YILMAZ: KREDİLERDE AŞIRI DURUM GÖRMÜYORUZ
İSTANBUL - TÜSİAD-Koç Üniversitesi Ekonomik Araştırma Forumu tarafından düzenlenen ''Kriz Sonrası Yeni Finansal Düzen'' başlıklı konferans sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Yılmaz, alınan yeni kararların bankalar arası sistem üzerindeki etkileri ve bu kararlarda BDDK ile bir görüş alışverişleri olup olmadığına ilişkin soru üzerine şöyle konuştu:
''BDDK ile önceden alışveriş yaptığımız... Para Politikası Kurulu öncesinde bir alışverişimiz olmadı. Tabii olması da zaten beklenemez. Para Politikası Kurulu, kararları kendisi bağımsız olarak alıyor. Ama onun dışında eğer finansal istikrarda bir sorun var ise o güveni zaten zedeliyor. Dolayısıyla bizim aldığımız bu tedbirler finansal istikrarı ve dolayısıyla bankalar arasındaki güveni güçlendirici yönde atılmış bir adımdır. O nedenle bu aldığımız kararların, güven artırıcı önlem olduğunu ve böyle algılanması gerekir diye düşünüyoruz.''
Yılmaz, ''Gecelik faiz oranları borçlanmada yüzde 5,75'den yüzde 1,75'e düşürüldü. Bundan sonra bu piyasada daha fazla indirim olabileceğini düşünüyor musunuz?'' sorusuna, ''Faiz oranları eksiye gidemeyeceğine göre sıfıra kadar gidebilir. Ama bugün itibariyle bizim böyle bir düşüncemiz yok'' karşılığını verdi.
Cari açık riskine karşı Merkez Bankası'nın döviz rezervlerini daha da artırması gerektiği yönünde uyarılara ilişkin soruyu da Yılmaz, ''Biz Merkez Bankası olarak artan fon akımlarına bağlı olarak, kurun seviyesiyle ilgili herhangi bir görüş ortaya koymadan rezervlerimizin artırılabileceğini söyledik ve bununla ilgili olarak da birtakım tedbirler aldık. Bugün itibarıyla da bunu uyguluyoruz. Dolayısıyla 4 Ekim'den bu tarafa rezervlerimizin nereden nereye geldiği belli'' şeklinde konuştu.
Japonya'nın piyasaya 20 milyar dolar civarında müdahale ettiğini hatırlatan Yılmaz, bugün itibarıyla müdahale ettiği tarihteki kurun altına tekrar geri düştüğünü söyledi.
Durmuş Yılmaz, ''Dolayısıyla 'alımların elbette bir etkisi olacak. Olursa da iyi olur. Ama bunun garantisi yok' dedim'' diye konuştu.
-''VADENİN UZATILMASINI ÖNEMSİYORUZ''-
Yılmaz, konut kredileri alanında hareketliliğin fazla olduğuna değinilerek, Hindistan'daki mikro kredi riski gibi risklerin Türkiye konut, mortgage piyasasında söz konusu olup olmayacağına ilişkin bir soru üzerine şunları söyledi:
''Biz şu anda gerek tüketici kredilerinde, gerekse reel sektöre verilen kredilerde, gerekse kredi kartı, otomobil kredileri ve konut kredilerinde çok fazla aşırı bir durum görmüyoruz. Ancak bunun hızıyla ilgili ortaya çıkan birtakım gelişmeler var. Bizim aldığımız tedbirler, bu hızın ileride ortaya çıkarabileceği sorunlara bugünden verilmiş bir tepkidir. Yani ölçülü ve kontrollü gidilmesi... Finansal istikrarla ilgili dört tane konudan bir tanesi borçluluk oranlarının makul seviyelerde tutulması. Şu anda içinde bulunduğumuz krizin ana nedenlerinden bir tanesi de borçluluk oranlarının olağan dışı seviyelere çıkması. Biz, kontrollü bir borçluluk oranının olması için gayret gösteriyoruz.''
Reel sektörün borçluluk oranını ve bunun ileride nasıl şekilleneceğini dün ele aldıklarını ifade eden Yılmaz, bugün itibariyle burada bir sorun görmediklerini, ancak her an ihtiyatlı olmakta fayda bulunduğunu vurguladı.
Bir yıl ve daha uzun vadeli mevduatın zorunlu karşılık oranlarının düşürülebileceğini söylediği hatırlatılarak ''Hedef, vadeyi ne kadar uzatmak? Burada ne kadarlık düşüş planlıyorsunuz?'' sorusuna ise Yılmaz, ''Bu, bir niyet bildirimi. Bunun üzerinde çalışıyoruz. Vadenin uzatılmasını önemsiyoruz. Bunun çeşitli versiyonları olabilir. Bunun üzerinde çalışıyoruz. Şu aşamada daha fazla detay vermem doğru olmaz'' karşılığını verdi.
Yılmaz, ''ABD Başkanı Barack Obama, G20'de 'kurlar makro ekonomik kur seviyelerini yansıtmalı' dedi. Bu durum TL için de geçerli mi?'' sorusu üzerine, kurun seviyesinin kısa vadede o anda ortaya çıkan konjonktür, uzun vadede ülkenin makro performansıyla ortaya çıktığını belirterek, ''Dolayısıyla Obama'nın bu söylediği, bu çerçevede bizim için de geçerli. Bizim paramızın orta ve uzun vadedeki değeri, Türkiye ekonomisinin orta ve uzun vadede göstereceği performansla çok yakından ilişkili'' dedi.
''İç talepteki canlanmayı Merkez Bankası, enflasyon artacağı yönünde bir endişe olarak görüyor mu?'' sorusu üzerine, Yılmaz, bugün itibariyle iç talepteki canlanmanın enflasyon üzerinde olumsuz bir etkisi olmadığını belirterek, ''Dolayısıyla iç talebin bugün geldiği nokta itibariyle enflasyona bir tehdit oluşturduğunu düşünmüyoruz'' dedi.
Yılmaz, Merkez Bankası Para Politikası Kurulunun, gecelik faiz oranlarını borçlanmada yüzde 5,75'den yüzde 1,75'e düşürmesi ile vermek istedikleri bir mesaj olup olmadığının sorulması üzerine, Türkiye'de şu anda bir görüş birliği, konsensüs olduğunu ifade ederek, şöyle dedi:
''O konsensüs da şu; şu anda makro ekonomik politikaların yürütüldüğü çerçevenin değiştirilmesi konusunda bir çalışma veyahut da istek, arzu yok. Yani ne diyoruz? Yapısal reformlara devam diyoruz, dalgalı kur rejimi devam edecek diyoruz. Bu çerçevede de şu anda gelişmiş ülkelerin merkez bankaları tarafından ortaya konulan genişlemeci para politikasının etkisiyle artan sermaye hareketleri üzerine getirilmesi düşünülen bir kambiyo kontrol düşünülmüyor. Ama bu şu sonucu ortaya çıkarmıyor da değil; bu gelen para akılları bizim paramızın değerlenmesine neden oluyor, ülkemizin rekabet gücü üzerinde de bir olumsuz etki yapıyor. Bu ayrıca finansal istikrar açısından da bir sorun yaratabilir diye düşünüyoruz. O nedenle şu anda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası olarak, nitekim bu sadece bizimle de ilgili değil, bütün dünyada kriz sonrasındaki finansal mimari ile ilgili olarak yapılması düşünülen ya da alınması gereken tedbirlerin de bir parçası...''
"BANKACILIK SİSTEMİNİ ENGELLEMİYORUZ"
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, bankacılıkta ölçülü ve kontrol edilebilir bir büyümenin Türkiye için uygun olduğunu düşündüklerini belirterek, ''Dolayısıyla bankacılık sisteminin büyümesinin engellenmesi gibi bir şey söz konusu değil. Aklımızın ucundan da geçmiyor'' dedi.
Yılmaz, TÜSİAD-Koç Üniversitesi Ekonomik Araştırma Forumu tarafından düzenlenen ''Kriz Sonrası Yeni Finansal Düzen'' başlıklı konferans sırasında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Durmuş Yılmaz, bankacılık sisteminin büyümesinin yavaşlatılması yönündeki uygulamaların ülkenin büyüme potansiyeli açısından nasıl sonuçlar yaratacağı sorusunu şöyle yanıtladı:
''Bankacılık sisteminin büyümesinin yavaşlatılması gibi bir şey söz konusu değil. Türkiye'de bankacılık sisteminin milli gelire oranı, mali sistemimizin ne kadar geniş ve derin olduğu belli. Şu anda bankacılık sistemimizin ölçeği, milli gelirimizin yüzde 90'ı seviyesinde. Bunu diğer ülkelerle kıyasladığımızda çok fazla derin, büyük bir mali sistemimiz yok. Dolayısıyla nüfus yapımızı, demografik yapımızı vesaire dikkate aldığımızda bankacılık sistemimizin hala büyüme potansiyeli var. Dolayısıyla ölçülü bir büyümenin, kontrol edilebilir bir büyümenin ülkemiz için uygun olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla bankacılık sisteminin büyümesinin engellenmesi gibi bir şey söz konusu değil. Aklımızın ucundan da geçmiyor.''
-''KREDİ GENİŞLEMELERİ ISINMAYA İŞARET ETMİYOR''-
Kredi talepleri konusundaki riske dikkat çekilmesine ilişkin soruyu da Yılmaz, ''Biz şu anda ekonomimizin ısındığını düşünmüyoruz. Ama ileriye yönelik, özellikle cari açık tarafından baktığımızda birtakım finansal istikrarla ilgili risklerin ortaya çıkabileceğini düşünüyoruz. O nedenle bugünden tedbir alıyoruz'' diye konuştu.
Kredi genişlemeleri yıllıklandırıldığında yüzde 25-30 seviyelerinde göründüğüne dikkati çeken Yılmaz, bunun bugün itibarıyla ekonomide bir ısınmaya işaret etmediğini, ancak ileriye yönelik tedbirlerin bugünden proaktif olarak alınması gerektiğini, o nedenle aldıkları özellikle faiz dışı düzenleyici tedbirlerin buna yönelik olduğunu söyledi.