Gündem
  • 28.1.2014 01:11

Gül ve Hollande'dan ortak toplantı

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Doğu Akdeniz'in güvenliği, istikrarı iki ülkeyi de yakından ilgilendirmektedir. Bizler NATO içinde müttefikiz. AB müzakereleri yapan iki ülkeyiz. Ticaretimiz 15 milyon dolar civarında gerçekleşti. Bugün Sayın Cumhurbaşkanı ile koyduğumuz hedef 20 milyar Euro. Bunun gerçekleşeceğine inanıyoruz. Çünkü Fransız dış ticareti dünyanın en önce gelen ekonomilerinden biridir" dedi.

"(AB) BU KONUDA SAYIN HOLLANDE'IN TAVRINI MEMNUNİYETLE KARŞILIYORUZ"

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliği konusunda Hollande'ın olumlu tavrını memnuniyetle karşıladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Gül, "Görüşmelerin en önemli maddesi AB müzakereleridir. Bu konuda Sayın Hollande'ın son birkaç yıldır olumlu tavrını memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak müzakere süreci tam üyelik anlamına gelmemektedir. Müzakere süreci bir adaptasyon sürecidir. Bu süreçte siyasi bir ipoteğin olmamasını arzu ediyoruz. Bu sürecin sonunda Türk halkının da tercihleri olabilir, Fransız halkının da tercihlerini saygıyla karşılarız. Bu konuda Fransa'nın bu konuya müzahir olmasını ve siyasi bir engelin ortaya çıkmamasını arzu ediyoruz" diye konuştu.

"GÖRÜŞMELERİMİZ SON DERECE OLUMLU GEÇTİ"

Görüşmeye ilişkin Cumhurbaşkanı Gül, "Görüşmelerimiz son derece olumlu geçti. Türkiye ve Fransa ilişkilerini çok ileri düzeylere çıkartma konusunda iradelerini bir kez daha ortaya koymuştur. İstanbul'da Türk iş dünyasının ne kadar büyük potansiyel ihtiva ettiğini bir kez daha göreceksiniz. Bunun ilişkilerimizde yeni bir ivme oluşturduğundan kimsenin şüphesi olmamalı" dedi.

"15-16 YAŞINDA ÇOCUKLARIN SAVAŞA GİTTİĞİNİ GÖRÜYORUZ"

Suriye krizi'ne ilişkin Hollande, "Suriye konusunda bugün korkunç sonuçlar görüşüyoruz. Silah kullanımı, göçmenler. Bugün Suriye'de yaşanan savaş, cihatçı aşırı uçtaki hareketlerin oluşmasıyla sonuçlandı. Gençler, bunun için geliyor. 15-16 yaşında çocukların savaşa gittiğini görüyoruz. Bu konuda da görüşlerimizi bildirdik" dedi.

"(AB)BU MÜZAKERELER DEVAM ETMELİDİR"

Türkiye'nin Avrupa Birliği müzakerelerine de değinen Hollande, "Müzakereler, 2004 yılında Jacques Chirac döneminde başladı. Bu müzakereler şeffaflık ve iyi niyet, saygı çerçevesinde devam etmelidir. Müzakereler tam üyelik demek değildir, bu işin sonunda görülecektir. Fransa açısında tam üyelik, sürecin sonuna gelindiğinde referandumla karar verilecektir. Bu kuralı biz koymadık. Ancak bu müzakereler devam etmelidir" diye konuştu.

HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ VE YARGI BAĞIMSIZLIĞINA VURGU

Hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığına vurgu yapan Hollande şöyle konuştu: "Yeni bir fasıl açıldı. 35 fasıl var. Özellikle hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı konusunda yeni başlıklar açılmalı, ilerleme kaydedilmeli. Bu Türkiye'nin de yararına olacaktır. Türkiye ile Avrupa arasında bir geri kabul anlaşması imzalandı. AB'ye yönelik bir yasadışı göç var ve bunun bir bölümü Türkiye'den geçiyor. Bu konuda bir denetim gerekliydi ve Türkiye, bu konuda çok önemli bir adım attı. Türk yetkililere bu konuda teşekkür etmek istiyorum."

"BU, İKİ ÜLKE ARASINDAKİ TARİHİ BİR YAKLAŞMA"

Hollande, "Bir de Gümrük Birliği konusu var. Bu konudaki anlaşma 1996 yılında imzalandı. Ticareti çok artırdı. Bu konuda yapılması gereken şeyler var. Sayın Cumhurbaşkanı'nın "Avrupa'nın ABD ile olan ticari görüşmelerine katılmak isteriz" sözünü bir kenara kaydettim. Her konuda görüşmelerimizi uzun vadeli öngörmemiz gerekiyor. Bu, iki ülke arasındaki tarihi bir yaklaşma" dedi.

"BİZİM BEKLEDİĞİMİZ BU KONUDA AHDE VEFA SERGİLENMESİ"

Türkiye'nin AB'ye üyeliğine ilişkin bir soruya Cumhurbaşkanı Gül, "AB bizim için stratejik bir hedeftir. Ama AB ile müzakereleri başarıyla bitirseniz bile tam üyelik garanti değil. O zaman Fransız halkı ne diyecek bilemem hatta Türk halkı ne diyecek bilemem, belki biz Norveç gibi olmak istiyoruz diyebilir. Dolayısıyla bu konuda acelemiz yok. Ancak önümüze siyasi engellerin çıkarılmaması önemli, çünkü bu teknik bir süreç. Bu teknik süreç de AB müktesebatının Türkiye olarak üstlenilmesidir. Umudum, herkesin verdiği söze sadık kalmasıdır. Ahde vefa da AB'nin niteliklerinden biridir. O dönemde herkes uygun gördüğü için Türkiye ile üyelik müzakereleri sürecine başlandı. Dolayısıyla bizim beklediğimiz bu konuda ahde vefa sergilenmesi. Günü geldiğinde Fransız halkı ne der, Avusturya halkı ne der ona bakarız. Türkiye'de güçlü bir hükümet, güçlü bir parlamento çoğunluğu vardır. Türkiye açık toplum standartlarını belli noktaya getirmiş bir ülkedir. Ancak Türkiye'nin siyasi istikrarında veya Türk ekonomisinin güvenirliğinde bunların hiçbir olumsuz etkisi yoktur" diye yanıt verdi.

"FRANSIZ HALKININ KARARINA KALMIŞTIR"

Türkiye'nin AB'ye üyeliğine ilişkin bir soruya Hollande ise, "2004 yılında Chirac'ın kararını onayladığımı hatırlattınız. Ben bu çizgimi değiştirmedim. Başlatılan bir süreç var, şu ana kadar 35 fasıldan sadece 14'ü görüşülebildi. Demek ki bu süreç devam etmelidir. Zaman zaman zor konular da gündeme gelecektir. Nasıl bitecek bu süreç? Günün birinde tüm fasıllar tamamlanınca ilgili halkların kararına göre bir hipotez olarak üyelik düşünülebilir. Her hâlükârda bu Fransız halkının kararına kalmıştır. Dolayısıyla gereksiz yere bir takım korkuları ortaya çıkarmanın anlamı yoktur. Tarih konusu hiçbir zaman geçmemiştir. Daha önceki cumhurbaşkanlığı döneminde bloke edilmiş başlıklar vardı. Zannediyorum açılabilecek fasıllar konusunda Türkiye'yi ilgilendiren konular var; örneğin erklerin ayrımı, hukuk sistemi. Türkiye bu süreç sonunda neleri başarabileceğini ispatlayacaktır" şeklinde yanıt verdi.

"BİZ FRANSA'DA DA BU KONUDA HER ŞEYİN RAHATÇA KONUŞULABİLMESİNİ İSTERİZ"

"İnkar yasası daha önce gündeme geldiğinde iki ülke ilişkileri kopma noktasına gelmişti ancak daha sonra yasa düşmüştü. Sayın Hollande, İnkar yasası konusundaki çalışmanız ne olacak? Sayın Gül, siz bu konuyu gündeme getirdiniz mi?" şeklindeki bir soruya Cumhurbaşkanı Gül şu şekilde yanıt verdi: "Bu konuları da konuştuk. Bu, ilişkilerimizi zaman zaman gölgeleyen bir konu olmuştur. 100 yıl önceki acılar, hepimizin ortak acılarıdır. Sadece Türkiye’nin Ermeni vatandaşlarının acıları değil, Balkanlar’daki Müslüman vatandaşların da büyük acıları olmuştur. O yılların acılarını nesilden nesle taşımak doğru bir şey değildir. Yapılacak şey, travmaları, acıları tekrar gündeme getirmek değil bunu tarihçilere açmaktır. Biz tüm arşivlerimizi açmaya hazırız. Tek taraflı olarak bu mesele halledilemez. İkinci bir nokta, bu konuyla ilgili farklı görüşler olabilir. Önceki yasalarımız bu tür konuların konuşulmasını engelliyordu ancak biz bu yasaları değiştirdik. Birçok Fransız dostumuz, hâlâ Türkiye’de birçok şeyin konuşulamadığını düşünüyor. Ancak böyle değil. Biz Fransa’da da bu konuda her şeyin rahatça konuşulabilmesini isteriz. Fransa ifade özgürlüğünün temelindedir ayrıca AİHM’in Perinçek davasında verdiği karar var. Bu acıları nesilden nesle taşımak yerine buradan dostluk çıkarmak gerekir. Çanakkale savaşında Avustralya’dan Yeni Zelanda’dan gelip savaşan insanlar vardı. Ancak bugün binlerce insan yine bu ülkelerden geliyor ve dostluğumuzu konuşuyoruz."

"HERKESİN KONUYU ANLAMASINI SAĞLAYACAĞIZ"

İnkar yasasına ilişkin aynı soruya Hollande ise şu yanıtı verdi: "Tarihle ilgili çalışmalar acılı olabilir. Yapmamız gereken, barışmayı aramaktır. Daha önce olanların tanınması için bir çalışma yapmalıyız. Bu yıl, birinci dünya savaşının 100. Yılı. Sonra 2015 olacak. Bu zamanı çalışmak için kullanmalıyız. Doğru olanı, hakkı yapacağız, hukuku arayacağız. Herkesin konuyu anlamasını sağlayacağız. Fransa’da bir kanun onaylandı. 2008’de alınmış bir çerçeve karar var, bunların uygulanması gerekiyor."

"İSTİHBARAT TEŞKİLATLARININ BİLDİRMESİ GEREKİYOR"

"İki Toulouse’lu çocuk, Türkiye sayesinde yakalandı, bunlara ne olacak?", "Sayın Gül, Avrupa'dan gelecek yüzlerce cihatçının Avrupa'da bir güvenlik sorunu yaratabilecek olmasına ne diyorsunuz? Sayın Hollande, işsizlik verileri açıklanacak, bu konuda umutlu musunuz?" şeklindeki sorulara Cumhurbaşkanı Gül, "Hem Suriye’de yaşanan acıları, hem Cenevre’deki gelişmeleri hem de sizin dediğiniz olumsuzlukları konuştuk. Cenevre’de yapılan çalışmaların muhakkak bir siyasi süreçle, geçiş hükümetiyle neticelenmesini istiyoruz. Bu olmadığı sürece oradaki acılar devam edecektir. Türkiye’de 700 bin mülteci var. Bu kişilerin 250 bini bizim kurduğumuz kamplarda yaşamaktadır ve bunun finansmanının 2,5 milyar doları Türkiye tarafından karşılanmaktadır. Sayın Hollande da bunu takdirle karşıladığını belirtti. Bunların gölgelenmemesini arzu ederim. İkinci bir nokta da eğer Türkiye’ye turist olarak gelen kişilerin içinde suç potansiyeli taşıyan veya Türkiye üzerinden başka şekilde Suriye’ye geçme potansiyeli olan kişiler varsa bunların bize bildirilmesi gerekiyor. Türkiye’ye 36 milyon turist geliyor, biz bu insanlara gelme diyemeyiz. Bunun için istihbarat teşkilatlarının bildirmesi gerekiyor. Fransa’dan, İngiltere’den, Almanya’dan yasal yollarla çıkan insanlara niye geldin demeyiz. Ancak sınırımızda güvenlik önlemlerimiz çoktur. Güvenlik birimleri sınırda yanlış faaliyetler içinde olanları yakalar. Bunları konuştuk" diye yanıt verdi.

"ULUSLARARASI TOPLUM ADINA, BU GÖÇMENLERE YAPTIKLARINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUM"

Aynı sorulara Cumhurbaşkanı Hollande ise, "Size uluslararası toplum adına, bu göçmenlere yaptıklarını için teşekkür ediyorum. Sınırlarınızı kapatabilirdiniz. O zaman o insanlar nereye gidecektir? Gerçek bir insani felaket yaşanacaktır. Ayrıca istihbarat teşkilatları arasında yapılan bilgi teatisi konusunda da teşekkür etmek istiyorum. Bir turist geldiğinde Suriye’ye geçip geçmeyeceği nereden bilinebilir? 15 yaşındaki çocuğun izini kaybetmiştik, burada bulundu. Babası geldi ve şimdi oğlunu evine geri götürebilecek ve ona bazı şeyleri anlatabilecek. Suriye’de yapacak işi olmadığını anlatabilecek. Birtakım şebekelerin etkisi altında Suriye’ye götürülmesinin yanlış olduğunu anlatabilecek ailesi. Cezai yaptırımı var mı bilmiyorum, kendisi reşit değil" şeklinde yanıt verdi. Suriye'de bir takım aşırı uçtaki taraflar savaşmaktadır. Bu, cumhuriyetin değerlerine uyuşmuyor" şeklinde yanıt verdi.


ANKARA (DHA)

Bu video Adobe Flash Player'ın son sürümünü gerektirmektedir.

İLGİLİ HABERLER