Medya
  • 27.10.2005 11:14

VAKİT GAZETESİ ALEVİLER''E ÇAMUR ATMAK İÇİN BÜTÜN HABERCİLİK KURALLARINI NASIL ÇİĞNEDİ?

VAKİT MUHABİRİ KENDİNİ HÜRRİYET MUHABİRİ OLARAK TANITMIŞ Vakit''''in Alevilik haberinde skandal! Vakit gazetesinin ''''Kiliseye gidenlerin çoğu Alevi'''' adlı haberinin altından gazetecilik etiğine sığmayacak bir durum ortaya çıktı. Haberi yapan kişi kendisini röpörtajı verenden gizledi. Vakit gazetesinin 13 Ekim''''de yaptığı ''''Kiliseye gidenlerin çoğu Alevi'''' manşetiyle çıkan haberin altından bir skandal ortaya çıktı. Haberi hazırlayan Ali Ayvaz, telefonda görüş aldığı Türkiye Protestan Kiliseler Birliği Basın Sözcüsü İsa Karataş''''a Vakit gazetesinden olduğunu söylemedi. Ali Ayvaz, Alevilerle ilgili haberi hazırlarken kendisini Hürriyet gazetesinden Mehmet Kaplan olarak tanıttı. Yapılan bu hareket ise İsa Karataş tarafından radikal 2''''nin bu haftaki sayısında kamuoyuna duyuruldu... İşte konuyla ilgili İsa Karataş''''ın yazdığı yazı... ''''13 Ekim 2005 sabahı Flash TV haber merkezinden Süleyman İnce beni telefonla arayarak, ''''Vakit gazetesine verdiğiniz demeç konusunda kısa bir söyleşi yapmak istiyoruz'''' dedi. Şaşırdım, çünkü yakın zamanda Vakit''''ten hiç kimseye bir demeç vermemiştim. ''''Daha gazeteleri okumadım, okuduktan sonra sizi ararım'''' dedim. Hemen Vakit''''e baktım, 1. sayfada yer alan ''''Kilise''''ye gidenlerin çoğu Alevi'''' başlıklı haberi görünce, daha da çok şaşırdım. Haber, 8. sayfada da ''''Alevilere kilise kuşatması'''' başlığıyla verilmiş. 16 Ekim 2005 tarihli Radikal İki''''de Murat Çelikkan''''ın ifade ettiği gibi, ''''Haberdeki düşmanlıkların sonu yok. Bir taşla birkaç kuş birden avlanmak istenmiş. Haber Alevi düşmanlığı yapıyor, STK düşmanlığı yapıyor, AB düşmanlığı yapıyor, ateist düşmanlığı yapıyor, din ve vicdan özgürlüğünü çiğniyor''''. Tabii bunlara ''''Hıristiyan düşmanlığını'''' da eklemeliyiz. Ali Eyvaz tarafından hazırlanan haberin hemen başında, ''''Vakit''''e konuşan Türkiye Protestan Kiliseler Birliği Basın Sözcüsü İsa Karataş...'''' deniliyor. Oysa ben Vakit gazetesine hiç konuşmamıştım. 12 Ekim 2005''''te beni telefonla arayıp kendini ''''Ankara Hürriyet''''ten Mehmet Kaplan'''' diye tanıtan birine, bu haberde yer alan sözlere benzer şeyler söyledim. Bir iki dakika süren telefon görüşmesinde, Türkiye''''de yaklaşık 5 bin Protestan olduğunu ve bunların içinde yaklaşık 1500 civarında kişinin Alevi kökenli olabileceğini söyledim. ''''Alevi örgütlerden tepki alıyor musunuz?'''' sorusuna da, ''''İnsanların inanç özgürlüğü var, kim niye tepki göstersin'''' şeklinde yanıt verdim. Telefonu kapattıktan sonra, ''''Bu sorular Hürriyet muhabirinin soracağı sorular değil'''' diye düşündüm, ama pek de önemsemedim. Vakit''''teki haberi okuduktan sonra Ankara Hürriyet''''i aradım ve orada Mehmet Kaplan isminde bir kişinin çalışmadığını öğrendim. Anlaşılan ''''Ankara Hürriyet''''ten Mehmet Kaplan'''' diye beni arayan kişi, aslında Vakit muhabiri Ali Eyvaz''''dan başkası değilmiş. Hemen Ali Eyvaz''''a yazılı bir açıklama gönderdim. Bu açıklamamda özetle şöyle dedim: ''''Sayın Ali Eyvaz, 1995''''ten beri Türkiye''''deki Protestan kiliselerin basın sözcülüğünü yapmaktayım, hiçbir zaman medya mensupları arasında ayırım yapmadım. Arayan her medya mensubuna yanıt yetiştirmeye çalıştım. Buna rağmen sizi yalan söylemeye iten nedir? ''''Vakit adına arıyorum'''' deseydiniz de, ben aynı şeyleri söyleyecektim. Bu haberinizi 1 Nisan''''da yapsaydınız, ''''1 Nisan şakası'''' olarak değerlendirir, hiç ciddiye almazdım ve üzülmezdim. Ama siz bu haberi, bir Ramazan gününde yapıyorsunuz, İslami yönü öne çıkan bir gazetenin, büyük ihtimalle oruç tutan bir muhabirisiniz, bu nedenle bu haberi size hiç, ama hiç yakıştıramadım. Bu yaptığınızdan dolayı özür dilemenizi beklemiyorum, ''''beni bir daha aramayın'''' da demiyorum, ne zaman isterseniz arayın, ama kendi adınızla ve doğru gazete adını söyleyerek arayın. Haberinizin yapılış tarzı yanlış olduğu gibi, içerdiği bilgiler de yanlıştır. Bir iki örnek vermek gerekirse: ''''Türkiye Protestan Kiliseler Birliği Başkanı olan Behnan Konutgan''''ın Türkiye''''deki Hıristiyanlaştırma faaliyetinde hedef kitlenin Aleviler olacağına ilişkin yayınladığı onlarca raporun bulunduğu belirtiliyor.'''' 1) Behnan Konutgan şu anda Türkiye Protestan Kiliseler Birliği Başkanı değildir. 2) Behnan Konutgan tarafından yayınlanan onlarca rapor yoktur. 3) Olmayan raporlarda Hıristiyanlaştırma faaliyetinde hedef kitlenin Aleviler olacağı iddiasının olması da mümkün değildir. Haberinizdeki bir başka yanlış da şu: ''''Ayrıca Türkiye Protestan Kiliseler Birliği''''nden aldığımız bilgilere göre, İstanbul''''daki Taksim Protestan Kilisesi''''ne devam edenlerin dörtte üçü Alevi kökenli.'''' Bu bilgi yanlıştır ve böyle bir bilgiyi de Türkiye Protestan Kiliseler Birliği''''nden almış olamazsınız.'''' Önyargı? Yazımı Vakit''''e faksladım. Ertesi sabah, yani 14 Ekim 2005''''te Vakit muhabiri Ali Eyvaz aradı ve özür diledi. Kendilerine karşı bir önyargı olduğunu ve ''''Vakit'''' adını duyunca birçok kişinin kendilerine yanıt vermediğini söyledi. Benim öyle bir önyargımın olmadığını söyledim. Başka sorular sormaya çalıştı, kendisine verdiğim yanıtları doğru bir şekilde yansıtmadığı için kendisine artık telefonla yanıt vermeyeceğimi, arzu ederse sorularını yazılı olarak sorabileceğini söyledim. Hem haberi yanlış yöntemlerle yapacaksınız hem de yanlış yöntemlerle aldığınız bilgileri çarpıtacaksınız, sonra da ''''insanlar bize önyargılı davranıyor'''' diye yakınacaksınız... Adamakıllı bir haber yapmak yerine, sağdan soldan topladığınız yanlış bilgileri ''''haber'''' diye insanlara sunarsanız, insanların size güvenmesini nasıl bekleyebilirsiniz? Haberde Ameniel Bağdaş, ''''American Bible Society/Kitabı Mukaddes Şirketi''''nin direktörü olarak geçiyor. Oysa Ameniel Bağdaş 2003''''te emekli oldu. Yine haberde, ''''Türkiye Protestan Kiliseler Birliği, başta Amerika, İngiltere ve Almanya olmak üzere uluslararası bağlantılarında ''''American Bible Society''''yi bir köprü olarak kullanıyor'''' şeklinde tamamen hayal ürünü bir bilgi de yer alıyor. Hani deveye sormuşlar ya, ''''boynun neden eğri'''' diye, o da ''''nerem doğru ki'''' diye yanıt vermiş. Bu haber de aslında öyle, ''''nerem doğru ki'''' diye bağırıyor! Yazının başında, Flash TV haber merkezinden Süleyman İnce''''nin beni telefonla aradığını belirtmiştim. Süleyman İnce gün boyu defalarca aradı, ancak canlı yayın dışında bir açıklama yapmamın mümkün olmadığını söyledim. Akşam haberlerini izleyince yine şaşırdım: Gazetede çıkan ''''5 bin Protestan''''ın 1500''''ü Alevi'''' bilgisi, ''''15 bin Protestan''''ın 1500''''ü Alevi''''ye yükselmiş! Üstelik bunu ben söylemişim gibi sundular! İnsanların din değiştirmesi neden bir başkasını ilgilendirsin? Din değiştirmek, bana kalırsa çok bireysel bir olaydır ve haber değeri yoktur. Ama ille de haber yapılacaksa, insanları üzecek şekilde yapmanın bir anlamı var mı? Medya mensupları artık şunu çok iyi anlamak zorunda: Hiç kimse ''''kandırıldığı'''' için ya da ''''parayla satın alındığı'''' için din değiştirmez. Sık sık yapılan ''''İnsanları parayla kandırıp Hıristiyan yapıyorlar'''' suçlaması büyük bir haksızlıktır.'''' İSA KARATAŞ: Türkiye Protestan Kiliseler Birliği Basın Sözcüsü

İLGİLİ HABERLER