Medya
  • 11.5.2019 23:39

Dördüncü Sema!.. Hazreti Meryem ve Buhayid'in köşkleri

DÖRDÜNCÜ  SEMA
HAZRETİ MERYEM’İN, HAZRETİ ASİYE’NİN VE HAZRETİ BUHAYİD’İN KÖŞKÜ

Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem anlatmaya devam etti..

Bundan sonra Dördüncü Semaya yükseldik..
Yüce Hak bu semayı ham gümüşten yaratmıştı. ( Bir  rivayette  Beyaz  inciden  yaratmıştır)
Bu semanın adı Zahir’dir, kapısı nur olup, nurdan kilidi vardı.
Bu semanın kapısına müekkel olan (Vekil tayin edilmiş, görevli melek.) meleğin adı, Salsail’di.

Bu kapının üzerinde; “La ilahe illallah, Muhammedün Resûlullah” Kelimeyi tevhidi yazılmıştı.
Kapı açıldı Salsail’i gördüm.
Bütün işlerin her birisi ona bırakılmıştı.
Bunun emrinde dört yüz bin melek, bu meleklerin her birisinin emrinde dört yüz bin Mülâzimi (bağlı gibi olan) vardı.
Bu melekler şöyle tesbih ediyorlardı;
Zulümatın ve nurun halikı Yüce Zat, noksan sıfatlardan münezzehtir.
Güneşin ve aydınlık veren Ayın hâlıkî noksan sıfatlardan münezzehtir.
En Yüceden daha üstün Zat, noksan sıfatlardan münezzehtir.
( Sübhane halik’ız –zulümati ven-nur, sübhane halik’ış-şemsi vel-kamer’il-münir, sübhan’er – refi-il-alâ)

Bunların arasında bir bölüm melâike daha gördüm. 
Bunların kimi kıyamda durmuştu, secde yerine bakıyorlardı.
Hiçbir şekilde gözlerini yerden ayırmıyorlardı ve huşu ile duruyorlardı.
Kimisi secde yerinde burunlarına bakıp huşu ile duruyordu.
Bu üç sınıf meleğin tesbihi şu idi;
Rabbimiz noksan sıfatlardar tam manasıyla münezzehtir.
Pek mukaddestir.
Öyle bir Rahman ve Rahimdir ki; ondan başka ilah yoktur.
(Sübbuhün kuddusün Rabbüner – Rahmân’ir- Rahim’illezi lâ ilâhe illâ hüve)

Cebrail’e sordum;
- Bunların ibadetleri bu mudur?
Cebrail bana şöyle anlattı;
- Bunlar yaratıldıktan bu yana tam huşu üzere dururlar. Dua eyleyip bu ibadet ümmetinize de isteyiniz.
Dua edip istedim.
Yüce Hak namazda ümmetime huşu içerisinde olmayı ihsan etti.
Bundan sonra İdris ve Nuh’u  (Aleyhisselam)  peygamberleri gördüm.
Selam verdim selamımı alıp tazim eylediler. 
Bana, “ Hoş geldin ey Salih kardeş, Salih peygamber”  dediler ve çeşitli ikramların müjdesini verdiler.
İdris’in tesbihi şöyle idi;
Dilekte bulunanlara icabet eden Yüce Zat, noksan sıfatlardan münezzehtir.
Zalimleri tutan Yüce Zat, noksan sıfatlardan münezzehtir.
Öyle münezzeh bir Zat’tır ki; Yücelebildiği kadar yüceldi, hiç kimse onun yüceliğine erişemez.

(Sübhaneke mücib’is –sailin, sübhane kabiz’il – cebbârin, sübhan’ellezi alâ felâ yebluğu ulüvvehu ahad”
Nuh’un okudu tesbih şöyle idi;

Hayy ve Halim olan Yüce Zat, noksan sıfatlardan münezzehtir.
Hak Ferd Kerim Zat, noksan sıfatlardan münezzehtir.
Aziz Hakim Zat, noksan sıfatlardan münezzehtir.

(Sübhan’el – hayy’il halim, Sübhan’el – Hakk’il kerim, Sübhan’el – Aziz’il-hakim)
Bundan sonra İsa’nın (Aleyhisselam) validesi Meryem’i, Musa’nın (Aleyhisselam) validesi Buhayid’i, Firavunun  Hanımı Asiyeyi gördüm. 
(NOT: Binyediyüzbeş [1705] sene önce, Mûsâ “aleyhisselâm” tevellüd etdi. Annesi bunu bir beşiğe koyup, Nil nehrine bırakdı. Beşik Fir’avnın serâyı önünden geçerken, Fir’avnın zevcesi (Âsiye) bunu alıp büyütdü.)
(Allahü teala Mûsâ aleyhisselâmın annesine, oğlunu denize koymasını, yine geriye göndereceğini ve Peygamber yapacağını önceden bildirdi)

(Allahü teala onlardan razı olsun.)
Meryem’in yetmiş bin köşkü vardı. Hepsi de ak incidendi.  
Musa’nın  validesi Buhayid’in  yeşil zümrütten yetmiş bin köşkü vardı.  
Asiye'nin de kızıl yakuttan kızıl mercandan yetmiş bin köşkü  vardı.
Bunları geçtikten sonra , bir derya gördüm.
Bu deryanın suyu kardan da beyazdı.
Cebrail’e sordum;
- Bu derya nedir?
Cebrail bu beyaz deryayı şöyle anlattı; 
- Buna, Kar Denizi adı verildi.
Bunu geçtikten sonra, güneşi gördüm.
(Bir rivayete göre güneş; yüz altmış kere kürre-i arzdan büyüktür)
İbn-i Abbas (Radıyallahu anh) rivayetinde şöyle anlatıldı; 
Güneşin büyüklüğü yetmiş yıllık yoldur. 

Yüce Hak güneşi yarattıktan sonra bir de altından gemi yarattı.
Bu gemiye kızıl yakuttan bir taht koydu.Bunun üç yüz altmış ayağı vardı.
Her ayağını bir melek tutardı.
Böylece o deryada güneşi bu dev kayık içerisine koyarlar. 
Üç yüz altmış bin melek tutarak güneşi her gün meşrıktan mağribe götürürler.
Her gece de Mağribten Meşrıke getirirler.
Bundan sonra o melekler ibadetle meşgul olurlar.
Ertesi gün tekrar üç yüz altmış bin melek gelir. Bu vazifeyi eda eder.
Ta kıyamete kadar..
Bu iş böyle sürüp gider.
Bir kere hizmet eden bu meleklere bir daha sıra gelmez.
Kur’an Kerim’de Fürkan-ı Mecid’de Yüce Hak mealen şöyle buyurdu;
- Güneş kendi karargahında yürümektedir ( Yasin suresi 38’nci ayeti)
Müfessirler dediler ki ;
Güneşin karargahı arşın altındadır. Melekler her gece güneşi arşın altına götürürler. Orada Yüce Hakka secde eder. Ta, kıyamet vakti yaklaşana kadar..
O zaman şu ilahi ferman gelir;
- Güneş mağribte dursun, orada doğsun.
Her şeyin iyisini ve doğrusunu gücü kudreti sınırsız olan Hak teala bilir.
Peygamber Efendimiz Sallallahü aleyhi ve Sellem’in anlattıklarına devam edelim.
Bundan sonra Cebrail ezan okuyup kamet getirdi.
Dördüncü sema ehli meleklere imam olup iki rekat namaz kıldı.

METİN ÖZER/HABERVİTRİNİ

Yorum Yazın

İLGİLİ HABERLER