YENİ ŞAFAK, MEDYANIN TRABZON OLAYLARINDAKİ TAVRINI MASAYA YATIRDI
Habere mi Dumanlı'ya mı?
Medyanın haber başlıkları seçerken çok titiz davranması gerektiği bir dönemden geçiyoruz. Trabzon'da geçen hafta yaşanan "linç girişimi"ne ilişkin gazete haberlerini hangi başlıkların süslediğini geçen gün gözden geçirmiştik. (Bu değerlendirmeden Akşam gazetesinin Yeni Çağ ve Ortadoğu ile birlikte "altın madalya"ya layık görülerek çıktıklarını hatırlatmaya gerek var mı?) Bu yazıda bu işi sadece Zaman gazetesi ve ikinci linç girişimi için yapacağız...
Trabzon'da geçtiğimiz pazar günü de 6 Nisan'dakine (çok daha küçük çapta da olsa) benzer olaylar yaşandı. Ayrıca bu kez ortada "bayrak yakılıyor" türünden söylentiler de yoktu. Bu sefer TAYAD üyesi bir grup genç perşembe günü olup biteni protesto etmek ve halen tutuklu olan arkadaşlarına destek vermek için meydanda toplanmıştı. Zaman gazetesinin haberine göre söz konusu grubu kuşatan "çevredeki vatandaşlar" kendilerine önce "Açıklama yapmak istiyorsunuz, nerede Türk bayrağınız?" diye sormuş, arkasından da "eylemcilerle vatandaşlar arasında arbede" (seçilen ifadeye dikkat: "eylemcilerle vatandaşlar arasında...") yaşanmıştı. İsterseniz, Zaman'ın haberinden birkaç satır daha aktaralım: "Razi Aksu İşhanı önünde eylemcileri yakalayan vatandaşlar, bayanların da bulunduğu grubu tartakladı." ("eylemcileri yakalayan vatandaşlar" ifadesine de dikkat!)
"Bölgeye ambulansın gelmesine ise vatandaşlar izin vermedi. Olayların büyümemesi için ambulanslar geri gönderildi."
Zaman'ın haberinde dikkat çekici şöyle bir bilgi de yer alıyordu:
"Öte yandan TAYAD'a bağlı bir grup, Trabzon'da gerginliğe neden olan bildirileri İstanbul İstiklal Caddesi'nde de dağıtmak istedi. (...) Beyaz şapka ve örtüler takarak caddede yürümek isteyen gruba polis herhangi bir taşkınlık çıkarılmaması sözünü aldıktan sonra izin verdi. Grup, Fransa Konsolosluğu'na kadar bildiri dağıttıktan sonra dağıldı."
(Haksız mıyız? Dikkat çekici bir bilgi değil mi? Aynı bildiri Trabzon'da bu sefer ufak çapta da olsa yine bir "linç girişimi"ne neden olurken, İstanbul'da her şey yolunda...)
'TAYAD'LILAR PROVOKASYONDA ISRARLI'
Şimdi de isterseniz, lafı daha fazla uzatmadan gelelim Zaman'ın hakkında konuştuğumuz haberinin başlığına. Baş sayfaya kurulan bu haber başlığı şöyle idi: "TAYAD'lılar provokasyonda ısrarlı".
Ne dersiniz, olup biteni özetlemek için bu başlık uygun mu şimdi?
Bize göre "hayır". Çünkü (Zaman'ın da aktardığı gibi) besbelli ki, Trabzon'da olaylara sebebiyet veren "bildiri" (katılın katılmayın-onaylayın onaylamayın bu başka bir konu) kendi başına "provokatif" bir şey değildir. Eğer olsaydı, İstiklal Caddesi'nin de karışması gerekirdi. Tamam, TAYAD üyesi Trabzonluların perşembe günü yaşanan olayların üzerinden hâlâ duman tüterken basın açıklaması için tekrar meydana çıkmaları "makul" bir davranış değildir. Değildir, çünkü bu davranış herşeyden önce kendileri açısından hayati tehlike taşımaktadır. Olayların yatışmasını, soğumasını beklemek tabii ki çok daha makul bir seçimdir. Ancak, bu hiç mi hiç makul olmayan davranışın Zaman'ın yaptığı gibi "TAYAD'lılar provokasyonda ısrarlı" başlığını hakeden bir yanı var mı? Hatta hadi diyelim ki "TAYAD'lılar" Trabzon'da havanın soğumaması için bu eylemi düzenlediler. Bize göre Zaman'ın haber başlığı bu sefer de haddinden fazla "problemli"dir.
Neden? Çünkü herşeyden önce, tartıştığımız olayın kimin açısından verildiği-haberleştirildiği gibi bir soru ile karşı karşıyayız. Açıkça görülüyor ki, "TAYAD'lılar provokasyonda ısrarlı" şeklindeki haber başlığı, Trabzon sokaklarında "TAYAD'lılar"ı kovalayan "vatandaşlar"ın safında yer alınarak atılmış bir başlıktır. Olayların "provoke edildiği" ya da "tahrik edildiği" ileri sürülen tarafının (yani "vatandaşlar") bu başlıkta (ve haberin tamamında) hiçbir yeri yok.
Açıkça söylemek gerekirse bu tür bir "habercilik" makbul bir habercilik değil... Çünkü haber sahibinin gözünde, 40 kişiyi pataklamak için kovalayan, bölgeye ambulansların gelmesine engel olan "vatandaşlar"ın hiçbir günahı yoktur. Çünkü onlar "provoke" ya da "tahrik" edilmişlerdir. Tamam diyelim ki "TAYAD'lılar provokasyonda ısrarlı"lar, ama "vatandaşlar" da "tahrik edilmede" son derece ısrarlı değiller mi? Gazeteci ne yapsın? Tabii ki gönlünden kim geçiyorsa onun bakış açısına yerleşsin...
VE EKREM DUMANLI...
Söz konusu haberin yer aldığı sayıda gazetenin genel yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı'nın "İnönü Stadı'nda bayrağımız yakılsaydı" başlıklı bir yazısı da yer alıyor. Dumanlı, geçenlerde İnönü Stadı'nda oynanan Türkiye-Arnavutluk milli maçı sırasında şahit olduğu bir olayı aktararak, bundan önemli sonuçlar çıkarıyordu. Statta bulunan Dumanlı, polis memurlarının telaşlı hallerinden şüphelenerek kendilerine "Neler oluyor, bir sıkıntı mı var?" sorusunu yöneltiyordu. Aldığı cevap, statta "bayrak yakılacağına" ilişkin bir ihbar alındığı şeklindeydi. Neyse ihbar asılsız çıkıyor ve maç bu yönden olaysız sona eriyor. Ancak Dumanlı, bu asılsız ihbardan hareketle, "Allah korusun, ihbar doğru çıksaydı, ne yapmak gerekirdi?" sorusunu sorarak cevaplamaya çalışıyordu. Güzel satırlar bunlar, aktarıyoruz:
"Bu millete sevdalanmışçasına bağlı herkese verilecek çevabım net: 30 bini aşkın seyircinin, hiçbir fiili müdahale yapmaması gerekirdi. Demokratik protestosunu ortaya koyacak ve güvenlik güçlerimizin üç-beş zibidiyi derdest etmesini seyredecekti; hatta olaya müdahale eden güvenlik kuvvetlerine alkışla tempo tutacaktı. Böylelikle ajan provokatörleri çatlatacak ve asil davranışıyla diyecekti ki: Bu ülkenin güvenlik güçleri var. Kanun ve nizam bozan fiile müdahaleyi ancak onlar yapar. Biz demokratik hakkımız olan protestolarımızı ortaya koyar, asla şiddete başvurmayız..."
Gerçekten güzel, haklı, yerinde bir öneri doğrusu... Gerçekten de "Kanun ve nizam bozan fiile karşı" sadece güvenlik güçlerinin müdahale etmesi gerekmez mi? Yoksa ortalık neye döner; tek tek insanlar ya da kitleler hoşlanmadıkları fiilleri kendileri bizzat cezalandırmak istediklerinde bir "kanun devleti"nden söz edilebilir mi?
Bu mesele de anlaşıldığına göre şimdi sorumuzu sorabiliriz: İnönü Stadı'nda yaşandığını varsaydığı bir "bayrak yakma" olayından hareketle haklı olarak herkesi "kanun devleti" çerçevesinde davranmaya çağıran Ekrem Dumanlı, "TAYAD'lılar provokasyonda ısrarlı" şeklindeki epeyce provokatif haber başlığının gazetesinin baş sayfasını süslemesini nasıl açıklıyor acaba?
Okurlar olarak kime inanmamız gerekiyor? "Haber başlığı"na mı yoksa Dumanlı'ya mı? (K.B.)
En isabetli başlık Milliyet'ten: 'Ve yine gözaltı yok!'
6 Nisan Çarşamba günü bildiri dağıtmak isteyen beş TAYAD'lının (Tutuklu Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği) linç edilmekten son anda kurtulmalarının üzerinden dört gün geçtikten sonra Trabzon'da ikinci bir linç girişimi daha yaşandı (10 Nisan). Hedefte bu kez de 6 Nisan'daki olayları protesto etmek isteyen 30 TAYAD'lı vardı. Gazeteler, bu hassas haberi nasıl verdi?
Gazetelerin birinci linç girişimini okurlarına sunarken, birkaç istisna dışında olması gerekene yakın bir habercilik çizgisi tutturduklarını, linç girişiminde bulunanların eylemlerini, "milli hassasiyetleri kabarmış insanların haklı eylemleri" türünden mülahazalarla meşrulaştırmaktan kaçındıklarını tespit etmiştik...
Ne var ki hükümet ve devletten gelen tepki, benzer eylemlerde bulunmayı cesaretlendirecek nitelikte oldu. Biliyorsunuz, hükümet, "Herkes halkın hassasiyetlerini dikkate almak zorunda" türünden bir tepki verirken, devletin mahkemesi saldırganları değil saldırıya uğrayanları tutukladı...
Bu "resmî tepki"lerin isabetsizliği üzerine en güzel yazılardan birini, sütun komşumuz Mustafa Karaalioğlu yazmıştı hatırlarsanız...
Karaalioğlu'nun dediği gibi, burada en önemli olan nokta, devletin "haklarını kullanan" insanları koruması ve bu çerçevede işin içine "hassasiyet" falan gibi hukuk-kanun dışı mülahazaları sokmaması... Gerçekten de, bir "kanun devleti"nde (Kürşat Bumin'in köşesinde dediği gibi "vazgeçtik hukuk devletinden"), birilerinin kanun dışı eylemini (linç), o eylemin karşılığı olan "ceza"nın dışında bir şeylerle değerlendirmeye kalkan bir devlet, benzer olayların kapısını da aralamış demektir... Trabzon'daki ikinci linç girişiminin arkasında yatan sâikleri değerlendirirken, bunu da unutmamak gerekir diye düşünüyoruz...
Artık, gazetelerin Trabzon'daki ikinci linç girişimini nasıl haberleştirdikleri meselesine gelebiliriz... Buraya kadar söylediklerimizden anlaşılmıştır; bizce bu haberi verirken ön planda tutulması gereken iki noktadan biri saldırıları "hassasiyet" vb. mülahazalarla meşru göstermemek, ikincisi de resmî otoriteyi görevini yapmaya çağırmak...
Bu kriterleri gözönüne aldığımızda, Milliyet'in sunumu bize en iyi sunum olarak göründü... Radikal'in başlıktan sorduğu soru da gayet isabetliydi: "Bu cesaret nereden?" Zaman, "TAYAD provokasyonu" başlığıyla, bir önceki linçte Akşam'a ait olan "Yeniçağ'a en yakın gazete" unvanını ele geçirmiş görünüyor... Uzatmayalım; gazeteler olayı aşağıda gördüğünüz gibi sundular...
Milliyet: "Trabzon'da yine ürperten sahneler... VE YİNE GÖZALTI YOK!"
Yeniçağ: "TAYAD YANGINA KÖRÜKLE GİDİYOR... Kışkırtıcı eylem Trabzon'da yeni bir gerilim meydana getirdi..."
Zaman: "TAYAD'LILAR PROVOKASYONDA ISRARLI..."
Vatan: "TRABZON'DA YİNE DAYAK... Geçen hafta linç edilmek istenen 5 gence destek için toplanan 30 kişilik grup yine dayak yedi..."
Yeni Şafak: "BİRİLERİ TRABZON'U KAŞIYOR... Geçen hafta, bütün ülkede yankı bulan bir provokasyona sahne olan Trabzon, benzer bir olayla yine sarsıldı. 6 Nisan'da, cezaevlerindeki uygulamaları eleştirmek maksadıyla bildiri dağıtan ancak provokasyon nedeniyle halkın infialiyle sonuçlanan olayın bir benzeri dün meydana geldi..."
Dünden Bugüne Tercüman: "TRABZON'DA YİNE TAHRİK..."
Hürriyet: "YİNE TRABZON..."
Birgün: "Yine linç girişimi... TRABZON'DA YİNE SALDIRI..."
Gündem: "ÇETELER YİNE İŞ BAŞINDA..."
Cumhuriyet: "YİNE LİNÇ GİRİŞİMİ... Trabzon'da gerilim sürüyor... Basın açıklaması yapmak isteyen TAYAD'lılar saldırıya uğradı..."
Radikal: "BU CESARET NEREDEN?.. Trabzon'da dört kişinin linç edilmek istenmesini protesto eden TAYAD'lılar da aynı kaderi paylaştı. Kalabalık bir grubun saldırısına uğrayan TAYAD'lılar canlarını zor kurtardı. Polis, saldırganları yine gözaltına almadı..."
Akşam: "TEHLİKELİ GERGİNLİK... Trabzon'da bildiri dağıtırken halkın linç etmek istediği kişileri desteklemek amacıyla basın açıklaması yapmak isteyen TAYAD üyelerine saldırı... Slogan atıp, tekbir getiren öfkeli kalabalık, polise rağmen 30 kişilik grubu yerlerde sürükleyerek dövdü..."
Sabah: "MOBİL KIŞKIRTICI... Nerede Türkiye'nin huzurunu kaçıracak bir fırsat bulursa orada boy gösteriyor. Dün yine Trabzon'da olay çıkardı... Trabzon'da linç girişiminden dört gün sonra kışkırtıcılar ikinci kez sahneye çıktı. 60 kişilik grup, basın açıklaması yapmak isteyen sivil toplum örgütü temsilcilerine öldüresiye saldırdı..."
(YENİ ŞAFAK-KRONİK MEDYA)
Güncellenme Tarihi : 17.3.2016 11:52