KAYNAK : Haber Vitrini
ANKARA- TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu dün alarm düğmesine bastı: BDDK ile bankalarımız anlaşamazsa binlerce işyeri kapanır. IMF'e insanımızın durumu anlatılmalı ve ikna edilmeli.
İstanbul Yaklaşımı konusunda bankalar ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) arasında henüz bir anlaşma sağlanamaması, reel sektörün temsilcisi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'ni (TOBB) harekete geçirdi.
BDDK ile bankaların anlaşamaması halinde krizin derinleşeceği ve binlerce işyerinin batacağı uyarısı yapan TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, taraflar arasında bir anlaşmaya varılması için arabuluculuğa soyundu.
AKŞAM'ın sorularını yanıtlayan Hisarcıklıoğlu, bankaların istediği kredi karşılıklarında yumuşama olmazsa, krizin yeniden derinleşeceğine dikkat çekti. Hisarcıklıoğlu, 'Bu tabloyu gören tarafların mutlaka bir anlaşmaya varacağını umuyorum' dedi.
Hisarcıklıoğlu, AKŞAM'ın sorularını yanıtladı:
l İstanbul Yaklaşımı nasıl gelişti?
22 Ekim'e kadar sektör kurulu toplantılarıyla ekonominin sıkıntıları nelerdir diye toplantılar yaptık. Ardından sıkıntı ve çözümleri rapor halinde sunduk. 22 Ekim'de, bürokrasi, siyaset ve işadamları bir masanın etrafında oturduk. Herkes ceketleri çıkarıp, bakan bürokrat, işadamı kimliğini bıraktı. Problemleri nasıl çözerizi konuştuk. Aynı taraftayız. Problemler karşı tarafta. Bu sinerji yarattı. Sadece siyasetçi yetmiyordu, bürokrat da önemliydi. Çünkü işi uygulayacak götürecek kişiler bürokratlar. 30 Kasım'ın mutabakatı o şekilde çıktı. Bunu da başardık. 30 Kasım'da sayın Başbakan rica etti. Kendisinin yapacağı açıklamayı, mutabakatı zaten hep beraber hazırladığımız için, benim açıklamamı istedi, ben açıkladım.
Kriz niye önlenemedi?
Bankalar Birliği ile BDDK'nın anlaşamamasından dolayı. Popülist politika uygulayarak, bir yere varamayız. Çıksam bir yerleri eleştirsem 'ne güzel konuşmuş başkan, bravo' derler. Şimdi BDDK ile Bankalar Birliği arasında bir anlaşmazlık söz konusu. Burada tabii IMF'e verilen niyet mektubu da söz konusu. Tahmin ediyorum BDDK ve Hazine'den sorumlu müsteşarlık bir çalışma yapacak. Bankacılık olmadan reel sektör olmaz. Reel sektör olmadan da bankacılık olmaz. Onun için iki mekanizmanın da iyi çalışıyor olması lazım. Bu konuda iyi bir arabuluculuk yaptığıma inanıyorum. Hem kobilerin menfaatini koruyarak, hem de tüm reel sektörün haklarını koruyarak bu işi yaptık çünkü görevimiz bu. Bu işin çözüleceğine inanıyorum.
IMF'e verilen sözler karşısında ne diyeceksiniz?
IMF'e verilen niyet mektubunu incelediğimiz zaman neye söz verildiği net olarak ortaya çıkıyor. Zaman zaman IMF'e verilen sözler çerçevesinde 'biz bunu yapamayız' deniliyor. IMF ve Dünya Bankası yetkilileri ilk kez bizim dönemimizde TOBB'ye gelerek bizim görüşlerimizi aldılar. IMF'in söylediği her şey doğrudur diye bakmamak lazım. IMF'in hazırladığı programı ülkemizin şartlarına göre şekillendirmeliyiz. Bizim ekonomi kurmayımız bunu yapmalı. Türk insanının da davranışlarının ve hareket tarzının önceden tespit edilerek, ekonomik programın zaman içerisinde, Türkiye'nin gerçeklerine göre ayarlanması lazım.
Bundan önceki programdaki en büyük mesele buydu. Kur ayarlamaları ağustos, eylül, ekim aylarında yapılsaydı 'Kasım krizi' yaşanmazdı. Dolar kurunda tamam taahhüt etmişsin ama gelir gider, ithalat ihracat arasındaki uçurum 25 milyar dolar civarına çıkmışken, ayarlama yapmazsan, o zaman duvara toslayacağın bellidir. Tosladık zaten.
Liberal ekonomide her şey piyasa şartlarında oluşmalı. Eğer bir şeyi baskı altında tutarsan düdüklü tencere patlar. Onun için çok baskı altında tutmadan kontrol edilebilir piyasa şartlarının oluşması lazım. Hep IMF IMF derken, düdüklü tencerenin kapağı patlayabilir.
Türkiye sizce nereye gidiyor? Şu anda kriz ne noktada?
Şu anda uygulanan ekonomiyi güçlendirme programında 3 tane ana unsur var. Bir tanesi enflasyon; yüzde 35. İkincisi faiz dışı bütçenin fazla vermesi; yüzde 60 civarında. Üçüncüsü pozitif büyüme. Bu ilk ikisi, başarılı görünüyor. Ama pozitif büyümeye hala geçilemedi. En büyük sıkıntı burada. Türk sanayisi şu anda dünyanın en pahalı enerjisini kullanıyor. Bugün malın maliyet unsurlarından bir tanesi istihdam ise ikincisi enerji. Ben Amerika'nın bazı eyaletlerinden dört misli, Avrupa Birliği ortalamalarına göre de yüzde 50 pahalı enerji kullanıyorum. Bu pahalı enerji ile uluslararası rekabet etmek mümkün değil.
'Hiç kimseye diyet borcum yok'
Ben bu makama otururken hiçbir kimseye, hiçbir partiye diyet borcum yok. Bugüne kadarki politikada TOBB, şöyle veya böyle siyasetin içinde olmuş. Ancak siyaset siyasetçinin işi, benim işim ekonomi. 1 milyon 200 bin kişinin hak ve hukukunu ne kadar iyi savunabilirsem işimi o kadar iyi yapmış olurum. Benimle ilgili sadece MHP'li demiyorlar, Kemal Derviş ile parti kuracağım, DSP'ye girip Ecevit ile beraber siyaset yapacağım söyleniyor. Bunların hepsi yalan, benim misyonum bu değil. Bu makamdan asla siyasete girmeyeceğim. Ama işadamlarının siyasette aktif olarak yer almaları için elimden gelen çabayı harcayacağım.
TOBB'da seçim sistemi
Bir kısım konsey üyeleri başkanlık seçiminin konseyler bazında yapılmasını, bir kısım üyeler de delege bazında yapılmasını istiyor. Sanayi Bakanlığı yetkilileri de, 'Sizin mutabık kaldığınız sisteme biz de mutabık oluruz, aynen kanuna yanısıtırız' diyorlar. Buna komisyonumuz karar verecek. Ben bu konuda kendi görüşümü beyan etmek istemiyorum. Çünkü 'A sistemini benimsiyorum' desem, 'Rifat'ın işine geldiği için böyle diyor' derler. Benim hareket tarzımı konseylerimizin vereceği kararlar belirleyecek. Onlar ne karar verirse buna uyacağım.(Akşam)
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 15:58