Yaşam
  • 20.8.2003 16:34

AHMET ERCAN'DAN ÜRKÜTEN AÇIKLAMA: ''TÜRKİYE VE YAKIN ÇEVRESİNDE 33 DEPREM BEKLENMEKTEDİR''

YUSUF MIHLIOĞLU BURSA - Depremlerin önceden tespit edilebileceğini savunan Türkiye Jeofizik Kurumu Başkanı ve İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Jeofizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Ercan, Marmara Depremi'ne benzer bir depremin Türkiye'de bin yıl daha olmayacağını öne sürdü. Bursa'nın Mudanya İlçesi'nde bir konferans veren Prof. Dr. Ahmet Ercan, 1999 yılındaki Gölcük merkezli depremde boşalan güç miktarının 79 adet atom bombasına eşit olduğunu belirterek, ''Allah sevdiği ülkeye deprem verir. Sadece depremin sarsıntılarından etkileniyoruz. Ancak depremde elde edilecek enerji erkini kullanamıyoruz. Ama önümüzdeki yıllarda bu güçten faydalanmayı da yakalayabiliriz'' dedi. Bir ülkenin ekonomisi düzeltmedikçe deprem sorununun hallolmayacağına işaret eden Ercan, depremlerin en çok yoksul memleketleri etkilediğini hatırlattı. Bugün dünyada en çok deprem olan ülkenin Türkiye olmadığını kaydeden Prof. Dr. Ercan, ''Ne yazık ki, bazı kişilerin Türkiye'yi birinci derecede deprem ülkesi olarak göstermeleri, ülkemizin hem turizmini hem de yatırımlarını engellemiştir. Türkiye birinci derecede deprem ülkesi değildir. Türkiye'de 8'den büyük deprem olmamıştır. Büyük depremler Pasifik kuşağında oluyor. Türkiye'de olmaz. Dolayısıyla Türkiye ikinci derece deprem kuşağındadır. Türkiye'de 7.9 şiddetindeki Erzincan depremi en büyük depremdir. Gölcük depremi ise 7.4, yüzeysel 7.8 olan bir depremdir. Türkiye'de böyle bir depremi bin yıl daha Marmara'nın görmeyeceği kanısındayım. Bazı çevrelerce ülkemiz açısından olumsuzluklar üretilmektedir'' diye konuştu. ''DEPREM DOĞUM SANCISIDIR'' Depremi önceden kestirmenin mümkün olduğunu savunan Prof. Dr. Ercan, bunun imkansız olduğunu söyleyenlerin mesleklerine ve bilime haksızlık ettiklerini ileri sürdü. Depremin bir doğum sancısına benzediğini anlatan Ercan, doğumdan evvel bebek nasıl annesinin karnını tekmeliyorsa, deprem öncesinde de yerin tekmeler attığını kaydetti. Bunlara depremcikler denildiğini ifade eden Ercan, bu depremcikler başladığında depremin ve boşalmanın nerede olacağının tahmin edilebileceğini bildirdi. Bunun örneğinin 17 Ağustos'ta yaşandığını, Gölcük depreminin bağıra bağıra geldiğini vurgulayan Ercan, Bursa ve çevresiyle alakalı ilginç açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Ercan, Bursa'nın şeftali bahçelerini bozanların bunun hesabını vereceklerini ifade ederek, şunları söyledi: ''Ovalar daima ekmek, biçmek, insanı doyurmak için vardır. Konut yapmak için yoktur. Doğaya ters davranıldığı zaman, doğa bunun öcünü mutlaka alır. O zaman bunun ayıbı depreme ait değildir. Bursa, İnegöl, Ulubat, Manyas arasında kırıklar mevcuttur. Buna göre, yapılaşmayı ovaya değil, dağlık bölgelere kaydırmak gerekir. Önümüzdeki yıllarda Türkiye ve yakın çevresinde 33 deprem beklenmektedir. Bunların içinde İznik ve Gemlik de vardır. Biz depremleri yer ve uzaydan inceliyoruz. Ancak Yunanistan, depremde de bize engel olmaktadır. Yunanistan incelemelerimizde engel olsa dahi, Bursa günün birinde Paris'in önünde yer alacak. Yılda 3 santim hızla kayan Türkiye, 3.5 milyon yıl boyunca 85 kilometre yol almıştır. Paris'e gitmek isteyenler, günün birinde biletsiz olarak gideceklerdir. Bunun gerçekleşmesi, tahminen 10-15 milyon yıl sonra olacaktır.'' ''BURSA OVASI YASAKLI ALAN İLAN EDİLMELİ'' Bursa'daki zemin etütleri yönergesinin içler acısı olduğuna işaret eden Prof. Ercan, ''Büyükşehir Belediye Başkanı Erdoğan Bilenser'le yaptığımız görüşmelerde, bir aya kadar bu zemin etütlerini düzelteceğini söyledi. Ancak Bursalı düzeldi, zemin etütleri hala düzelmedi. Bu ciddi bir sorun, bu konuya sahip çıkın. Gemlik'ten başlayan, Mudanya açıklarından geçen ve Bandırma, Erdek, Yenice, Gönen ile Ezine'ye doğru devam eden kırıktan Mudanya etkilenecektir. Yenişehir'den gelen diğer bir kol, Bursa ovasının tam ortasından Ulubat, Manyas, Yenice, Gönen kırığına karışıp Ege'ye ulaşmaktadır. Bursa'yı etkileyecek olan kırık da budur. Bu kırık çok etkin ve deringen değil. Büyük depremler üretmiyor. En çok Manyas kesiminde büyük depremler üretebiliyor. Ama Bursa'da 5 ila 5.5 dolayında deprem üretiyor. Ancak bu demek değildir ki deprem yıkmaz. Buna göre binalar yapılırsa hasar aza indirilir. Bursa ovası sadece Bursalılar'ın değil, bütün Türkler'indir. Kimse istediği şekilde ovaya bina yapamaz. Ova, yasaklı alan ilan edilmeli. Gerekli önlemler alınsa da ovaya bina yapılamaz. Ovaya değil, dağlara doğru yapılaşma gerekmektedir. Bursa'nın yeşilliği , şeftali bahçeleri yok edilmemeli, yoksa doğa bunları yok eder. Bursa'da yapılaşma sanki 7.5 büyüklüğünde bir deprem olacakmış gibi planlanmalı. Bursa'da 7.5 büyüklüğünde bir deprem olma ihtimali 10 binde 4'tür. Ama sıfır değildir. Dolayısıyla binaların 7.5'e göre tasarlanması gerekmektedir. Hiç deprem olamayacakmış gibi yaşamaya devam ederken, her an deprem olacakmış gibi de hazırlıklı olmalıyız'' dedi. Türkiye'nin deprem konusunda sınıfta kaldığını ve kalmaya da devam ettiğini kaydeden Ercan, ülkemizde 100 yıl içinde depremde ölen insan sayısının 90 bin kişi, yıkılan ev sayısısın ise 560 bin olduğunu hatırlattı. Yapıları devletin ve belediyelerin denetleyemediğine dikkati çeken Ercan, bu işin üstesinden ancak Avrupa ve Amerika'da olduğu gibi sigorta şirketlerinin gelebileceğini bildirdi. Sigorta şirketi tarafından binaların temel aşamasından itibaren denetlenmesi gerektiğini savunan Ercan, sigortalanmayan yapılara belediyelerin oturma izni vermemesini istedi. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 20:32

İLGİLİ HABERLER