Gündem
  • 23.1.2004 11:22

''TEK ULUSLU KIBRIS'IN ÖNÜNDEKİ TEK ENGEL, TÜRK ORDUSU''

LONDRA - İngiliz gazetelerinden Guardian, Yunanistan'ın tek uluslu bir Kıbrıs'ın önündeki başlıca engel olarak Türk ordusunu gösterdiğini bildirdi. Gazete, Yunanistan hükümetinin son diplomasi atağına karşın, Kıbrıs sorununa erken çözüm konusunda kötümser olduğunu belirterek, dün Londra'da İngiltere Başbakanı Tony Blair ve Dışişleri Bakanı Jack Straw ile görüşen Yunanistan Dışişleri Bakanı Papandreu'nun, Türkiye'yi ödün vermeye ikna etmek için İngiliz yetkililerden destek istediğini kaydetti. Guardian, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın dün Assosiated Press'e verdiği bir mülakatta, Türkiye'nin adanın birleşmesi için 'son saniyeye kadar' çaba göstereceğini söylediğini de aktardı. Gazeteye göre Yunanlı bir yetkili, yıl sonuna kadar çözümün ipuçlarının ortaya çıkabileceği ancak bunun 1 Nisan veya Mayıs'a kadar gerçekleşmeyeceği belirtildi. Diğer bir İngiliz gazetesi Financial Times ise, 'Türkiye Kıbrıs konusunda yeni Birleşmiş Milletler görüşmeleri arayışında' dedi. Gazeteye göre Türkiye, önümüzdeki günlerde Kıbrıs'ın birleşmesine yönelik Birleşmiş Milletler liderliğinde yeni görüşmelere yönelik öneriler paketi sunacak. Bu habere ek olarak Financial Times'ın makaleler sayfasında, Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'ın Kıbrıs sorunu hakkında bir yazısı var. Verheugen yazısına, ''Genişlemiş Avrupa Birliği'nde, Birleşmiş Milletler barış gücünün görev yapıyor olması, garip bir şey olmaz mı?'' sorusuyla başlıyor. Alman yetkili yazısında, Türkiye'nin Kıbrıs'ın birleşmesine yardımcı olması durumunda Avrupa Birliği kapısından içeri bir ayağını sokacağını, bölünmüş kalması durumunda ise Ankara'nın üyelik talebinin Avrupa Birliği'nin 25 üyesinden tam destek almasının muhtemel görünmediği görüşünü savundu. Avrupa Komisyonu yetkilisi, genişlemeden önce Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için bir fırsat penceresi bulunduğuna inandığını da kaydetti. FRANSA'DA DİNİ SEMBOLLERİN YASAKLANMASI TARTIŞILMAYA DEVAM EDİYOR Le Figaro, Dışişleri Bakanı Dominique de Villepin'e atfedilen bir eleştirinin, hükümet sıralarında kafaları karıştırdığını yazdı. Fransız gazetesine göre, Dışişleri Bakanlığı tarafından hemen reddedilen ve kimliğini gizli tutan bazı bakanların kaynak gösterildiği alıntıda, söz konusu yasağın uluslararası arenada çok hassas bir dönemden geçilirken Fransa'nın dış politikasını 'terse yatıracağı' belirtildi. Diğer bir Fransız gazetesi Nouvel Observateur 'tam bir kargaşa' olarak nitelediği durumun tarihsel arka planını değerlendirerek, türban tartışmasının arkasında toplumsal entegrasyon sorunu ve bu konuda şimdiye dek üstü örtülmüş tartışmaların olduğunu ileri sürdü. Gazete, ''Sorun, biz Fransızlar'ın kendi tarihimiz ve Araplar'la nasıl bir ilişki tasavvur ettiğimizdir'' dedi. 'Fransa'da yaşayan 5 milyon müslümanın büyük çoğunluğu dinlerinin gereklerini sorunsuz şekilde yerine getiriyor' diyen gazeteye göre, 'genç kuşaklar arasında bir azınlık, kimlik arayışına girdiklerinde, kendilerini toplumla ters düşmüş buluyor'. Konu Almanya'da da güncelliğini koruyor. Bazı eyaletler devlet okullarında, Fransa gibi tüm dinsel sembolleri değil, sadece türbanı yasaklamaya yönelik hazırlıklar yapıyor. Frankfurter Rundschau, böyle bir ortamda Cumhurbaşkanı Johannes Rau'nun yasağa karşı konuşmasından övgüyle bahsetti. Alman gazetesine göre cumhurbaşkanının müdahelesi, laik devlete karşı olan ama tüm inançların haklarını savunan 'saldırgan bir çağrı'. Gazete, görev süresini tamamlanmasına az bir süre kalan cumhurbaşkanının, konuşması nedeniyle bir çok eleştiriye hedef olacağını, ancak Rau'nun 'cesur bir devlet adamlığı' sergilediği yorumunu yaptı. ''HAÇ VE TÜRBANI BİR TUTMAK YANLIŞ'' Diğer bir Alman gazetesi Die Welt ise cumhurbaşkanının konuşması hakkında kuşkular dile getirerek, ''Haç ile türbanı bir tutmak yanlış. Çünkü haç selamet ve barış simgesiyken, türban dini olduğu kadar siyasi bir tavrı da dile getiriyor'' diye yazdı. Diğer taraftan gazete, Cumhurbaşkanı Rau'nun türban yasağının Almanya'da topyekun bir laikliğe yol açabileceği uyarısının da haklı olduğunu belirtiyor ve bu değerlendirmenin bazı politikacıların türban yasağı çığırtkanlığı yapmasından daha doğru çizgide olduğu vurgulanıyor. İspanyol gazetelerinden El Mundo, dün Irak'taki İspanyol birliklerinin güvenliğinden sorumlu Jandarma subayının Güney Irak'ta ağır yaralanmasını değerlendirdi. İspanyol Savunma Bakanlığı olayın bir 'terörle mücadele operasyonu' sırasında gerçekleştiğini söylüyor ancak El Mundo'ya göre, yerel Irak polis yetkilisi 'olayın terörle ilgisi olmadığını, sıradan suçluların saldırısı olduğunu' ileri sürüyor. Gazete, ''Görgü tanıklarının ifadesine bakılacak olursa, Savunma Bakanlığı'nın tasvir ettiği tarzdan ziyade Vahşi Batı türü bir çatışma olmuş'' diye yazdı. Gazeteye göre, bu olay İspanya'nın Irak'ta asker bulundurmasının ne kadar anlamlı olduğu sorusunu bir kez daha gündeme getiriyor. Diğer bir İspanyol gazetesi ABC de ''Irak'ta karşı karşıya olunan başlıca tehdit, eski rejimin üyeleri tarafından yürütülen gerilla savaşıdır'' dedi. Gazeye göre, bu çevreler kendilerini para ve patlayıcılarla çevrelemiş, gelecekten hiç bir beklentileri olmayan ve galiplere duydukları nefretle beslenen kişiler. İngiliz gazetelerinden Daily Telegraph'a göre 'Saddam'ın yakalanması isyancılara diz çöktürdü'. Gazete, bu sözlerin Bağdat'ın kuzeyinde faaliyet gösteren bir Amerikalı komutana ait olduğunu söyledi. Gazete, Amerikalı komutanın 6 ay içinde, saldırıların azalacağı ve normal hayata dönüş belirtilerinin ortaya çıkacağını söylediğini de aktarıyor. Habere eşlik eden fotoğrafta ise Felluce'deki Amerikan üssünde çalışan bir Iraklı kadının, dün işe giderken öldürülmesi ardından, annesi ve kızı göz yaşlarfı içinde birbirlerine sarılmış halde görüntüleniyor. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 21:30

İLGİLİ HABERLER