"TAYYİP BEY CAMDAN OKUYOR, BEN CANDAN SÖYLÜYORUM"
KILIÇDAROĞLU: ''KİMSEYİ HARCAMA LÜKSÜMÜZ YOK''
ANKARA - CNN Türk televizyonunda Tarafsız Bölge programına katılan Kılıçdaroğlu, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Kılıçdaroğlu, Gürsel Tekin'in durumunun CHP'nin iç sorunu olduğunu ve ayrıntıya girmek istemediğini ifade etti. Tekin'in, partinin her kademesinde çalışmaya hazır olduğunu ve makam mevki arayışında olmadığını belirttiğini anlatan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
''Geçmişte güzel bir birlikteliğimiz vardı, bundan sonra da güzel birlikteliğimiz olacak. O noktada kimsenin endişesi olmasın. Parti olarak kimseyi harcama, kimseyi defterden silme, üzerine çizik atma gibi lüksümüz söz konusu değil. Bırakın partiliyi böyle bir konuma getirmeyi, her yurttaşı parti çatısı altına almaya çalışıyoruz. Sanıyorum Pazartesi günü konuyu MYK'da görüşeceğiz ve herkesin mutlu olacağı sonuca ulaşacağız. Talepleri orada aktaracağım.
Sayın Tekin PM üyesi. Kurultaydan sonraki en büyük parti organı. 'Sayın Tekin'i dışladık, onu dikkate almıyoruz' gibi değerlendirme yapmıyoruz. Sayın Tekin'in İstanbul'daki başarısını biliyoruz. Önümüzdeki günlerde Anadolu turuna çıkacağız. Sayın Gürsel Tekin ile birlikte gideceğiz.''
Genel Sekreter Önder Sav ile aralarında İstanbul il örgütünün durumuyla ilgili görüş ayrılığı olup olmadığı sorulan Kılıçdaroğlu, ''Her konuda yüzde 100 görüş birliği içindeyiz diye partinin genelini düşünürsek, böyle bir şeyi iddia etmek doğru değil'' dedi.
Sav'ın parti içi uzlaşmada çabası olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, ''Genel Başkan adaylığı konusunda beni ikna etti. Genel Sekreterden grup başkanvekillerimize, il başkanlarımızdan milletvekillerimize kadar konsensüs sağlandı. Bu konsensüsün unsurlarından birisi de Önder Sav'dır'' diye konuştu.
-''CAMDAN OKUYOR''-
Kılıçdaroğlu, halkın gündemine uygun politika oluşturmaya kararlı olduklarının altını çizerek, AK Parti'nin inandırıcılığını büyük ölçüde yitirdiğini öne sürdü.
Halkın partisi olma iddiaları olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, ''Bir iddiamız daha var; bu ülkede bir tek çocuk bile yatağa aç girmeyecek'' dedi.
Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile arasındaki farkı, ''Tayyip Bey camdan okuyor, ben candan söylüyorum'' diye tanımladı.
-''BÜROKRATLARI KİM AŞAĞILIYOR?''-
Kılıçdaroğlu, BM Güvenlik Konseyinde İran'a yaptırım kararı alınmasına Türkiye'nin ret oyu kullanmasının nedeni konusunda hükümet ya da Dışişleri Bakanlığından bilgi isteyip istemeyeceklerine yönelik soru üzerine, geçmişte ilgili bürokratların, bu konularda bilgi verdiğini, ancak, AKP hükümetiyle beraber, bunun sonlandığını kaydetti.
Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
''Dışişleri Bakanlığı bürokratlarını kim aşağılıyor? Sayın Başbakan. 'Bunlar bir işe yaramaz' diyor. 'Bizim yeni politikamız var...' Nerede üretiliyor bu politika? AKP Genel Merkezinde. Allah aşkına, böyle bir devlet var mı? Kendi Dışişleri bürokratını aşağılayacaksınız, 'Monşer' diyeceksiniz, 'Bunlar bir işe yaramaz' diyeceksiniz, dış politikayı bir partinin genel merkezinde oluşturacaksınız ve dünyaya kabul ettireceğinizi sanacaksınız. Olmadı, gemi olayında olmadı, söylenenlerin hiçbiri olmadı. Ne BM Güvenlik Konseyinin kararı çıktı, ne AB'nin, Arap Birliğinin, ne İKÖ'nün, ne NATO'nun, hiçbir şey olmadı. Bağırdık, çağırdık, yerimize oturduk.''
-''HER ÜLKENİN BİR RESMİ DİLİ VAR''-
''Terördeki artış, açılım politikası diye başlattıkları politikanın sonucu'' ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, ''Çıtayı çok yüksek tuttular. Biz bu sorunu çözeceğiz dediler. Barıştan, kardeşlikten bahsettiler, şiirler okudular. Öyle bir hava yaratıldı ki, herkesin kafasındaki sorun, kendine göre çözülecekti. Oysa bu sorunu algılama farklı'' diye konuştu.
Hükümetin, neyi, nasıl çözeceğini cesaret edip anlatamadığını savunan Kılıçdaroğlu, bunun, beklentileri kırdığını söyledi.
Türkiye'de terörü önlemenin temel yolunun ekonomik ve sosyal politikalardan geçtiğine inandığını dile getiren Kılıçdaroğlu, olayın sosyal, kültürel, ekonomik yönü olduğunu belirtti.
''Karşıdaki kişinin etnik kimliğine göre devletin politika oluşturmasını doğru bulmadığını'' ifade eden Kılıçdaroğlu, insanların kültürel haklara ilişkin taleplerinin olabileceğini dile getirdi. Kılıçdaroğlu, ''Kürtçe eğitim de bunun içinde mi?'' sorusunu ise şöyle yanıtladı:
''Hayır. Çünkü her ülkenin bir resmi dili var. Bütün politikaları, toplumu entegre etmek üzere inşa etmelisiniz. Eğer toplumu entegre etmez de, toplumda ayrışma politikalarını oluşturursanız, bunlar doğru değildir. Eğitim de bunlardan biridir. Başlattınız eğitimi, yarın ne yapacaksınız sınavlarda. O kadar çok açmazı var ki bunun.''
-''TÜRKİYE'DE RADİKAL İSLAM TEHLİKESİ YOK''-
Kılıçdaroğlu, ''Türkiye'de radikal İslam tehlikesi var mı?'' sorusunu da, ''Radikal İslamcılar olabilir ama bunun rejimi tehlikeye sokacak boyutta olduğuna inanmıyorum'' şeklinde yanıtladı.