Gündem
  • 12.7.2020 13:43

Erdoğan : TSK'dan FETÖ'yü temizleyince, terörle mücadelede çok daha başarılı olduk

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) bünyesinde hazırlanan Kriter dergisine konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz ve FETÖ ile mücadele konusunda önemli açıklamalar yaptı.

15 TEMMUZ TARİHİMİZİN EN BÜYÜK DESTANLARINDAN BİRİ OLDU

SORU: Sayın Cumhurbaşkanım öncelikle söyleşi önerimizi kabul ettiğiniz için SETA Vakfı ve Kriter dergisi olarak çok teşekkür ediyoruz. Gündemde iç ve dış politikanın çok sıcak konuları var. Ama öncelikle dördüncü yılına geldiğimiz 15 Temmuz destanı ile başlayalım. Türk siyasal hayatına bakıldığında milletimizin meydanları doldurarak canı pahasına ilk kez böylesine iradesine sahip çıktığı görüldü. 15 Temmuz gecesi sizin için ne anlam ifade etmektedir?

15 Temmuz, tarihimizin en büyük direniş destanlarından biridir. O gece milletimiz, kadını-erkeği, genci-yaşlısıyla iradesine, geleceğine ve devletine sahip çıkmıştır. 15 Temmuz, aynı zamanda milli irade üzerindeki vesayet zincirlerinin kırılması açısından da bir milat olmuştur. Türkiye'yi esaret altına almak isteyen güçlerin 40 yıldır beslediği, büyüttüğü FETÖ'nün gerçek yüzü ortaya çıkmıştır. O gece vatan için can veren aziz şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyor, cesaret timsali gazilerimize sağlıklı uzun ömürler temenni ediyorum. Şehit ve gazilerimize olan minnet borcumuzu asla ödeyemeyiz. Bugün topraklarımızda özgürce yaşıyorsak şehitlerimizin ve gazilerimizin sayesindedir.

FETÖ TEMİZLENDİKÇE GÖREVLER BİHAKKIN YERİNE GELMEYE BAŞLADI

SORU: FETÖ üyelerinden temizlendikçe Türk Silahlı Kuvvetleri'nde (TSK) nasıl bir tablo ortaya çıkıyor?

15 Temmuz'la birlikte FETÖ'cü unsurlar Silahlı Kuvvetlerimizden büyük oranda temizlenmiş oldu. İçerdeki hainler tasfiye edilince ordumuz adeta kendini yeniden buldu. Silahlı Kuvvetlerimizin terörle mücadeleden yurtdışı operasyonlara kadar farklı cephelerde imza attığı başarıların altında, bünyesinde yapmış olduğu işte bu temizlik vardır. Silahlı Kuvvetlerimiz asıl görevine yoğunlaşmış ve vazifesini bîhakkın yerine getirmeye başlamıştır. Emniyet teşkilatımızda da benzer durum söz konusudur. Bu insicamı korumakta ve güçlendirmekte kararlıyız.

GERÇEK MİLLET EGEMENLİĞİNİN TESİS EDİLDİĞİ GÜN

SORU: Türk demokrasi tarihi bakımından nasıl bir önemi var 15 Temmuz direnişinin?

Türkiye'nin 1950'de başlayan demokrasi yolculuğu, maalesef her 10 yılda bir tekrarlanan müdahalelerle sürekli kesintiye uğradı. Sandıktan çıkan irade hiçbir zaman tam olarak ülke yönetimine yansımadı. 1961 Anayasası'yla tesis edilen vesayet kurumları, milletten almadıkları yetkileri kullanarak, milletin iradesine ortak oldu. Gerek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımız döneminde gerekse Başbakanlığımızda bunları hep karşımızda bulduk. Ne yaptıysak bunlara rağmen yaptık. Kefenimizi giyerek çıktığımız bu yolculukta, milletin emanetine sahip çıkma noktasında her türlü mücadeleyi verdik. Bu tarihi süreç içinde 15 Temmuz bir dönüm noktasıdır. 15 Temmuz, Türkiye'de gerçek anlamda millet egemenliğinin tesis edildiği gündür. Milletin iradesini teslim alma teşebbüsü, bizzat milletin direnişi ile engellenmiştir.

DEMOKRASİYE MÜDAHALELERİN ÇANAK TUTUCUSU CHP OLDU

SORU: CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 15 Temmuz'a ilişkin tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Daha önce "Darbe girişimi olursa tankın üzerine ilk ben çıkacağım" şeklinde açıklamalar yapan ana muhalefet partisi genel başkanından nasıl davranması beklenirdi?

Demokrasiyi ve milli iradeyi savunmak sadece iktidarın değil, herkesin görevidir. Demokrasiyi hedef alan girişimler karşısında siyasi ikbal kaygısı gütmeden, korkmadan, çekinmeden tepki koymaları gerekir. Ancak 1960'tan beri CHP'nin darbeyi destekleyen, müdahaleye çanak tutan bir politika izlediğini görüyoruz. 27 Mayıs'ın da, 28 Şubat'ın da, 15 Temmuz'un da en büyük destekçisi CHP'dir.

Normal şartlarda bu tarz iddialı cümleler kuran birisinden, sözünü tutması ve tankların üstüne çıkması beklenirdi. Ancak CHP Genel Başkanı tankların üstüne çıkmak yerine darbecilerle anlaşıp tankların arasından kaçmayı tercih etti. Sığındığı Bakırköy Belediye Başkanı'nın evinde, milletin mücadelesini kahve içerek televizyondan takip etti.

Tabi ortada çok ciddi bir muamma var. 4 yıl geçmesine rağmen açıklığa kavuşturulmamış sorular var. CHP Genel Başkanı 15 Temmuz gecesine dair şüphe bulutlarını artık dağıtmalıdır. O gece kimlerle konuştuğunu, kimlerle hangi pazarlıkları yaptığını öncelikle kendisinin anlatması gerekir. 15 Temmuz sonrasında kullandığı FETÖ jargonu ile o gece yaşananlar arasında bir irtibat olup olmadığını açıklığa kavuşturmalıdır.

HESABINI MİLLETİMİZE VE YARGIYA VERİYORLAR

SORU: 15 Temmuz'dan sonra FETÖ ile mücadelede büyük adımlar attınız. Öncülük ettiniz. FETÖ konusunda gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Darbeye karışanlarla ilgili davaların önemli bir kısmı tamamlandı. Milletin kanını dökenler, millete kurşun sıkanlar işledikleri cinayetlerin hesabını hukuka verdi ve veriyor. Örgütün gizli yapılanmasına yönelik operasyonlar ise devam ediyor. Elbette 40 yıl boyunca devlete sızan sinsi bir yapıyı 4 yılda tamamen temizlemek mümkün değildir. Nitekim güvenlik ve yargı birimlerimiz, her gün yeni bir bulguya ulaşarak, örgütün kripto yapılanmasını deşifre ediyor. Firari şahısların ülkemize iadesi konusunda da Adalet Bakanlığımız gereken çalışmayı titizlikle yürütüyor. Örgütün üst düzey militanlarından bazılarının ülkemize iadesini sağladık.

Burada kimi ülkelerin tavırlarıyla ilgili şu hususu ifade etmek zorundayım. Lafa gelince sürekli demokrasiden bahsedenler, bize hukuk dersi verenler maalesef demokrasi düşmanlarına kol kanat germekten çekinmiyorlar. Birçok batı ülkesinin FETÖ'cüleri himaye ettiğini, bunlara aleni destek verdiğini görüyoruz. Kimi devletler bunu sırf bize zarar vermek için yaparken, bazıları da gafletten, FETÖ tehdidini idrak edememekten yapıyor. Ancak Antifa örneğinin herkes için bir ibret vesilesi olacağına inanıyorum. Daha birkaç yıl öncesine kadar romantik sözlerle desteklenen bu yapı şimdi terör estiriyor, sokakları ateşe veriyor. Nitekim bu taşkınlıklar karşısında Sayın Trump, Antifa'yı terör örgütü olarak ilan edeceklerini açıkladı. Benzer tehdit FETÖ için de geçerlidir.

BÖLGEMİZİN GELECEĞİNDE BU ÖRGÜTE YER YOKTUR!

SORU: FETÖ dışında TSK tarafından terör örgütü PKK'ya yönelik önemli operasyonlar icra ediliyor. Avrupa ve ABD kamuoyunda Türkiye'nin operasyonları konusunda oluşturulmaya çalışılan bir algı var, nasıl yorumluyorsunuz?

Terörü bu toprakların kaderi olmaktan muhakkak çıkartacağız. Bu yönde son yıllarda gerçekten önemli adımlar attık. Suriye'de kurulmak istenen terör koridorunu gerçekleştirdiğimiz operasyonlarla akamete uğrattık. Terör örgütlerinin bir dönem kol gezdiği 8 bin 200 kilometrekarelik alanı, DEAŞ ve PKK/YPG'li teröristlerden temizledik. Irak'ta da PKK hedeflerine yönelik başarılı harekâtlar düzenliyoruz. Haziran ayının ortasında yapılan hava ve kara harekâtları, bu sürecin parçalarıdır. PKK bu toprakların iklimine, insanına, inancına, değerlerine ve kültürüne düşman bir terör örgütüdür. Onbinlerce insanımızın katilidir. Bölgemizin geleceğinde bu örgüte yer yoktur.

TCG ANADOLU'NIN İNŞASINDA SONA GELİNDİ

SORU: Terörle mücadelede yerli ve milli üretim büyük rol oynuyor. Savunma sanayii alanında Türkiye nasıl bir durumda?

Savunma sanayiinde yerlilik oranını yüzde 20 seviyelerinden aldık, yüzde 70'lerin üstüne çıkardık. 2002'de sadece 62 savunma projesi yürütülürken, bugün bu sayı 700'e yaklaştı. Son 5 yılda yaklaşık 350 yeni proje başlattık. 2002'de yaklaşık 5,5 milyar dolar bütçeli savunma projeleri yürütülürken geldiğimiz noktada yaklaşık 11 katlık bir artışla 60 milyar dolarlık proje hacmine ulaştık. İhale süreci devam eden projelerle bu rakam 75 milyar doların üzerine çıkıyor. Aynı dönemde firma sayımız da 56 iken bugün bin 500'e ulaştı. Yine göreve geldiğimizde 1 milyar dolar olan sektörün cirosu, 2019'da 10,8 milyar dolara yükseldi. 2002'de yalnızca 248 milyon dolar olan savunma ve havacılık ihracatı, 2019 itibarıyla 3 milyar doları geçti. Neredeyse yok düzeyinde olan Ar-Ge harcaması 2019'da 1,5 milyar doları geçti. Bugün dünyanın en büyük savunma şirketleri listesinde 5 firmamız bulunuyor. Diğer taraftan havuzlu çıkarma gemimiz TCG Anadolu'nun inşasının sonuna geldik. Nitekim gemimiz 1 Temmuz'da liman test hazırlıkları için rıhtıma indi. Tasarımından üretimine her aşamada yerli olacak savaş uçağımızı da 2023'te hangardan çıkaracağız.

Bulunduğumuz noktayı önemsiyoruz fakat daha fazlasını yapmamız gerekiyor. Böyle bir iradeye, altyapıya ve birikime sahibiz. Savunma sanayi projelerimizin en önemlisi şüphesiz SİHA ve İHA'lardır. AKINCI ile bu alanda dünyanın ilk 4 ülkesinden biri olacağız. Terörle mücadelemize SİHA'lar gerçekten büyük katkı yapıyor. Bunun yanında eşgüdüm içinde yürüyen bir süreç var. Güvenlik teşkilatlarımız olan TSK, emniyet, jandarma ve MİT arasındaki koordinasyon şu an en üst düzeyde… İnşallah bunu daha da artıracağız.

SİHALAR ETKİN ROL SAHİBİ

SORU: SİHA'lar, alanında yeni bir etki oluşturuyor sanki?

Kesinlikle. Sadece terörle mücadelede değil, Suriye'de ve Libya'da da İHA ve SİHA'lar çok etkin rol oynuyor. Bu alanda dünyanın ilgisini çekmiş durumdayız. İHA ve SİHA'lara yönelik de çok ciddi dış talep var. Tabi savunma sanayii alanındaki diğer yerli üretimlerimize yönelik de büyük bir ilgi var. Hem özel sektör, hem de devlet olarak bu alanda atılan adımlarımız kesintisiz sürecek.

BÖLGEMİZİN BARIŞ İÇİNDE OLMASI KONUSUNDA HASSASIZ

SORU: 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yaptığınız bir konuşmada "Artık sadece ülkemiz üzerine oynanan oyunları değil bölgemizde kurulan tuzakları da bozacağız" demiştiniz. Nitekim bunun ilk örneği Ağustos 2016'da Fırat Kalkanı Operasyonu ile ortaya konuldu. Arkasından diğer operasyonlar geldi. Türkiye bu alanda nasıl bir strateji izliyor?

Bölgemizle ilgili konularda taraflı, fırsatçı ve diğer tarafı yok sayan bir yaklaşım içinde asla olmadık. Barışın inşa edilmesi, akan kanın durması için çaba harcıyoruz. Çatışmalar sebebiyle insanların mülteci durumuna düşmesini, evini, barkını, hayatını kaybetmesini istemiyoruz.

Türkiye'nin bu konudaki duruşu nettir; bizim kimsenin toprağında, egemenliğinde gözümüz yoktur. Kendi güvenliğimizin üzerine ne kadar titriyorsak, komşularımızdan başlayarak dost ve kardeş ülkelerin güvenliğine de aynı şekilde hassasiyet gösteriyoruz.

Fransa ve Abu Dabi yönetimi başta olmak üzere kimi ülkelerce yürütülen propagandanın arkasında, Türkiye'nin hukuk, demokrasi ve adalet eksenli mücadelesine yönelik tahammülsüzlük vardır. Türkiye, sahada ve masada verdiği başarılı mücadelelerle kan ve kaostan beslenenlerin hesaplarını bozmuştur. Bugün yüz milyonlarca mazlum ve mağdurun nazarında Türkiye; umutla, adaletle, merhametle özdeş hale gelmiştir. Ülkemize yönelik bu teveccühü korumakta kararlıyız.

İLGİLİ HABERLER