Gündem
  • 28.9.2011 12:53

ERDOĞAN: "CİĞERİM YANIYOR CİĞERİM"

''Sadece terör örgütü değil siyasi uzantıları da bu işten faydalanıyor. Ciğerim yanıyor. Evine helal ekmek götürmek isteyen ayakkabı boyacısı bomba ile öldürülüyor. Bunlara oy verenler tarihe nasıl hesap verecekler? 5 kadın militanı, biri 17 yaşında, belki kaçıp kendine yeni bir gelecek kuracak, öldürüyorlar, ailelerine zehirli gazdan öldü diyorlar...''

İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:

YÜZDE 100'ÜN VEBALİ OMUZLARIMIZDA


Bugün 9 yıllık bir yönetim tecrübesine sahibiz. Yüzde 50 oy alan Ak Parti’yi daha ileriye taşımak zorundayız. Türkiye bütün felaket senaryolarına rağmen, doğru yolda doğru menzile ilerlemektedir. Demokrasi yolunda hukuk ve hakkaniyet yolunda geriye tek bir adım atmadan yürüyüşümüz devam edecektir. Her gün yeniden kuşanarak ülkemize olan sevdamızı tazeleyeceğiz. Yüzde 50 oy aldık, ama yüzde 100’ün vebalinin omuzlarımızda olduğunu unutmayacağız.

ENGELLERİ KALDIRACAĞIZ

Geçtiğimiz ay partimizin 10. kuruluş yıl dönümünü kutladık. Geçen süre zarfında ülkemizi siyasetimizi doğrudan ilgilendiren önemli gelişmeler oldu. Sevincimize gölge düşürmek isteyenler, içerde ve dışarıda ne yaparlarsa yapsınlar biz bu ülkenin önündeki engelleri kaldırmaya devam edeceğiz.

Nereden nereye geldiğimizin sürekli muhasebesini yapıyoruz. Ak Parti’nin bu kadar kısa bir süreye bir tarih sığdırdığını biliyoruz. Ak Parti ilk günden bugüne ülkemizin her bölgesinde kuşatıcı bir siyasetin yegane adresi olmuştur.

MİSYONUNU HAKARETLE SINIRLAMA

Bizim sözümüz milletimizin sözüdür. 10 yıllık bir zamanın içine bu ülke için başka bir örneği olmayan büyük bir değişim sığdırabildiysek bunun bazı gerekçeleri var. Bunu nasıl kararlı biçimde yaptığımız ortadadır. Siyasetçinin görevi milletin hissiyatını siyasetin merkezine taşımak, meselelere çareler üretmektir.

Siyasette hakaret polemik yok mudur? Bugüne kadar olmuştur yine vardır. Bunun da en az iki şartı vardır. Bir söylediklerini hakkaniyet çerçevesinin dışına çıkmadan söyleyeceksin, haksızlık etmeyeceksin. İki eğer siyaset yapıyorsan misyonunu sadece hakaretle eleştiriyle sınırlamayacak, memleket meseleleri için çareler önereceksin.

Her meseleye yaklaşırken fotoğrafın bütününü aklımızda tutmak zorundayız. Atacağımız adımları hassasiyetle atıyoruz.

TÜRKİYE'NİN SAYGINLIĞINI DEVAM ETTİRECEĞİM

Bize öyle suçlamalar getiriyorlar ki. Başbakan Arap sokağında siyaset yapıyor diyorlar. Neredeyse Başbakan yurtdışında da siyaset yapıyor diyecekler. Ben Türkiye Başbakanı’ysam, her yerde Türkiye’nin saygınlığını artırmaya devam edeceğim. Sizin kendi abes ve köhne mantığınızla küçümsediğiniz Arap sokağı bugün dünya siyasetinin döndüğü yerdir. Orada olan her şey bizi de etkiler, uzaktan seyredemeyiz. Güvenliği huzuru temin etmekle görevli uluslar arası kurumlar misyonlarını yerine getiremiyorlarsa buna da sessiz kalamayız.

Bazı ülkelerin haksız hukuksuz hatta insanlık dışı eylemlerine göz yumacaksınız ama bazı ülkelere de nefes aldırmayacaksınız. İran nükleer enerji derken yaptırım baskı uygulayacaksın, Somali’de Sudan’da Kuzey güney ayrımı derken, yaptırım uygulayacaksın. Somali’de sessiz kalacaksın. Ama İsrail-Filistin meselesine geldiği zaman BM Güvenlik konseyi’nde 89 yaptırım kararı varken, bunların hiçbir tanesinin takipçisi olmayacaksınız. Bu mu adaletiniz? Adil davranmadığınız zaman, insanlığın vicdanında adalet hissi uyandırmadığınız zaman, dünya meselelerini de çözemezsiniz. İstediğiniz kadar 193 ülke oranın üyesi olsun.

TÜRKİYE KENDİSİNİ DÜNYA SİYASETİNDEN TECRİT EDİYOR

Üzülerek ifade edeyim bugün olan bu. Bu gerçekleri BM Genel Kurulu’nda da açıkça ifade ettim. Bunların mutlaka söylenmesi, bu özeleştirinin özellikle Batı dünyasında yapılması gerekir.

Türkiye kendisini dünya siyasetinden tecrit ediyor diyor. Yapılan tespit doğru mu yanlış mı ona bakacaksın. Bilesiniz ki yarın bu haksızlıkla karşı karşıya kalacak ülke Türkiye olacaktır. Bunu şimdiden söylüyorum. Türkiye bunu bugün söyleyebiliyorsa 9 yıl öncesinin Türkiyesi olmadığı için söylüyor.

Kıbrıs Rum kesimi sondaj adı altında sabotaj yapıyor. Buna rağmen görevi barışı korumak olan kurumlardan ses çıkmıyor. Bugün onlarca uluslar arası mesele kilitlenmiş durumda. Biz sorumluluğumuzu dile getiriyor, her yerde, sözü eğip bükmeden ifade ediyoruz. işte onun için Piri Reis şu anda Güney Kıbrıs’ta sondaj çalışması yapmaya başladı. Tribünden maç seyretmiyoruz efendiler, biz Türkiye’yi idare ediyoruz.

Dünyada işlenen bütün zulümler birbirleriyle doğrudan irtibatlıdır. Bütün cinayetler, işgaller gibi. Bizim tavrımız ilkeseldir. Hiçbir zaman değiştirmeyecektir.

Bizimkilerin tek görevi vardır siyaha beyaz, beyaza siyah demek. Geçtiğimiz günlerde terör örgütünün saldırıları yüreklerimizi yaktı. Bu cinayet örgütünün kime ne zaman ve nasıl saldırdığını çok iyi görmek gerekiyor. Bu cinayet örgütü ne istiyor? Kimin için, neyin karşılığında taşeronluk yapıyor? Bunlar düğün evini cenazeevine çeviriyoruz. Futbol oynayan, marketten ekmek alan polisime kurşun sıkıyor. Siirt’te yemeğe giden genç kızlara alçakça pus kuruyor. Bu terörü neyle ifede etmek mümkün?

CİĞERİM YANIYOR CİĞERİM

Şu hale bak. Bu cinayetleri tasarlayanlar kan dökerek, ondan sonra bakıyorsunuz, laubali şekilde özür dilemeler falan. Kimi aldatıyorsunuz yahu kimi? Bunlarda samimiyet yok, bunlar cinayet şebekesi olarak buradan rant elde ediyorlar. Başbakan sert konuşuyorsun diyorlar. Ciğerim yanıyor ciğerim yanıyor neyin sertini konuşuyorum.

Düşünün yahu, bir ayakkabı boyacısı orada masum, savunmasız, sadece oradan kazandıklarıyla evine ekmeğini götürecek. Bu şebeke hangi insani değerlerle ifade edilecek? Bunlara gönül verenler, bunlara oylarını verenler, tarihi hesabı nasıl verecekler soruyorum.

İLGİLİ HABERLER