Gündem
  • 27.2.2003 11:47

BUSH'TAN SEZER'E MEKTUPLA TEMİNAT

Türkiye'nin ABD ile yürüttüğü müzakereler sonucu imzalanacak mutabakat zabıtları ile ilgili taahhütlerin, ABD Başkanı George Bush'un Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e yazacağı bir yazıyla teyit edileceği öğrenildi. Bush'un hükümetin başı olarak yazının bir örneğini de Başbakan Abdullah Gül'e göndermesi söz konusu. Üst düzey bir Amerikan kaynağı, böylece varılacak mutabakatın yalnızca resmi ABD müzakerecileri tarafından değil, ABD Başkanı tarafından da yerine getirilme teminatına sahip olacağını söyledi. Aynı kaynak, Türk tarafının ABD'nin taahhütlerine sahip çıkıp çıkmayacağı yolundaki endişelerinin giderileceğini umduğunu söyledi. Türkiye ve ABD heyetleri arasında üç aydır muhtemel Irak harekâtı üzerine süren ve anlaşma noktasına gelen belgeleri kimin imzalayacağı da kesinleşmeye başladı. Siyasi Mutabakat Zaptı'na (Memorandum of Understanding MOU) Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Uğur Ziyal ve ABD'- nin Ankara Büyükelçisi Robert Pearson, Ekonomik Mutabakat Zaptı'na Hazine Müsteşarı Faik Öztrak ve yine Pearson, Askeri Mutabakat Zaptı'na Dışişleri Bakanlığı Hukuk Müşaviri Büyükelçi Deniz Bölükbaşı ve Bush'un müzakereler için özel yetki verdiği Büyükelçi Marisa Lino'nun imza atması bekleniyor. Siyasi, ekonomik ve askeri alandaki anlaşmalar ise henüz tamamlanmış değil. Kaynaklar aslında ''Birkaç pürüz'' kaldığını söylüyorlar. Ancak Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, müzakerelerin başında konulan kural uyarınca, 'tüm konularda tam anlaşma olmadan, hiçbir konuda anlaşılmış sayılmayacağı' konusunda ısrarlı. Dolayısıyla 'birkaç pürüz' pek çok konuda varılan anlaşmayı geçersiz kılıyor. Kürt sorunu Öte yandan üzerinde henüz anlaşılamayan siyasi ve askeri konular, Türkiye açısından büyük önem taşıyan Irak'ın geleceğini, daha Türkçesiyle, Kuzey Irak'taki Kürt varlığının bir Kürt devletine dönüşmemesine ilişkin. Kürt sorunu üzerine Ankara'da Washington'ın yaklaşımına ciddi bir güvensizlik olduğu ortada. Bunun birkaç nedeni var: ABD'nin müzakerelerin son aşamasına dek Kürtlerin silahlandırılması, Kuzey Irak'a girecek Türk askerinin komutası, Türkmenlerin statüsü, Kerkük ve Musul'un Kürtlerin eline geçmemesi, savaş sonrası tek Irak ordusu kurulması gibi konularda Türkiye'ye kesin yanıt vermekten kaçınması bu güvensizliğin güncel temelleri. Ancak, 1995-96'da Kürtlere dayanan başarısız kalkışma girişimi hafızlarda. Bu güvensizliğe son zamanlarda iki unsur daha katıldı: Türk özel kuvvetleri 7-8 yıldır Kuzey Irak'ta bulunuyor. Son zamanlarda bölgeden gelen istihbarata dayanan askeri yetkililer, 'Amerikalıların Kürtlerle tehlikeli bir oyun içinde oldukları' kuşkusunu son haftalarda kamuoyuyla paylaşmaya başladı. İkinci unsur ise, Amerikalıların KDP ve KYB güçlerine aralarında uçaksavarların da bulunduğu ağır silahlar verdiği kuşkusu. Selahaddin'deki Kürt meclisinden gelen ''Türkiye girerse savaşırız'' tehditleri, bu tehditlerin yapıldığı sırada ABD Başkanı'nın Ortadoğu Temsilcisi Zalmay Halilzad'ın orada oluşu, güvensizliği körüklüyor. Anlaşma yakın mı? Bu kuşkuları dün Amerikan kaynaklarına aktarınca şu yanıtı aldım: ''Irak'ın toprak bütünlüğünün bozulmasına ve bir Kürt devleti kurulmasına karşı olduğumuzu hep söyledik ve yine de söylüyoruz. Halilzad, bunu Selahaddin'de Kürt liderlere tekrarlayacak ve 'ABD'nin ortak amaçlarla Türkiye ile işbirliği yaptığını' açıkça söyleyecek. Kürt meclisinin açıklamasının bizim için hiçbir hukuki anlamı yok. Kürtlere ağır silahlar sağlamıyoruz ve sağlamamak konusunda da Türklerle anlaştık. Irak'a girecek Türk ordularının başında Türk komutan yer alacak. Balkanlar ve Somali'dekiyle aynı model uygulanacak. Yani bütün harekâtın komutası Amerikalı komutanda, ancak Kuzey Irak'ta hem Türk, hem Amerikalı komutanlar belli bir koordinasyonla görev yapacak. Zaten Türk birlikleri muharip rol üstlenmek istemiyor, biz de saygı duyuyoruz. Türkmenler ise Irak'taki bütün gruplarla eşit statüde olacak.'' ABD'li kaynaklar, özellikle Türkmenler konusunda net konuşmaktan kaçınıyor. Ama Türkiye'nin işbirliği koşulu olarak Kürt devletine izin verilmemesini öne sürmesi, Washington'ı zorlamışa benziyor. Anlaşma imzalanırsa ve ABD Başkanı Bush'un mektubu gelirse, bu Ankara'yı yüzde 100 tatmin edecek mi? Bu kesin değil, ama belli bir teminatın rahatlama sağlayacağı anlaşılıyor. (Murat Yetkin/ Radikal)

İLGİLİ HABERLER