Medya
  • 31.5.2006 14:48

LAİKLİK PARTİSİ SEÇİME GİRSE KAÇ OY ALIR?

Laiklik partisinin kaç oyu var?

İsmet Berkan

Mahallelerde çoğu zaman haftada bir, bazen de 15 günde bir toplantılar yapılıyor. Toplantılara herkes davetli. Yerelden genele talepler, istekler toplanıyor.
Toplantılarda dile getirilen talepler matbu kâğıtlara yazılıyor ve partinin ilçe teşkilatına gönderiliyor. Burada derlenen mahalle talepleri doğrudan genel merkeze gönderiliyor ve değerlendiriliyor.
Genel merkezde bu talepler mutlaka bir, çoğu zaman birden fazla genel başkan yardımcısı tarafından görülüyor, değerlendirilmesi gerekenler veya belli bir genellik arz edenler Başbakan'a söyleniyor. Başbakan da bunları bakanlarına devrediyor, kimi talepler hemen kimileriyse daha sonra yerine getiriliyor.
Bu mekanizma, Adalet ve Kalkınma Partisi'nde tıkır tıkır çalışıyor. Vatandaşa doğrudan soru soruluyor, doğrudan vatandaşın istemi toplanıyor ve sonra da o talep yerine getiriliyor.
Bu parti üç yılı aşkın süreden beri iktidarda. Böyle olmasına rağmen, yani kendisine iletilen çoğu talebi yerine getiremeyeceğini, hele hele vatandaşların tamamını memnun edemeyeceğini bilmesine rağmen bu mekanizmayı işletiyor. Binlerce parti gönüllüsü bu iş için seferber ve çalışıyor.
Buna ilave olarak, milletvekilleri her hafta kendi seçim bölgelerinde çalışıyor, kendilerine iletilen talepleri yerine getirmeye, en azından onlara ulaşan vatandaşları derdinin çözümü için doğru adrese yönlendirmeye çalışıyor.
Ve inanır mısınız, işler de tıkır tıkır yürüyor. En önemlisi, vatandaş karşısında kendisini dinleyen bir siyasi örgüt görüyor.
Türkiye'de 'başarılı' siyaset böyle yapılıyor. Bu mekanizmanın siyasi fikirlerle ilgisi yok. Belki, bu mekanizmada görev alacak gönüllülerin motivasyonu ortada kuvvetli bir siyasi fikir yoksa zor olabilir, o kadar. Mekanizmayı kuracak olursanız, vatandaş sizin siyasi kurumunuzu dert dinleyen ve çözüm getiren bir varlık olarak görmeye başlarsa o vatandaşla bağınız bir farklı olur, bunu görmek lazım.
* * *
Tabii siyaset sadece bu demek değil. Bir de, ülke sorunlarına ne önerdiğiniz meselesi var.
Siyaset, esas olarak insanlara daha iyi bir hayat, daha iyi bir ülke vaat etmek demek. Sadece vaat olmaz, iktidara geldiğinizde bu vaadinizi yerine getirmeniz lazım.
Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye'nin ana muhalefet partisi. Normal ülkelerde ana muhalefet partileri bir sonraki seçimin büyük iktidar adayı olarak görülür, öyle algılanırlar.
Ama maalesef CHP'yi 'iktidar adayı' olarak görene ben rastlamadım, hiçbir yerde ondan böyle söz edildiğini de duymadım. Şu son üç yıllık ana muhalefet döneminde CHP liderinin veya sözcülerinin 'İktidara geldiğimizde şöyle yapacağız' dediklerini de hatırlamıyorum açıkçası.
Bence CHP'nin iktidar adayı olarak görülmemesinin ardında yatan şey, CHP'nin Türkiye'nin geleceği için nasıl bir vaatte bulunduğunun bilinmemesi. Kendi adıma ben CHP'nin herhangi bir pozitif vaadini bilmiyorum. Nasıl bir Türkiye tasavvur ettiğini de bilmiyorum. Böyle bir tasavvur varsa ona hangi yollarla ulaşılacağını söylediklerini de hatırlamıyorum.
Şimdi CHP kendisini bir 'laikliği koruma cephesi' olarak tanımlamak istiyor. Yani, esasen insanları korkutmaya çalışıyor veya zaten var olan korkuları giderecek adres olduğunu söylüyor.
Yani, bir sonraki seçimde CHP'ye oy verenler, ona sadece CHP olduğu için değil, laiklik elden gitmesin diye de oy verecekler, eğer verirlerse.
Eğer CHP bugüne kadar yaptığını yaparsa ve hiçbir pozitif mesaj geliştirmeden, Türkiye'ye yalap şap hazırlanmış ve gerçek hayatla bağı olmayan öneriler sunmaya devam ederse, o zaman CHP oyları 'laiklik partisi oyları' gibi görülebilecek.
Bunun laik demokratik rejim açısından nasıl vahim bir risk yaratabileceğini bilmem hayal edebiliyor musunuz?
Bir zamanlar sosyal demokrat TÜSES (Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı) tarafından yapılan bir araştırmada kendisini Kemalist diye tanımlayanlar yüzde 2.5 çıktığında, zamanın dinci partisinin ve basınının nasıl propaganda yaptığını hatırlayanlar belki bu hayali daha kolay kurarlar.
Türkiye'de halka laikliği oylatmak, siyasetin ve geleceğin politikalarının tartışılması gereken bir genel seçimi laiklik referandumuna çevirmek bu ülkeye yapılabilecek kötülüklerin belki de en beteridir.
Ama neyse ki CHP o kadar da ciddiye alınan bir parti değil, seçime böyle girerse daha da az ciddiye alınacak.

İLGİLİ HABERLER