TURHAN ÇÖMEZ :"SALDIRI DIŞ KONTROLLÜ BİR İÇ OPERASYONDUR"
ALİ ULURASBA
ANKARA - AK Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, Danıştay'a yapılan saldırıyı, "Dış kontrollü bir iç operasyondur" şeklinde değerlendirirken, olayla ilgili bir 'Meclis Araştırması' kurulmasını da gündeme getirdi.
'Spothaber.com' sitesinde köşe yazılarını yayımlayan AK Parti Balıkesir Milletvekili Çömez, son yazısında Danıştay'a yapılan saldırıyı değerlendirdi. "Bunu birileri istedi, birileri oynadı, birileri (o ya da bu gerekçeyle) alet oldu. Birileri ise, bir yandan süreci izliyor, bir yandan da puzzle'ın parçalarını birleştiriyor" ifadelerini kullanan Çömez, Türkiye'nin kritik bir dönemeçte olduğunu belirterek, "Saldırı öncelikle Türkiye'ye (devlete, cumhuriyete, demokrasiye, huzur ve istikrara) sonra da iktidara yapıldı. Kimler zarar görecek? Kendini Türkiye'ye ait hisseden herkes, bu süreçten az ya da çok zarar görecek" dedi.
Saldırıyı, 'derin devlet'in yapmadığını kaydeden Çömez, "Kanaatim o ki bu, dış kontrollü bir iç operasyondur. Stratejik perde arkası bilinmedikçe, derin kodları çözülmedikçe, katili yakalamak, direkt ya da indirekt aracılara ulaşmak, sadece acıları hafifletmeye yarayacak ve bir bilinmezlik ve kaos üreterek, senaryonun gerçek sahiplerine hizmet edecektir. Saldırıda böylesine stratejik bir hedef neden ve nasıl seçildi? Bu hedefin seçilmesinin muhtemel sonuçları ne olabilirdi? Cumhuriyet tarihinde ilk kez böyle bir hedef seçiliyor. Tek hedefle pek çok sonuç alınmak isteniyor. Amaç güven ve istikrarı bozmak, kaotik ortam yaratmak. Böylece ülkenin tüm dinamiklerini etkilemek, reflekslerini bozmak, direnç mekanizmalarını kırmak. Ülkenin en güçlü ve (şimdilik) rakipsiz siyasi partisini gelecek dönemde iktidarda tutmamak. Ülkede laik-anti-laik kamplaşmayı körüklemek. Milliyetçileri (anti-Amerikancı olmayan) ve solcuları (Atatürkçü-laik görünümlü) güçlendirmek. Gelecek seçimlerde bu iki yapıyı koalisyonla iktidara taşımak. Bu sayede İran operasyonu için sol yapının desteğini, Kuzey Irak'taki Kürdistan için de, milliyetçi yapının desteğini almak. (Kemalist-laik-Türkçü görünümlü) Amerika ve AB karşıtı ulusalcı-milliyetçi cepheye irtifa kaybettirmek. Bu cephenin bazı elemanlarını TSK ile irtibatlayıp, yeri geldiğinde, TSK üzerinden itibar operasyonu yapmak. (Şemdinli sürecinde dış servis bağlantılı operasyonda tam sonuç alınamadı.) Bu hem Kuzey Irak'ta kurulmasına ramak kalan Kürdistan için, hem de Güneydoğu planları için uygun bir pozisyon olur" ifadelerine yer verdi.
"MEDYAYA BUGÜN TARİHİ BİR ROL DÜŞÜYOR"
Cumhurbaşkanı ve Genel Kurmay Başkanı'nı da eleştiren Milletvekili Çömez, "Cumhurbaşkanı, olaya sadece laiklik karşıtı eylem gözüyle baktığı için, politikasını, çalışmalarını, vizyonunu buna göre tanzim etmiş. Rektörleri davet ederek 'kampüse kapanıp kalmayın, halkla bütünleşin' mesajı veriyor. Genelkurmay Başkanı ise, muhtemelen alttan gelen baskılarla, halkın tavrını takdirle karşıladığını ve sürmesi gerektiğini ifade ediyor. Yaptığı yurt gezilerinde halkın desteğini aldığını özellikle kamuoyuyla paylaşmak istiyor" dedi.
AK Parti'yi de eleştiren Çömez, "İktidar partisi ise, saldırının sadece kendine yapıldığı vehmiyle hareket ediyor ve savunma refleksleri ortaya koyuyor" ifadelerini kullandı. Yazısında "Ne yapmalı?" diye soran Çömez, su konuda ise şu görüşlere yer verdi:
"Bu olayın kodları net olarak ortaya konmalı ve kamuoyu ile paylaşılmalı. Bu kez psikolojik operasyonu, biz, yani Türkiye yapmalı. Belki konuyla ilgili bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmalı. Yurtdışındaki misyonlarımız, kendi bölgelerinin basınları ile yakın temas içinde olmalı ve sürecin yansıtıldığı gibi olmadığını, Türkiye'de bir kamplaşma yaşanmadığını anlatmalı. Türkiye'nin yurt dışında zedelenen imajını düzeltmek için çaba harcamalı. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Yüksek Yargı mensupları, Rektörler laik Türkiye Cumhuriyeti'ne sahip çıkarken, bir yandan da, demokrasiye olan bağlılık ve inançlarını ortaya koymalı, ülke birliği ve halkın motivasyonu için mesajlar vermeli. Sorumluluk sahibi kesimler, süreçteki beyanlarına özel dikkat etmeli. Cenaze törenindeki tepkiyi değerlendiren Çevre ve Orman Bakanı Pepe'nin, 'Bu kafayla tetik çeken kafa arasında fark yok' demesi, Milli Eğitim Bakanı Çelik'in de, 'Muhaliflerimiz kinlerini kustular' demesi, gerginlik umanların beklentilerini karşılıyor. İktidar sabırlı, tahammüllü, sıcak ve toparlayıcı olmalı. Başbakan'ın Baykal'ı bir kahvaltıya davet etmesi ya da tüm parti liderleriyle bir yemekli toplantı yapması son derece anlamlı olur. Çok zor görünmekle birlikte, İspanya'da olduğu gibi teröre lanet mitingi düzenlenebilir. Bu Türk demokrasisi için ve sivil inisiyatif için tarihi bir dönüm noktası olur. Yüz binlerce kişinin Türk bayrakları ile doldurduğu meydanlar ve caddeler, projenin mimarlarına belki de verilecek en iyi yanıt olur. Medyaya bugün tarihi bir rol düşüyor. Politikaları ne olursa olsun, yayın kuruluşları demokrasiye olan bağlılığını açıkça ortaya koymalı, sağduyulu ve bütünleştirici yayınlar yapmalı. Türkiye tarihinde ilk kez bu tür, çok yönlü, derin ve stratejik bir saldırıya maruz kalıyor. Dileriz bu saldırı, son olur ve kriz mimarlarını artık umudu tükenir. Dileriz Türkiye, sağduyuyu elden bırakmaz. Bugün biz ve onlar yok. Bugün sadece Türkiye var."