Gündem
  • 31.3.2009 11:00

KASIMPAŞA ÇOCUĞU VAZGEÇECEK Mİ?

Reuters haber ajansı yerel seçimleri “Türkiye’deki seçim sonuçları AK Parti’yi gerçeklere döndürdü” başlıklı bir yazıyla analiz etti. “Bu sonuçlardan sonra Kasımpaşa çocuğu çatışmacı stilinden vazgeçecek mi? ” diye sordu

Kaybettiğini çok nadir kabul eden Erdoğan gibi bir insan için dile getirdiği hayal kırıklığı AKP’nin zayıf noktalarını göreceği ve demokrasiye daha çok ağırlık vereceği izlenimini uyandırıyor. AKP’nin kazandığı yüzde 39’luk oy oranı 2002’de iktidara geldiğinden beri en kötü sonuç. Eleştirilere karşı alerjisi olan başbakan ve iktidarda çok rahat olan parti için bir uyanma çağrısı. 7 yıllık iktidarı için seçimleri bir referandum haline dönüştüren Erdoğan’ın 750 milyar dolarlık ekonominin yönetimi konusunda seçmenlerin tatminsizliğini iyi okuyamadığı açık... Bir genel seçimin tüm özelliklerini gösteren kampanya boyunca Erdoğan küresel ekonomik krizin Türkiye’ye olan etkilerini hafife aldı. Yüzde 13.6’ya ulaşan işsizliğin artmasında beceriksiz işadamlarını sorumlu tuttu.

Bakan kelleleri uçacak
Şimdi ise, Diyarbakır ve İzmir gibi istediği illeri alamamasının yanı sıra Ankara ve İstanbul’da oy oranlarının da düştüğünü gördü. Yerel seçimler geleneksel olarak Türkiye’de önemlidir. Hükümetler, iyi sonuç alamazsa ciddi şekilde sarsılır. Bu sonuçlar reformlara ara verilmesi anlamına gelmiyor, ancak Erdoğan’ı bazı hedeflere ulaşmak için muhalefetle uzlaşma arayışına zorlayabilir. Bu da demokratik kurumların güçlenmesini sağlar. AKP’nin aldığı bu kötü sonuçtan sonra kellelerin uçacağı kesin. Ancak Erdoğan kabinede yapılabilecek olan değişikliklerin seçim sonuçlarıyla bağlantılı olmadığını söyledi. Adını vermekten kaçınan bir hükümet yetkilisi ise “Bazı bakanlıklarda değişiklikler olacak ama bu değişikliklerin hangi koltukları kapsayacağı ve zamanı tamamen Erdoğan’a kalmış” dedi.

Erdoğan padişah gibi
Peki Kasımpaşa çocuğu seçim sonuçlarını dikkate alarak çatışmacı stilinden vazgeçecek mi? Verdiği eski sözlere bakılırsa, belki, ama kısmen. Erdoğan İslami kökenli AKP hükümetine bir padişahın sarayına hükmetmesi gibi hükmediyor. Siyasi liderlerin merhametleri için değil dayanıklıkları için sandıkta ödüllendirildiği Türk siyasetinin adımlarını takip ediyor. Ancak iş adamları özellikle de TÜSİAD ve uzmanlar ise Erdoğan’ın stilinin Türkiye’nin acilen ekonomik, siyasi ve sosyal reformlara ihtiyacı olduğu bir dönemde bölünmeler oluşturduğu belirtiyor. 2007 yılında Erdoğan yeni bir uzlaşma sürecinin başlayacağı sözünü vermişti. Ancak bunun yerine hemen arkasından başörtüsü yasağının kaldırılması girişiminde bulunarak yeni siyasi gerilimlere neden oldu ve AKP’nin kapatma davası ortaya çıktı.

AKP’nin ardı ardına gelen zaferlerinin gerisindeki beynin Erdoğan olduğu kesin. Karizmatik ve sert yapısıyla Türkiye’nin en popüler politikacısı ve ülkede onlarca yıldır oluşan en istikrarlı tek parti iktidarına liderlik ediyor. Sivas’taki seçim kampanyası sırasında da Erdoğan’ın bu etkisi çok açık bir şekilde görülüyordu. Partinin seçim otobüsüne girdiği anda sessizlik hakim oldu ve hemen ardından ulusal politikadan yerel belediyelere yönelik harcamalara kadar değişen konularda cep telefonlarından talimatlar verdi. Bir yakın yardımcısı bu durumu, “Bu şov Erdoğan’ın, patron o” şeklinde yorumladı. Şimdi güçsüzleşen ekonomiye yönelik önlemler almak ve daha fazla haklar getiren yeni reformlara imza atmak da Erdoğan’a kalmış durumda. Hele ki Türkiye’nin güneydoğusundaki seçmenler DTP tercihlerini bu kadar açık bir şekilde dile getirmişken. Kürtçe bir TV kanalının açılması ve bedava çamaşır makinesi dağıtılması bile onları AKP’nin onlarca yıldır devam eden Kürt hakları sorununu çözeceği konusunda ikna edemedi. Erdoğan da seçim sonrası yaptığı açıklamada, “Hem başarılardan hem de başarısızlıklardan ders alınması gerektiğine inanıyoruz” dedi.

İLGİLİ HABERLER