TÜRK-İŞ GENEL KURULU'NDA BAŞBAKAN ERDOĞAN KONUŞURKEN TARTIŞMA ÇIKTI
Türk-İş Genel Kurulu'nda delgelerle Erdoğan arasında tartıma
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yolsuzluk ekonomisinin bütün izlerini, kalıntılarını ekonomik hayattan kazımak zorunda olduklarını belirterek, ''Artık devletin malını bitmez tükenmez deniz bilen, devletin malı adeta milletin malı değilmiş gibi her türlü hortumculuğu kendinde hak olarak gören sülüklere geçit vermemeliyiz'' dedi.
Erdoğan, Türk-İş'in 19. Olağan Genel Kurulu'nun açılışında yaptığı konuşmada, 3 Kasım seçimlerinin ardından Türkiye'nin kararlı ve istikrarlı bir yönetime kavuştuğunu, kriz şartlarının aşılmasında önemli mesafeler alındığını, ekonominin belli bir dengeye oturduğunu söyledi.
Başbakan Erdoğan, kamu kurum ve kuruluşlarında örgütlenmenin bir başarı olduğunu dile getirerek, delegelere hitaben ''Gelin özel sektörde örgütlenin. Ben bir partinin genel başkanıyım. Partide nasıl örgütlenmişsem sendikalar da böyle örgütlensin'' diye konuştu.
Delegeler Erdoğan'ın bu sözlerine, ''Hangi yasayla'', ''Yasayı değiştir'' diye karşılık verdiler. Salondaki bazı delegelerin, bu sözleri söyleyen delegeleri ''Saygılı ol, Başbakan konuşuyor'' diye uyarmaları üzerine, delegeler arasında tartışma yaşandı.
Başbakan Erdoğan da bu sözlere karşılık, ''Türkiye'nin tamamı siz değilsiniz, Türkiye'nin tamamı 70 milyon. Ben sizin şahsınızda o 70 milyona sesleniyorum'' dedi.
Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı da yaptığını anımsatarak, ''Orada bağırıp çağıranlar, belediye yetkilileri, Tes-İş Sendikası yöneticileriyle konuşsunlar'' dedi.
''HAYDUTLAR ÇIKMASIN''
Erdoğan, Türkiye'nin birikmiş sorunlarının birbiriyle bağlantılı olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:
''Üretim, rekabet, verimlilik demokrasiyle doğrudan ilgilidir. Ülkenin dışarıdaki itibarı, içerde sosyal barışın korunmasıyla doğrudan ilgilidir. Emeğin ve emekçinin hakkının korunması, ülkedeki adaletle doğrudan ilgilidir. Bu bütünlük içinde ülkenin öncelikli sorunlarını çözme çabasındayız. Sivil toplum kuruluşlarımızla bir arada olmaya azami özen gösteriyoruz. Bu bir iddia değil, bir gerçektir. Şahitlerimiz de Türk-İş yöneticileridir. Zira biz tek sesli bir demokrasi olmayacağına inanıyoruz.
Bir zamanlar, kendi sesimizi duyurabilmek için başkasının sesini bastırma çabasına girmiş olabiliriz. Ama yaşadığımız tecrübeler, artık sadece kendi sesimize kulak verilmesini isteyerek muradımıza eremeyeceğimizi gösterdi. Öyleyse, demokrasiyi, bütünlüğün ortak sesi olarak kabul etmeliyiz. Çözüm önerilerimizde müşterek akla ve vicdana seslenmek durumundayız.
Bu nedenledir ki yakın zamanlara kadar, etrafımızda kol gezen yolsuzluk ekonomisinin bütün izlerini, bütün kalıntılarını ekonomik hayatımızdan kazımak zorundayız. Artık devletin malını bitmez tükenmez deniz bilen, devletin malı adeta milletin malı değilmiş gibi her türlü hortumculuğu kendinde hak olarak gören sülüklere geçit vermemeliyiz.
Artık üretim yerine, soygunla varlık sahibi olan ve elde ettiği güçle toplumu, yönetimi tehdit eden haydutlar çıkmasın bu toplumun içinden. Mücadelemiz budur. Kesinlikle hiçbir politik mülahaza ile söylemiyorum ama, adalet ve kalkınma kavramlarına ısrarla vurgu yapmamızın nedeni budur. ''
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 21:10