Gündem
  • 18.5.2013 02:52

Atalay: Devlet kendisiyle hesaplaşıyor

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, "Biz AK Parti olarak kendimizi bu ülkenin birliğinin, bütünlüğünü çimentosu olarak görüyoruz. Bunun için hayatımızı ortaya koyuyoruz. Başbakanımız bunun için bütün riskleri alıyor, hükümet bunun için bütün riskleri alıyor. En ileri adımları atıyoruz" dedi.
          "İmralı'da ne değişti- Ne oldu da yıllar sonra bugün bu sürece katkı verip çözüm ve barıştan yana oldu" sorusu üzerine Atalay, herkesin Türkiye'de terörle varılacak bir nokta olmadığını bildiğini söyledi.
     Türkiye'nin büyük bir geleceğe doğru yürüdüğünü vurgulayan Atalay, şöyle konuştu:
     "Burada insanların Türkiye'yi bölmek, parçalamak gibi falan, terörle varmak istediği haince sonuçlar varsa Türkiye ona müsaade etmez. Ama vatandaşın geçmişte yapılmış yanlışlıklar sebebiyle ihlal edilmiş haklarını, hukukunu arama yönünde beklentiler varsa, terör hiçbir şeyin sebebi olamaz, yahut da hiçbir şey teröre bahane edilemez ama yani bölge vatandaşları olarak kastediyorum, onların hepsi adım adım telafi ediliyor. Şunu da kabul ediyoruz, Türkiye'de bugün devlet de çok değişti. Devlet kendisiyle hesaplaşıyor. Ben geçmişte hangi hataları yaptım da vatandaşlarımın bir kısmının güvenini kaybettim. Devlet, pek çok kesimin güvenini kaybetmişti, devlet benim de güvenimi kaybetmişti."
     Atalay, devletin bugün, vatandaşların güvenini kazanmak için uğraştığını belirterek, bu zenginliğin nasıl yaşatılacağının mücadelesinin verildiğini söyledi. Atalay, "Biz AK Parti olarak kendimizi bu ülkenin birliğinin, bütünlüğünün çimentosu olarak görüyoruz. Bunun için hayatımızı ortaya koyuyoruz. Başbakanımız bunun için bütün riskleri alıyor, hükümet bunun için bütün riskleri alıyor. En ileri adımları atıyoruz" yorumunda bulundu.
     Herkese, terörle bir noktaya varılamayacağını anlattıklarını vurgulayan Atalay, "Terör bitsin, Türkiye'nin eğer hala çözülmemiş, halledilmemiş demokrasi sorunları varsa veya Kürt kökenli kardeşimin hala başka sorunları varsa siyaset kurumu bir araya gelecek, herkes siyasetini yapacak ve bunları öyle çözecek. Bu işin geleceği budur" ifadesini kullandı.
     Anamuhalefet ve muhalefet daha fazlasını dinlemek, sormak istiyorsa kapının açık olduğunu dile getiren Atalay, bunun yeni bir davet olup olmadığının sorulması üzerine, davetlerinin hala sürdüğünü kaydetti.
     "Silahlarla yurt dışına çıkılmasını, sınırların terk edilmesini silahlar bırakılmış olarak mı görüyorsunuz" sorusuna Atalay, "Tabii, silahlar bırakılmış olarak... Başbakanımızın ifadesi budur. Terör unsurları yurt dışına çıkacak, ondan sonra da siyaset kurumu yapılması gerekenleri görüşecek" karşılığını verdi.
    
     -Akil insanlar-
    
     Akil İnsanlar Heyeti ile ilgili projenin faydalı ve başarılı olup olmadığıyla ilgili soruya Atalay, "Çok" yanıtını verdi.
     Akil insanlarla zaman zaman görüştüğünü anlatan Atalay, "Sivil bir göz olarak devletle vatandaş arasında müthiş bir iş görüyorlar" değerlendirmesinde bulundu.
     Akil insanların toplantılarına tepki gösterilmesinin normal olduğunu ancak şiddet kullanılmasını doğru bulmadığını bildiren Atalay, toplumun büyük kesiminin düşüncesini ilettiğini ve kendilerinin de bundan çok faydalandığını dile getirdi.
     Atalay, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Amerika ziyaretiyle ilgili soruya ise bir vatandaş olarak baktığında başbakan ve heyetinin prestijli, kişilikli seyahati dolayısıyla gurur duyduğunu bildirdi.
    
     -Suriye konusu-
    
     Türkiye'nin Suriye politikasıyla ilgili soru üzerine Atalay, uluslararası camianın, BM'nin tutumunun bundan sonra farklı olacağını, görüşmelerin sonucunda uluslararası camianın Suriye konusunda daha atak tavırlar takınacağını beklemek gerektiğini bildirdi.
     Atalay, Türkiye'nin Suriye konusunda uluslararası camiadan kopuk bir politika izlemek istemediğini ifade ederek, onun için BM'nin bu konuda daha aktif olmasını istediklerini söyledi.
     Atalay, Başbakan Erdoğan'ın ABD ziyaretinde de Suriye konusunun ağırlık taşıdığını ifade etti. Beşir Atalay, "Amerika ziyareti başbakanımızın, gerek Amerika'nın Türkiye'yi algılaması ve Türkiye'nin liderine, başbakanına gösterdiği misafirperverce ve çok ileri tavır, gerek konuşmaların özü, bizim beklentilerimizi şu haliyle çok karşılayan bir ziyarettir bu" diye konuştu.
     Başbakan Erdoğan'ın son yaptığı açıklamada Cenevre görüşmesi öncesi Rusya'ya bir ziyaret öngördüğünün hatırlatılarak, bunun ABD ziyareti öncesi alınan bir karar olup olmadığının sorulması üzerine de Atalay, "Bizim zaten Rusya ile görüşmelerimizde bir kesiklik yok. Oradaki ifadesinden, bu konuda görüşmeler biraz daha önem kazanacak. Öyle anlaşılıyor ki yani bugüne kadar Suriye konusunda bir anlamda farklı bakan Rusya ve Çin'in üzerine daha fazla gidilecek ve onlarla gerek Amerika'nın, gerek Cenevre platformunun, gerek Türkiye'nin kısa sürede görüşmeler olacak, onu anlayabiliriz" dedi.
    
     -Erdoğan'ın Filistin'e yapacağı ziyaret-
    
     Daha önce Başbakan Erdoğan'ın Filistin ziyaretinin sadece Gazze ile sınırlı algılandığını ancak Amerika gezisi sırasında Batı Şeria gezisi de olacağını söylediği belirtilerek, "Bu, Amerikan tarafının talebi miydi acaba" sorusu üzerine Atalay, şöyle konuştu:
     "Bunu öyle de algılamamak lazım. Ben o manada bir talep gibi değerlendirmiyorum. Ama başbakanın başından beri, Türkiye'nin daha doğrusu, iki tarafı bir araya getirmek. Yani Gazze ile Batı Şeria'yı bir araya getirmek. El-Fetih ile Gazze'yi bir araya getirmek. O bizim zaten projemiz. Orada olumlu gelişmeler yürüyor. Zaten devlet başkanını yanına alarak beraber Gazze'ye gitmek gibi bir planı vardı. Yani buradaki esas amaç Filistin'de birliği sağlamak. O Türkiye için önemli bir hedef. Doğrusu ciddi şekilde gündemimizde olan bir konu."
     "Esed'siz Suriye'nin daha tehlikesiz olabileceğine yönelik bir emare var mı" sorusuna karşılık Atalay, Suriye'de bu yüz yılın en büyük katliamının yaşandığını söyledi.
     Atalay, Suriye'de ölenlerin sayısının yüz bine yaklaştığını anlatarak, şöyle devam etti:
     "Suriye vatandaşları, her kesimi bir araya gelerek orada güzel bir Suriye'yi kurarlar. Ona meydan vermek lazım. Ama artık bu zalim, 100 bin kişiyi öldürmüş, 10 binlerce insanın, yani şu anda 1,5 milyona varıyor çevreye göç eden, başka yerlere giden, yaralı kaldı, sakat kaldı, her şeyini kaybetti insan. Böyle bir ülkede Esed'in gidip de devlet başkanı olarak devam etmesi ve Suriye'nin orada yürümesi mümkün değil."
    
     -Yeni anayasa süreci-
    
     Atalay, "Başkanlık sistemin anayasa konusunda olmazsa olmazı mıdır" sorusuna, "Başkanlık sistemi doğrudur, şu anda bizim tezimizdir. Partimizin görüşüdür. Kendimizin anayasa ile ilgili teklifidir. Ama eğer bu Uzlaşma Komisyonu'nda mutabakatı engelleyen bir unsursa biz bundan vazgeçeriz, yeter ki bir sivil anayasa yapılsın" yanıtını verdi. Atalay, yeni anayasanın yapılması için başından beri her tavizi verdiklerini belirtti.
     "O zaman AK Parti süreç bu şekilde tamamlanırsa kendi önerisini mi getirecek" yönündeki soru üzerine Atalay, "B-C" planı gibi çalışmaları olduğunu vurgulayarak, yeni bir anayasa yapılmasını çok önemli gördüklerini bildirdi. Atalay, "Bu dönemde de siyaset kurumu yeni bir anayasa yapamazsa topluma mutsuzluk girer" yorumunda bulundu.
     Bu Meclis'in anayasayı yaparak seçime gitmesi gerektiğini vurgulayan Atalay, bunun için başka çabalar da sarf edeceklerini belirtti. Atalay, "Şu anda uzlaşma komisyonu da çalışıyorken B planımızı, C planımızı da deklare etmek istemiyoruz. Çünkü o ahlaki olmaz, etik olmaz. Uzlaşma komisyonunun önünde halen en azından haziran sonuna kadar bir zaman var, onu beklemek gerekiyor" ifadesini kullandı.
     Bu planlar arasında yeni bir anayasa yapılamıyorsa belli maddelerin değiştirilmesinin söz konusu olup olmadığının sorulması üzerine de Atalay, "Belki o, son seçenek olarak... Yani yeni anayasa için bütün şartları zorlamak herhalde gerekir" diye konuştu.
    
     -Kılıçdaroğlu'nun Brüksel'deki açıklamaları-
    
     CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Brüksel'de Başbakan Erdoğan'la ilgili sözleri ve Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grup Başkanı Hannes Swoboda'nın buna tepkisi hatırlatılarak, "CHP ile hükümet arasında çok daha derin kırılmalar mı var" sorusu üzerine Atalay, "Bizim hiçbir partiyle derin kırılmalar falan içinde olmamız söz konusu değil. Biz zaten farklı bir partiyiz. Her parti farklı bir partidir" ifadesini kullandı.
     Başbakan Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun yurt dışında olduğunu hatırlatan Atalay, Erdoğan'ın ABD'de, Kılıçdaroğlu'nun ise Avrupa Birliği'nin başkenti olarak görülen Brüksel'de bulunduğunu söyledi.
     Atalay, "Önümüze çıkan bir tablo var. Bir Washington tablosu, bir de Brüksel tablosu. Vatandaşlarımız görsün, mukayese etsin. Liderlik nedir, Türkiye'yi büyütmek nedir, Türkiye'nin menfaatlerini korumak nedir bir görsün" diye konuştu.
     Kılıçdaroğlu'nun, Başbakan Erdoğan aleyhinde söylediği sözleri eleştiren Atalay, "Bugün yüz yılın en zalim insanı, yüz bin kendi vatandaşını katleden bir insan. Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı'nı, kendi başbakanını, onun da başbakanıdır Tayyip Erdoğan, ona benzetiyor. Bu olabilir mi- Bu rezillik... Böyle bir genel başkan olamaz, böyle bir anamuhalefet olamaz" dedi.
    
     -Çözüm süreci-
    
     Terör örgütünün sınır dışına çıkmasının ardından kendini yenileyip güçlenme fırsatı bulacağı belirtilerek, örgütün yeniden kendisini toparlamasıyla ilgili bir "B" planı bulunup bulunmadığının sorulması üzerine Atalay, şunları söyledi:
     "Bu stratejinin nihai hedefi yurt dışında da silahların tamamen teslim edilmesi ve terörün tamamen bitmesidir. Dolayısıyla öyle bir ihtimal burada öngörülmez. Eğer o tür ihtimaller olursa, o tür şeyler yapanlar olursa biz her türlü duruma karşı tedbirliyiz. Güvenlik birimlerimiz zaten alanda. Bizim bugüne kadar terörle güvenlik boyutundaki mücadelemiz bütün ciddiyetiyle sürmüştür. Oradaki her tür hazırlığımız vardır. Türkiye büyük bir devlet. Bütün bunları hesap etmemesi mümkün değil. Ama bizim umudumuz, beklentimiz, çalışmamız, artık silahların da teslim edildiği ve yurt dışındakilerin de silahını teslim ettiği, bu işlerin tamamen bittiği günleri yakalamak inşallah."
     Atalay, futbolda yaşanan şiddetle ilgili soruya karşılık da, bu konuda çok adım attıklarını bildirdi.
     Özellikle futbolda şiddetle ilgili çok adımlar atıldığını, yasal düzenlemeler yaptıklarını anlatan Atalay, "Demek ki daha ileri psikolojik çalışmalar gerekiyor. Bunu sadece yasal düzenlemeyle yetinmeyeceksiniz. Yani spor kulüplerine çok iş düşüyor, spor adamlarına, federasyona, kulüp başkanlarına çok iş düşüyor. Stadyumları adeta savaş alanına döndürmekle... Bu spor falan değil" diye konuştu.
     Atalay, programın sonunda sözlerini, "Başı dik, onurlu, büyüyen, gittikçe demokrasinin ve özgürlüğün geliştiği bir Türkiye var ve çok mutluyuz. İnşallah, insanlarımız farklılıklarıyla, ana dilleriyle, bütün inançlarıyla ülkemizde huzurla yaşayacak. Yani biz hükümet olarak böyle bir Türkiye'yi kurmak için uğraşıyoruz" diyerek tamamladı. 

Çözüm süreci Şu anda da başta planlandığı gibi her şey yürüyor. 

 Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, çözüm sürecine ilişkin, "Şu anda da başta planlandığı gibi her şey yürüyor. Bu konuda güven önemlidir, süreç içinde hassasiyetler önemlidir. Bütün hassasiyetler, güven korunuyor" dedi.
     Atalay, Habertürk televizyonunda yayımlanan Basın Kulübü programında soruları yanıtladı.
     "Reyhanlı'daki saldırı çözüm süreciyle de ilintili olabilir mi- Sadece Türkiye, Suriye arasındaki gerilime odaklı olarak değerlendirmek ne kadar doğru- Türkiye çok önemli bir dönüşümden geçiyor. Çözüm süreci Türkiye Cumhuriyeti tarihinde atılan en önemli adımlardan biri. Bir şekilde bununla da irtibat kuruyor musunuz" sorusuna Atalay, "Çözüm süreci yürürken daima bu konuda bunu baltalamak isteyen, provokatif gelişmelerin olabileceği, bunu sabote edici gelişmelerin olabileceği hepimizin zihnindedir. Ve en önemli hassasiyetimiz budur" cevabını verdi.
     Meydana gelen her olayı bu manada irtibatlı gördüklerini belirten Atalay, "Bunu sadece çözüm süreciyle ilgili olarak şüphesiz görmüyoruz. Ama Türkiye'nin büyük bir yürüyüşü var şu anda, büyüyen bir ülke. Ve emin adımlarla, öz güvenle gidiyor. Bunu ne kadar yıpratırsanız o kadar kardır, bunu yapanlarca, düşmanlarca, Türkiye'nin bu yürüyüşünden mutsuz olanlarca. Bu da böyle bir şey. Yani hepsi birbiriyle irtibat içinde denilebilir" diye konuştu.
     Türkiye'nin zulüm gören Suriyeli kardeşlerine çok büyük destek verdiğini, onları rahat ettirmek için elinden geleni yaptığını belirten Atalay, olayın, o konuyla irtibatlı olduğunu düşündüğünü söyledi.
     Atalay, çözüm sürecinden, ülkenin iyiliğini istemeyen herkesin rahatsız olduğunu, Türkiye'nin bu sorununu çözmesini istemeyen çok fazla gücün, kişinin ve tarafın olduğunu ifade etti.
    
     -"Oslo süreci deşifre edildi"-
    
     "Daha önce ciddi adımlar atıldı. Özellikle Oslo süreci olarak adlandırılan o süreçte olan neydi, bugün olan ne- Bugün çok daha pozitif bir tablo olmasını neye bağlıyorsunuz-" sorusuna Atalay, sürecin, AK Parti'nin kurulduğu yıldan başladığını, çok büyük hazırlıkla hükümete geldiklerini söyledi.
     Atalay, bütün insanların sevildiği, hiç kimsenin ötekileşmediği, herkesin her rengiyle büyük Türkiye'de yaşamasının idealleri olduğunu vurgulayarak, bu yönde ilk günden beri adımlar attıklarını, Türkiye'nin normalleşmesi için olağanüstü hali kaldırdıklarını hatırlattı.
     "Olağanüstülükler, hukuk dışılıklar, yanlışlar, işkenceler, faili meçhuller, insanların ana dilini konuşamaması ve benzeri bütün bunları önleye önleye biz bugüne geldik" ifadesini kullanan Atalay, sosyal ve siyasal değişimin iyi yönetilmesi gerektiğinin altını çizdi.
     Demokratikleşme sürecindeki adımların büyük kısmını 2009'da attıklarını, birçok yasa çıkardıklarını, Kürt kökenli vatandaşların ihlal edilmiş haklarının iadesini sağladıklarını dile getiren Atalay, "Bir yandan da görüşmeleri başlattık. İşte Oslo görüşmeleri dediğiniz bunlardı. Daha değişik kesimlerle görüşmeler yürüyordu. Ve o görüşmeler boş değildi. Görüşmeler gayet verimli gidiyordu" yorumunu yaptı.
     Atalay, 2011'deki seçimlerin sonrasına çok büyük umut bağlandığını bildirerek, "Seçim bitti, yüzde 50 ile biz yeniden iktidar olduk. İşte yeni anayasa yapılacak, bu görüşmeler devam edecek, Türkiye'nin bütün sorunları çözülecek, daha güçlenmiş bir hükümet, daha fazla cesaretli adımlar atacaktı ama ne olduysa oldu" dedi.
     Silvan'da 14 Temmuz 2011'de terör saldırısı sonucu askerlerin şehit edildiğini, daha sonra da Oslo görüşmelerinin deşifresinin yapıldığını anlatan Atalay, "O niçin oldu- Biz analiz ettik, orada yabancı unsurlar vardı. Görüşülen kesimler vardı, bütün onarı tahlil ettiğinizde güven sarsıcı bir gelişme oldu" ifadesini kullandı.
     Şimdi yeni bir stratejinin belirlendiğini, muhatapların biraz daha farklı olduğunu, Türkiye'nin bunu tamamen kendisinin yürüttüğünü ifade eden Atalay, uluslararası alanda destek görmek için paylaştıklarını ama sürecin Türkiye içinde yürüdüğünü söyledi.
     "(Değişik kesimler vardı) diyerek masada sadece PKK'nın değil farklı ülkelerin de varlığını ifade ettiniz" denilmesi üzerine Atalay, "Zaten orada, Avrupa ülkelerinde oluyor. Dolayısıyla Avrupa'da bir yerde olunca başkalarının rol alması kaçınılmaz" karşılığını verdi.
     "Silvan saldırısını hemen ardından yaşanan olayları da masada oturan ülkelere mi bağlıyorsunuz" sorusuna Atalay, "Hayır, kimseye bağlamıyorum ama deşifre edildi. Biz deşifre etmedik" yanıtını verdi.
     "Siz deşifre edenleri biliyor musunuz" sorusu üzerine de Atalay, "Aşağı, yukarı biliyoruz. Büyük oranda çalıştık, tespit ettik" diye konuştu.
    
     -"Meseleler siyaset içinde çözülsün"-
    
     Atalay, şu anda yürütülen süreçte geçmiş tecrübelerden yararlanıldığını belirterek, daha iyi ve verimli bir sürecin yürütüldüğünü söyledi.
     "BDP'nin dokunulmazlıklarının kaldırılması Meclis'te konuşuluyordu, bir taraftan idam tartışmaları gündeme gelmişti. Derken bir anda bir şey oldu" denilmesi üzerin Atalay, "Bir anda bir şey olmadı" karşılığını verdi.
     Yürüyen günlük siyasetin kendine göre üslubu ve gündeminin olduğunu anlatan Atalay, bu konuların günlük siyasetin ötesinde, geri planda, iyi stratejik çalışmalarla yürütüğünü bildirdi.
     Çözüm sürecine ilişkin çalışmalarının yaklaşık bir yıl önce başladığını dile getiren Atalay, 30 Eylül 2012'de 4. büyük kongrelerini yaptıklarını, bu süreçte Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "görüşmelerin yapılabileceğini, bu konularda çalışmalar yapıldığını" söylediğini kaydetti.
     "Bugünkü şeklinde kimse anlamadı ama o zaman artık o noktaya gelinmişti" değerlendirmesinde bulunan Atalay, bu işin hazırlık ve değerlendirme safhasının olduğunu belirtti.
     "İmralı görüşmeleri de kongre sürecine denk gelen günlerde mi başladı" yönündeki soruya Atalay, "Daha sonra, o neticede takip eden zaman içinde değerlendirildi" karşılığını verdi.
     Atalay, bu sürecin baştan sona stratejisini kuranın, planlayanın, inisiyatifi alan ve yürütenin hükümet olduğunu dile getirerek, "Burada bütün kurumlar kendi üzerlerine düşen görevleri yapar. İşe İmralı'yla görüşmeleri istihbarat birimlerimiz yürütmüştür. Biz siyaset kesimi olarak terör örgütü kesimiyle hiçbir görüşme yapmadık" dedi.
     "İmralı'ya bunun dışında hiç sivil gitti mi" sorusuna da Atalay, şu cevabı verdi:
     "Hayır, istihbarat birimlerimiz yürütmüştür. Biz hükümet, siyaset kesimi olarak hiçbir görüşmede bulunmadık, hiçbir görüşme yapmadık. Ama siyaset kesimini nasıl devreye soktuk- BDP'yi bu sürecin siyasi kesimi olarak devreye soktuk. Ve BDP o görüşmeleri yaptı hem İmralı ile hem diğer yerlerle. Yani onunla da şu mesajı verdik, burada siyaset esastır. Türkiye bütün meselelerini siyaset içinde çözsün. Terör bitsin, şiddet olmasın ama her şey konuşulsun. Siyaset kurumu her şeyi konuşsun ve çözsün. Nihai hedef de o zaten ve BDP de orada rol almış oldu. Şu anda da başta planlandığı gibi her şey yürüyor. Bu konuda güven önemlidir, süreç içinde hassasiyetler önemlidir. Bütün hassasiyetler, güven korunuyor. Orada bizim ileriye dönük kendi politikalarımız var. Bu politikaları da tabi biz yürütüyoruz. Bizim demokratikleşme adımlarımız bu sürece bağlı değil, bu süreçten bağımsız 11 yıldır yürüttüğümüz demokratikleşme adımları var."
    
     -"Süreci şeffaf yürütüyoruz"-
    

     "Muhalefetin ağır eleştirileri var size. Özellikle anamuhalefetin süreci bütün yönleriyle anlatmadığınızla ilintili olarak. Ana muhalefetle ilgili bu noktada bir çekince mi var, neden paylaşmıyorsunuz" sorusu üzerine Atalay, ne kamuoyuyla ne de anamuhalefetle paylaşmadıkları hiçbir şeyin olmadığını söyledi.
     Atalay, bu sürecin 11 yıllık çalışmanın son adımı olduğunu bildirerek, süreci mümkün olduğunca şeffaf yürütme kararlılığı içinde olduklarını kaydetti.
     "Ne vaat edildi, hangi pazarlık yapıldı" gibi vehmedilenlerin olduğunu ifade eden Atalay, şöyle konuştu:
     "Bir ülkenin başbakanı diyor ki 'hiçbir pazarlık yapılmadı, vaat edilen bir şey yoktur'. Bundan daha açık bir ifade olabilir mi- Ama buna güvenmeyen, inanmayan, kabul etmeyen varsa istediğini düşünebilir. Bizler, başbakanımız ömründe, kendi bireysel hayatında da bireysel ilkelerimiz içinde daima doğrularla siyaset yaptık. Hayatımızda bir cümlelik yalan söylemektense bu işlerin hepsini bırakacak kişileriz. Biz siyaseti öyle yaparız. Öyle geleneksel siyaset yapmıyoruz. İlkelerimizle yaşayarak siyaseti yürütüyoruz. Onun için de ne söylüyorsam odur. Bunun ötesinde başka şeyler vehmedenler bir şey varsa bildikleri söylesinler."
     Anamuhalefet partisi veya muhalefete adeta yalvardıklarını, randevular istediklerini belirten Atalay, "Randevu vermiyor görüşmek için bir tanesi. Birisi geldi başbakanımızdan randevu istedi, hemen verdik. Teklif ettik, birlikte çalışalım. Ondan sonra bunların hiçbiri yürümedi, kabul etmediler. Şimdi muhalefetin bizi suçlayacak neyi var ben doğrusu anlamıyorum" yorumunda bulundu. 

"Patlama sonrasında Suriyelilere yönelik bir tepki meydana geldi ama kişilere dönük bir şey yaşanmadı"

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, "Şu anda Türkiye'de güvenlik birimleri arasındaki koordinasyon en etkili dönemini yaşıyor. Hiçbir sorunumuz yok" dedi.
     Atalay, Haber Türk televizyonunda yayımlanan Basın Kulübü programında soruları yanıtladı.
     "Akşam saatlerinde Hatay'da bir patlama meydana geldi. Adi bir olay olarak haber merkezlerine bilgiler ulaştı. 10 kişinin öldüğü haberi var. Buna ilişkin yeni bilgi var mı-" sorusuna Atalay, şu cevabı verdi:
     "Hatay'ın Altınözü ilçesi Tanışma köyünde patlama oldu. Ve maalesef yine 10 kişi hayatını kaybetti köyden. Olay basına yansıdığı gibidir. Jandarma bir ihbar üzerine köyde aramaya, kontrole gidiyor. Orada akaryakıt kaçakçılığı olduğu yönünde bir ihbar alıyor. Köye gidiyor aramaya ve bir binada bidonlar bulunuyor. Tam orada arama yaparken, oranın sahibi olan zat, 'ben burayı size aratmam' diye o bidonlardan birisini deviriyor ve yakıyor. Böylece orada yangın ve patlama meydana geliyor. Maalesef köylülerden orada toplanan, çoğuda akrabası... Kendisi de ağır yaralı zaten. Kendisi bir ambulans uçakla Ankara'ya getirildi zannediyorum şu saatlerde. Arama yapan jandarmalardan da hafif yaralılar var, ağır değil. Böyle bir olay yaşamış olduk. Tabi Hatay'da oluşu, üst üste oluşu birkaç gün önce Reyhanlı'da acı bir olay yaşamıştık."
     "Hatay'dan bugün gün içerisinde önemli bir bilgi geldi. Reyhanlı İlçe Emniyet Müdürü görevden alındı. Diğer taraftan saldırıya karışan 3 kişinin daha yakalandığını haber aldık. Özellikle İlçe Emniyet Müdürü'nün görevden alınmasıyla bilikte Başbakanın ABD'ye gitmeden önce yaptığı bir açıklama geldi aklımıza. 'İstihbarat konusunda bir sıkıntı yok ama Emniyet ve MİT arasında bir kopukluk olabileceği' şeklindeydi bu açıklama. Acaba bugün Reyhanlı'da yaşanan bu görevden alma olayını Başbakanın yaptığı açıklama bağlamında mı değerlendirmeliyiz-" sorusuna Atalay, "Bir anlamda bunun içindedir tabi ama çok öyle hemen irtibatlamamak lazım. Bir soruşturmanın sonucu değil, çünkü daha soruşturma yapılmadı" cevabını verdi.
     Böyle olaylarda tedbiren, oradaki soruşturmanın daha iyi yürümesi, olayla ilgili daha etkili çalışmanın yapılabilmesi için bu tür idari tedbirlerin alınabileceğini ifade eden Atalay, Valinin takdiriyle bir tasarrufta bulunulduğunu söyledi.
     Olayla ilgili Başbakanlık Teftiş'i görevlendirdiklerini, İçişleri Bakanlığından da teftişlerin katılacağını belirten Atalay, Reyhanlı'daki olay ve öncesiyle ilgili herhangi bir ihmal, aksama, görevini zamanında gerektiği gibi yapmama, istihbarat raporlarıyla ilgili bir sorun var mı bunların araştırılacağını kaydetti.
     Buna ön yargılı olarak bakılmaması gerektiğini, idarenin içinde böyle şeylerin olabileceğini ifade eden Atalay, bir yerde spekülatif haberler, basına yansıyan bir şeyler veya endişe varsa mutlaka bir soruşturma yaptırdıklarını dile getirdi.
    
     -"İhmal var mı teftişle göreceğiz"-
    
     "Daha önce de İçişleri Bakanlığı görevi yaptınız. Göreviniz sırasında da emniyetle istihbarat arasında bir kopukluk yaşamış mıydınız-" sorusu üzerine Atalay, "Buna benzer, illa iki kurumu ilgilendirmese de olaylarla ilgili mutlaka teftiş görevlendirdiklerini söyledi.
     Teftiş görevlendirmenin orada büyük sorunlar olduğu anlamına gelmeyeceğini vurgulayan Atalay, güvenlik birimlerinin peşinen suçlanmaması, haksız yere yargılanmaması gerektiğini ifade etti.
     Atalay, idarenin, bir olayla ilgili "bir şey var mı yok mu" teftişle öğrendiğini belirtti.
     "Teftiş çalışması ne kadar sürer" sorusuna Atalay, "Çok sürmez" karşılığını verdi.
     Geçmişte İçişleri Bakanlığı ve şu anda Başbakan Yardımcısı olarak güvenlik konularından sorumlu Terörle Mücadele Yüksek Kurulu'nun başkanlığını hatırlatan Atalay, günde değişik istihbarat kurumlarından çok fazla bilginin kendilerine ulaştığını, bu bilgileri değerlendirdiklerini kaydetti. Atalay, "İcracılar için bazen bunun hepsi bir araya geldiğinde, yani hemen o gün çok acil harekete geçmeyi gerektirmeyecek bilgi yığını da oluşabilir önünüzde" dedi.
     "Bu bilgi yığınından dolayı mı, yani önünüze çok fazla bilgi geldiği için mi patladı acaba-" sorusuna Atalay, "Hayır" cevabını verdi.
     Olay günü Hatay'a ilk gidenler arasında olduğunu belirten Atalay, "Orada belli bir istihbari bilgi akışı var. Ama son gelen biraz daha tabi somuta yakın bilgiler. Son akşam zaten geliyor. O çalışmalar içinde her şey tabi önlemek de kolay değildir" diye konuştu.
     "MİT ve polisin bu konudaki istihbarat bilgileri paralel mi-" sorusuna Atalay, "Kopukluk görmemek lazım. Kurumlar arasında sorunlar var anlamında bir kopukluk görmemek lazım. Bazen herkes insandır orada ihmaller olabilir. İhmaller var mı yok mu onu da bu teftişle göreceğiz" cevabını verdi.
    
     -"Koordinasyon en etkili döneminde"-
    
     "MİT bünyesinde oluşturulan koordinasyon merkezi aslında bu tür sorunların ortadan kalkması için bir işlevsellik arz etmeli. Şu ana kadar o merkez bekleneni veremedi mi- Yoksa oranın işlevsel bir sorunu mu var-" sorusu üzerine Atalay, "Yok, orası da yürüyor. Biz koordinasyonda problem görmüyoruz. Bu koordinasyonu yürüten birisi olarak bunu söylüyorum. Şu anda Türkiye'de güvenlik birimleri arasındaki koordinasyon en etkili dönemini yaşıyor. Hem bir araya gelip paylaşma hem bilgileri paylaşma olarak. Doğrusu çok iyi bir dönemi yaşıyoruz. Orada hiçbir sorunumuz yok" dedi.
     İstihbari bilgilerin birçok olayı önlediğini ancak bunların duyulmadığını belirten Atalay, bir tanesinin önlenememesinin büyük bir olay olarak ortaya çıkabileceğini ve bilançosunun da çok ağır olabileceğini söyledi.
     "En etkili dönem yaşanıyor dediniz ama nasıl oluyor da böylesine büyük, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük patlamalarından birisi meydana geliyor-" sorusuna Atalay, "Bu patlatmayla, özellikleriyle ilgili, meydana geldiği bölge ve orada yaşananlar olarak çok farklı bir dönemi yaşıyoruz. Çok farklı bir süreci yaşıyoruz. Ortada yaşadığımız Suriye olayı var" cevabını verdi.
    
     -"Olay bütün boyutlarıyla aydınlandı"-
    
     Suriye sınırının Türkiye tarafında yaşayan sınır illerinde yaklaşık 200 bin sığınmacının bulunduğunu belirten Atalay, 100 bini aşkın sığınmacının da şehirlerde yaşadığını kaydetti.
     Olayları meydana getirenlerin Suriyeliler olmadığını ifade eden Atalay, bugüne kadar gözaltına alınanların ve tutuklamaya sevk edilenlerin tamamının Türkiye vatandaşı ve Hataylı olduğunu söyledi.
     "Suriye istihbaratıyla irtibatlı şeklinde bir ifade kullandınız" denilmesi üzerine Atalay, "Evet, Suriye'ye sık gelip giden, orayla irtibat içinde... Ama hepsi Hataylı vatandaşlardır" karşılığını verdi.
     "Hataylı vatandaşlar dediğiniz o grubu açıklayacak mısınız-" sorusuna Atalay, "Tabi onlar açıklanacak. Daha isimleri bile açıklamıyoruz. Bugün önde gelenlerinden birisi yakalandı. Diğerleri de kesin tespit edildi. Bütün bu olayda yer alan, her safhasında aracı taşıyan, satın alan, patlayıcıları yerleştiren ve benzeri aslında olay bütün boyutlarıyla aydınlanmış oldu" cevabını verdi.
     Buradaki olayın kurumlar arası koordinasyon eksikliği gibi algılanması gerektiğini vurgulayan Atalay, geçmişte koordinasyonun çok iyi sağlanmadığı dönemlerin olduğunu, ilk İçişleri Bakanı olduğu dönemde bu tür zorlukların bulunduğunu söyledi.
     Atalay, son dönemde bütün kurumlarla en üst seviyede koordinasyonu ve etkili işbirliğini en iyi şekilde sağladıklarını ifade etti.
    
     -"Suriyelilere saldırı olmadı"-

    
     "Olay bütün yönleriyle aydınlatıldı dediniz. Olay bütün yönleriyle aydınlatıldıysa, bu grup ve irtibatını kamuoyunun bilmesi gerekmiyor mu-" sorusuna Atalay, "Kamuoyunun bilmediği çok şey yok ama bizim bir hassasiyetimiz vardı. Daha güvenlik safhasında, sadece 4 kişi yargı safhasına geçti, tutuklandı. Bugün 4 kişi daha tutuklanmak üzere sevk edildi. Dolayısıyla bizim hassasiyetlerimiz; henüz yakalanmayanlar var birkaç kişi. Değişik roller almış yakalanmayanlar var" cevabını verdi.
     İdare, emniyet olarak pek çok noktayı tamamladıklarını ancak yargının da bunu değerlendireceğini belirten Atalay, yakalanması gerekenlerin de yakalanması ve tutuklanmasından sonra ortaya bilgi verilebilecek bir tablonun çıkabileceğini kaydetti.
     "Aranan vatandaşlar da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve Hatay'da mı-" sorusu üzerine Atalay, "Evet, hepsi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ama Suriye'ye çok sık gelip giden, irtibatları bilinen kişiler" dedi.
     "Patlama sırasında MOBESE kameralarının çalışmadığı söylendi, bütün kameralar aktif miymiş-" sorusuna Atalay, "Evet, benim aldığım bilgiler böyle. Araçların gelişi, girişiyle ilgili görüntüler var elimizde" karşılığını verdi.
     "Patlama sonrasında bazı Suriye vatandaşlarının linç edilerek öldürüldüğü iddiası var" denilmesi üzerine de Atalay, böyle bir iddianın hiçbir veri olmadan ileri atılmasının yanlış olduğunu söyledi.
     Olayın ardından kısa süre içinde bölgeye gittiklerini, çalışmaları yerinde yürüttüklerini belirten Atalay, olay olduktan sonra, yönlendirme sonucu, Suriyelilere yönelik bir tepkinin meydana geldiğini, bazı arabaların taşlandığını ancak, kişilere dönük bir şeyin yaşanmadığını ifade etti.
    
     -"Esed'e destek için yapılmış olaydır"-
    
     Bazı gazetelerde "halen kayıp olanların ve ailelerince bulunamayanların" olduğunun yazıldığını belirten Atalay, patlamada çok zarar gördüğü için halen kimliği tespit edilemeyen, adli tıp ile belirlenmesi gereken cesetlerin bulunduğunu söyledi.
     Ölü sayısının 51 olduğunu, bir artış yaşanmadığını ifade eden Atalay, Suriyelilere karşı Reyhanlı içinde bir saldırının olmadığını kaydetti.
     Reyhanlı'da taziyelere gittiklerini, erken zamanda vardıkları için birilerinin provokasyonunu önlediklerini dile getiren Atalay, "Hükümet, o süreci aslında baştan sona iyi yönetti" dedi.
     Patlamanın Reyhanlı gibi Suriyelilere en fazla sahip çıkmış bir yerde yapılmasının bir sebebinin de Suriyeli sığınmacılara karşı tepki getirmek olduğunu kaydeden Atalay, "Bu patlama ve patlamadaki Suriye istihbaratıyla işbirliği, patlayıcılar oradan geliyor büyük oranda. Onların da izleri sürülüyor şu günlerde. Yani Esed'e destektir bu, yani Suriye'nin şu andaki zalim diktatörüne destek vermek için yapılmış büyük bir olaydır bu. Bunun böyle ismini koymak gerekir" diye konuştu. 

 

İLGİLİ HABERLER