Medya
  • 30.3.2003 12:31

FEHMİ KORU, ELEŞTİRİLERE TOPTAN YANIT VERDİ

Hadi canım siz de... Kendimi bıraksam beni baştan çıkaracak dostlarım var. Bereket kendime hâkimim. Yine de ''Dostlar sağolsun'' diyorum... Önceki sabah, bir dostum ''Seninki istifa etmiş duydun mu?'' demek için aradı. Richard Perle'ün ABD savunma bakanlığı danışmanlar kurulu başkanlığından çekildiğini öğrenmişti dostum. ''Ya öyleymiş'' diye hafife aldığımı duyunca, ''Sebebi sensin, hafife alma'' dedi aynı dost... Benzer yakıştırmalar okurlardan da ulaştı. Bu tür yakıştırmalara benim verebileceğim tek cevap var: ''Estağfurullah...'' ABD'de veya dünyanın başka köşelerinde cereyan eden olayları üstlenmek bir tarafa, günlerden beri, kendi ülkemde bana yakıştırılan konumları reddetmekle meşgulüm... Kim olduğunu iyi bildiğim birileri, TBMM'den ikinci tezkere için çıkan ''Hayır'' sonucunu bana bağladılar; medyadaki ağız ve kalemlerinin hedef tahtası oldum günler boyunca... Hep doğruları yazsalar neyse, yaptığım hataya ''Eyvallah'' diyeceğim; ama asla kalemimden ve ağzımdan çıkmayan sözleri bile bana yakıştırdılar... ''Savaşa hayır'' veya ''Türkiye'nin bu savaşta yeri yok'' tavırlarını ''İdeolojik körlük'' olarak gören biri şunları yazdı geçen gün: ''Türkiye direnirse Irak'ta savaş çıkmaz!' tahlili yapan büyük Türk entellerinden en büyüğü, savaş bizsiz başlayıp da madara olunca bu sefer 'bu savaş benim bahsettiğim savaş değil' deyiverdi. / İşte kitaplara geçecek bir ideolojik körlük örneği!'' Pek uymadığı halde, bunu bile aldım ve kabul ettim… Türkiye'nin en çok satan gazetesini yöneten bir başkası ise, üç-beş gün üstüste beni kalemine doladı. Aman Allah'ım, neler yazmadı ki... Ben üzerime alınmayacağım, ama dostlarım, ısrarla ''Seni kast etmiş'' dedikleri için bu satırlar bağrıma batıp duruyor: ''Kimse kalkıp bize bu politikayı, 'büyük bir başarıymış' gibi yutturmaya kalkmasın. Siz 'Amerika'yı savaştan vazgeçireceğiz' varsayımı ile işe başlayıp, sonunda uğrayacağınız zararın beş kuruşunu bile almadan hava sahanızı açmayı hangi kılıf altına saklarsanız saklayın, hangi ambalaja sararsanız sarın, altındaki tarihi fiyaskoyu gizleyemezsiniz. / STRATEJİ DÁHİLERİ / Eski başbakanın etrafındaki bazı 'strateji dehalarının' ülkeyi getirdiği şu noktaya bir bakın. / Koskoca Türkiye'yi, dibimizdeki bu tarihi olayın sıradan ve zavallı bir aktörü haline getirdiler.'' Bir başka yazıda 'küçük beyinli' oluyorum beyefendinin kaleminde: ''Türkiye'de birtakım küçük beyinliler olayı 'Savaş istemek' veya 'Savaşa karşı olmak' gibi, ilkel bir ikileme indirdikleri için meselenin gerçek boyutlarını ne yazık ki göremiyoruz.'' Kendisi 'büyük beyinli' olduğu için çok köşeli görüşleri bulunabiliyor: ''Ben kendilerine 'Süper güçlerin geri vitesi yoktur' hatırlatması yaparak, bu varsayımın doğru olmadığını anlatmaya çalışıyordum. / Bana demedik laf bırakmadılar. / Hürriyet Gazetesi'ne etmedik hakaret, atmadık iftira bırakmadılar. / İşte sonuç ortada.'' Tabii, onun ''İşte ortada'' dediği sonuç bugün herkesin gözünün önündeki değil. Bu savaştan hatıra olarak 'zavallı' Irak askerlerinin 'beyaz bayrak' ile 'kurtarıcıları'nı karşıladığı fotoğrafın kalacağını sanıyordu o. Farklı fotoğrafların zihinlere yerleşmeye başladığı bugün ne yazacağını bilemiyor… Belki, çocuklar ve kadınların üzerine yağan bombaları yazmasına da sıra gelecektir… Adımı 'küçük beyinli danışmana' çıkaranların amacını iyi bildiğim için bıyık altından gülüyorum. Onların amacı, aramızda birebir ilişki var sandıkları iktidarın öndegelen isimlerinin benden uzak durmasını sağlamak... ''Bu adamdan uzak durun'' mesajı o satırlar... İyi de, benim çalışma sistemimde, siyasilere çok yakın durmak zaten yoktur. Bende vehmettikleri 'etki', eğer varsa, yazılarımdan kaynaklanıyor, birilerinin kulaklarına fısıldadıklarımdan değil... Bana yönelik saldırıların birinci dalgası Washington'un hesaplarının beklendiği gibi gitmediği iyice ortaya çıktıktan sonra kesildi. Ne diyeceklerdi? Kendilerinin bütün varsayımlarının da Richard Perle'ünkiler gibi boşa çıktığını itiraf edecek değillerdi ya? Savaş hazırlıkları devam ederken, bir ara Türkiye'yi komşu kapısı yapmış olan Perle, Ritz-Carlton Oteli'nde medyamızın önde gelenleriyle de ikili yemekler yemişti. Kendi halkından ''Karaktersiz'' diye söz etme, ''Toplum olarak halt ettik'' diyebilme cesaretini o yemeklerde konuşulanlardan aldılar... İlk dalga bitti, ama ikinci dalga onu takipte gecikmedi. Bu defa, bana ''Amigo'' sıfatını uygun buldular... Kendilerine göre, iktidarın önemli isimlerini benden uzak tutmayı başardılar ya, ''Amigo'' diye hitap ederek, bu defa iktidarın doğru yaptıklarına sahip çıkmamı engelleme niyetindeler... Bir yazar, kendisinden ''Amigo'' diye söz edilince ne yapar? ''Öyle değilim'' der ve araya mesafe koyar... Oysa, ben, bugüne kadar gelmiş geçmiş bütün iktidarlarla aynı mesafeyi korumayı bildim. Kimseyi etkilemek, danışmanlık yapmak, amigoluğa soyunmak diye dertleri olmayan biriyim ben. Bütün sorumluluğum okurlarıma karşı; bunun ötesinde hiçbir misyonu üstlenmek aklımdan bile geçmez... Burada yazdıklarım ise, Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan gibi, okuma zahmetine katlanırlarsa, Robert Pearson'dan George Bush'a kadar herkese açık... Yoksa, onlar Perle hakkında burada yazdıklarımı okudular da, ondan mı istifasını istediler? Hadi canım, siz de... (Fehmi Koru/ Yeni Şafak)

İLGİLİ HABERLER