Yaşam
  • 30.5.2006 18:09

'MİNİ ETEK GİYERSEN BEYAZ SHOW'A ÇIKARSIN!..'

İSİMLERİ Fatma, Esra, Şemsi, Fatoş ve Bahriye... Üçü evli ikisi bekar 3 kadın. Bostancı'dan bindikleri konuk servisi kendilerini Kanal D'de yayınlanan Seda Sayan'ın programına götürüyor.
Amaçları programda eğlenmek değil... Seda Sayan'ın programında kimi zaman mağdurlara yardım edildiğini gördüklerinden, bir gözü görmeyen, diğeri de kapanmak üzere olan Bahriye G.'nin tedavisine belki yardımcı olurlar ümidiyle programa gidiyorlar. Eş dostu araya koyarak, bir yolunu bulup programa konuk ayarlayan ajansla temasa geçmeyi başarıyorlar.
İlk şoku daha girişte yaşıyorlar. Evli 3 kadın başörtülü. Güvenlik bu halde programa alamayacaklarını, başlarını açarlarsa ancak içeriye girebileceklerini söylüyor. Başları açık olduğu için içeriye alınan Esra ve Fatoş aynı zamanda teyze kızları. Onları ise 'güzelleri öne alıyoruz, siz en öne geçin diyerek...' ön sıraya oturtuyorlar.
İçeri giremeyen 3 kapalı kadından Fatma T. ve Bahriye G. kardeş. Diğer kapalı bayan Şemsi ise 'buraya kadar geldik madem...' diyerek başını açarak programa katılıyor.
Güzeller öne...
AYLARDIR programa katılmanın bir yolunu bulup, hiçbir sosyal güvenliği olmayan kardeşi Bahriye'nin göz tedavisini yaptırabilme telaşında olan Fatma Hanım kardeşiyle dışarıda kalıyor. Yani, oraya gidiş amaçlarına göre programda en olması gereken iki kadın sırf kapalı oldukları için içeriye alınmıyor. Program tam başlamak üzere iken, salonda kalan boş yerleri doldurmak üzere arka sıralara oturtuluyorlar. Artık işin tadının kaçtığını düşünerek, meramlarını anlatma gereği bile duymuyorlar.
Bir şartla...
Program bitiminde konuk organizasyonu yapan ajans yetkilisi kızlardan Esra'ya yaklaşarak, 'Eğer mini etek giyersen, seni Beyaz Show'da Beyaz'ın yanındaki koltuğuna bile oturturum...' diyor.
Bu konuda sıralanabilecek o kadar çok örnek var ki, anlatmaya sütunlar yetmez. Bu tür programların hepsinde benzer manzaralar yaşanıyor.
Toplumun giderek tefessüh etmesinde ve yozlaşmasında programların etkisi giderek daha çok sorgulanmaya başladı.
RTÜK'e şaşırmış...
İLK Popstar yarışmasının jüri üyelerinden olan Ertuğrul Özkök'ün damadı Ercan Saatçi, şimdilerde Star Avı'nda aynı görevle her hafta ekranlara geliyor. Yarışmacılardan çok jüri üyelerinin ön plana çıktığı televizyon şovunda yaşananlardan Ercan Saatçi de rahatsız olmuş ve şunları söylemiş; 'Ekranda yakışık almayan laflar ediliyor ve RTÜK kapatmıyor. Ne oluyor anlamadım. Herkes konuşmalı; ama adabı ve edebiyle konuşmalı. İlk hafta gerçekten çok gerildim, ikinci hafta çok mutsuz oldum ben niye buradayım' diye.
Özenti katiller...
DÜN gazetemiz Tercüman'da vardı. Samsun'da kız yüzünden Anadolu Lisesi öğrencisi 2 genci öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan ve Samsun E Tipi Kapalı Cezaevi'nde ayrı bir koğuşa konulan 19 Mayıs Lisesi son sınıf öğrencisi A.A. tek kişilik koğuşta psikolog gözetimine alınmış. Psikologlar, çifte cinayetin film karakterlerine özenme sonucu işlendiği kanaatine varmışlar.
Danıştay'a yapılan saldırıyı gerçekleştiren Avukat Alparslan Aslan'ın da, Polat Alemdar'a özendiği yansımıştı gazete sayfalarına...
Sözü uzatmaya gerek yok... Tarih göstermiştir ki, adım adım yozlaşır toplumlar... Sonra öyle bir gün gelir ki, nerede hata yaptık sorusu sorulduğunda, artık yapacak bir şey kalmamıştır...
AKP iktidarının ilk göreve başladığı günlerdi. Bir toplantı amacıyla bulunduğum Marmaris'te hazır gelmişken Kenan Evren Paşa'yı da ziyarete gitmiştim. Bir ara söz arasında, 'Bunların yapacağı ilk işlerden biri, şu magazin programlarına da bir çeki düzen vermek olmalı...' demişti. Maalesef bu konularda kayda değer adımlar atılamadı.
Toplumu saran sosyal virüslerin, radyoaktif maddelerden daha kalıcı etkiler bıraktığının farkına ne zaman varacağız acaba?
Bu yolun sonu iyi değil de...

(OSMAN ÖZSOY - Tercüman)

İLGİLİ HABERLER