Gündem
  • 29.3.2018 00:19

İyi Parti'den Aliya İzzetbegoviç’e Atatürk iftirası

Akit Gazetesi Yazarı Ayhan Demir, İYİ Parti Kurucular Kurulu Üyesi Vedat Yenerer'in Efsanevi Boşnak Lider Aliya İzzetbegoviç’e attığı iftirayı gündemi taşıdı..
İŞTE O YAZI

‘İyi’ Parti’nin kötü işleri

Ayhan Demir

Eski gazeteci, yeni siyasetçi Vedat Yenerer, “Bosna savaşı anılarını” paylaşsın diye, bir Boşnak derneği tarafından davet edilmiş. Fakat İyi Parti Kurucular Kurulu Üyesi Vedat Yenerer, iftira ve karalamayı tercih etmiş.

Yenerer, meydanı boş zannedip, hedef tahtasına Aliya İzzetbegoviç’i yerleştirmiş. Büyük babası Üsküdar’da askerlik yapan ve babaannesi bir Türk olan bilge lideri “Türkleri sevmemek, Atatürk düşmanı olmak ve Anıtkabir’i bir kez bile ziyaret etmemekle” suçlamış.

İyi Partili Yenerer’in bu ve benzeri asılsız iftiraları, Boşnak kardeşlerimizi üzdü, kırdı ve kızdırdı. Elbette bizi de…

Taze siyasetçi Yenerer, Aliya’nın, savaştan önce televizyonda şu cümleyi söylediğini iddia ediyor: “Biz Kürt değiliz ki, Türklerin Kürtleri öldürdüğü gibi Sırplar da bizi öldürsün.”

Bizde kendisine şunu soruyoruz: Halkının canına, malına ve namusuna el uzatan düşmanlarına bile hakaret etmemiş rahmetli Aliya, hangi tarihte ve hangi televizyon yayınında bunu söylemiş? Cevap yok, kaynak yok, delil yok.

Rahmetli Aliya şöyle söyler: “Savaş ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir.”

Nasihat tutalım. O, kaynaksız ve delilsiz konuşmuş. Biz, kaynaklı ve delilli cevap verelim. Buradan başlayalım: “Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in davetlisi olarak Ankara’da bulunan Bosna Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç programına dün sabah Anıtkabir’i ziyaret ederek başladı.” (Sabah gazetesi, 10 Haziran 1997)

Boşnak lider ne güzel söylüyor: “Ahlak her zaman ölçüdür.”

Devam edelim.

Yenerer’i rahatsız eden bir başka konu da Bosna Hersek’te Atatürk heykeli olmamasıymış. Fakat şunu unutmuş: Aliya, kendi heykelini bile yaptırmamış ve duvarlara fotoğrafını astırmamıştır. 

Yenerer’e, biz değil, arkasından konuştuğu Boşnak lider cevap versin istiyorum. Kütüphaneme kadar gidip, Konuşmalar isimli kitabı alıyorum. Aliya, partisi SDA’nın 25 Mart 1994 tarihli kongresinde şunu söylüyor: “Bir şeyler söylemeden önce duvarlarda fotoğraflarımın olduğunu ve benim onayım olmaksızın asıldığını zikretmek istiyorum ve verilecek ilk arada, duvarlardan kaldırılmasını rica ediyorum. Bu, bir sahte tevazu sorunu değil. Basitçe söylemek gerekirse, bu bizim âdetimiz değil.” (Klasik Yayınları, Sayfa 67)

Boşnak liderin Türkler ve Türkiye hakkındaki düşüncelerine gelince“Müslüman olmayan komşularımızın bizlere, birkaç asırdır uyguladıkları soykırım, Türk İmparatorluğu’nun Balkanlardan ve Tuna boylarındaki bölgelerden çekilmesiyle başladı.” (Sayfa 219)

Bu önemli tespitin ardından, kitaptan bir başka sayfayı okuyalım: “Hıristiyan halklar ve onların Ortaçağ’dan kalma en önemli eserleri 500 yıllık Türk iktidarı döneminde ayakta kalabildi. Belgrad yakınlarındaki meşhur Ortodoks manastırları, Türklerin 300 yıllık iktidarında ayakta kaldı. Fakat Avrupalıların 3 yıllık iktidarı döneminde bunlar ayakta kalamadı. İşte gerçek budur.” (Sayfa 174)

Şunu da unutmayalım: “Türkler buradan ayrılalı yüzyıldan fazla oluyor. Fakat şimdi Türk askerleri geliyor. Güzelce hizmet edeceklerine eminim. Çünkü onlar iyi askerler.” (Sayfa 79)

Bir de bu var: “Türkiye, İslam dünyasında Bosna’ya yardım konusunda en ön sırada yer alan ülkelerden biridir. Türkiye bize çok yardım etmiştir. Bu yardımların mahiyetini bugün bile tümüyle açıklayamam. Bu bağlamda Türk halkına yardımları için müteşekkirim.” (Sayfa 252)

Yenerer’in bir başka iftirası da şudur: “Genç Müslümanlar, Tito’nun kurguladığı Ergenekon benzeri bir yapıdır.”

Cevabı bir kez daha Aliya versin: “İkinci Dünya Savaşından hemen önce 1938’de Saraybosna’da Genç Müslümanlar (Mladi Muslimani) adıyla bilinen bir grup vardı. Bu grup 19’ncu yüzyılda İslam dünyasında ortaya çıkan akımların ve bu dönemdeki düşünürlerin etkisi altında Müslümanların sorunlarına çözüm aradılar.” (Sayfa 244)

Boşnak liderin hatıralarına yer verdiği Tarihe Tanıklığım isimli kitaptan konuya devam edelim: “Genç Müslümanlar” bir öğrenci teşkilatı -1949-1952’de yüzlerce üyesinin tutuklanmasına dek- İslam karşıtı kampanyaya direndi.”(Klasik Yayınları, Sayfa 7)

Okumaya devam edelim: “Genç Müslümanlar olarak bilinen grupla ilk kez Yugoslavya’nın düşmesinden birkaç ay önce temasa geçtim. Bunların çoğu Zagrep ve Belgrad Üniversitelerinde okuyan öğrencilerdi; onlarla birlikte Saraybosna’daki Birinci ve İkinci Liselerden bazı öğrenciler de vardı.

Genç Müslümanlar hareketinin genel odağını belirleyen, İslam ile ona muhalif mahiyetteki iki referans noktası –anti-faşizm ve anti-komünizm- idi.” (Sayfa 17-18)

Bu konuyu ben açtım, çaresiz, yine ben kapatacağım. Fakat bu hafta değil. Haftaya, inşallah kaldığımız yerden devam edelim.

 

İLGİLİ HABERLER