Gündem
  • 28.2.2022 13:11

28 Şubat’ta bebeğini kaybetti

"Size bu ülkede nefes almak bile haram" diyerek copladılar

28 Şubat Milli Güvenlik Kurulu kararları sonucu başörtüsü yasağının katı bir şekilde uygulandığı dönemin hem şahidi hem de başörtüsü yasağına direnen isimlerden olan Nuray Canan Songür sırf başörtülü olduğu için dövüldü ve bebeğini kaybetti. Biz de tarihe kara bir leke olarak geçen 28 Şubat postmodern darbesinin 25. yılında Önce İnsan Derneği Kurucusu Nuray Canan Songür ile bir araya geldik; 28 Şubat’ı, CHP’nin rolünü ve sonrasını konuştuk.

Yıl 1998. Yer İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu. O, binanın bir penceresinden "Başörtüsü Allah'ın emri" diyerek haykırdı. O esnada polisler sınıfa girip kollarından tutarak sürükleyerek okuduğu üniversitenin merdivenlerinden aşağı indirdi, bir terörist muamelesine maruz kalarak polis aracına kondu. İstikamet Vatan Caddesi'ndeki Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ydü (TEM). Buradaki çetin sorgudan sonra Laleli'de bir karakolda düzmece bir ifade oluşturularak taşkınlık yaptığı ve sınıf arkadaşlarının eğitime engel olduğuna dair bir metni imzalaması istendi. Buna karşın cevabı, "Bu ifadeler bana ait değil, ben böyle bir şey yapmadım ki, benim eğitim hakkım engellendi" oldu. Çok korkmuştu. Emniyet Müdürü'nün baskılarına ve tehditlerine daha fazla dayanamadı ve sırf serbest kalabilmek için hazırlanmış ifadeyi imzalamak zorunda kaldı. Hukuktan yoksun dava süreci de böylece başladı. Kim mi bu isim?

"SAVAŞ ALANI GİBİYDİ, COPLANDIM VE BEBEĞİMİ KAYBETTİM"

O, 28 Şubat postmodern darbesinin mağdurlarından, sırf başörtülü olduğu için coplanan, bebeğini bu nedenle kaybeden Nuray Canan Songür'den (45) başkası değil. 28 Şubat Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararları sonucu başörtüsü yasağının katı bir şekilde uygulandığı dönemin hem şahidi hem de başörtüsü yasağına direnen isimlerden. Biz de 28 Şubat'ın 25. yılında Önce İnsan Derneği Kurucusu Nuray Canan Songür ile bir araya geldik; 28 Şubat postmodern darbesini, CHP'nin rolünü ve sonrasını konuştuk.

- Türkiye sizi, 28 Şubat postmodern darbesi sürecinde başörtülü olduğunuz için üniversite merdivenlerinden sürüklenerek çıkarılma görüntüleriyle tanıdı. Öncesinde ise pencereden haykırışınız ekranlara yansıdı. O günün arka planında neler yaşandı?

- 28 Şubat MGK kararları sonrasında başörtüsü yasağı bazı fakültelerde uygulanmaya başlandı. O zaman İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ikinci sınıf öğrencisiydim. Okulumu bitirmeme günler kalmıştı, yasak benim bölümde de katı bir şekilde uygulanmaya başlandı. Uyarılar başladı, "Ya başörtünüzü açacaksınız ya da okulunuzu bırakacaksınız yoksa sınavlarınız iptal edilecek" dediler. Bahsettiğiniz o görüntü final haftasındaki bir sınav anındandı. Sınıfta beş başörtülü öğrenci vardı. Okutman Çiğdem Yalvaç sınıfa girdi "Başörtülülerini açanlar açsınlar, açmayanlar çıksınlar" dedi. Arkadaşlarımızdan birkaçı çıktı, birkaçı başını açtı, bir ben başörtülü kaldım. Okutman sınav kâğıtlarını dağıtırken beni atladı. Ben ise "Bu okulun öğrencisiyim, bu ülkenin vatandaşıyım. Benim eğitim alma hakkım var. Bana da sınav kâğıdı vereceksiniz" dedim.

"OKUTMAN "YA SINIFTAN ÇIK YA DA İNSAN GİBİ GİYİN GEL" DEDİ"

- Ne oldu sonrasında?

- Okutman o esnada "Ya sınıftan çık ya da insan gibi giyin gel" dedi. Sonra dışarı çıktı. 10 dakika sonra 8-9 robocop polis sınıfa girdi. Öğretmen beni gösteriyordu: Suçlu kişi burada, başında başörtüsü var. Çok panik oldum, şoktaydım, korktum, ne yapacağımı bilemedim. Hemen pencereden dışarı haykırdım. O esnada Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ne alınmayan başörtülü öğrencilerin oturma eylemi vardı. Polisler benim olduğum binanın etrafını sarmış ve içeriye de koşuyorlardı. Sanki bir savaş var gibiydi. Ruhen çok incinmiş olduğum bir an. Çok üzücü bir şey. Yüzde 99'un Müslüman olduğu söylenen bir ülkede bunu yaşadım. Sadece dininizi yaşadığınız için tecrit ediliyor, baskıya uğruyor ve ayrımcılığa maruz kalıyorsunuz. Ben o gün merdivenlerden sürüklenerek gözaltına alındım. TEM'den sonra götürüldüğüm Laleli'deki karakolda tehditler eşliğinde düzmece bir ifadeyi imzalamak zorunda kaldım ve dava sürecim başladı.

İLGİLİ HABERLER