YURT DIŞINDA "KRİZ BİTTİ" DİYEN DERVİŞ, TBMM'DE BU KONUYA HİÇ GİRMEDİ
KAYNAK : Haber Vitrini
ANKARA - TBMM Genel Kurulu, bugün saat 14.00'te, TBMM Başkanvekili Ali Ilıksoy başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da gündem dışı konuşmalardan sonra Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı görüşmelerine geçildi.
Tasarının geneli üzerinde milletvekillerinin konuşmalarının ardından söz alan Devlet Bakanı Kemal Derviş, yasa tasarısı ile nelerin getirilmek istendiğini açıkladı. Derviş, şöyle konuştu: "Yasa açık bir yetki tanımını getiriyor. Yasa borçlanma sınırını dış ve iç borçlanmayı içererek tanımlıyor. Bu çok önemli bir yenilik. Bu sınır oldukça dar bir sınır olarak oluşuyor. Bakan bu sınırı ancak yüzde 5 oranında artırabiliyor. Bakanlar Kurulu da yüzde 5 ekleyebiliyor. Onun ötesinde bu yasa değişmeden ek bütçe ile bile bu sınırı aşmak artık mümkün olmuyor. Tasarının getirdiği en önemli noktalardan biri budur. Hazine garantili krediler sınırına yap-işlet-devlet ve yap-işlet gibi finansman modelleri de garanti tanımına giriyor".
Özel tertip iç borçlanma senetlerine, ancak ödeneği olması halinde irade edilebileceği hükmü getirildiğine dikkat çeken Derviş, "Hazine garantileri yeniden tanımlanıyor, verilme mekanizmaları düzenleniyor bu arada ikraz ücretleri getiriliyor. Hibe alma ve vermeye ilişkin hususlar düzenleniyor. Hazine alacaklarının amme alacakları kapsamında takibi ve tahsili öngörülüyor. Nakit yönetimi ihtiyacı yeni Merkez Bankası Yasası ile uyum sağlayacak biçimde getiriliyor. Yani Merkez Bankası'nda kısa vadeli avans ve merkez bankasından borçlanma imkanı tamamen ortadan kalktığı için Hazine'nin bir nakit yönetimi ihtiyacı doğuyor fakat bu nakit yönetimini bu Merkez Bankası ile birlikte gerçekleştiriyor.
Hazine garantileri ile ilgili ödeme riskini karşılayacak risk hesabı zorunlu kılınıyor. Her üç ayda bir kabul borç yönetimini bütünlük içinde anlatan raporun TBMM'ye ve Bankalar Kurulu'na sunulması öngörülüyor. Başlıca noktalar ve yenilikler bunlar. Borçlanma yönetimi tek bir çatı altında toplanıyor" şeklinde konuştu.
"ENFLASYON DÜŞÜYOR"
Eleştirilere cevap veren Derviş, "Yüksek enflasyon ve yüksek reel faize dayanan borçlanma süreci içinde sadece büyüme açısından olumsuz olaylar olmamıştır. Sadece büyük istikrarsızlık açısından Türkiye darbe yememiştir. Bu süreç içinde gelir dağılımı da çok ciddi bir biçimde bozulmuştur. Bu borçlanma süreci en fazla dar gelirlilerin aleyhine olmuştur ve belli bir nakiti bol olan, borç verebilen insanlara da önemli kazançlar da sağlamıştır. Yani gelir dağılımı son derece bozan, sosyal adaletle çelişen bir süreç içinde gelişmiştir" diye konuştu.
Derviş, Afyon milletvekili Sait Abça'nın IMF'den alınan kredileri eleştirilerine de cevap verdi. Derviş, "Şu anda Türkiye'nin piyasalardan daha uygun maliyelerle daha uzun vade ile kredi bulması mümkün değil. Bugün geldiğimiz noktada bundan daha uygun kaynak bulmamız zor. Ben göremiyorum. Kendileri öyle bir kaynağı görebilirlerse, bize de haber vermeleri ve Hazine de bu konuda çalışmamızı ister. Daha uygun bir kaynak bulabilir miyiz, daha uzun vadeli bir kaynağınız varsa bize bildirmenizi rica edeceğim ifadelerini kullandı.
Derviş, açıklamalarında, eflasyonun ilk defa gerçek anlamda yüzde 30'lara düşme eğilimi gösterdiğini söyledi. Derviş, "Borç ileriye doğru baktığımızda esasen mili gelir içindeki borç yükünü azaltmamız için reel faizle büyüme arasındaki yarışı büyümenin kazanması lazım. Matematiksel olarak baktığımız zaman reel faiz büyümeden yüksek olduğu sürece bir ülkenin faiz dışı fazla vermesi gerekiyor. O farkı kapatabilmesi için. Dolayısıyla reel faiz büyümenin çok üstünde kaldığı sürece maalesef bütçe de faiz dışı fazla vererek o farkı kapatıp ve maalesef o bakımdan Türkiye'nin bir çok ihtiyacını karşılayamayacak durumda kalacağız" dedi.
Bu yarışı giderek büyüme lehine çevirip reel faizi düşürüp, büyüme ile reel faiz arasındaki dengeyi kurup borç yükünü adım adım azaltmak gerektiğini kaydeden Derviş, "Bunun için de en önemli gereksinim enflasyonun inmesi. Çünkü bu kadar yüksek enflasyonla devam ettiğimzi sürece reelf aizin de düşmesi mümkün değil. Türkiye'nin önündeki en önemli engellerinden bir tanesi yüksek enflasyon. 20 yıldır aşağı yukarı devma ediyor. Ama son aylarda tarihi bir fırsatı yakalamak üzereyiz. Şubat rakamları ilk defa TÜFE yüzde 2'nin altına iniyor. İlk defa enflasyonun gerçekten yüzde 30'lara doğru gittiğini görüyoruz. Eğer bu konuda ısrarımızı sürdüreblirsek, çabamızı ülke olarak sürdürebilirsek hakikaten bu enflasyon belasından kurtulup, o sayede de reel faizi makul bir düzeye indirme fırsatını inşaallah elde edebiliriz. Türkiye'nin amacı çok ağırlaşmış olan borç milli gelir oranını mutlaka düşürmek olmalıdır. büyüme hızlı istihdamartışının önünde engel teşkil eden bu borç yükünü istikrar içinde adım adım azaltabilirsek çocuklarımıza ve gençlerimize çok daha mutlu bir geleceği sağlamış oluruz" diye konuştu.
TASARININ MADDELERİNE GEÇİLDİ
TBMM Genel Kurulu'nda yasa tasarısı ile ilgili görüşmeler sürüyor. Tasarının geneli üzerindeki müzakereler tamamlandıktan sonra maddelerine geçildi.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 15:59