Gündem
  • 18.3.2016 21:16

Ve Davutoğlu resmen açıkladı

Başbakan Ahmet Davutoğlu, AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ve Juncker ortak açıklama yaptı.

Davutoğlu, "Bugün iki sebepten dolayı tarihi bir gün. İlk olarak bugün Türkiye'de Şehitler Günü. Bugün tarihi bir gün, çünkü Türkiye ve AB arasında bir anlaşmaya vardık" dedi.

AB-Türkiye Zirvesi sonrası Başbakan Ahmet Davutoğlu, AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ve AB Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker ortak basın toplantısı yaptı.Başbakan Davutoğlu, yaptığı konuşmada, Brüksel'de olmaktan dolayı mutlu olduğunu ifade ederek, "4 ay içinde geçirdiğimiz 3'üncü AB-Türkiye zirvesini gerçekleştiriyoruz. Bunun iki sebebi var. Birincisi Türkiye'de bugün Çanakkale Zaferinin 101.yıldönümü. Bu vesile ile şehitlerimize ve Allah'tan rahmet diliyorum. Türkiye ve AB arasındaki zirveyi gerçekleştirdik. Türkiye ve AB arasında anlaşamaya vardık. Juncker ve Tusk ve bu surece katkı koyan herkese teşekkür ederim. Bu anlaşma sadece sonuçları bağlamında değil aynı zamanda metotları dolayısıyla da başarı hikayesi. Görüşlerimizi, endişelerimizi ve vizyonumuzu paylaştık. Bugün şunu fark ettik. Türkiye ve AB'nin ortak kaderi aynı zorlukları vardır ve aynı geleceği paylaşmaktadır. Türkiye'nin AB'ye katılımı konusunda ilişkilerin derinleştirilmesini, Suriye krizini çözmemiz gerekiyor. Fakat bizim işbirliğimiz kriz İlişkimiz yönetiminde ibaret olmamalı. Vizyonun paylaşımı teşkil eden bir anlayışa sahip olmamız lazım. Türkiye, AB arasında daha stratejik bir işbirliğine ihtiyacımız var" dedi.

"SON DERECE ADİL BİR ADIM OLDU"

Başbakan Ahmet Davutoğlu, ulaşılan anlaşmanın insani boyutu olduğunu kaydederek, "Bütün bu çabalarımız, bütün amacımız çocukların, kadınların gençlerin, yaşlıların Ege Denizi'nde ya da çevresinde ölmesini engellemek. Amacımız bu. Biz insan kaçakçılarının cesaretini kırmak için diğer taraftan yasal göçü cesaretlendirmek için dengeli bir yaklaşım edinelim. Türkiye şu anda Ege'deki adalara yasa dışı şekilde varanları geri alacak ve Avrupa ülkeleri de aynı sayıda yasal göçmeni Türkiye'den alacak. Dolayısıyla son derece adil bir adım oldu. Geleceğine yönelik bakan mültecileri çok umut verici adım oldu. Yük paylaşımı da önemli bir konu. yük paylaşımı da adil bir şekilde gerçekleşecek. Maliyet ve yük paylaşımı adil bir şekilde yapılsın dedik. Bugün bazı projeleri açıkladık ve 3 milyar Euro önümüzdeki haftalarda kullandırılmaya başlanacak" diye konuştu.

Bu paranın Suriyeli, mülteciler için kullanılacağını açıklayan Davutoğlu, "Para istemiyoruz demiş olsam da, okuduğum yorum ve haberlerde bu anlaşma sanki mali yardım desteğe dayandırılmış gibi yansıtıldı. AB sadece mültecilere yardım edecek. Türkiye bu paranın mültecilere ulaştırılmasında aracı rol oynayacak. Biz artık hem Avrupa'da hem de Suriye içindeki güvenli bölgelere yardımcı olacağız. 3 milyar Euro'ya ek olarak 2018 yılına kadar ek 3 milyar daha tahsis edilecek. Bu anlaşama sayesinde ilişkilerimiz ve entegrasyon sürecimiz derinleşiyor. Bunun en önemli boyutu vize serbestisi. Geri kabul süreci başladığı için doğal olarak bu vize serbestisi geri kabulün uzantısı oluyor. Umarız vize serbestisi Haziran sonunda önce hayata geçecek. Türkiye'nin yapması gereken bazı şeyler var. 72 koşul öne sürüldü 32'sini karşıladık ve 35 kriter kaldı. Umarız Mayıs başına kadar bütün bu gereklilikleri yerine getirmiş oluruz. Umarız AB de üzerine düşeni yapmış olur" şeklinde konuştu.

Başbakan Davutoğlu, açıklamasını şu şekilde sürdürdü:

"Fasılların açılması konusuna değinmek istiyorum. 33'üncü faslı açmaya karar verdik. Bu da Türkiye'nin AB'ye katılım sürecinde önemli bir adımdır ve dedik ki diğer fasılların açılmasını da hızlandıralım. Bütün bu planlar bize şunu gösteriyor. AB olmadan Türkiye'nin geleceği söz konusu olamaz, Türkiye olmadan da AB'nin geleceği söz konusu olamaz dolayısıyla da stratejik bir ilişkiye ihtiyacımız var. Bu krizi çözmeden anlaşmaların sonuca varamayacağımızı düşünüyoruz. Suriye'deki kriz çözülmezse gitmek istediğimiz hedeflere ulaşırken bunun mümkün olmayacağını düşünüyoruz."

"AVRUPA İÇİNDE İKİ BAŞKENT TERÖR ÖRGÜTLERİNİN HEDEFİ OLMUŞTUR"

"Biz etrafımızda barışçıl bir komşuluk bölgesi istiyoruz" diyen Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Aynı zamanda terör yönelik ortak bir stratejimiz var. Terör hepimiz için ortak bir tehdittir. Avrupalı liderler Ankara'da yaşanan destek ve dayanışma gösterdiler. Avrupa içinde iki başkent terör örgütlerinin hedefi olmuştur. Paris ve Ankara iki kez. Hem Paris'te hem de Ankara'da omuz omuza verdik ve teröre karşı dayanışma gösterdik. Terörün menşei ne olursa olsun. Hayal kırıklığımı dile getirmek istiyorum. 78 milyon Türkiye vatandaşı 35 kişinin hayatını kaybetmesinden sonra yastayken, aynı terör örgütü aynı semboller aynı bayraklar ile terör faaliyetlerini bu binanın yakınlarında destekleyebiliyorlar. Bu şansı yakalayabiliyorlar. Meslektaşlarıma ve uluslararası topluluğa şu mesajı vermek istiyorum. Terör örgütleri arasında hiçbir fark gözetmemeliyiz. DHKPC olsun, DAEŞ olsun hepsi aynıdır. Kurbanlar, mağdurlar arasında da fark gözetmemiz gerekiyor. Etnik veya dini kökeni ne olursa olsun Müslüman olsunlar, Hristiyan olsunlar fark etmez. Bu insanlar terör kurbanıdır her türlü teröre karşı beraber durmalıyız"

Davutoğlu, mültecilerin Türkiye’ye gönderilmesi için sistemini düzenlemesi gerektiğini ve Türkiye’nin buna hazır olup olmadığına dair soruya, “Dünyadaki herkes, tüm gözlemciler, göçmenlerin dünyadaki durumunu izleyen herkes Türkiye’nin göçmenler için yarattığı koşulları görüyor, duyuyor ve takdir ediyor. Türkiye’nin göçmenlere karşı tavrına karşın tek bir eleştiri dahi almadık. Bu benim çok onur duyduğum bir nokta. Çünkü bizim 300 bin kişiye 5 yıldır ağırladığımız kamplarımız var. Bunlar o yaşadıkları köylere, kasabalara dönüştü” yanıtını kullandı.

Göçmenlere her türlü yaşam imkanının sunulduğunu kaydeden Davutoğlu, ”Şu ana dek hiç kimse, hiçbir uluslararası gözlemci tek bir eleştiri dahi yapmadı. Şehirlerde yaşayan 2.4 milyon kişi ise Türklerle birlikte, Türklerle yan yana kentlerde yaşıyor ve hiçbir yabancı düşmanı ya da ırkçı saldırı Türkiye’de söz konusu olmadı. Bu bizim kültürümüz. Türkiye’nin Başbakanı olarak seçildikten sonraki en önemli misyonlarından biri göçmenlere çalışma izninin verilmesiydi ki bu hiç kolay olmadı. Eminin Avrupalı liderlere sorsanız ne kadar zor bir iş olduğunu onlar da itiraf edecekler. Elbette muhalefetten eleştiri aldık. Ama yüzde 10işsizlik yaşanan bir ülkede halkımız buna hiç itiraz etmedi. Suriyelilerin, göçmenlerin kendileri gibi insan olduklarını görüyorlar. Dolayısıyla şüphesi olan herkes gelip kamplarımızı ziyaret edebilir. Suriyeli olmayanlar, için tavrımız aynıdır. Geri kabulle beraber geri kabul merkezlerinin oluşturulması lazım. Çünkü geri kabul merkezlerinde Suriyeli olmayanların sayısı artacak. Burada Ab ile çalışacağız. Bu sadece Türkiye projesi değil. Bir AB projesi olacak. Çetrefil olduğunu ifade etmek isterim ve geri kabul uygulanmaya koyduğu andan itibaren bunları görmeye başlayacağız. Ama başka seçeneğimiz yoktu. Gerek Türkiye’yi gerekse AB liderlerini bu anlaşma için eleştirenler gelsinler bize daha iyi bir seçenek sunsunlar. Daha iyi bir seçenek yok. Ele ele, omuz omuza çalışacağız. Siyasetçi olarak değil insan olarak davranmak zorundayız. Göçmenlere bir maceracı gibi değil zulmün mağdurları olarak davranmak zorundayız. Bu tavırla eminim önümüze çıkacak engeli aşacağız. ama dediğim gibi ders almak isteyen, göçmenlere nasıl davranıldığını öğrenmek isteyen herkes gelip bizim tecrübemizden yararlanabilir” açıklamasını yaptı.

“33. FASLI AÇMA KARARI ALINDI”

Davutoğlu, mutabık kalınan anlaşmanın aslında 15 gün önce Türkiye’nin teklif ettiği anlaşma üzerine AB’nin müzakereleri ile gelinen bir nokta olduğunu belirterek, “Biz bu çerçeveyi hem sorunlara cevap oluşturan hem de Türkiye- AB ilişkilerine yeni boyutlar katan bir imkan olarak değerlendirdik. Son derece pratik bir sonuç aldığımız düşünüyorum. Bu bizim yasa dışı göçü engelleyen ve yasa içinde mültecilerin Avrupa’ya gönderilmesini sağlayan ve Türkiye içindeki mülteci sayısını da değiştirmeyen ne kadar mülteci alıyorsak o kadar yasal mülteciyi Avrupa’ya göndereceğiz. Bu son derece olumlu bir netice. Bunu yaparken Türkiye-AB ilişkilerine yeni boyutlar katmaya çalıştık. Temelde 3 noktada, birisi vize muafiyeti, bu konuda biz de gerekeni yapacağız. İkincisi gümrük birliğinin güncellenmesi, şartlara uyumlu hale getirilmesi ki anlaşmada bu da var. Bu konuda önemli çalışmalar yapıyoruz. Üçüncüsü de yeni fasılların açılması. 29 Kasım’dan bu yana 17.fasıl açıldı. Yıllardır fasıl açılmamıştı. 33. faslı açma kararı alındı. Bloke edilen fasılların da açılması için sürecin hızlandırılması kararı alındı” dedi.
Başbakan Davutoğlu, 33.fasıl kesinlikle açılacağını ve diğer fasılların açılmasının da hızlandırılacağını belirterek, “Bu önemli bir gelişmedir. Bütün bu unsunlar Türkiye-AB ilişkilerine yeni bir enerji katacağına inanıyorum. Fasılların açılması konusunda Juncker’in daha önce bana yolladığı mektuplarda vurguladığı hususlarla birlikte eminim olumlu adımlar devam edecek” dedi.

“İNSANLIK İÇİN ÇALIŞTIK”

Liderlerin çözüm bulmak istediğini kaydeden Davutoğlu, “Birlikte çalıştık. Ulusal menfaatleri gözetmeden, Avrupa’nın tek başına menfaatlerini gözetmeden insanlık için çalıştık. AB’ye hitap ettiğimde gerçeğin bu yüzüne hitap ediyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan da gerçeğin başka bir yüzünü açıklıyordu. Bazı Avrupalılar göçmenlerin Avrupa’ya girişini engelliyorlar. Ülke adı açıklamamayım. Bazı Avrupalılar küçük kuruşlarını atıyorlardı göçmenlere. Kuşlara yem atar gibi göçmenlere para atıyorlardı. Göçmenler de o paraları almak için kendilerini yerlere atıyorlardır. Müslümanların Avrupa’da yeri yok diyen Avrupalı liderler var. Bazı gazeteciler de göçmenlere tekme atıp onların geçmesini engelliyorlar. Bu da gerçeğin başka yüzü. Gerçeğin ilk yüzünü görüyorsunuz. Biz birlikteyiz, birlikte çalışıyoruz. Avrupa gerçeğinin öbür yüzünde her zaman eleştireceğiz. Doğru yönü ancak böyle buluruz” dedi.

“DAEŞ FRANSIZLARIN YASINI GÖZ ARDI EDEREK SOKAKLARDA DOLANSA NE HİSSEDERSİNİZ?”

Terör konusuna da değinen Davutoğlu, “Ankara saldırısından sonra beni arayan herkese takdirimi ilettim. Bu bir dayanışmadır. Başkan Hollande ile bu konuyu konuştuk. Paris’te Ankara’da iki başkentimiz terör saldırılarından mağdur oldu. Ama öte yandan gençler, kadınları, çocukları 35 sivil Ankara’da öldürmüş olan terör örgütü, hem de otobüs duraklarında. Bir Brüksel’i düşünün, bir otobüs durağınızda arabayı patlatarak insanları öldürüyor. Kimilerini tespit etmek, kimliklerini bulmak bile çok zor. Çünkü vücutlar kaybolmuş. Bu terör örgütü aynı bayrağı ile aynı sembolü ile bugün Brüksel’in sokaklarında gösteri yapabildi. Siz nasıl hissederdiniz. Kendinizi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ya da benim yerime koyun. DAEŞ sembolleriyle bayraklarıyla, Fransızların yasını göz ardı ederek sokaklarda dolansa ne hissedersiniz? DAEŞ ile PKK arasında bir fark yok. Herkesin bizi dinlemesi ve duygularımıza saygı göstermesi gerekiyor. Gelmeden önce yaralıları ziyaret ettim. Başkalarının acılarına saygı duyuyoruz ama acılarımıza da saygı gösterilmesini istiyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan bunu ifade ediyordu. Gerçeğin bir yüzünü gösteriyordu, ben de size bugün geçeğin öbür yüzünü gösteriyorum. Ama Avrupa aynı Avrupa. Birlikte çalışmak ve gerçeğin ilk yüzünü ortaya çıkarırken ikinci yüzünü eleştirerek bertaraf etmek zorundayız. bunu yapabilirsek barışçıl bir kıta yaratabilir ve insanlık değerlerimizden onur duyabiliriz” açıklamasını yaptı.

“AVRUPALI DOSTLARIMIZA YÖNELİK ELEŞTİRİLERİN DE ONLARI RENCİDE ETMEMESİ LAZIM”

Davutoğlu, Türkiye’den alınacak mülteci sayısında kota olup olmayacağı, mülteciler belirlenirken kim tarafından ve nasıl belirleneceğine dair soruya, “Bir önceki soruyu cevap verirken bir huşu da vurgulayayım. Soruyu yanıtlarken Belçika krallığına ya da Belçikalı dostlarımıza saygımı ifade etmek isterim. Burada bir ulus ya da ülke zikretmedim. Ancak bütün ülkelerden de teröre karşı mücadelede omuz omuza olmayı beklemek bizim hakkımız. Nasıl Türkiye’ye yönelik eleştiriler bizi bazen zorlasa rencide etmiyorsa Avrupalı dostlarımıza yönelik eleştirilerin de onları rencide etmemesi lazım. Biz fikir özgürlüğü çerçevesinde fikirlerimizi paylaşırız. Ortak değerlerimiz etrafında da her zaman birbirimize saygılı şekilde eleştiri kullanabiliriz. 72 bin sayısına gelince Türkiye’de de Avrupa’da da yanlış anlaşılan bir husus oldu. 72 bin sayısı Avrupalıların toplam alacağı mülteci sayısı değildir. 72 bin sayısı birebir değişim esnasında ilk aşamadaki rakamı. Bunun dışında bir AB’nin mültecileri yerleştirme programı çerçevesinde bir kota söz konusu. 72 bin bitince mültecileri yerleştirme bitecek değil. Bu sadece birebir değişim için zikredilen rakam. Diğeri ise gelişmelere de bağlı olarak Avrupa Birliği’nin zikrettiği mültecileri yerleştirme programının bir parçası olarak telakki edilir. O ayrı bir husus” ifadelerini kullandı.

 

Güncellenme Tarihi : 21.3.2016 21:17

İLGİLİ HABERLER