Yaşam
  • 11.2.2005 13:28

TOST PARASINA FUHUŞ DRAMI

DİCLE Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aytekin Sır, namus cinayetleri anketini değerlendirmesinin ardından bugün çok daha farklı bir gerçeği, aile içi sağlıksız ilişkileri irdeliyor. Prof. Sır, Güneydoğu’da eğitim yetersizliği, geçim sıkıntısı ve kalabalık ailelerin sağlıksız ortamlarda kalmaları nedeniyle sonuçları asla istenmeyecek olayların yaşanabildiğine dikkat çekti. Küçük çocukların evlerde, ahırlarda taciz edilmesiyle başlayan sürecin, çok cüzi paralar karşılığı fuhuşa kadar uzandığına dikkat çeken Prof. Sır, eğitim ve hukuki yolların zorlanmasıyla bunun aşılabileceğini çekiyor. * Güneydoğu’da göç sonrası aile içi, yasal ve ahlaki de olmayan sağlıksız ilişkiler gerçekleşiyor. Bundan söz der misiniz? Kalabalık ailelerde bununla çok sık karşılaşılıyor ne yazık ki. Çünkü geçim sıkıntısı çeken kalabalık ailelerde tek oda ısıtılabildiğinden bir odanın içerisinde belki dört-beş tane çocuk ve anne baba aynı yorganın içerisinde yatıyor. Üstelik yan yana. t*Peki karşılaştığınız ortamlarda bir iç içelik gözlemliyor musunuz? Tabii... Bize çok fazla vaka geliyor bunlarla ilgili ne yazık ki... Vaka geliyor üç-dört görüşme sonucu hüngür hüngür ağlamaya başlıyor. Küçükken başıma şöyle bir olay geldi diye anlatmaya başlıyor. Ağabeyimin, kardeşimin tacizine uğradım şeklinde. Ne yazık ki, bu çok sık karşılaştığımız bir tablo bölgemizde. Akraba çocukları arasında da çok fazla bu. Yani onlarla, aynı eve girip çıkan çocuklarla küçük kız çocukları arasında. Erkek çocuklar arasında da olabiliyor bu. * Aileler bunu fark etmiyor mu peki? Üç dört yaşında bir çocuk sonuçta... Aileler bazen farkına varmıyor. Bazen de ifade ediyor. Ettiği zaman da, sus bu olmaz, olmaz öyle şey diye çocuk susturuluyor. Kimi zaman da kişinin kendisi susmayı tercih ediyor, ifade etmiyor kendisini. * Sağlık konusunda ulaşılabilecek uzman ekibe, hekimlere ulaşmak biraz problemli mi gençlerin gözünde? Örneğin siz, gençlerin elinin yetişeceği bir yerde misiniz? Hayır. Bir kere bize müracaat etmeleri bu gençler için neredeyse bir damgalanma anlamına geliyor. Psikolojik olarak rahat değil ki gelip soru soracak. Gelip de yok “benim böyle bir problemim var” bu konuda ne diyorsunuz siz ya da bana yardım edin diyecek. Bir kere çocuk çoğu zaman ne annesine, ne babasına kimseye açmıyor. En yakın arkadaşına bile açmıyor. İçinde yaşıyor bu sıkıntıyı. * Ensestin yoğunluğu nedir bu nüfusa oranla düşündüğünüz zaman? Oldukça yoğun açıkçası. Aynı odada yatılmamalı *Peki bu tür olanaksızlıklar içerisinde yaşamak zorunda olan ailelere ne tavsiye ediyorsunuz? Halkının büyük bir bölümü geçim sıkıntısı çeken Güneydoğu’da kış mevsiminde başka ısınacak odaları olmayan aileler ne yapmalı? Çocuklar için ilk yapılması gereken şey bence bir kere evlerin buna göre dizayn edilmesi, hele kalabalık aileler de en azından bir salon varsa bu salonu mümkünse iki ya da üç odaya ayırmak. Yani anne babayı başka bir yerde yatırmak. Erkek çocuklarını, kız çocuklarını ayrı yerlere yatırmak. İkincisi çocuğu dışarıya kesinlikle başı boş bırakmamak. Bazen de bu dışarıda oluyor. Kimi zaman bir ahır olabiliyor, kimi zaman bir inşaat olabiliyor yani kimi zaman evde odasında yalnız başına kalıyor orada oluyor... Onun için yani annenin babanın bu konuda uyanık olması, özelikle yetişkin çocuk varsa o insanların yanına, evlerine çocuklarını rahat rahat göndermemelerini öneriyorum. Onları korkutmadan düzenli bir şekilde kontrol etmelerini istiyorum. *Erkek çocuklar da bu kapsama giriyorlar mı? Bu erkek çocuk da olsa, kız çocuğu da olsa aynı... *Yakın tarihte Diyarbakır il merkezde yaşanan bir olay vardı. Saldırgan, eşi hamile olan yani normal bir aile ilişkisi olan bir yetişkindi. İlkokul çağında küçük bir kız çocuğuna saldırdığı sırada çevre esnafça yakalanıp dövülerek polise teslim edildi. Aile öğreniyor ki, bu adam daha önce de bir doktorun küçük yaştaki kız çocuğuna saldırıda bulunmuş ama aile çevreyi düşünerek bu adamdan davacı olmamış. Çocuğun ruh ve beden sağlığına vereceği zararı bile bile üstelik sağlıkçı ve kültürlü bir ailenin şikâyetçi olmamasını nasıl yorumluyorsunuz? Şimdi ne yazık ki, bu son derece yaygın bir tavır. İnsanlar bunu görmezlikten geliyor, yok sayıyor. Sonuçta gözlerinizi kapadığınızda güneşi yok edemiyorsunuz. Bu problem olduğu gibi duruyor. Kendi çocuğunuzu mahvediyorsunuz. Çünkü burada sizin çocuğunuza bunu yapan mutlaka başka bir çocuğa da yapacaktır bunu. Kanıtlanması çok kolay * Burada mücadele sürecinden mi korkuluyor. Yoksa kanıtlanması güç bir durum diye mi? Kanıtlanması kesinlikle güç değil. Burada yapılması gereken şey bunları sık sık duyurmak. Sakın ha tecavüze uğrayan çocukların çamaşırlarını ve çocukları yıkamasınlar. “Çocuk pislendi. Hemen çocuğumu yıkayayım” diyerek bütün delilleri yok ediyorlar. Yapılacak en büyük hata bu! Yani bir kere böyle bir hadise olmuşsa bunu örtbas etmek yerine derhal karakola gidip derhal çocuğunu muayeneye götürüp gerekli numuneler alınıp tutanaklar vs. tutulduktan sonra yıkanması gerekiyor. *Bir, yani suç tam olarak gerçekleşmeden de son anda kurtarılan çocuklar var. Cezalandırılması için bu suçu tamamen gerçekleştirmesi mi gerekiyor? Hayır. Sonuçta bir hukukçu değilim ve bu olayların yasal durumunu çok iyi bilmeyebilirim ama buna teşebbüs etmiş olması bile bence yeterince büyük bir suç ve bu saldırganın cezalandırılmasını gerektiren bir durum. Sonra bir başka olay, aile bu duyulacak olursa benim şerefim ne olur diye düşünüyor. Çocuğun başına gelen felâketi değil kendi şerefini düşünüyor. Töresel hassasiyet * G.Doğu’da böyle bir travma yaşanmışsa bu aileden kız alınıp verilmemesi gibi töresel bir hassasiyet söz konusu olabilir mi? Olabilir... Ortaya çıkarsa benim adım lekelenir düşüncesiyle şikâyetçi olmaktan kaçıyor bu insanlar. Ama sonuçta ne oluyor? Olan çocuğa oluyor. Çok ciddi bir travma geçiriyor ve hayatı boyunca bunun izlerini taşıyor. O zaman anneye babaya olan güvenini de yitiriyor çocuk. Niye? Çünkü anne baba o çocuğu koruyamadı. Çocuk öyle düşünüyor. Bu nedenle çok küçük yaştan itibaren çocukların cinsel eğitimlerinin başlaması gerektiğini düşünüyorum ben. Hani cinsel eğitim derken bağışlayın çocuklara ilişki öğretilsin anlamında söylemiyorum. Ama en azından çocukların kendilerini korumalarını çocuklara öğretmemiz gerekiyor. *Kaç yaşından itibaren çocuklarda bu eğitime başlanmalı? Yurt dışında beş, altı yaşında buna başlıyorlar. Beş-altı yaşta çocuğa en az bunlar öğretilmeli: Senin yanına biri yaklaşacak olursa derhal onun yanından uzaklaş. Birisi seni çekip götürmeye kalkışırsa derhal bağır ve kalabalığın olduğu yere doğru koş. Çocuğu olan ailelerin yanına koş. Onlardan yardım iste. Polis varsa polisten yardım iste. Çeteler de zorluyor * Bölge insanlarının bir kısmı bunu bir sorun olarak kabul edip mücadele etmek yerine çeşitli nedenlerle bunu yok saymayı tercih ediyorlar. Evet, ama okullardaki öğretmenler bundan haberdar. Öğretmenlerle konuştuğunuz zaman mesela bana gelen son iki vakayı direk öğretmenler getirdiler. Burada şunu da belirteyim büyük çocuklar da geldi bana. “Bir çocuk vardı. Arkadaşlarım ona gittiler. Benim de gitmemi istediler” diye anlatıyor. Çocukların bir kısmı “ben gittim” diyor bir kısmı “gitmedim” diyor falan... Yani bu küçük yaşta çocukların yaşadıkları istismarın delilleri. Bunlardan bir tanesi çok acıklı bir şey. Çocuk para karşılığı, çok cüzi paralar karşılığı bu işi yapıyor. Mesela bir tost karşılığı... Çok küçük yaşta çocuklar bunlar. *Yetişkinlerce mi, yoksa sokak çocuklarınca mı?.. Kendilerinden yaşça büyük olan çocuklar tarafından istismara maruz kalmışlardı. * Çeteler zorluyor olabilir mi? Çeteler yapar. Yani çete, küçük çocuklara bunu baskıyla yaptırabilir. *Çete var mı peki? Tabii ki var... Üstelik çok kuvvetli çeteler bunlar. Özellikle okul çevrelerinde varlıklarını gösteriyorlar. Bunlar okullara kimi zaman silah ve bıçak sokabiliyor. Korkutarak ve gözdağı vererek çocuklardan zorla haraç alabiliyorlar. İstediklerini yaptırabiliyorlar. *Evet, bu tür olaylarda okul yönetiminin bunları konuşmak istemediğini, kaçtığını veya inkâr ettiklerini görüyoruz. Okulun adının çıkmasından korkuyorlar çoğu kez. Okul yönetimi tabii ki bu işleri örtpas etmek isteyebilir. İnsanlar bunları söylemekten ve konuşmaktan kaçıyorlar. Bir taraftan da küçük bir olayda aileler de tehdit edilebiliyor. Ya da çocuk: “ailene şöyle yaparım, böyle yaparım” diye tehdit edilebiliyor. O zaten el kadar çocuk. Özellikle silah gösterildiği zaman bundan çok korkuyor, siniyor. Bu konuda çocuğa, desteklendiğini hissettirme gerekiyor belki de. Yani, “bu konuda şikâyet etmekten kaçma” demek ve çocuğu cesaretlendirmek gerekiyor. Psikolojik yardım * Öğretmenlerle özel görüşmelerimizde inanılmaz olaylardan söz ediyorlar. Çoğu zaman bu çocukları bir uzmandan psikolojik yardım almaya bile ikna edemediklerini söylüyorlar. Evet bize gelenler de aynı şekilde. Örneğin son iki vakada da öğretmenler şunu söylediler: Aile bunu yok sayıyor. “Hayır, hiç böyle bir şey olmadı” diyor ve çocuk da buraya gelmeyi reddediyor. Bize söyledikleri bu. Ne yazık ki, bu göç sonrası oldukça sık görülüyor bu bölgede. Yalnız bize gelmeyen önemli bir gurup var. Bize getirilmeyen ya da gelmeyen, gelmekten korkan, bu işi yok sayan veya ulaşamayan bir grup var. *Sivil toplum kuruluşlarına böyle bir öneride bulunabilir misiniz gazetemiz aracılığıyla? Madem durum bu kadar vahim bu konuda çalışmalar yapmaları, en azından sizinle halkı buluşturacak, sizi çocukların elinin yetişeceği yere koyacak mekânlar oluşturma noktasında vb. Gayet güzel bir proje olur bu. *Son olarak ne eklemek istersiniz? 1998 yılında bölgedeki intiharlarla ilgili çalışmada elde ettiğimiz verileri yayınlamış ve özellikle kadın intihar oranlarının artmakta olduğunu ve bunlarla ilişkili önlem alınması gerektiğini belirtmiştik. Ancak o zaman bu çalışma sadece birkaç gazetede çok kısa haberler olarak geçmesi dışında dile getirilmedi bile. Çok önemli bir bölge raporu olmasına rağmen. Şimdi küçük yaşta çocuklara yönelik fuhuş olayları üzerinde ciddiyetle durulması gerektiğini, eğer önlem alınmazsa bu durumun ileride karşımıza çok daha ciddi bir problem olarak çıkmasından endişe ettiğimi söylüyorum. Televizyon programları erkek çocuğu etkiliyor *Cinsel taciz, ergenlik dönemindeki cinsel gelişimlerini nasıl etkiliyor? Psikolojilerini çok olumsuz bir yönde etkiliyor. Bizim toplumumuzda erkekler hep acaba ben eşcinsel miyim korkusuyla büyüyorlar. Medyanın bu konuda ciddi bir suçu olduğunu düşünüyorum. Çünkü medya, kadın mı, erkek mi olduğu belli olmayan bir sürü tipi sahnelere sürüyor. Öyle olunca da erkek çocuklarının kafasında hep bu tür sorular ortaya çıkıyor. * Avrupa ülkelerinde de bu durum böyle mi? Küçük yaştaki çocuklara ailelerin TV izledikleri saatlerde bu tür programlar izlettiriliyor mu? Tabii ki izlettirilmiyor. Avrupa’da özel ve kablolu yayınlarda ancak buna müsaade ediliyor. Ama ABD bu konuda oldukça muhafazakâr. Ama Türkiye’de çocukların kafası bu konuda oldukça karışık. Mesela Diyarbakır Anadolu ve Fen lisesine birkaç defa cinsel eğitim amacıyla gidip konferans vermiştik. Soruların üçte biri bana gelmişti. Ki orada beş kişi ayrı branşlarda konuşmuştuk. Soruların hemen hemen tamamı eşcinselikle ilgiliydi. İşte, eşcinselliğin belirtisi nedir, ondan sonra insanlar nasıl eşcinsel olur vb. * Bu bir korkunun mu, eğilimin mi ifadesi? Bence daha çok korkunun... Özellikle erkek çocuklar bu konuda çok korkutuluyor diye düşünüyorum ben. Yoksa eğilim olarak düşünmüyorum bunu. D.B.tercüman Güncellenme Tarihi : 17.3.2016 11:05

İLGİLİ HABERLER