Medya
  • 12.4.2005 11:30

TRABZON OLAYLARINDA HERKESİN BİLDİĞİNİ AMA DİLLENDİRMEDİĞİNİ İSMET BERKAN YAZDI...

İSMET BERKAN-RADİKAL Başta polis herkes izliyor İsmet Berkan Trabzon''da meydana gelen linç hadisesi malum. İlk sefer, her şey başta biraz da spontaneydi. DHKP-C adlı terör örgütüyle olan yakın bağlarını sağır sultanın bile bildiği TAYAD isimli dernek, birkaç yıldır süren kampanyası çerçevesinde F tipi cezaevlerini protesto ediyor. Bu protestolarda demek o gün sıra Trabzon''daymış. Trabzon''da bildiri dağıtmak isteyen TAYAD''lılara esnaf müdahale etmiş, bu arada olaylar çıkmış, birden işin içine MHP ile olan yakın bağlarını herkesin bildiği ülkücüler girmiş. Bu arada bazı yerel yayın organları meseleyi ''Bayrak yakıldı'' diye duyurmuş, bu arada bildiri dağıtmak isteyenler, hiç ilgileri olmadığı halde PKK''lı sanılmış vs. Bu hadiseyi hepimiz TV''de izledik. Dört-beş kişiyi linç etmek isteyenlerin büyük çoğunluğunun elleriyle kurt başı işareti yaptıklarını gördük. Onların hiçbirinin polis kovuşturmasına uğramadığını da biliyoruz. En basit gösteride onlarca insanı gözaltına alan polis ya da Trabzonspor''un bir maçında olay çıkaranları görüntülerden saptayıp günler sonra içeri alan polis, bu kez alenen cinayete teşebbüs eden o kadar insandan tek bir kişiyi bile gözaltına almadı. Trabzon Emniyet Müdürü, bazı gazeteler tarafından neredeyse ''kahraman'' ilan edilirken, ''Benim polisim de halkla aynı şekilde düşünüyor'' dedi, diyebildi. Yani aslında polis de o adamları linç etmek isterdi... Yasaların uygulamasının böyle ''duygusal'' sebeplerle durdurulduğu, polisin kendini yargıç yerine de koyup birilerini peşinen mahkûm ettirip başka birilerini de beraat ettirdiği ülkelerde bir şeyler yanlış demektir. İşte burada açık bir sinir ucu olduğunu gören DHKP-C harekete geçmekte gecikmedi. Öyle ya, ortada bir ''ifade hakkının kullanılmasının engellenmesi'' hareketi vardı. Trabzon''da meydana gelen olayları İstanbul''da değil, Trabzon''da protesto etmeye kalktılar. Amaçları hiç kuşkusuz yeniden linç tehlikesi yaşamaktı. Ve polis onlara istedikleri bu büyük fırsatı yarattı. Linç kalabalığı bu kez, geçen seferki kadar spontane de değildi; daha örgütlü, daha kararlı bir ülkücü kalabalığıydı bu kez. Polis, önce ülkücü kalabalığa fırsat verdi, sonra da TAYAD''lı provokatörleri ''kurtardı.'' Oysa polisin görevi başka. Polis, ne kadar sevmese de, nefret de etse TAYAD''lılara o bildirilerini okumaları için gerekli fırsatı ve güvenli ortamı yaratmalıydı. Benim bildiğim basın bildirisi okumak suç değil. Ama hayır. Polis, kendi görevini yapmamakta onun yerine bir önceki seferde olduğu gibi ''kahraman'' olmakta kararlıydı. Şimdi maalesef öldü sandığımız DHKP-C denen örgüt ile ülkücüler, birbirleriyle çatışır gibi gözükürken aslında aynı amaçta birleşiyorlar: Terör ortamının hâkim olması. Ve bu amaç bu kadar apaçık ortadayken, polis de sanki aynı amaca hizmet eder tarzda bir hareketsizliğin içine giriyor. Sadece polis izlemiyor gün ışığında meydana gelen bu klasik oyunu... Bütün Türkiye, başta hükümet izliyor. Sonra, ''Öfke birikti'' deniyor, ''Uygulanan politikalar yüzünden böyle oldu'' deniyor... Deniyor da deniyor. Biz bu filmi daha önce gördük, içinde yaşadık. Yeniden görmek istemiyoruz, yeniden yaşamak istemiyoruz. Güncellenme Tarihi : 17.3.2016 11:52

İLGİLİ HABERLER