Gündem
  • 30.10.2012 17:24

“Tayyip Esad Erdoğan "

TÜRKER BEKTAŞ
ANKARA (İHA) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ulus’taki Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında polisin barikatı kaldırmasına ilişkin olarak, "Polisler senin baskına rağmen vicdanlarını dinlediler. Barikatlar bize vız gelir. Sen gelseydin oraya. Herkesin elinde bir Türk bayrağı var. Bayrağına, özgürlüğüne, Kadın ve erkek eşitliğine sahip çıkıyor. Sen niye yasak getiriyorsun. Yeni bir unvan bulmamız lazım. Tayyip Esad Erdoğan. Yaptığının ne farkı var" dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kılıçdaroğlu grup toplantı salonuna girişinde partililerin yoğun ilgisi ile karşılaştı. Kılıçdaroğlu'nun salona girmesinin ardından partililer ve milletvekilleri 'Türkiye seninle gurur duyuyor' diye bağırdı. Kılıçdaroğlu, '29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına' ilişkin olarak, "Efendim alternatif kutlama olmazmış. Ya, bu kutlamanın alternatifi yok zaten. Sen hala öğrenemedin mi. Öyle bir hale geldi ki Başbakan vatandaşın arasına çıkamaz vatandaşa merhaba diyemez, vatandaşın elini sıkamaz, kahvede oturup çay içemez. Çünkü bu vatandaş bu Başbakanı artık istemiyor. Yeter artık diyor" dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisine yönelttiği eleştirileri hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Kemal Kılıçdaroğlu I. Meclisin bahçesine cebren ve hile ile girmiştir' diyor. Kafaya bakın, anlayışa bakın siz. Meclisin bahçesine gitmek ne zamandır cebir ve şiddeti gerektiriyordu. Senin giremediğin yere ben gidiyorum ya. ‘Barikatların aşılmasına karşıydım' diyor. 'Polis görev yapmamıştır’ diyor. Onun anladığı ne biliyor musunuz, polis görev yapacak, yüzlerce insan yaralanacak. Onlarca insan hayatını kaybedecek böylece terörden beslenen Başbakan sözde görevini yerine getirmiş olacak" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın insanın hayatını hiçe sayan bir Başbakan olduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, "İstedikleri kadar gelsinler. Coplarıyla gelsinler. Panzerleriyle, tanklarıyla toplarıyla, askerleriyle gelsinler. Zalimin zulmüne ortak olmayacağız. Zalimin yanında durmayacağız. CHP demek, mazlumun yanında duran parti demektir" diye konuştu.
Onbinlerce vatandaşın Cumhuriyet Yürüyüşü'nde olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, bütün vatandaşların tek ortak paydasının Cumhuriyet Bayramı'nı kutlamak olduğunu söyledi. "Taşkınlık yapmadılar. Kimsenin üzerinde baskı kurmadılar. Cam kırmadılar, çerçeve indirmediler. Sadece polislere yolumuzu açın dediler" diyen Kılıçdaroğlu, "Biz bayram kutlamak istiyoruz. Bayram kutlamak ne zamandan beri yasaktır. Bayram kutlamak için birisinden izin almaya gerek yok. Zaten bayramı kutlamak için yasa var bu ülkede. Hayır bayramı kutlamayacaksınız' diyorlar. Orası yasakmış. Oranın anlamını bilmiyorsun sen beyefendi. Oranın anlamını bilsen o yasağın ne anlama geldiğini de sen kavrayacaksın. Orası TBMM'nin bulunduğu alandır, Cumhuriyetin ilan edildiği alandır o alan" şeklinde konuştu.
"O alanda çocuklar vardı, yaşlılar, gençler vardı. Göğsümü kabartan çok sayıda kadın vardı sağduyu vardı” diyen Kılıçdaroğlu, konuşmasında şunları kaydetti:
“Bütün baskıya rağmen bir şey yapmadılar. Engellediler. Halkın buluşmasını engellediler. Barikatları asamayacağımızı düşündüler. Sen hala CHP'yi anlayamamışsın. CHP yedi düvele savaş açmıştır. Diyor ki, polis görevini yapmadı. Polis görevini yaptı. Oradaki polisler bizim çocuklarımız. 'Mustafa Kemalin askerleriyiz' diyorlardı polislerde oradan diyor da bizde Mustafa Kemal'in askerleriyiz diyorlardı. Polisler senin baskına rağmen vicdanlarını dinlediler. Barikatlar bize vız gelir. Sen gelseydin oraya. Herkesin elinde bir Türk bayrağı var. Bayrağına sahip çıkıyor. Özgürlüğüne sahip çıkıyor. Kadın ve erkek eşitliğine sahip çıkıyor. Sen niye yasak getiriyorsun. Yeni bir unvan bulmamız lazım. Tayyip Esad Erdoğan. Yaptığının ne farkı var. İnsanlar ölmedi ya polis görevini yapmadı diyor. O polis halkın polisi."
Kılıçdaroğlu, "Polisin görevi senin güneş gözlüğünü mü taşıyacak. Ne yaparsa yapsın polisle halkı karşı karşıya getirmeyeceğiz. O polis Türkiye Cumhuriyetinin polisidir Senin babanın polisi değildir. Onun görevi bizi teslim almak. Sen bizi teslim alamazsın. Senin gücün yetmez" dedi.
Halk meydanlara çıktığını belirten Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın stada kaçtığını iddia etti. 81 ilden otobüslerin kalkacağını hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Ankara'ya gelmek istiyorlardı. 81 ilin valisine otobüsleri durdurun talimatı verdiler. Bunlar demokrat geçiniyordu değil mi, ileri polis devleti dedim. Seyahat özgürlüğünü niye kısıtlıyorsunuz. AK Parti korkakların rejimidir. Korkak olanlar halktan korkarlar" şeklinde konuştu.

CHP DARBELERDEN EN BÜYÜK ZARARI GÖREN PARTİDİR”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hiç kimsenin darbelerin arkasında duramayacağını ve darbeleri savunamayacağını belirterek, “CHP darbelerden en büyük zararı gören partidir. Mallarımıza el konuldu, genel başkanlarımız hapse atıldı, özgürlüklerimiz sınırlandı. Darbeyi şiddetle reddediyoruz. Darbeden medet uman, CHP'li olamaz” dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Bayramlarda gönül birlikteliklerinin olduğunu, birbirleri ile kucaklaştıklarını, küçüklerin gelip büyüklerin ellerini öptüğünü ve kızgınlıkları, dargınlıkların unutulduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, bayramların ortak payda olduğunu belirtti. “Babalarımızdan, dedelerimizden bunu gördük” diyen Kılıçdaroğlu, “Bayramda kin tutmayın, hoşgörülü olun dediler” diye konuştu.
Bayramla böyle bir heyecan ve böyle bir heyecanla kutladıklarını belirten Kılıçdaroğlu, her bayramın bir anlamı olduğunu ve dini ve milli bayramların önemli olduğunu ifade etti. Her milli bayramın arkasında gözyaşı olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, şehitlerin kanları, gaziler ve bağımsızlığın meşalesi ve ateşi bulunduğuna işaret etti.

“GELDİKLERİ GİBİ GİDECEKLER”
Milli bayramların kolay kazanılmadığını belirten Kılıçdaroğlu, “19 Mayıs 1919 da Mustafa Kemal Samsun'a çıkmadan önce Dolmabahçe'de düşman donanmasını gördüğü zaman şunu söylemişti, 'Geldikleri gibi gidecekler' demişti. Daha yolun başındaydı. Ama kararlıydı. Bu ülke, bu ülkenin insanları özgürlüklerin ve bağımsızlıklarına düşkün insanlardır. Mandacılığı kabul etmezler. Onun için en son söyleyeceğini daha yolun başında söyledi. ‘Geldikleri gibi gidecekler’ dedi. Samsuna geçti. 22 Haziran 1919. Amasya Tamimi çok önemli bir belgedir. İlk kez halka, halkın egemenliğine vurgu yapan bir belgedir. Daha yolun başında söylemiştir. Şöyle diyor, 'vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı tehlikededir' ve devam ediyor 'milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararlılığı kurtaracaktır.’ Daha ortada Cumhuriyet yok, daha yolun başında ama milletin egemenliğinden söz ediyor, Mustafa Kemal Atatürk. O açıdan çok önemlidir” diye konuştu.

“BU TOPRAKLARDA YAŞAYANLAR ÖZ KARDEŞTİRLER”
Sivas Kongresi'nin de çok önemli olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, mandacılığı savunanların olduğunu ve Mustafa Kemal Atatürk’ün mandacılığı elinin tersiyle ittiğini söyledi. Sivas Kongresi’nden kararların birisinin mandacılığa açıkça karşı çıkıldığını ortaya koyduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, o belgede yer olan “Bu topraklarda yaşayanlar özkardeşlerdir” ifadesinin çok önemli olduğuna işaret etti. Kılıçdaroğlu, “Daha cumhuriyetin başında etnik kimlik, inanç, mezhep ayrımı hiçbiri yok. 1919'un ruhu. Bu topraklarda yaşayanlar öz kardeştirler diyor. Şimdi ayırmaya çalışıyor Recep Tayyip Erdoğan” dedi.

“AYRILIĞA GAYRILIĞA İZİN VERMEYECEĞİZ”
Ülkede yaşayan her yurttaşın, bu ülkenin onurlu ve eşit bireyleri olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, ülkenin külfetlerini paylaşanların, bu ülkenin nimetleri de hakça bölüşmek durumunda olduğu söyledi. “Ayrılığa gayrılığa izin vermeyeceğiz. Cumhuriyet, demokrasi budur. Cumhuriyet demokrasiyle taçlandırıldığı zaman anlam bir ifade eder. Baskıyla değil, şiddetle değil” diyen Kılıçdaroğlu, “Cumhuriyeti kurunlar daha sonra demokrasiyi getirmişlerdir. Karnı tok sırtı pek yurttaşlar adaletle yönetilen bir ülkede huzur içerisinde yaşaya bilirler” dedi.

“BEDEL ÖDENMEMİŞ TOPRAK VATAN SAYILMAZ, BEDEL ÖDEYECEKSİNİZ”
Adaletin olmadığı yerde barışı ve huzuru sağlamayacağının altını çizen Kılıçdaroğlu, “Vatandaş sokakta devletin güvencesi altında rahat gezebilecek. Rahat seyahat edecek ve rahat konuşabilecek. Düşüncesini açıklayacak. Adalet budur” dedi.
“Adalet demokrasinin ayrılmaz bir parçasıdır. Adalet mülkün temelidir derken adalet devletin temelidir anlamındadır bu. Recep Tayyip Erdoğan ‘Adalet mülkün temelidir’ derken kendi mülkünün temeli olarak algılıyor” diyen Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bağımsız bir ülkede özgürce yaşamak birilerinin bize lütfettiği bir şey değildir. Birinin lütfuyla biz bunları almadık. Mücadelemiz oldu. Yedi düvele karşı mücadele ettik. Onun için milli bayram diyoruz biz buna. Çalıştık, çabaladık, gözyaşı döktük. Binlerce yetim çocuk kaldı. Bakınız 1921, savaş meydanlarında şehitlerimiz çok olduğu için yetim kalan çocuklar için Çocuk Esirgeme Kurumu kurulmuştur. Devletin koruması altına, şefkati altına alınmıştır o çocuklar. Cumhuriyet budur, kendi insanına sahip çıkmaktır, kendi insanını korumak, onun değerlerini korumak, onun değerlerine saygı duymaktır. Bedel ödenmemiş toprak vatan sayılmaz, bedel ödeyeceksiniz. Ne diyor büyük şair, ‘Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır’.”

“AK PARTİ REJİMİ KORKAKLARIN REJİMİ”
AK Parti rejiminin korkakların rejimi olduğunu, bu rejimin halkın bir araya gelmesinden çekindiğini, halktan korktuğunu savunan Kılıçdaroğlu, “İstihbarattan besleniyorlar. Acaba ne konuşuyorlar diye düşünce özgürlüğünden korkuyorlar. Korku, aklın katilidir. Akıl olmaz, baskı olur. Korkusunu baskıyla yenecek. İstediğiniz kadar baskı yapın, sizden kimse korkmayacaktır. ‘Biz istihbarat aldık bayramı yasakladık’ diyorlar. İstihbarat ne alınmış açıklasınlar. Uludere'yi açıkladılar mı? Bunlar oradan da istihbarat almışlardı. Oradan istihbarat aldılar, 34 yurttaşımızı öldürdüler. O emri veren Recep Tayyip Erdoğan’dır. 34 yurttaşın kanı, Recep Tayyip Erdoğan’ın yakasındadır. ‘Polis görevini yapmadı’ diyor. İstihbarat sonrasında 34 kişinin hayatını kaybetmesi lazımdı ki polis görevini yapmışsın olsun. Oradan da istihbarat aldılar buradan da. Bu arada bir şeyler söylemiş, ‘Hakkari'ye gitmişiz, neden Türk bayrağı yokmuş?’ diyor. Eğer bir ülkede, bir ilde Türk bayrağı dalgalanmıyorsa, Recep Tayyip Erdoğan, sen hangi ülkede Başbakanlık yapıyorsun. 'Siz Sivas'ın ötesine geçemiyorsunuz’ diyordun, gel beraber Türk bayrakları alalım Uludere'ye gidelim. Orada insanlarla kucaklaşalım dedim. Geldi mi?. Gelemez, cesaret edemez. Ben oraya bütün engellemelere rağmen gittim, sen oraya gidemiyorsun. Kendi beceriksizliğinin faturasını bize çıkaracak. Sen Başbakan değimlisin, sen hangi ülkenin başbakanısın. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir milli bayram yasaklandı. Bunu unutmayacağız. Bunu, tarihin defterine not düşülecektir. Demokrasinin bir kara lekesidir. Halkına güven duymayan bir iktidarın kara lekesidir. Ne demek Cumhuriyet bayramını kutlamayı yasaklamak. İlk Meclis'e neden gidiyormuşum. Sen kimsin? Ben Meclis'e giderken senden izin mi alacağım? Sen kimsin. Bu ülkede hiçbir yurttaş TBMM’ye ister eski, ister yeni gelmek için senden izin almaz” diye konuştu.

“TÜRK BAYRAĞININ ÜZERİNDEN EDEBİYAT YAPIYORLAR”
Başbakan Erdoğan’ın Türk bayrağı üzerinden edebiyat yaptığını söyleyen Kılıçdaroğlu, 29 Ekim’de Türk bayrağı açmak isteyen gençlerin tekmelendiğini ve televizyonlardan izlendiğini söyledi. Ulus Meydanı’nda Türk bayrağı açmak isteyenleri polisin tekmelediğini ileri süren Kılıçdaroğlu, “Sen neden bahsediyorsun. Milliyetçilikten söz ediyor. Senin gibi milliyetçileri biz çok iyi biliriz” dedi.
“Kendi cebini düşünen bir iktidar var. Bugün, yine söylemiş, ‘Sizin kilonuz kaç’ demiş. Bizim kilomuz aynı, değişmedi. Çünkü cüzdanımız da aynı. Ama senin cüzdanın her geçen gün şişiyor. Elbette senin kilon bizimkinden farklı olacak” diyen Kılıçdaroğlu, Erciş'te Atatürk İlköğretim Okulu'na, Başbakan Erdoğan'ın annesinin adının verildiğini, bunu içine sindiremediğini belirterek, “Annelere saygılıyım. Allah rahmet eylesin. O anne de hayatta olsaydı, elini öpmekten de onur duyardım. Ama senin paran, pulun var. Dünyanın en zengin başbakanlarından birisin. Adam gibi adamsan, bir okul yaparsın ve annenin adını koyarsın. Biz de buna saygı duyarız. Daha düne kadar, yırtık pabuçla siyasete girdiğini söylüyordun. Yetmiyor mu bu servet, yetmiyor mu bu kadar para? Annenin adına bir okul yapar ve ismini koyarsın. Bu ülkede herkes saygı duyar. Kusura bakma ama bu davranışın saygısızlıktır” diye konuştu.

“DARBEDEN MEDET UMAN, CHP'Lİ OLAMAZ”
Ülkeyi yönetenlerin görevinin halkı bölmek değil halkı kaynaştırmak olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, CHP iktidarında asla hapishanelerde ölüm orucu olmayacağını, terör olmayacağını, hiçbir komşuyla savaş noktasına gelinmeyeceğini, barışın ve kardeşliğin egemen kılınacağını söyledi. Türkiye'de yeni bir iklime, yeni bir anlayışa ve yeni bir partiye ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, o partinin adının CHP olduğunu söyledi.
Cumhuriyetin aynı zamanda bütün darbelere karşı çıkmak anlamına geldiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Hiç kimse darbelerin arkasında duramaz, darbeleri savunamaz. CHP darbelerden en büyük zararı gören partidir. Mallarımıza el konuldu, genel başkanlarımız hapse atıldı, özgürlüklerimiz sınırlandı. Darbeyi şiddetle reddediyoruz. Darbeden medet uman, CHP'li olamaz” dedi.
Kılıçdaroğlu, “Buradan bir çağrı yapmak istiyorum; Türkiye'nin yaşadığı tablo, herkesin gözü önünde. Vatandaş, Ne olacak bu memleketin hali diye soruyor. Türkiye'nin yeni iklime, barışa, demokrasiye, özgürlüklere ihtiyacı var. Yeni bir iktidara, CHP iktidarına ihtiyacı var. Bir kişinin arzusu üzerine Anayasa değişmez. Bir kişinin beklentileri üzerine siyaset oluşturulmaz. Açlık, yoksulluk var ülkede. Çiftçi perişan. Beyefendi tutturmuş, Ben nasıl Cumhurbaşkanı olacağım” diye konuştu.
 

İLGİLİ HABERLER