Ekonomi
  • 7.4.2002 09:46

TOPRAK ALTINDA SERVET YATIYOR...

KAYNAK : Haber Vitrini İHSAN ALTIKARDEŞ BURSA- Belirlenen altın rezervi 575, altın potansiyeli ise 6 bin 500 ton olan Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntının aşılmasında, maden yataklarının tespiti ve altının işlenmesinin büyük katkı sağlayacağı bildirildi. TÜBİTAK tarafından hazırlanan Bilim Teknik dergisinde yer alan bir araştırmaya göre, sanayileşmenin sağlanabilmesi için yeraltı kaynaklarından maksimum düzeyde yararlanılması gerektiği, Türkiye'de ve diğer ülkelerde gerekli tedbirler alındığı takdirde, siyanür kullanımında herhangi bir sıkıntı yaşanmayacağı vurgulandı. Araştırmaya göre, dünyadaki altın stoğunun yaklaşık 75 bin ton olduğu, binlerce yıldır birçok uygarlığa evsahipliği yapan Anadolu'nun, altın madenciliğinin ilk uygulandığı yerlerden biri olduğu ifade edildi. YASTIK ALTINDA SERVET YATIYOR Araştırmaya göre, Türkiye'de şu ana kadar belirlenen altın rezervinden 215 tonu işletmeye hazır. Yapılan tahminlere göre, potansiyelin 6 bin 500 tona kadar çıkartılacağı, Maden Tetkik Arama (MTA) verilerine göre tespit edilmiş altın miktarının ise 300 ton olduğu kaydedildi. Türk halkının, altını sevdiği, ziynet eşyası ve yatırım aracı olarak kullanılan 5 ton altının yastık altında olduğu belirtildi. Araştırmada, Türkiye'de altın üretiminin yok denecek kadar az olduğuna dikkat çekilerek, "Ülke içinde altına talep yüksek, arz sıfır olunca ithalat söz konusu oluyor. Yıllık altın ithalatımız 1989-1995 döneminde ortalama 110 ton, bedeli ise yaklaşık 1.3 milyar dolar. Bu rakam, yıllık petrol ithalatına ödediğimiz dövizin yarısını aşıyor" denildi. ANADOLU, ALTININ BEŞİĞİ Araştırmaya göre, binlerce yıldır birçok uygarlığa ev sahipliği yapan Anadolu, altın madenciliğinin ilk uygulandığı yerlerden biri. Çorum yakınlarındaki Alacahöyük'te, altından yapılmış madeni eşyaların en güzel örneklerine rastlanmış. Altın madenciliğinin çok yaygın olduğu Anadolu'da önemli madenler işletilmiş. Çanakkale'nin güneydoğusunda bulunan Astra madeni bunlardan biri. İlk olarak Troyalılar tarafından işletildiği düşünülen madenin, Roma ve Bizans dönemlerinde de işletildiği tahmin ediliyor. Yine Çanakkale yakınlarındaki bir eski maden de Şahinli madeni. Şahinli köyüne çok yakın olan maden de oldukça zenginmiş ve uzun süre işletilmiş. Korudanlık madeniyse, Bilecik'in Söğüt ilçesine yakın. Balıkesir yakınlarındaki Beyköy madeni. Lidya kralı Kroisos'un ünlü hazinesinin kaynağıysa, Manisa yakınlarındaki Sart madeni. Bu maden, tarih öncesi dönemlerden Roma dönemine kadar işletilmiş zengin bir madenmiş. Bergama-Ovacık'ta bulunan Bergama madeniyse sanıldığının aksine yeni bir maden değil. Ancak burada çok küçük boyutlu ve deneme amaçlı madencilik yapılmış. Yine Batı Anadolu'da olan eski madenlerden biri de Balıkesir-Havran yakınlarındaki Küçükdere madeni. Ülkemizde en son işletilen maden, 1. Dünya Savaşı'nın çıkmasıyla etkinliği son bulan Çanakkale-Kartaldağ (Astyra) madeni. Aslında bu eski madenler, tarihi ve arkeolojik değerlerinin yanında madencilik açısından da çok şey ifade ediyorlar. Eski altın yatakları ve madenleri, günümüzde altın arama çalışmalarında kılavuzluk yapıyor. Öncelikle,eskiden altın olduğu bilinen yerlerin yakınlarında arama ve analiz yapılıyor. ALTININ YÜZDE 85'İ SİYANÜRLE ÇIKARTILIYOR Araştırmaya göre, dünyadaki altın stoğunun yaklaşık 75 bin ton olmasına karşın, her geçen gün yeni madenler aranıyor. 1980-1992 arasında dünya altın üretimi iki kat artmış. Altına olan talep bu derece yüksek olduğu için, ülkemizde de 1986'dan beri altın aramaları yoğunlaşmış. Maden aramanın pahalI bir iş olduğu ve 2-3 yıllık arama programı için en az 1 milyon dolara ihtiyaç olduğu vurgulanıyor. Türkiye'de aramalar sırasında örneklerin analiz edilebileceği laboratuvar imkanlarının kısıtlı olması da, alınan örneklerin uzun süre beklemesine ya da yurtdışına gönderilmesine sebep oluyor. Bu da değerlendirme işlemlerini yavaşlatıyor. Altını bulmak bir mesele, çıkarmaksa ayrı bir sıkıntı. Günümüzdeyse dünyada en yaygın altın çıkartma yöntemi siyanür liçi. Siyanür liçiyle altın, doğada bir arada bulunduğu diğer elementlerden ayrıştırılabilir. Altının siyanürde çözünebildiği ilk olarak 1846'da fark edilmiş ve 1887'de düşük tenörlü altın cevherine siyanürleme yöntemi uygulanmış. Halen dünya altın üretiminde yüzde 85 gibi bir oranda bu yönteme başvuruluyor. Siyanür, ton başına çok düşük miktarlarda altın barındıran cevherlerden altın elde etmek için kullanılıyor GÜNEY AFRİKA ÜRETİMDE LİDER Araştırmada, 1999 yılında toplam dünya metal altın üretiminin 2 bin 540 ton olduğu açıklanırken, başlıca üretici ülkelerin sırasıyla, "Güney Afrika (449 ton), ABD (341 ton), Avustralya (302 ton), Kanada (158 ton), Rusya (126 ton), Fransa (5 ton), İsveç (4,4 ton), İspanya (3.6 ton) ve Finlandiya (3 ton). Bu ülkelerin dünya altın üretimindeki paylarının yüzde 55 olduğu anlatılıyor. MADENCİLİĞİN TARİHİ ESKİ Madenciliğin tarihinin insanlığın tarihi kadar eski olduğu, insanların ilk çağlardan günümüze kadar hayatlarını kolaylaştırmak ve refah düzeylerini yükseltmek için maden ürettikleri kaydedilerek şöyle deniliyor: "Yeraltı kaynakları sanayinin ana girdileridir Gelişmiş sanayi toplumları, öncelikle yeraltı kaynaklarının iyi değerlendirdikleri için tarih sahnesine çıkmıştır. Devletler arasındaki mücadele, geçmişte olduğu gibi, günümüzde de yeraltı kaynaklarının üretimi ve tüketimi konularından kaynaklanmaktadır. Madenlerin paylaşımı, yüzyılımızın ortasına kadar, savaş sebeplerinin çoğunluğunu oluşturmuştur. Madenlerin en önemli özelliği, yenilenemez olmaları ve bulundukları yerde üretilme zorunluluğudur.Madenlerin bu özellikleri de göz önünde tutularak, ekonomik olarak işletilmeleri ve ekonomiye katkı sağlaması esas alınmalıdır. Bu gerçekler gözönünde tutulduğunda, madenlerin yerinde bırakılması, yani işletilmemesi, ekonomiye katkı yapamayacağından, onların doğal zenginlik özelliğini yitirmesi anlamına gelecektir. Gelişmiş ülkelerin iktisadi tarihi incelendiğinde,madenciliğin kalkınmaya çok önemli katkısı olduğu açıkça görülmektedir." ALTIN NEDEN GÖZDE? Araştırmada altının, fiziksel ve kimyasal özelliklere sahip bir metal olduğu ifade edilerek, "Hava ve sudan etkilenmediğinden yıllarca kararmadan, oksitlenmeden kalabiliyor. Dövülmeye ve haddelenmeye çok elverişli olan altın, kolayca işlenebildiği için özellikle süs eşyalarında ve takılarda tercih ediliyor. Altının böylesine popüler olmasının diğer sebepleri de sülfürlenmeye ve oksitlenmeye karşı direnci, korozyon direnci, iyonlaşma serbestisi, diğer metallerle kolay alaşım yapabilmesi, yüksek elektrik ve ısı iletkenliğidir" deniliyor. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 16:17

İLGİLİ HABERLER