Medya
  • 4.5.2004 12:04

HADİ ÖZIŞIK'IN EVİE YAPILAN OPERASYON REZALETE DÖNÜŞTÜ!

Özışık'ın evi, geçtiğimiz pazar günü sabah saatlerinde 7 polis tarafından basılmıştı. Eve gelen polisler, ''Hakkınızda ihbar var. Uzan'a ait 7 bin kontör ve önemli belgeleri saklıyormuşsunuz. Bu belgeleri yurtdışına kaçıracağınız iddia ediliyor'' diyerek arama emrini gösterip evini aramışlardı. Evde birşey bulunamaması üzerine 'Kapandı' denilen olay, Özışık'ın araştırmalarıyla skandal boyuta ulaştı. İhbarı kimin yaptığını araştıran İnternet Haber'in hukuk servisi, sadece Türkiye'de yaşanabilecek inanılmaz bir sanal rezalet ile karşılaştı.. Üsküdar Cumhuriyet Savcılığı'na müracaat eden Özışık ve İnternet haber'in hukuk müşaviri, ihbarın e-maille yapıldığını ortaya çıkardı. 'Aytekin' isminde soyadı yazılmayan bir kişi tarafından gönderilen e-mailde Özışık'ın ihbar edildiği ve Üsküdar Nöbetçi Mahkemesi'nin de, savcılığın talimatı üzerine operasyona karar verdiği belirlendi. Skandalın boyutları karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen Özışık, ''Ne diyeceğimi dahi bilemiyorum. Biri savcılığa bir mail atıyor. Nedir bu mail, sahibi kimdir diye kimse araştırmadan operasyon düzenliyor. Şimdi ortaya şöyle bir sonuç çıkıyor. Kim kime gıcıksa onun hakkında savcılara bir mail atacak. İstediği suçlamada bulunacak. Savcılar ansızın hakkında ihbarda bulunulan kişinin evini polislerce aramaya tabi tutacak. Böyle bir rezalet olabilir mi? Tam Aziz Nesin'lik bir hadise.. Bu skandalla birlikte, isteyenin istediğine çamur atma, iftira atma hakkı doğdu malesef.'' diye konuştu.. Sabah Gazetesi yazarı Mehmet Barlas'ın olaya tepkisi şöyle: Muhbirler hayatınızı zorlaştırabilir! OLACAK İŞ Mİ? Pazar sabahı, İnternet Haber'in kurucusu ve Tercüman yazarı Hadi Özışık'ın evini, polisler basmış. Neden mi? Çünkü bir muhbir, ''Hadi Özışık'ın evinde Uzanlar'a ait 7000 tane Telsim kontörü ve gizli belgeler var'' diye, savcılığa ihbarda bulunmuş. Savcılık da, bu ihbarı soruşturmadan polise havale etmiş. Polis de, Hadi Özışık'ın evini basmış, arama yapmış. Oysa ne Uzanlar'la bir dostlu- ğu, ne de şirketleri ile bir ilişkisi var onun. Bu ''muhbir''ler yüzünden problem yaşamayan pek az gazeteci vardır. Ben bunlar yüzünden, iki kez savcılıkta ifade verdim. Yaptığım konuşmaların içeriği ile aynı fikirde olmayan iki muhbir, iki kez ''Mehmet Barlas konuşmalarında suç işledi'' diye savcılığa başvurdu. Savcılık, iki seferde de ''Takipsizlik'' verdi... Ama bu süreçte, zamanım çalındı, beynim meşgul edildi. Hadi Özışık'ın ise, ihbarla evi basılmış... Bir diğer Sabah yazarı Savaş Ay ise, köşesinde ihbarcıyı ve ihbarı gerçekleştirenleri şöyle eleştirdi: Hadi Özışık'a yapılan ayıp değil mi? Dünden Bugüne Tercüman'ın yazarlarından Hadi Özışık yılların deneyimli gazetecisidir. Ama bu engin deneyimleriyle bile asla öngöremeyeceği, çünkü düşünemeyeceği bir tatsız hadise geldi Hadi'nin başına. Densizin biri (en hafif deyimiyle) Hadi'yi ihbar edip; ''Bu adam evinde Uzanlar'a ait 7000 adet Telsim kontörü ve gizli belgeler saklıyor; pazar akşamı da hepiciğini yurtdışına kaçıracak!'' diye ihbar etti. Bu ihbar ciddiye alındı ve dar acele bir arama kararı çıkarıldı mahkemeden. Sonra sabahın essalatında eve gelen polisler. Kıyı bucak, dip köşe aranan ev. Çocukların, yenge hanımın, konu komşunun şaşkın bakışları ve sonuçta kocaman bir hiç! Şimdi soruyor Hadi Kardeş; ''Kırılan onurumuz ne olacak?..'' Haksız mı yani?.. Hürriyet Gazetesi ise olayı haber sayfalarında, ''Gazeteci e-mail kurbanı'' başlığıyla okurlarına duyurdu ve Özışık'ın sabihi belli olmayan asılsız bir ihmal sonucu zor anlar yaşadığını belirtti. Tüm gazeler ve köşe yazarları Özışık'ın bir sözüne yer verdi: ''Benim ve çocuklarımın kırılan onuru ne olacak?''

İLGİLİ HABERLER