TÜRKİYE İLE SURİYE ARASINDAKİ 'ÖCALAN KRİZİ'NİN PERDE ARKASI!..
METEHAN DEMİR'İN SABAH'TAKİ RÖPORTAJI:
Suriye'nin sürgündeki iki numaralı ismi Haddam 1998'de Türkiye ile Şam arasında yaşanan Öcalan krizini ilk kez anlattı.
"Türkiye savaş konusunda ciddiydi. Saatlerce süren bir toplantı sonunda karar alındı: Apo gidecekti... Onu makamıma çağırdım ve konuştuk... Tarifeli bir uçağa bindi ve Atina'ya gitti. ABD bastırınca da Moskova'ya uçtu..."
MEKTUP ERBAKAN'A
Dönemin Başbakanı Erbakan, Cemaat-ül İslam'dan PKK için arabuluculuk istemiş. Onlar da bize başvurdu. Öcalan bir teklif mektubu yazdı. Bu mektubu büyükelçiliğimiz aracılığıyla Erbakan'a verdik... O da okudu ve...
İŞTE O KİBARCA 'GİT' KONUŞMASI
HADDAM: Türkiye savaş konusunda ciddi mi?
ÖCALAN: Evet.
H: Savaş olursa nerede olur?
Ö: Kamışlı ve Halep bölgesinde olur.
H: Bu gerginlikten çıkmak, savaştan kurtulmak için ne yapmak gerekir?
Ö: Bunun için benim Suriye'den gitmem gerekir.
H: Öcalan, sen zeki bir adamsın. Peki ne zaman gidersin?
Ö: Birkaç gün zaman istiyorum...
'Öcalan, biletini kendi alıp tarifeli uçakla gitti'
Şam yönetiminin lideri Başar Esad ile kriz yaşadığı için, ülkesini geçen haziranda terk eden Suriye'nin iki numaralı ismi Haddam, Lüksemburg'da SABAH'a konuştu.
Başar Esad ile yaşadığı kriz üzerine geçen Haziran'da ülkesini terk eden, Suriye'nin iki numaralı ismi Abdülhalim Haddam, Lüksemburg'da SABAH'a konuştu. Tüm dünyayı sarsan, Lübnan Başbakanı Refik Hariri suikastinin perde arkasından, Türkiye ile Suriye'yi savaşın eşiğine getiren Abdullah Öcalan krizine kadar Haddam'ın anlattıkları gündemi değiştirecek. 'Hariri'nin ölüm emrini kim verdi, işin içinde kimler rol oynadı, Başar Esad'ı nasıl devirmeyi planlıyor?' Abdülhalim Haddam, tüm bunların hepsini, teker teker açıkladı. Haddam, son döneme damgasını vuran ancak hala tam aydınlanmayan terörist PKK'nın lideri Abdullah Öcalan'ın yıllar süren Suriye macerasına dair tüm bilinmeyenleri de anlattı. Türkiye ve dünya ilk kez bu açıklamalarla bu dönemde neler yaşandığını öğrenecek. Abdullah Öcalan'ı Suriye'ye kim getirdi? Öcalan'ın varlığını sürekli inkar eden Suriye'de terörist başıyla kim, nasıl, nerede görüştü? Öcalan'ın ülkeden çıkarılması kararı nasıl alındı? Yeni Suriye Devlet Başkan Yardımcısı olan Faruk Şara, Öcalan'a "çık" emrini neden iletemedi, bu kararı kim tebliğ etti? Öcalan ne dedi, ülkeden çıkış kararında Türkiye ile ilgili söylediği kritik söz neydi? Öcalan kendisine "Türkler gerçekten ciddi mi? Bizi vuracaklar mı" diye sorulduğunda, ne yanıt verdi? Suriye'den asıl nereye gitti? Moskova'ya geçişi öncesinde hangi istihbarat örgütleri ile irtibat kurdu? Suriye, PKK ile Türkiye arasında nasıl arabuluculuk yaptı?. İşte bir dönemi aydınlatanbu soruların bizzat Haddam'ın ağzından çok konuşulacak yanıtları...
Öcalan'ı kim getirdi?
Abdullah Öcalan'ın Suriye'ye geliş hikayesi bilindiğinden farklıdır. Öcalan'ı Suriye'ye getiren Hafız Esad'ın 2 sene önce ölen kardeşi Cemil Esad'dır. Tahmin ediyorum amacı, Öcalan'ı bir koz olarak Türkiye'ye karşı kullanmaktı. Kendisi aynı zamanda dini cepheyi destekleyen bir yapıdaydı. Ben başından beri bu işe karşı çıkmıştım ama bir türlü istediğim etkiyi yaratamamıştım. Olaylar büyüyünce, bizzat bu işe el atmam gerektiğine inandım. Ve süreç başladı.
Öcalan'ın Suriye'den ayrılışı
Gelelim, Öcalan'ın Suriye'den ayrılış hikayesine. Bir kitap yazıyorum. Türkiye ile ilişkiler bunun önemli bir bölümünü oluşturacak. Ama kritik noktalar şimdiden anlatılabilir. Belki de bunlar ilk kez konuşuluyor. Öcalan'ın Suriye'den çıkış kararı, Türkiye durumun ciddileşmesi üzerine BAAS Partisi Komuta Konseyi'nin (Ruling Command) yaptığı, saatler süren gizli bir toplantıda alındı. Hafız Esad sonunda ikna edildi. Konseyin kararına göre Öcalan ülkeden çıkarılacaktı ve bu tebligat da kendisine Dışişleri Bakanı Faruk Şara tarafından yapılacaktı.
Şara 'çık' demeye korktu
Ancak Şara, bir süre sonra korktuğu gerekçesi ile bu görevine yerine getiremeyeceğini söyledi ve 'beni affedin' dedi. Bunun üzerine, başkan yardımcısı olarak ben devreye girdim. Abdullah Öcalan'ı makamıma çağırdım. Hemen geldi. Ona "Türkiye savaş konusunda ciddi mi? Saldıracak mı?" diye sordum. Öcalan "evet" yanıtını verdi.Bunun üzerine, ona tekrar "Peki savaş olursa nerelerde olur?" diye sordum. "Kamışlı ve Halep bölgesinde olur" dedi. Kendisine "bu gerginlikten çıkmak, savaştan kurtulmak için ne yapmak gerekir" diye bir soru daha yönelttim. O da "Bunun için benim Suriye'den gitmem gerekir" dedi. Ardından, "Öcalan sen zeki bir adamsın. Peki ne zaman gidersin?" diye sordum. Birkaç gün izin istedi.
Önce Moskova'ya değil Atina'ya gitti
Bilinenin aksine kendisi, ne bir özel jetle ne de başka bir havalimanından gizlice gitti. Şam Havaalanı'ndan kalkan tarifeli bir uçakla normal bir yolcu olarak, biletini kendisi alıp Atina'ya uçtu. Yani önce Rum Kesimi aracılığıyla Moskova'ya değil, Atina'ya gitti. Tarifeli bir uçakla gittiğine çok eminim. Çünkü bizim adamlarımız da onun gidişini bizzat takip edip, bana bilgi verdiler.
Yunan istihbaratı ve CIA bağlantısı
İddiaya göre, zaten Yunan istihbaratıyla da yakın ilişkisi vardı. Ama, Atina'ya indiğinde, onu Yunan Askeri İstihbarat elemanları tutuklamak istedi. Ancak Yunan siyasi gücü etki edince, Öcalan apar topar Moskova'ya gönderildi. Suriye böylelikle Öcalan'dan kurtulmuş oldu. Dediğim gibi Yunan istihbaratıyla ilişkileri vardı. Ama CIA ile de ilişkileri olduğu belirtiliyordu. Öcalan, bildiğim kadarı ile ABD'ye gidişini haber verdi. Atina'ya indiğini öğrendiklerinde, ABD'liler onun Yunanistan'da kalmasına karşı çıktı ve bizzat Moskova'ya gönderilmesini istedi.
"İnşallah sonraki röportajı birkaç ay içinde Şam'da yapacağız"
Abdülhalim Haddam, Suriye'nin son 30 yılına damgasını vuran Hafız Esad'ın en yakın arkadaşlarından biri idi ve ülkenin yakın tarihinin karakutusu gibiydi. 74 yaşındaki Haddam'ın, oğullarından Cihat Haddam'ın bir Türk'le evli olması gibi Türkiye ile çok ilginç bir organik bağı bulunuyor. Paris'te dostu Refik Hariri'nin malikanesinde yaşayan Haddam, ailesinin tamamını yanına aldırmış durumda. Ancak, Haddam'ın ayrılması ile ailenin, Suriye'de kendisine ait mallarının, evlerinin ve işletmelerinin tamamına el konulmuş. Suriye'nin bazı önemli isimlerinin mali desteğini yanına aldığı belirtilen Abdülhalim Haddam, Brüksel-Londra- Paris üçgeninde mekik dokuyor. Son olarak, Suriye gizli servisinin vuracağı istihbaratı üzerine, Fransızlar Suriye'nin bu önemli ismini tamamen koruma altına aldı. Haddam bir yere gitmeden önce daima şaşırtma kullanıyor.
İLGİNÇ VEDA MESAJI
Haddam, Alevi iktidarındaki iki Sunni kökenli önemli isimden biriydi. Bu açıdan geçenlerde Brüksel'de Müslüman Kardeşler'in lideri ile görüşmesi büyük anlam taşıyordu. Nüfusunun yüzde 70'inden fazlası Sunni olan Suriye için bize söylediği veda cümlesi ise oldukça iddialıydı: "İnşallah sonraki röportajı birkaç ay içinde Şam'da yapacağız."
Perdeler bile açılmadı
Suriye yönetiminin ölüm tehditleri nedeni ile koruma veren Fransız istihbaratının gölgesinde, çatıda keskin nişancıların olduğu bir otel binasında gizli bir şekilde SABAH ile görüşen Abdülhalim Haddam, tarihe ışık tutacak açıklamalar yaptı. Röportaj sırasında güvenlik gerekçesi ile perdeler bile kapalı tutuldu. En üst kattaki odanın terasında da, silahlı nöbetçiler kuş uçurmadı. Haddam ise belki de yılların verdiği tecrübe ile ölüm korkusunu hiç yansıtmadı.
Suriye elçisi, Öcalan'ın teklif mektubunu Erbakan'a verdi
Lübnan'da dini ve etkili bir grup olan Cemaatül İslam, bize kendilerine gelen bir talep doğrultusunda, PKK ile Türkiye arasında arabuluculuk yapmak istediğini bildirdi. Bizden Öcalan ile konuşup, isteklerini öğrenmemizi talep ettiler. Biz de arabuluculuk yapmaya karar verdik. Bunun üzerine Öcalan'ı bizzat makamıma çağırdım ve kendisine "Ne istiyorsun sen Türkiye'den" diye sordum. Türkiye'nin Anayasasını onayladığını, toprak bütünlüğüne karşı çıkmadığını, toprak istemediğini söyledi. Ayrıca beni çok şaşırtan planını gösterdi. Elinde dokümanlar da vardı. Biz de bu teklif mektubunu Ankara'daki büyükelçiliğimiz aracılığı ile dönemin Başbakanı Erbakan'a gönderdik. Bunu okudu ve çekinerek, büyükelçimizden mektubu beraberinde geri götürmesini istedi. Büyükelçimiz, "Neden bana geri veriyorsunuz? Bunlar sizin ve sizden yanıt bekliyoruz" dedi.
"TSK'YA DANIŞACAĞIM" DEDİ
Bunun üzerine, Erbakan, yanıtlayacağını ancak önce TSK'dan bir komutanla görüşeceğini söyledi tekrar dokümanların geri gitmesini talep etti. TSK reddetti. Zaten daha sonra Türkiye'nin Öcalan'la bu konuda diyalog sürdürmeyi tamamen reddettiği haberi geldi. Talebin kimden geldiğini sorarsanız, tahmin ediyorum Erbakan, Lübnan'daki bu gruptan, Suriye üzerinden bu bağlantıyı kurmasını istedi.
Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 09:59