Gündem
  • 17.1.2020 23:58

İşte 97 yaşında ölen Rahşan Ecevit'in hayatı!.. Rahşan Ecevit sebayatist mı?

 Eski Başbakanlardan Bülent Ecevit'in eşi Rahşan Ecevit uzur süredir tedavi gördüğü GATA'da 97 yaşında yaşamını yitirdi.. Rahşan Ecevit uzun süredir GATA'da tedavi görüyordu..

Eski Başbakan Bülent Ecevit'in eşi Rahşan Ecevit hayatını kaybetti Rahşan Ecevit, bu akşam saat 21.00 sıralarında hayatını kaybetti.

Rahşan Ecevit kimdir?

Rahşan Ecevit kimdir?

Türk ressam, yazar ve siyasetçi Rahşan Ecevit, 1923'te Bursa'da doğdu. Aslen Selanik'ten Giresun'un Şebinkarahisar'a yerleşmiş bir ailenin çocuğu olan Rahşan Ecevit'in babası Namık Zeki Aral, annesi Zahide Aral'dır. Ankara Lisesi ve Robert Koleji mezunu olan Rahşan Ecevit, çok iyi derecede İngilizce bilmekteydi. Yazdığı ‘Pülümür'de Aşk' adlı roman, 2002 yılında tiyatroya uyarlanmıştır.

Rahşan Ecevit, 1946'da Bülent Ecevit ile evlendi. Demokratik Sol Parti (DSP) ile Demokratik Sol Halk Partisi'nin (DSHP) kurucusu ve ilk başkanıdır. Kurucusu olduğu DSP'den 4 Haziran 2009 tarihinde istifa etti. 17 Ocak 2010 tarihinde DSHP'nin 2. Genel Başkanlığına seçildi. 22 Mayıs 2010 tarihindeki 33. CHP kurultayına bağımsız milletvekili Emrehan Halıcı ile katılarak, tek başına genel başkan adayı olan ve kazanan Kemal Kılıçdaroğlu'na ve CHP'ye desteğini açıkladı. 5 Mayıs 2015 tarihinde vücudundaki sıvı kaybı ve akciğer yetmezliği nedeniyle Ankara GATA'da tedavi gördükten sonra 8 Kasım 2015 tarihinde taburcu edilerek evinde istirahat etmeye çekilmişti. Bir süredir tekrar GATA'da tedavisi süren Rahşan Ecevit, bu akşam hayatını kaybetti.

RAHŞAN ECEVİT SEBATAY MI

Rahşan Ecevit’in babası Namık Zeki Aral
Mahmut Çetin
 
Namık Zeki Aral’ın babası  Halil Bey

Namık Zeki Aral’ın babası Halil Bey, iş bulmak için Anadolu’dan İstanbul’a göç etmiştir. Halil Bey, Şebinkarahisar’dan gelir ve yıllarca büyük bir balıkçı teknesinde makinist olarak çalışır.

Namık Zeki Aral, makinist Halil Efendi ile Hayriye Hanım’ın oğludur. 1888 yılında İstanbul’da doğar. Mercan İdadisi’nde pekiyi derece ile lise öğrenimini tamamlar. Namık Zeki, 14 yaşındayken babasız kalır. Bu, ailesindeki üçüncü kayıptır. Daha önce annesi ve kız kardeşi, verem yüzünden hayatını kaybeder. Erkek kardeşiyle yalnız kalan Namık Zeki, küçük yaşına rağmen çalışmaya başlar. Hem kardeşine bakar, hem okur. Ağustos 1911’de pekiyi derece ile Mülkiye’den mezun olur. Ayrıca İstanbul Hukuk Fakültesi’ni bitirir. Ekim 1911’de açılan sınavı kazanıp Maliye Nezareti’nde müfettiş yardımcısı olarak devlet memurluğuna başlar. Nisan 1912’de Paris’e gönderilir. Bir yıl Fransa Maliye Bakanlığı’nda müfettişlik stajı yapar. Mayıs 1913’te yurda döner. Birinci sınıf maliye müfettişliğine kadar yükselir. Namık Zeki Bey, önce Maliye Teftiş Kurulu’na girer. Üçüncü sınıf maliye müfettişiyken 1921 yılında ‘kurallara, ilkelere aykırı davranışlara zorlandığı’ gerekçesiyle Teftiş Kurulu’ndan istifa eder. Ocak 1921’de maliye müfettişliğinden ve memuriyetten ayrılır. Bir süre arkadaşlarının işyerlerinde onlara yardım ederek geçinmeye çalışır.
Prof. Namık Zeki Aral, öğretim üyeliği döneminde Türk bankacılık  sektörüne Bankalarda Mütedavil Ta’birat ve Senedat’ı Ticariye isimli iki kitap kazandırır.

Namık Zeki Aral’ın Liberal Yol-Sosyalist Yol adlı yazısı yıllar sonra yeniden Liberal Düşünce dergisinde yayınlanır
 
 Aral, Merkez Bankası Genel Müdür Yardımcısı

Aral, Kasım 1922’ye kadar İstanbul’da serbest çalışır. Aralık 1922’de Belva Karsaydan Maden Şirketi’ne muhasebe müdürü olur. Bu arada, 7 Aralık 1920’den 1 Şubat 1923’e kadar Mekteb–i Mülkiye’de İtibar (Amme Kredisi) ve Para–Banka dersi öğretim üyeliğinde bulunur. Temmuz 1924’te İtibar-ı Milli Bankası şube müdürlüğüne atanır. Eylül 1927’de Osmanlı Bankası Umum Müdürlüğü evrakı nakdiye mübadele (döviz) servisi şef yardımcılığına getirilir. Ekim 1929’da Ziraat Bankası İstanbul murakıplığına, Nisan 1931’de Merkez Bankası Genel Müdür Yardımcılığı’na atanır. Daha sonra Merkez Bankası müşaviri olur. Bu arada soyadı kanunu çıkar. Namık Zeki Bey, Aral soyadını alır. Temmuz 1951’de emekliye ayrılır.  Namık Zeki Aral, 9 Kasım 1972 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu 85 yaşında vefat eder. Ankara Hacı Bayram Camii’nde yapılan cenaze töreninin ardından Yenimahalle Mezarlığı’nda toprağa verilir.

Profesör Namık Zeki Aral

Çalışkan ve disiplinli bir insan olan Namık Zeki Aral, ‘profesör’ unvanını kazanarak, 1941-44 yılları arasında Siyasal Bilgiler Okulu’nda ders verir. Aral, doktorası olmadan profesör olur.(4) Prof. Namık Zeki Aralayrıca Odalar Birliği’nin yayın organı ‘İktisat’ gazetesinde başyazarlık yapar. (5)

 Sade bir hayat

Namık Zeki Aral, sade bir hayat sürer. Zorunlu ihtiyaçlardan fazla tüketimi hep yadırgar, aşırı tüketim eğilimlerini ‘sağlıksız’ bulur. Okumayı, yazmayı ve yürümeyi çok sever. Yaşlandığında da bu alışkanlıklarından vazgeçmez. O konuşkan bir insan değildir. ‘Yumuşak kalbini sert mizacıyla gizler.’

 Sabetaycılık iddiası
 Türkiye Yahudi Cemaati mensuplarından yazar Rifat Bali, Devletin Yahudileri ve ‘Öteki’ Yahudi adlı kitabında Sabetaycılık konusunu da ele alır. Bali, bu eserinde Türkiye’deki bazı ünlü kişilerin adını da Sabetaycı olarak zikreder. “İzmirli Sabetay Sevi ile Yahudiler Mesih’in geldiğine inanmışlardı. 16.yüzyılda başlayan bu olay etkisini kaybederek günümüze kadar gelmiştir. Bu akıma inanan insanlar arasında bazı tanınmış kişilerin de adı geçmektedir:

Rahşan Ecevit, İsmail Cem, Org. Çevik Bir, Kemal Derviş, Talat Sait Hamlan, Abdi İpekçi... Sabetaycılık kendi içine dönük, çok gizli ritüeller kullanan, Yahudiliği farklı yorumlayan bir inanca sahiptir. Bazı evlerde hava karardığında, kadınlar ve erkekler Mesih’in gelmesini kolaylaştıracak dualar okur.
 
Evet Ben Selaniklim adlı eseriyle tarihe tanıklık eden Ilgaz Zorlu da yaptığı açıklamalarla Rahşan Ecevit ve babası Namık Zeki Aral’ın Sabetaycı olduğunu iddia etmektedir. Buna göre Namık Zeki Aral’ın ailesi, 1924 Mübadelesi sırasında Giresun’un Şebinkarahisar bölgesine gelmiş ve Sabetaycılar’ın Yakubi cemaatine mensuptur.

Sabetaycılığın anahtar şahıslarından biri Ahmet Emin Yalman’dır. Prof. Namık Zeki Aral’ın kızı Rahşan Ecevit’in çok genç yaşlarda Ahmet Emin Yalman ile ilişki kurar. O sırada Vatan Gazetesi’nin sahibi Ahmet Emin Yalman’dır. Oğlu Tunç Yalman, Bülent’in arkadaşıdır. Ve Tunç Yalman, Ecevit Ailesine bazı tercüme işleri vermektedir.

Bir başka iddia
Prof. Namık Zeki Aral’la ilgili bir başka iddia daha vardır. Bu iddiaya göre Aral’la aynı dönemde İstanbul Üniversitesinde ders veren bazı hocalar: “Namık Zeki Aral Bey aslen yahudidir; sonradan ihtida etmiştir” demişlerdir.
Eğer durum böyleyse Namık Zeki Aral,  Sabetaycı diye tabir edeceğimiz kategoriye girmemektedir. Aral, anti-komünist kişiliği ile tanınır. Mason olduğu yönünde de iddialar vardır.
 
Aral, Prens Sabahattin’in takipçilerindendir

Rahşan Ecevit’in babası Namık Zeki Aral, Osmanlı’ya ilk liberal fikirleri getiren Prens Sabahattin’in takipçilerindendir.(8)

Kayınpeder Namık Zeki Aral ‘Bülent komünist’ dedi mi?
 “Namık Zeki Aral, sol düşmanlığıyla tanınmıştır.” İnönü dönemi CHPsi’nde Ferit Melen statükonun, Bülent Ecevit ise değişimin dolayısıyla da sol kanadın lideri durumundadır. Ecevit kulislerde kendisine yöneltilen komünistlik suçlamalarını Melen’e sığınarak cevaplar: “Bana komünist diyorlar. Sayın Melen namuslu adamdır. Ben komünist miyim, o söylesin.” Melen, Ecevit’e cevap verir: “Vallahi ben Bülent’e komünist demedim. Yalnız sosyalist olduğunu biliyorum. Eskiden kuşkuluydum. Fakat 1965’ten sonra açığa çıktı. Ancak kayınpederinin ‘Bülent komünist’ dediğini duydum...” der.
İnönü, konuyu araştırması için Erim’e görev verir. Erim, kayınpederi Namık Zeki Aral’a gidip, Melen’in sözlerinin doğru olup olmadığını sordu. Aral, ‘Ben öyle laf etmedim, Ferit ayıp etmiş’ dedi. Namık Zeki Aral’ın damadıyla fikirleri tamamen zıttı ama yine de onu korudu

1963 yılında Anayasa Mahkemesi’nin Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu hakkında aldığı kararlardan birinde,  Namık Zeki Aral’a atıfta bulunularak muhalefet şerhi konulmuştur.

Abartılı prensipler 
Rahşan Ecevit'in babası Namık Zeki Aral ise mali konularda uzman, eski bir maliye müfettişiydi. Hem kimseye sezdirmeden dinine çok bağlıydı, hem de hayal ötesi bir dürüstlük anıtıydı kendisi. Londra'da okuyan oğlu Kudret'e, elden mektup göndermeye kalktığı zaman dahi, pul alıp mektuba yapıştırır ve eliyle iptal ederdi pulu; PTT'ye karşı "pul vergisi kaçakçılığı" yapmış olmamak için...
Aral Ailesinin diğer fertleri
Rahşan Hanım’ın iki kardeşi ABD’de yaşıyor

Namık Zeki Aral, 31 yaşında Zahide Hanım’la evlenir.  Bu evliliğinden 3 kızı, 1 erkek çocuğu dünyaya gelir. Büyük kızı Hilkat ile oğlu Kudret, halen ABD’de yaşamaktadır.  Diğer kızları Asude Hanım ise hiç evlenmemiştir.

Küskünler ailesi mi?
Aral Ailesi içinde bazı küskünlüklerin eskiden beri yaşanmakta olduğu bilinmektedir. Baba Namık Zeki Aral da hassas ve alıngan bir insandır. Aral, her nedense eşi Zahide Hanım’a küsmüş ve bunu 11 yıl kadar aynı evde yaşamalarına rağmen sürdürmekte sakınca görmemiştir.

Rahşan Ecevit, erkek kardeşi Kudret ve Hilkat isimli kız kardeşiyle yıllardır konuşmadığı görüşü yaygındır. Ankara’da yaşayan Asude Aral’ın varlığı da kendisini sahipsiz köpeklere adaması ve ilginç kıyafetleriyle manşetlere taşınır. Rahşan Ecevit’in kardeşi Kudret, yüksek öğrenimini İngiltere’de tamamlar. Ve halen Amerika’da yaşamaktadır.

Gazeteci Fatin Dağıstanlı Rahşan Ecevit’le ilgili olarak yazdığı Rahşaniçe kitabında, Rahşan Ecevit’in ablası Hilkat ve küçük erkek kardeşi Kudret’e darıldığı iddia ediliyor. Rahşan Ecevit'in iki kardeşiyle ilgili bölümde şunlar yazılı: “Dargın olduğu ablası Hilkat ve küçük erkek kardeşi Kudret Amerika'ya yerleşmişlerdi. Rahşan kardeşleri hakkında hiç kimseye bir şey söylemiyor, yokmuşlar gibi davranmayı tercih edip, gündeme geldiğinde ise konuyu başka tarafa çekmekte sakınca görmüyordu. Rahşan’a ücretsiz yardımcılık yapan Asude ise diğer kardeşleriyle ilişkisini kopartmıyor, zaman zaman ABD'ye onları ziyarete gidiyordu. ABD’deki abisiyle telefonla görüşen Asude bu görüşmelerini Rahşan’dan gizli yapma gereksinimi duyuyordu. Rahşan, Asude’nin kardeşleriyle görüştüğünü duyunca, sinir küpü oluyor ve söylemediğini bırakmıyordu.”
 
Rahşan Ecevit’in kardeşi Asude Aral

Bülent Ecevit'in baldızı Asude Aral, 1999 yılında DSP'nin Kayseri'de düzenlediği miting öncesi Cumhuriyet Meydanı'nda eşantiyon satarak, partiye gelir sağlamaya çalışır. Aral,kız kardeşi RahşanEcevit kürsüde Bülent Ecevit'le Kayserilileri selamlarken, DSP amblemli eşantiyonları satar. Rahşan Ecevit’e benzerliğiyle dikkati çeken Aral'a partililer büyük ilgi gösterir. Asude Aral, Ankara’da ASKİ Tesislerinde yapılan DSP Kongresinde de parti görevlisi olarak çalışır.
Namık Zeki Aral- Nurullah Ataç kapışması

Ulus gazetesiyle Menderes'in "milletin malını millete iade" gerekçesiyle Ulus'a el koymasından sonra, Nihat Erim'in şahsı adına çıkardığı Ulus uzantısı gazetelerde; Namık Zeki Aral, mali konularda haftada bir makale yazardı; Nurullah Ataç da edebi konularda bir makale... Ne var ki, aynı gazetenin haftalık iki yazarı, birbiriyle ne karşılaşmış, ne de tanışmıştı. Onları birbirleriyle tanıştırmak da, bir rastlantı, bana nasip olmuştu. Keşke nasip olmasaydı...

 Nurullah Ataç'ın, kimle tanışsa, kendini:
- Ben hem Müslüman değilim, hem de Müslüman düşmanıyım, diye takdim ettiği günlerdi. Nihat Erim'in gazetesindeki, bir salonla iki bölmeden oluşan çalışma mekanında, Namık Zeki'yle ayak üstü konuşurken, kapıdan içeri Nurullah Ataç girdi. Baktım tanışmıyorlar; tanıştırmaya kalktım ikisini birbirine:

- Namık Zeki Aral Bey... Nurullah Ataç Bey...
 Nurullah Ataç, sol eliyle iki günlük sakalını sinirli sinirli kaşıyarak, sağ elini uzattı Aral'a ve kendine özgü kimliğini açıkladı:
- Ben hem Müslüman değilim, hem de Müslüman düşmanıyım... Namık Zeki, şöyle bir afalladı ve fevkalade kibar bir sesle:
- Zatıaliniz Kuran-ı Kerim-i Azim-i Şan’ı kıraat buyurdunuz mu beyefendi, dedi.
Ataç'ın yanıtı insaf ve seviye dışıydı… Namık Zeki’nin yüzü sapsarı kesildi, çenesi açıldı kapandı ve yere yığılıverdi. Ataç da sıvıştı kapıdan.
 Tam o sırada rölöve şapkası, ince çerçeveli gözlükleriyle baston yutmuş gibi dimdik yürüyen Nihat Erim girdi içeri... Kimseyi pek ciddiye almadığım, fırsat buldukça önüme gelenle dalga geçtiğim, delibozuk yıllarımdı. Nihat Erim, Namık Zeki’yi de benim bayılttığımı zannetti:
- Ne yaptın Çetin, diye kaşları çatıldı... Ben durumu açıklamaya çalışıyordum ama, ne dediğim pek anlaşılamıyordu:
- Efendim, Nurullah Ataç'la tanıştırırken oldu. Ataç, “ben hem Müslüman değilim, hem de Müslüman düşmanıyım” dedi. O da, “Kuran-ı Kerim-i Azim-i Şan’ı kıraat buyurdunuz mu” dedi... Ataç da, … dedi. Ondan bayıldı... Bir daha gazeteye hiç gelmedi Namık Zeki... Nurullah Ataç da, karısını yitirdikten sonra, kendisini “Müslüman düşmanıyım” diye takdim etmekten vazgeçti.

Namık Zeki Aral’ın Nurullah Ataç’ın dinimize ve Şanlı Peygamberimiz’e sataşması karşısında duyduğu öfke her türlü takdirin üzerindedir. Namık Zeki Aral ve Rahşan Ecevit, yahudi veya Sabetaycı kökenli olsa bile eğer gerçek manada ihtida ettiyse, kimsenin onlar hakkında söyleyebilecek bir sözü olamaz. Çetin Altan’ın anlattığı bu olay, Aral’ın samimiyetini bize göstermektedir.


Yalçın Küçük de dahil pek çok isim tarafından dillendirilen "Rahşan Ecevit sabteyaist kökenli" iddiası "Ecevit'in Anıları"nda açıklığa kavuşuyor.

İşte kitaptaki o bölüm:

"Prof. Yalçın Küçük dahil birçok yazar, Türkiye'nin meşhur sabetaycıları arasında Rahşan Ecevit'in ismini de sayıyordu. Peki Rahşan Ecevit gerçekten sabetaycı, yani Musevi asıllı mıydı?

Yemek sohbetlerinde bu konuya açıklık getirdik. Küçük'ün iddiasını hatırlatınca Rahşan Hanım gülerek, "Bak Bülent, ben Sabetaycıymışım" dedi. Yanı başında oturan kız kardeşi Asude Aral sohbete katılarak, "Biz Bosna kökenliyiz. Saraybosna'dan gelmiş anne tarafımız. Annemin babası Rüştü Bey, deniz subayıymış. Trabzon'da oturuyorlarmış. Oradan İstanbul'a taşınmışlar" dedi.

Baba tarafına da Rahşan Ecevit açıklık getirdi: "Büyükbabam Şebinkarahisarlı. Çalışmak için İstanbul'a göç etmiş."

İLGİLİ HABERLER