Asayiş
  • 15.2.2005 00:07

TÜRK EL KAİDE MİLİTANI MAHKEME KONUŞTU : "YAHUDİLER'İN YAPTIKLARINA SESSİZ KALMAYACAĞIZ, ONLARI DESTEKLEYEN HER ODAĞI HEDEFİMİZE KOYACAĞIZ"

FUNDA KESKİN
İSTANBUL - İstanbul'da 2 sinagog, HSBC Bank Genel Müdürlüğü binası ve İngiliz Başkonsolosluğu'na yönelik düzenlenen bombalı saldırıların 5. duruşmasına Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'nde devam ediliyor.


38'i tutuklu toplam 71 sanığın yargılandığı davanın bugünkü celsesi için 38 tutuklu ve bazı tutuksuz sanıklar adliyeye geldi. Duruşma nedeniyle polis, adliye içinde ve çevresinde yoğun güvenlik önlemleri aldı. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen bir önceki duruşmada, sanıklar Burhan Terk ve Memiş Arlı tahliye edilmişti.


Duruşmada savcı, 1 Nisan 2005 tarihli yasanın yürürlüğe girecek olması ihtimalini hatırlatıp, suç vasfının değişme ihtimali olduğunu belirterek, aralarında Habip Aktaş'ın eşi Cemile Aktaş ve Gülcan Baç'ın eşi Mediha Yıldırım'ın da bulunduğu 16 sanığın tahliyesini istedi. Öte yandan, duruşmada ifade veren El Kaide Örgütü Türkiye yapılanmasının şura üyesi Harun İlhan, 20 sayfalık savunma okudu. İlhan savunmasında sık sık Kuran'dan ayetlere yer verdi.

İlhan savunmasında, "Terör eylemi denen eylemler, Siyonist işbirlikçilerinin yaptıklarının karşılığıdır. Yahudiler'in yaptıklarına sessiz kalmayacağız. Onları destekleyen her odağı da hedefimize koyacağız. Eylemlerimizde dinlerle değil Yahudiler'le sorunumuz vardır. Yahudiler'in dinini kaldırdığınız zaman, onları ulus olarak ayakta tutabilecek bir şey yoktur" diye konuştu.


İlhan, eylemlerinde neden sinagogları hedef aldıklarını ise şöyle anlattı:
"Allah'a ve Resulü'ne düşmanlık konumuna gelmiş yerler, adı sinagog, kilise ya da cami, her ne olursa olsun fark etmeyecektir. Camiler resmi daireler gibidir. Laik düzen içinde okunan hutbeler, hep denetlemeye tabidir. Ancak sinagoglara yönelik denetim yoktur. Buradaki çalışmalar gizli ve kapalıdır. Şu ana kadar düşman odaklı her yeri vurduk. Bundan sonra da vurmaya devam edeceğiz. Sinagogları normal bir ibadet yeri olarak görmüyoruz. Bunlara saldıran tek taraf biz değiliz. Yahudiler de bir çok camiyi bombalamıştır. Müslümanlar'ın bu yaptığı, bu açıdan bir karşılıktır."


Patlamaların tarihinin bir tesadüf olduğunu belirten İlhan, "15-20 Kasım'ın bir anlam ve önemi yok. Önceden belirlenmiş bir tarih değildir. Eylemin esas tarihi, turizmin en yoğun olduğu Temmuz ve Ağustos'tu. Ancak biz, hazırlıklarımızı bitirememiştik. Bu yüzden eylem Kasım ayına sarktı. 7 Kasım'da İsrail gemisine yönelik bir eylem yapacaktık ama gemi gelmediği için diğer planı gerçekleştirdik. Ramazan ayı düşünülmemişti. Bizler bu ayın ne kadar mukaddes olduğunu biliyoruz. Ancak Yahudiler için bu ayın kutsallığı söz konusu değildir" şeklinde konuştu.


İlhan, polisin olayı çözmesi gerekenden daha geç bir zamanda çözdüğünü iddia ederek, "Eylemlerden sonra failinin biz olduğu konusunda açık işaretler bıraktık. Eylemciler pasaport ve kimliklerini birlikte götürdüler. Emniyetin yanlış adreslerde, insanları mağdur etmemesi için elimizden geleni yaptık. Amacımız, eylemlerimizden dolayı başkalarının rahatsız edilmemesiydi. Polis olayı çözmekte geç kaldı. Eğer polis iyi çalışsaydı 15 Kasım'dan sonra, bıraktığımız delillerle 20 Kasım'ı engellerdi" dedi.


Patlamalardan sonra bekledikleri sonuca ulaşamadıklarını söyleyen İlhan, "Sinagogları tam anlamıyla yıkamadık. Bombaların hepsi patlamadı. Beni tek üzen nokta, eylemin istediğimiz gibi sonuçlanmamasıdır. Eylemlerde, halkı Müslüman olduğu için Türkiye direkt hedef olmadı" diye konuştu. Saat 16.00 sıralarında savunmasına başlayan Harun İlhan, savunmasına halen devam ediyor.


Öte yandan, Mediha Yıldırım'ın avukatı İlhami Sayan, bombaları hazırlayan ve firari sanık konumunda olan Gülcan Baç'ın, 1 ay önce Felluce'de ABD askerlerince öldürüldüğünü söyledi. Sayan, bu bilgiye, oradaki bir kişinin kendilerini arayarak haber vermesi sonucu ulaştıklarını ifade etti.

Güncellenme Tarihi : 17.3.2016 11:06

İLGİLİ HABERLER