Asayiş
  • 30.4.2010 16:58

TÜLAY GARİPOĞLU SUÇLAMALARI REDDETTİ

İSTANBUL - Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada savunmasını yapan Tülay Makbule Garipoğlu, daha önce verdiği ifadelerini kabul ettiğini belirterek, ''Hakkımdaki suçlamayı kesinlikle kabul etmiyorum'' dedi.
Olay günü evde gördüğü kusmuğa benzer lekenin duvarla süpürgelik arasında olduğunu, hiçbir şekilde, herhangi bir leke silmediğini, zaten daha önce silinmiş olduğunu anlatan Tülay Makbule Garipoğlu, diğer lekeleri kendisine polislerin gösterdiğini söyledi. Tülay Makbule Garipoğlu, evin hiçbir yerinde kan lekesi fark etmediğini anlattı.
Olay günü saat 12.00 gibi, kızlarıyla birlikte evden çıktığını, akşam saat 19.00 sıralarında da yine kızları ve büyük kızının İngilizce öğretmeniyle birlikte eve girdiğini belirten Tülay Makbule Garipoğlu, eve geldiklerinde oğlu Cem'i görmediğini ifade etti.
Kızı, öğretmenden ders alırken, kendisinin de diğer kızıyla birlikte başka bir odada oturduğunu, orada çok sayıda telefon görüşmesi yaptığını dile getiren Tülay Makbule Garipoğlu, oğlu Cem'i saat 21.00 sıralarında öğretmeni yolcu ederken, orta katta oturma odasının önünde gördüğünü anlattı.
Mahkeme Heyeti Başkanı'nın ''Olay günü Cem Garipoğlu ile kaç kere telefonla görüştünüz?'' sorusu üzerine anne Garipoğlu, evden çıktıktan sonra 5 kere görüştüklerini, ilk arayışında Cem'in kendisine karnının acıktığını ve evde yemek olup olmadığını sorduğunu, son olarak da eve geldiğinde Cem'i aradığını, o zaman açmayan oğlunun, ikinci arayışında cevap vererek, eve gelmekte olduğunu söylediğini kaydetti.
Mahkeme Başkanı'nın, ''Size olayla ilgili bir şey söyledi mi?'' sorusu üzerine de anne Garipoğlu, şöyle konuştu:
''Yanımda hiçbir şey söylemedi. Babası ile dışarıya çıktıktan 10 dakika sonra polisler geldi. Cinayet masasından olduğunu söyleyen polisler önce büyük oğlumu sordu. Yurt dışında olduğunu söyledim. Ben olayı anlamaya çalışıyordum. Ne olduğunu sordum. Polisler her yeri didik didik aradılar. Benim oturduğum yerden kıpırdamama izin vermediler. Polisler, 10 dakika sonra testere ile kanlı çamaşırları buldular. Bana bunları Cem'in odasındaki dolabın içinde bulduklarını söylediler.''
Anne Garipoğlu, Münevver Karabulut'un cep telefonu ve olayla ilgili bıçağa ilişkin bilgisinin bulunmadığını söyledi.
Karabulut ailesi adına duruşmaya katılan avukatlarının soruları üzerine anne Garipoğlu, olay günü oğlunun alkol aldığına dair herhangi bir koku almadığını ancak sarhoş gibi çok sesiz ve durgun olduğunu söyledi.
Garipoğlu, "Olaydan sonra 40 gün bekledim. Sürekli gazete ve televizyonlarda bu olaydan bahsediliyordu. O yapmamıştır, çıkar gelir diye evi kapamadım. Bazen annemde, bazen görümcemin yanında kalıyordum. Her yerde bu olaylar konuşuluyor. Bu olaylar soruluyordu. O nedenle kızları bile okula gönderemiyordum. Kızları uzaklaştırmak için Rusya'ya gittim. Rusya'ya gitmeden öncede polis ifadeye çağırmıştı. Orada, Rusya'ya büyük oğlumun yanına gideceğimi söyledim. Bana yurt dışına çıkış yasağım olmadığını söylediler. Rusya'ya 20 günlük vizemiz vardı. 20 günün ardından oradan ABD'ye geçtik. Oradaki konsolosluğa telefonumu ve adresimi bıraktım. Bu duruşmaya da ifade vermek için ABD'den geldim. 13 yaşındaki kızımın ABD'deki okulunun bitmesine 1.5 ay kalmıştı. Bir şeylerle oyalanmamız lazımdı. Yoksa ben çıldırırdım.''

-HAYYAM GARİPOĞLU'NUN İFADESİ

Davanın diğer tutuksuz sanığı Hayyam Garipoğlu da Cem'in ne kaçırılması ne de saklanmasında dahli ve ilgisinin bulunduğunu söyledi.
Olayı sabaha karşı kız kardeşi Handan Güleç'in kendisini aramasıyla öğrendiğini ifade eden Garipoğlu, olayı öğrendikten sonra Cem'in teslim olması için emniyetle iş birliği yaptığını ve kardeşi Mehmet Nida Garipoğlu'na da telkinlerde bulunduğunu söyledi.
Garipoğlu, hukukçu bir aileden geldiklerini, suç işleyenin cezasını çekmesi gerektiğine inandıklarını kaydetti.

-AVUKAT EPÖZDEMİR: İFADELER ÇELİŞKİLİ-

Karabulut ailesinin avukatı Rezan Epözdemir, duruşmaya öğlen arası verildiğinde, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Cem Garipoğlu'nun annesi Tülay Makbule Garipoğlu'nun ifadesinin çelişkili olduğunu iddia etti.
Olay gününde aynı yerde olan, aynı havayı tenefüs eden kişinin aynı mekandayken oğlunu görmediğine inanmanın mümkün olmadığını ifade eden Epözdemir, Münevver Karabulut'un kafasının kesilmesi nedeniyle olağanüstü kanama olduğunu, annenin bu kanı görmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu kaydetti.
Bu arada, duruşmaya ara verildiği sırada, Tülay Makbule Garipoğlu'nun ağladığı görüldü. Bu sırada Münevver Karabulut'un annesi Nagihan Karabulut da ''Sen niye ağlıyorsun, benim ağlamam lazım'' dedi.

İLGİLİ HABERLER