İkbal Sucukları Tüketim A.Ş.’nin yüzde 45 ortağı oldum. Münir Bey, siz politika alanında neler yapıyorsunuz? Ben HADEP Parti Meclisi üyesiyim. Benim beklentim bu seçime HADEP’in bir ittifakla girmesiydi. Bunun için de aday listeleri teslim edilene kadar çaba harcadım. Ama istediğim olmadı. Bundan sonra ben yine toplumsal barışın egemen olması için katkı sunmayı sürdereceğim. Ben Tanju ile dostluğumuzun simgelediği tarz bir çizgiyi siyasete taşımanın gerektiğine inanıyorum. "HADEP’ten beklediğim sıcaklığı göremedim" Tanju Bey, sizin HADEP’ten milletvekili adayı olmanız gibi bir şey söz konusu oldu mu? T.Ç.: Bundan bir buçuk ay önce Münir abi bana HADEP’in durumunu anlattı ve "Düşünür müsün?" diye sordu. "Eğer Türk ve Kürt halkının bir arada yaşamasını politize ediyorsa HADEP’liler, o bayrak indirme gibi çirkin olayların dışındalarsa, bir partiyle ittifak oluşturulacaksa, katılırım, aksi halde katılmam. Ben Türk çocuğuyum, Türk evladıyım, Türklüğüm’den de gurur duyuyorum" dedim. 15 gün evvel Münir abi bunu onlara aktarmış. Münir abi anlatsın sonra olanları. M.C.: Ben HADEP’in baraj endişesi olmasa bile mutlaka mevcut partilerden biriyle ittifak içinde seçime girmesinden yanaydım. Çünkü halkın büyük çoğunluğu HADEP’i bölücü parti diye tanımlıyor. İttifak bu imajı değiştirecekti. Tanju’yu da bu aşamada HADEP genel merkezine götürdüm. Orada Murat Bey’le (Bozlak) görüştük. Tanju da "Ben bunu bir ailemle görüşeyim" dedi. T.Ç.: Fakat ben, açıkça söyleyeyim, beklediğim sıcaklığı göremedim. O yüzden "Ben bir ailemle konuşayım" dedim. Ancak bu olay bana sorulmadan manşetlere taşınınca arkadaşlarımdan epey bir tepki gördüm. (AHMET TULGAR/ MİLLİYET)

İLGİLİ HABERLER